1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nefesi vaktine teslim etmeden kalbime düşenler…

Konusu 'Mustafa CİLASUN' forumundadır ve MustafaCİLASUN tarafından 8 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. MustafaCİLASUN

    MustafaCİLASUN Twitter:@mustafacilasun Özel üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.164
    Beğenileri:
    729
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kamuda yönetici- http//www.facebook.com/mcilasun
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    0 ÇTL
    [​IMG]








    Öncelikle
    Rabbime hakkıyla
    Kul olamadığım için
    Nedametim çok derindir
    Kimi vakit gam, kimi vakit keder
    Ve hatta sinei dert için yetendir


    Rabbim
    Oysa neler nasip etmişti
    Yıllara sâri çileli bir hayatı
    Yaşamamı diledi
    İçinde bulunulan şartlar ve sosyal
    Yaşantı bire bir dram içindeydi


    Beşer
    Sanki çaresiz ve bezgindi
    Yokluk ne kadar garip
    Bir kaderdi, içimizdeydi
    Boyun büktüren, melülleştiren
    Lahzalar ne kadar zor ve derindi


    Örf ve adet
    İslami hassasiyet kıt kanaatti
    Adeta devşirmeler zümresinden
    Tebarüz eden nefeslerdi
    Farklı kültür ve maksatlar,
    Asabiyet içinde hak tellallığı yapanlardı


    Nisalar
    Her nedense birer zavallıydı
    Hâkim güç ve bağnazlık
    Kapı eşiğinde palazlanırdı
    Hiçbir esamesi bulunmayan
    Varlıklar olarak sosyal yaşantıda acıydı


    Din kisvesi
    Simsarlık nakaratı, kamuflaj anı
    Nefsi açlığı bulunan
    Her görevlinin tatmin kuralıydı
    O kadar trajik bir sapmaydı ki,
    Kadın ve mazlum bir şey yapamazdı


    Memur
    Ve güya okumuş bürokrat
    Milletin efradını cahil gören
    Ve höyküren kandı
    Varlık ve servet adına adanmış
    Sefil yaratıklardı, hovardalık alışkanlıktı


    Âlim ve arif
    Nazarlarla mahkûm
    Edilen zanlılardı
    Medeniyet ve yenilik dedikleri
    Yosmalık izan için paçavraydı
    Böyle bir şatafatı öngören ve partiler
    Düzenleyen hüküm sahipleri vardı


    Asker
    Zaten en üst saltanattı
    Sınırları içinde özgürlüklerini
    Hoyratça kullanan zevattı
    Milletin can evlatlarını köleleştiren
    Ve özelinde kullanan hezeyanlardı


    Devlet
    Güya demokrasiyle
    Halkın seçimiyle hükümet edilen
    Yönetim şekliydi
    Aldatan ve aldanan o kadar masum
    Ve mazlum bir millet efradı vardı ki


    Küresel
    Güç ve emperyalist emellerin
    Vize verdiği ve yeşil ışık yaktığı
    Kimseler devredeydi
    Cumhurbaşkanı asker, hükümet
    Başkanı öngörülen meşruiyet tellalıydı


    İmamlar
    Ne kadar aciz
    Ve miskin canlardı
    Memur maaşına sesleri kesilen
    Ve el çektirilen insandı
    Hutbe ve vaazlar İslami hassasiyetten
    Ziyade belamlık yapmak için vardı


    Umutlar
    Ne kadar yorgun ve solgundu
    Ama hesaplar tutmadı,
    Başka bir hesabı olan Rab vardı
    Mazlum ve mağdurun hak ve hukuku için
    Gönüllerde yeşermeler başladı


    Her türlü
    Tuğyan ve isyana kardı
    Peygamberi bir sabırla
    Umutlar tazelendi ve filizlendi
    Ne kadar çile varsa çekilen nur ve
    Erdem olarak kalplere refakat etti


    İnsanın
    Bir kutlu davası ve sevdası
    Aşkıyla yol aldığı, gönüllere
    Umut aşıladığı hizmet bulunmalıydı
    Rabbime hamdı senalar olsun başarıldı,
    Pagan ve sekiler izime rağmen aşk yaşattı



    Mustafa CİLASUN
     

Sayfayı Paylaş