1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Necati Şaşmaz "Kadına Hak Ettiğinden Fazlasını Vermem" Röportajı

Konusu 'Sanatçılarla Röportajlar' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 15 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Kadına Hak Ettiğinden Fazlasını Vermem Röportajı
    Nuriye Akman: Necati Şaşmaz'dan söyleşi randevusu alınca düşündüm. Acaba canlandırdığı karakteri, dolayısıyla Kurtlar Vadisi'ni mi konuşsam, yoksa kendisini mi? İkisine dair merak ettiğim soruları hazırladım. Ama konuşmaya başlayınca gördüm ki Necati, Polat'ı inanılmaz bir şekilde sarıp sarmalıyor, Polat Alemdar markasına zarar vereceğini düşündüğü soruları cevaplamıyor. Diziye kim neden girmiş kim neden çıkmış; ser veriyor sır vermiyor.

    Aslolanla hayali ayrıştırmak yerine, gerilim vaat eden Necati-Polat ikileminde derinleşeyim bari dedim. Necati, Polat olmadan önceki dünyasına yaslanarak gerilimi iyi yönetti. Magazin kuyusuna düşmeden, kurt ulumasından da, kuzu melemesinden de ötelerde bir yerde lafı bağladık. Şaşmaz'ın meramını anlatırken kullandığı kadın teşbihleri tartışmaya değer bir soru olarak havada asılı kaldı: Söyleyin bakalım kadın nedir? Katı mıdır, sıvı mı? Helva mıdır, su mu?

    Nuriye Akman: Polat, Necati'nin rol modeli mi?

    Necati Şaşmaz: Polat ailesinden, sevdiği her şeyden vazgeçip bu görevi yaptı. O noktada evet rol modelim. Ama ben bunu yapabilir miydim bilmiyorum.

    Nuriye Akman: İçinizdeki gizli kurtarıcı olma arzusunu mu hayata geçirdiniz Polat ile?

    Necati Şaşmaz: Kurtarıcı olma yönüyle değil de, sevilen olma yönüyle evet.

    Nuriye Akman: Sevilmeye o kadar mı hasrettiniz?

    Necati Şaşmaz: Sevilmeye alışkınım aslında. Polat bunu pekiştirdi.

    Nuriye Akman: Ama aynı zamanda da çok nefret edilen biri. Bu zıtlığı nasıl yönetiyorsunuz?

    Necati Şaşmaz: Polat'tan nefret eden, bu milletin ahlaki değerlerini omuzlamış bir insandan nefret ediyor. Ayrıca sevilmenin getirdiği sıkıntılar da olabiliyor.

    Nuriye Akman: Ama siz sevilmiyorsunuz ki, Polat seviliyor. Dolayısıyla o sahte sevgi...

    Necati Şaşmaz: Yoo. Polat'a duydukları sevgiye karşılık verdiğim için Necati de seviliyor.

    Nuriye Akman: Bazı gazeteciler Polat için "Abdullah Çatlı ile Rambo kırması dandik bir kahraman" diye yazmışlardı. Ve siz onları mahkemeye vermiştiniz. Demek ki Necati, Polat'la tamamen özdeşleşmiş durumda.

    Necati Şaşmaz: Öyle bir karışıklıktan bahsediyoruz ki mahkeme bile bu işin içinden çıkamadı. Ben sadece bir karakter ile tanındım. O da Polat. Benim resmimi koyup Polat Alemdar diye istediğiniz hakareti yapamazsınız. Ki Polat bizim markamız, şirket olarak ona zarar gelmesini istemeyiz.

    Nuriye Akman: Bu arada çatışmanın kralını yaşarsınız.

    Necati Şaşmaz: Neden?

    Nuriye Akman: Çünkü Polat'ın marka değerini koruyan Necati, şiirlerinde "Deniz olmuş akşamlar. Ne susar ne konuşur" diye yazabiliyor. Bir sufinin gece hayatını mı anlatıyor bu dizeler?

    Necati Şaşmaz: (Gülüyor) Sufinin gece hayatı derken yanlış anlaşılma olmasın.

    Nuriye Akman: Sufinin gece hayatında, aşk denizine dalıp, dilsiz ve dudaksız konuşmak yok mudur?

    Necati Şaşmaz: Ve gökteki ay gibi ayaksız yürümek... Ama işte gece hayatı denince...

    Nuriye Akman: Korkmayın o kadar canım. Gece ikiden sonra başlayıp, gün ağarana kadar geçen süre işte...

    Necati Şaşmaz: Evet. Şiirlerimin çoğunu o saatlerde yazmıştım. 16-20 yaşları arasında yazdım onları. Artık yazamıyorum.

    Nuriye Akman: Çünkü o "gece hayatınız" bitti, başka bir gece hayatı başladı.

    Necati Şaşmaz: Evet. Geceleri çekim yapıyoruz, gündüz yatıyoruz.

    Nuriye Akman: Merak etmeyin, gecenin çekimden sonraki kısmını sormayacağım. Şov dünyasına gelinceye kadar baba ve dede evinde bambaşka bir hava solumuşsunuz. Polat olduktan sonraki referans noktanız artık reyting mi?

    Necati Şaşmaz: Hayır. Referansım, geldiğim ata evi, dizide Ömer babada vücut buluyor.

    Nuriye Akman: Ama o sözler Polat'ın eylemleriyle örtüşmüyor ki.

    Necati Şaşmaz: Ama Polat sufi değil ki.

    Nuriye Akman: Ya Necati?

    Necati Şaşmaz: Necati bir muhib. Ben Allah'ı unutmadım. Kendime sufi diyebilmek çok büyük bir iddia olur. Aşılacak çok merhale var.

    Nuriye Akman: Şundan dolayı mı? Sufi, nefsinin perdelediği hakiki benliğini bulmak için kendisini soyar durmadan. Ama bir aktör tam tersini yapar. Kisve üstüne kisve giyer.

    Necati Şaşmaz: Çıkardığım her kisve, oynadığım, karakterlere giydirebileceğim kostümler olarak geri döndü. O yüzden sufilik için zorluk sağlayan o deri çıkartma, oyunculuk için kolaylık sağlar.

    HİÇ ÂŞIK OLMADIM
    Nuriye Akman: Röportajlarınızı okuduğumda aşktan korkan, kadınların onu güçsüz bıraktığını düşünen bir insan gördüm. Size bu güçlü olma arzusunu aşılayan Polat mı?

    Necati Şaşmaz: Polat aşk konusunda çok güçsüz aslında. Aşkın insanların kimyasını bozduğunu söylemeye çalıştım. Ve hiç âşık olmadım. Bu kimyanın bozulmasını istemediğim için güçlü kalmayı tercih ediyorum.

    Nuriye Akman: Allah'a giden yol bir insana duyulan aşktan geçmez mi?

    Necati Şaşmaz: Şöyle anlatayım: Nuh devri zamanlarında insanlar seyahatler için helva yaparlarmış. Yolda tapınma ihtiyacı olur, helvadan put yapar ona tapınmaya başlarlarmış. Acıktıkları zaman da onu yerlermiş. Şimdi ben kadına hak ettiğinden fazlasını vermenin yanlış olduğu noktasındayım. Yani helvayı alıp put yapıyorsun. Sonra ona tapıyorsun. Acıkınca yiyorsun. Bunu yapma. Ama helvaya değer ver, senin nimetin o. Şimdi yanlış anlaşılmasın, kadını helvaya benzetiyormuşum gibi de olmasın.

    Nuriye Akman: Tamam olmasın. Kadın helva değilse nedir size göre?

    Necati Şaşmaz: Kadınlar sıvıdır, likittir yani. Erkekler kap gibidir biraz. Ve kadın erkeğin kabını alıyor. Öyle bir bütünleşiyor ki, erkek kendini kaybediyor. Her ne kadar kadın egemen değil desek de muhakkak kadın egemen. Çünkü kadın daha likit bir şey.

    Nuriye Akman: O ilahi şiirleri yazan adamın aşkı bir kazanma ve kaybetme olarak görmesi ne tuhaf.

    Necati Şaşmaz: İlahi aşka hiçbir sözüm yok. Kadının ilahi aşka aracı olmasına da bir şey diyemem. Ama ilahi aşkı yaşayacağım diye mecazi aşk yaşanmaz.

    Nuriye Akman: Bu güçlü olma, paçayı kadına kaptırmama korkusunu ne besledi?

    Necati Şaşmaz: Aslında ben bir aşk çocuğuyum. Annem babam ilk gördükleri andan itibaren birbirlerine âşıklar. Halen de öyleler. Etrafımda çok âşık olmuş insan vardı. Nihayetinde bir kopma oluyor. İki tarafın birbirine eziyeti, kendilerini ve birbirlerini üzmeleri beni çok rahatsız etti. Ben bu konuma düşmek istemiyorum. Ama ben hiç âşık olmayacağım demedim.

    Nuriye Akman: Bence olamazsınız siz.

    Necati Şaşmaz: Neden?

    Nuriye Akman: Bir röportajınızda diyorsunuz ki, "Direktifler veririm kendime âşık olmamak için. Âşık olmaya meyledersem hemen karşımdakinin kusurlarını sayarım, vazgeçerim aşktan". Bu patolojik bir durum değil mi?

    Necati Şaşmaz: Patolojik olabilir. Ama aşkın gözü kördür. Eğer ben kusur görebiliyorsam zaten âşık olamayacağım demektir. Eğer ben âşık olmuşsam zaten ne kusur göreceğim, ne bir şey. O direktifler de bana bir şey yapmayacak o zaman.

    Nuriye Akman: Kendinizi böyle programladıysanız hep kusur göreceksiniz.

    Necati Şaşmaz: Çabuk teslim olmamak içindir o. Bu kale değerli bir kaledir.

    Nuriye Akman: Kendinizi bu kadar mı seviyorsunuz?

    Necati Şaşmaz: Kendimi değil, gönlümü çok seviyorum. Gönlümün meylini niye alsın mecazi bir şey? Alacaksa değerli bir şey olmalı.

    Nuriye Akman: O zaman mantıken ilişkiden de kaçınmış olmanız lazım.

    Necati Şaşmaz: İlişkinin beni çok zedeleyebilecek kötüsünden evet kaçınırım. Beni odağımdan, hedefimden şaşırtmayan bir şey olabilirse olur. İnsan sevmeli. Aşk şimşek çakması gibi gerilim içerir. Hemen peşinden yağmurlar gelse de...İşte bu o yağmur sevgidir, huzur verir.

    Nuriye Akman: Neden Polat'ın âşık olduğu bütün kadınlar ölüyor? Necati huzur bulsun diye mi?

    Necati Şaşmaz: Yoo. Takdir-i senaryodan. (Kahkahalar) Aşk imkânsız olandır. Kavuşabilecek duruma gelince, senaryonun gerilimi bitiyor.

    Nuriye Akman: Polat'a sizce nasıl bir aşk lazım?

    Necati Şaşmaz: Polat'ın kafasında Elif'ten başka bir şey yok. O yüzden önce kabının Elif'ten boşalıp, içinin temizlenip sonra doldurulması gerek. Polat'ın kim olduğunu bilmeyen ya da umursamayan birisiyle bir tanışma gerçekleşebilir. Senaristlerimiz düşünüyor bu konuda.

    Nuriye Akman: Gerçek hayatta Polat'ın karşılığının olduğunu düşünüyor musunuz?

    Necati Şaşmaz: İnşallah vardır.

    Nuriye Akman: Ama kurtlar, denetimsiz bir şekilde adam öldüren insanlar...

    Necati Şaşmaz: Denetimsiz değil. Kurguya baktığınız zaman Polat, Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın başkanı.

    Nuriye Akman: Ama sonuçta kendisi veriyor öldürme kararını.

    Necati Şaşmaz: Bazı durumlarda zaten yargılamadan infaz olabiliyor. Bir mafya üyesine sizin bana sorduğunuz gibi soramazsınız. Resmî bir ifade alma yönteminin böyle olduğunu ima etmiyor bizim dizimiz. Ama gayri resmî bir şekilde nasıl ifade alındığını KGT bağlamında gösteriyor.

    Nuriye Akman: Oyunculuğunuz ile ilgili özeleştiride bulunuyor musunuz?

    Necati Şaşmaz: Ben kendimi eleştiriyorum ama size söylemeyeyim isterseniz. Herkesin diline sakız olur sonra.

    Nuriye Akman: Duygularını göstermeyen bir poker face oluşunuz bir tercih mi, yoksa yeteneksiz misiniz?

    Necati Şaşmaz: Seyirci poker face istiyor. Oyuncu koçlarım da bu duruşu bozma diyorlar bana. Önceden bilmediğim birçok tekniği öğrendikten sonra, bunları Polat'a eklememek bana zor geliyor. İnşallah başka bir karakterde kullanırım.


    Beni virüslerden babam koruyor
    Nuriye Akman: Her türlü eleştiriden Polat'ı koruyorsunuz.

    Necati Şaşmaz: Polat, şirketimizin görünen yüzü olduğu için onu sadece ben değil, bütün ekibimiz; hatta izleyicimiz koruyor. O kadar çetrefil bir durum var ki, ikisi birbirine girmiş. Necati çözümlendiği zaman Polat da çözülür diye korkuluyor.

    Nuriye Akman: Polat, putunuz mu sizin?

    Necati Şaşmaz: Polat asla tapındığımız bir şey değil. Sadece yolumuzun devamında lokomotif görevi yapıyor.

    Nuriye Akman: Yani kurduğunuz hayaller yaşasın diye kendi hakikatinizden kaçıyorsunuz. Ya bu arada virüsler benliğinizi tamamen işgal eder ve sizi aslınızı göremeyecek kadar körleştirirse?

    Necati Şaşmaz: Polat'ı korurken elbette Necati'ye zarar gelsin istemem. Ben kendimi görebilmek istediğimde bana ayna görevi yapan babama giderim. Hani aynanın karşısına geçtiğinizde kendinize çekidüzen verirsiniz ya... Psikolojik, ruhsal, gönül ve görüş tedavimi babam yapar benim.

    Nuriye Akman: Babanız virüslerden nasıl koruyor?

    Necati Şaşmaz: En önemlisi, beni dinliyor. Şöhretin getirdiği zorluklardan bahsediyorum. Bana güzel ikazlar ve telkinlerde bulunuyor.

    Nuriye Akman: Ne diyor mesela?

    Necati Şaşmaz: Diyor ki: İnsanların sevgisine layık olmaya çalış. Hiç kimseyi hor görme. Sana gelen bir insan, imza almak için olsun, fotoğraf çekmek için olsun, gülümsemeye çalış. O insanların içlerinde birer melek taşıdığını, o meleğin sana selam verdiğini düşün. Birisi seni göklere çıkarıyor, diğeri seni aşağılıyorsa ikisi de aynıdır oğlum. Bunlara aldanma. Hepimiz ölümlüyüz. Hepimiz topraktan yaratıldık. Ve nihayetinde bize üflenmiş olan ruhumuz aslına dönecek. Övdüğümüz de yerdiğimiz de topraktır aslında. Asıl övgüye layık olan, bize üflenen o nefestir. Kimse övülmekle bir kazanım elde etmez. Yerilmekle de bir şey kaybetmez. Biz neysek oyuz. Değişen bir şey olmayacak.

    Nuriye Akman: Eh artık ben ne desem boş. Babanız demiş diyeceğini. Yalnız Necati Bey, aklıma takıldı kaldı teşbihleriniz. Kadın katı bir şey miydi sizin için, yoksa sıvı bir şey mi? Yani helva mı, su mudur kadın?

    Necati Şaşmaz: Teşbihte hata ettiysek affola. Helva da, su da nimettir. İkisinin de sahibi, onu bize bahşedendir Nuriye Hanım.
     

Sayfayı Paylaş