1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

nefi kimdir

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve -araz- tarafından 25 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    Nef'î (Ömer), (1572-1635) ünlü 17. yüzyıl Dîvân şairi. XVII. yüzyıl ve bütün Türk edebiyatının en büyük kaside şairi olarak tanınan Nef'i, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.

    1572 yılında Hasankale'de doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söze ederler. Babası ülkesinin etrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir.

    Gerçek ismi Ömer olan Nef'î, kaynaklarda Nef'i Ömer Bey adıyla anıldığı gibi mührüne kazdırdığı beyitte de Ömer adı görülmektedir.

    Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Fars edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef'i Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

    Padişah 1.Ahmed zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları 2.Osman ve 4.Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile ünlü olan Nef'î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti.Dönemin müftüsü Nef'i yi öven ancak içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir kıt'a söylemiştir.Kıt'a:

    "Şimdi hayli sühanveran içre, Nef'i mâ'nendi var mı bir şair, Sözleri Seb'a-i Muallakadır, İmre-ül Kays kendidür kafir."

    Nef'i de buna karşılık olarak;

    "Bize kâfir demiş müftü efendi, Tut ben diyem O'na müselman. Yarın vardıkta ruz-ı cezaya, İkimiz de çıkarız orda yalan."

    diyerek cevap vermiştir.Ayrıca kendisine boşboğaz köpek diyen Tahir Efendi'ye

    Bize Tahir Efendi kelp demiş, İltifatı bu sözde zahirdir. Mâlikî mezhebim zira, İtikadımca kelp tahirdir.


    diyerek dolaylı bir yoldan köpek diyerek karşılık vermiştir.Zira maliki mezhebince köpek temiz kabul edilir ve dokunulması halinde abdest bozulmaz."Tahir" de "temiz" demektir ve o dönemde "tahir" kelimesi "temiz"den daha popülerdi. Devlet büyükleri hakkında bu kadar sert hicivler yazmasına rağmen uzunca bir süre 4.Murad tarafından korundu, daha sonraları 4.Murad kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah 4.Murad'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır.Halk arasında Nef'i efendinin ölümü hakkında şöyle bir rivayet geçmektedir: Nef'i çok iyi bir şair olduğu için infazından vazgeçilmiştir.Padişaha gönderilecek belge yazılırken Nef'i de oradadır.Belgeyi bir zenci yazmaktadır ve kâğıda mürekkep damlatır.Nef'i de bu olay üzerine "Mübarek teriniz damladı efendim" diyerek yaşama şansını kaybetmiştir.

    Çalışmaları


    Nef'î hiç kuşkusuz, hiciv dendiğinde Türk edebiyatında öne çıkan isimdir. Onu ölüme sürükleyen hiciv edebiyatında çok başarılı olduğu aşikâr. Hicvin yanı sıra övgü edebiyatıyla da göz doldurmuştur, bugün dîvân edebiyatının en beğenilen kasidelerinden bir çoğu onun eseridir. Yazdığı kasideler güçlü tekniği ve değişik ahenki ile fark yaratır. Zaman zaman kasidelerinde gördüğümüz aşırı süs ve abartılar bile, güzel ahenki ile sunîlikten uzak doğal bir havadadır.


    Ölüm Sebebi


    Nef'î'nin ölüm sebebi o zamanın sadrazamına hiciv yüklü şiirler sunmuştur.Nef'i'nin özelliği övdüğü kişiyi göklere kadar çıkaran yerdiği kişiyi yerin dibine sokan bir kişidir.İkisinin ortasını yakalayamayan bir kişidir.Dönemin padişahı 4.Murad Nef'i'yi çok beğenmiş şiirlerini çok sevmiştir.4.Murad'la bir çok dialogları aralarındaki samimiyeti gösterir.Fakat sadrazama yazdığı hicivleri sadrazam doğal olarak kaldıramaz ve öldürün bu kafiri der.Fakat 4.Murad bunun yapılmasına izin vermez.Ordu sefere çıkar ve çıktığı seferde Osmanlıya göre güçsüz devletle karşı çıkılan bir seferdir ve Osmanlı ne kayberder ne de kazanır.Bu olayın üzerine seferden dönen 4.Murad çok sinirlenir ve bu konu üzerine sadrazama 4.hicvini yazmıştır.Çok keskin zekaya sahip olan Nef'i bu şiirinde de bakıldığı zaman övdüğü düşünülen fakat aslında yergi yapılan bir şiirdir.Sadrazam yine öldürmek ister fakat 4.Murad'ın izin vermeyeceğini bilir.4.Murad sarayı bahçesinde yürürken nef'i sadrazama yazdığı 4.hicvi padişaha uzatır,padişah okur ve beğeğenir.Tam bu sırada padişahın yakınına yıldırım düşer bunun üzerine sadrazam Nef'i uğursuzdur onun yüzünden ölüm tehlikesi geçirdiniz demiştir ve zaten sinirli olan padişah 4.Murad Tiz kellesi vurula! emrini verir ve Nef'i öldürülür. Ancak gerçekte Osmanlı sarayında dönen entrikalardan ve bunu yapan kişilerden rahatsız olduğu için hicve yönelmiş ve hicivlerinden rahatsız olan kişilerin lobisi sonucu idam edilmiştir.

    Ölümünden sonra Nef'i için şöyle denmiştir ; Gökten nazire indi Siham-ı Kazasına Nef'i diliyle uğradı hakkın belasına. Burada belirtilen Siham-ı Kaza adlı eser Nefi'nin hicviyelerini topladığı kitabının adıdır ve Kaza Okları anlamına gelir. Eser bir mecliste okunurken toplantının yapıldığı yere yıldırım düşer. O sırada mecliste ki şairlerden biri bu beyti söyler.

    Başlıca Eserleri
    Sihâm-ı Kazâ (Hiciv şiirleri),
    Türkçe Dîvân,
    Farsça Dîvan.
     

Sayfayı Paylaş