1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nefes Alıp Verme Düzeni

Konusu 'Fen ve Teknoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 17 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Nefes Alıp Verme Düzeni

    Nefes Alıp Verme Düzeninizi Hiçbir Zaman Kontrol Etmiyorsunuz. Çünkü Bazı Hücreleriniz Bu Kontrolü Sizin Yerinize Yapıyor.

    [​IMG]


    Eğer nefes alma düzeni bizim kontrol ve dikkatimize bırakılmış olsa, nefes almayı unuttuğumuzda, uykuya daldığımızda ya da başka bir işle meşgul olduğumuzda nefessizlikten ölebilirdik.

    Her insan için hayati bir öneme sahip olan nefes alma işlemi, solunum merkezi tarafından düzenlenir. Bu merkez bir mercimek tanesi büyüklüğünde olup beynimizin bir uzantısı olan "beyin sapı" denen yerdedirve başlıca üç grup sinir hücresinden oluşur:

    Birinci grup hücreler,
    solunumun temel ritmini belirlerler ve içimize hava çekmemiz için emir verirler. Böylece ihtiyacımız olan havayı içimize çekmiş oluruz.

    İkinci grup hücreler ise, solunumun hızını ve gidişatını belirlerler. Ancak ikinci grup hücreler devreye girdiğinde, birinci grup hücrelerin faaliyetini bir sinyalle durdururlar. Böylece akciğerin hava dolum bölümü kontrol edilir ve nefes alıp vermemiz hızlanır.

    Üçüncü grup hücreler ise, normal nefes düzeninde aktif değildirler. Ancak yüksek oranlarda soluk alıp vermek gerektiği zaman devreye girerler, karın kaslarımıza sinyal gönderip solunuma katılmalarını sağlarlar.

    Tüm bu anlatılanlar hayatta kalmamız için yeterli midir? Hayır.

    Solunum kimyasal olarak da kontrol edilir. Bizim nefes alıp vermemizin amacı kandaki oksijen ve karbondioksit miktarlarının belirli bir oranda kalmasıdır. Bu orandaki değişiklikler ise solunum merkezindeki bir grup hücreyi harekete geçirir ve solunumdaki bozulan değerler çok hassas ayarlamalarla olması gereken düzeye getirilir.
    Kandaki oksijen miktarının solunum merkezine doğrudan bir etkisi yoktur. O halde kanda değişen oksijen miktarından nasıl haberdar olmaktadır? Burada bir grup daha devreye girerek mucizevi bir şuur gösterirler. Beynin dışında, şahdamarı gibi bazı büyük damarlarda bulunan çok hassas alıcılar, kandaki oksijen belli bir düzeyin altına indiğinde solunum merkezine sinyaller gönderirler. Böylece çok hassas değişikliklerle solunumda gerekli düzeltmeler yapılır.

    Bizim hayatta kalmak için ne kadar oksijene ihtiyacımız olduğunu bir grup hücre nasıl bilmektedir?
    Bilimin ancak son 20 yılda ortaya çıkardığı bu akılalmaz mekanizmayı hücreler ilk insandan bu yana nasıl kullanmaktadırlar?

    Üstelik bu mekanizma o kadar hassastır ki, hayatımız boyunca otururken, koşarken ya da uyurken hiç hata yapılmaz ve vücudumuzdaki 100 trilyon hücreye her an tam ihtiyacı olan oksijen taşınır; zararlı olan karbondioksit ve hidrojen iyonu gibi atıklar derhal uzaklaştırılır.
     
  2. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.415
    Beğenileri:
    7.322
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.712 ÇTL
    Nefes Alma

    Solunum sistemi


    Solunum sistemi organları, yaşamamız için ihtiyacımız olan enerjiyi elde etmek amacıyla besinleri yakmak için oksijen alıp, oluşan karbondioksiti vücuttan atma olaylarını (gaz alışverişini) düzenler.

    Göğsün üst bölümünde akciğerler bulunur. Akciğerleri kaburgalar arası kaslar korur. Akciğerlerin altında bulunan diyafram kas,ı göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kuvvetli bir kastır.

    Gaz alışverişi alveollerde meydana gelir. Havadan alınan oksijenin kana geçişi ve solunum sonucu oluşan karbondioksitin dışarı atılması alveollerde gerçekleşir. Bir başka ifadeyle; kan ve hava arasındaki oksijen ve karbondioksit alışverişi burada olur.

    Aşağıda verilen şekil solunum sistemi organlarına aittir.
    [​IMG]



    Nefes alma

    Solunum sırasında diyafram, kaburgalar ve kaburgalar arası kasların hareketi ile akciğerlerde hava giriş çıkışı görülür. Soluk alırken; diyafram kasılarak düzleşir. Aynı zamanda kaburgalar arası kaslarda kasılarak kaburgaların uçlarını yukarıya doğru iter.

    Soluk verme sırasında; diyafram kasları gevşer ve kubbemsi şekil alır. Kaburgalar arası kasları gevşer, göğüs boşluğu daralır. Akciğerlerdeki hava dışarı verilir.


    Oksijenli Solunum

    Glikozun oksijen ile yakılarak enerji elde edilmesi işlemine oksijenli solunum denir.

    Oksijenli solunumun kimyasal tepkimesi ;
    glikoz + oksijen → karbondioksit + su + (enerji)

    Üretilen enerji;
    • Küçük moleküllerden büyük moleküllü bileşikler elde edilmesinde
    • Kasların kasılmasında
    • Isı üretilmesinde, kullanılabilir.
    Solunum sonucu oluşan atık maddeler karbondioksit ve sudur. Karbondioksit zehirli bir gazdır. Bu yüzden soluk verdiğimiz zaman akciğerlerimizden dışarı atılır. Suyun bir kısmı vücutta kullanılır. Kalanı ise dışarı atılır.

    Fazla spor yaptığımız zaman kaslarımızın ihtiyacı olan oksijeni dolaşım sistemimiz sağlayamaz. O zaman kas hücrelerimizde oksijensiz solunum olayı görülür.


    Oksijensiz Solunum

    Glikozun oksijensiz ortamda parçalanması ile oluşan solunum çeşitidir. Glikoz oksijensiz solunum ile tam olarak parçalanamaz ve sonuçta oksijenli solunuma oranla daha az enerji elde edilir. Oksijensiz solunum sonucunda laktik asit oluşur. Laktik asit zehirlidir ve kaslarda biriktiği zaman kas kasılmalarına neden olur.

    Oksijensiz solunumun kimyasal tepkimesi:
    glikoz → laktik asit + (çok az enerji)
     

Sayfayı Paylaş