1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nobel Ödüllü Yazarımızı Hiç Karşılayan Olmadı

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 3 Aralık 2006 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.438
    Beğenileri:
    7.365
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.906 ÇTL
    Nobel ödüllü yazarımızı hiç karşılayan olmadı... Orhan Pamuk, YAPAYALNIZ kaldı...

    Rejim muhalifi İranlı Şirin Ebadi Nobel alınca ülkesinde onbinlerce kişi tarafından coşkuyla karşılandı, Orhan Pamuk ise yapayalnızdı. Bagaj cihazındaki sıkışma yüzünden bir saat valiz bekleyen Pamuk, bu süreyi gazete okuyarak değerlendirdi.

    Columbia Üniversitesi'nde ders veren ve dönem sonu olduğu için Türkiye'ye dönen Orhan Pamuk, valizini beklerken "Ödülü kazandıktan sonra ilk kez Türkiye'ye geldim, bu yüzden çok heyecanlıyım" dedi ve birkaç okura imza verdi.

    İranlı Ebadi üç yıl önce Nobel aldığında ise ülkesi ikiye bölünmüş, Devlet Başkanı bile "Ödülün siyasi gerekçelerle verildiğini" savunmuş, ancak yine de havalimanında onbinlerce kişi çiçeklerle karşılamış, VIP salonu açılmış, eskort verilmişti.

    Orhan Pamuk valizini gazete okuyarak beklerken tek "hoşgeldin" diyen karuseldeki "Welcome" yazısıydı.

    Sabah gazetesi bu yapayalnızlık durumunu manşetine taşıdı ve büyüterek verdi.

    Uçaktan indikten sonra gazetecileri karşısında görünce şaşkınlığını gizleyemeyen Orhan Pamuk, "Ödül aldım diye hayatım değişmeyecek. Ben bildiğiniz romancı Orhan olmaya devam edeceğim" dedi. ABD dönüşünde gazetecilere "Sizler gibi çok heyecanlıyım" diyen Pamuk, ödülü kazandıktan sonra ilk kez Türkiye'ye geldiğini ve bu yüzden de çok heyecanlı hissettiğini sözlerine ekledi. İstanbul'da 5 gün kaldıktan sonra kızıyla beraber ödülünü almak için İsveç'in başkenti Stockholm'e uçacağını ifade eden ödüllü yazar, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra yaşantısında herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti.

    Orhan Pamuk sözlerine şöyle devam etti: "Hayatımda bir değişiklik yok. Havalimanına gelince gazeteci arkadaşları karşımda görüyorum. Sadece böyle bir değişiklik var. Yurt dışında da böyle. Ben masama, yazmaya, çalışmaya, eski alışkanlıklarıma bağlıyım. O hedef beni çok sevindirdi. Hepimiz için bir sevinç ama benim hayatım değişmeyecek. Ben bildiğiniz romancı Orhan olmaya devam edeceğim." Orhan Pamuk "Bir tedirginliğiniz var mıydı'' sorusuna cevaben ise "Artık siyasi konular yok" demekle yetindi. Diğer yandan İstanbul'a THY uçağı ile gelen Orhan Pamuk uçakta bagajların içine konulduğu konteynırın sıkışması nedeniyle yaklaşık bir saat beklemek zorunda kaldı. Bu sırada gazete okuyan ve bazı hayranlarına kitabını imzalayan Orhan Pamuk için bazı yolcular, "Bize uçakta selam bile vermedi" diye serzenişte bulundu. Uçakta görevli kabin memurları ise, "Gelirken bol bol kitap okudu. Zaten kendisi Business Class'ta oturuyordu. Pek kimseyi görmedi " dediler.

    Kaynak: [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  2. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.438
    Beğenileri:
    7.365
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.906 ÇTL
    Orhan Pamuk’un kitabındaki bir cümleyi analiz eden Prof. Dr. Ortaylı “İçinden çıktığı toplumu bilmiyor” dedi

    Adana Seyhan’da düzenlenen bir konferansta konuşma yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Nobel ödüllü Orhan Pamuk için ilginç bir saptamada bulundu. Ortaylı, bir dinleyicinin Pamuk’la ilgili sorusu üzerine şunları söyledi. “Kaleme aldığı bir eserde şöyle bir ifade geçiyor. ‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.

    Bu toplumun gerçeklerini, inançlarını bilen her insan bilir ki, bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar.”

    Prof. Dr. Ortaylı konferansta ayrıca, Kozan ilçesindeki Anavarza Antik Kenti’ne dikkat çekerek burada kazı yapılması halinde büyük bir zenginliğin ortaya çıkacağını söyledi.

    Medya Sosu Notu: Buradan şunu anlamamız da mümkün. Sevgili Orhan Pamuk demek ki tarihi iyi bilmeden, Türkiye'deki gelenek, görenekleri, örfü bilmeden bazı şeyleri yazıyor ve savunuyor olabilir. En azından "Nobel"i hak eden birinin bunları bilmesi gendi kültürünü öğrenmesi gerekmez mi? çok yazık. Değerli tarihçi İlber Ortaylı'ya bizi aydınlattığı için teşekkür ediyoruz.

    Kaynak: medyasosu.com/article_view.php?aid=396
     
  3. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Çok ilginç bir saptama olmuş. Bu adamın kapasitesine göre bir cümle olmuş :)
     
  4. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.438
    Beğenileri:
    7.365
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.906 ÇTL
    Neden yeni Ali Kemaller olmasın ki?

    Ya da Damat Feritler..?

    Neden yeni Şeyh Saitler, Saidi Nursiler, Patrona Haliller, Kabakçı Mustafalar, Celaliler olmasın..?

    Bir Pontus ayaklanması, bir Ermeni mezalimi, bir Vahabi satılmışlığı, bir Sırp-Bulgar-Yunan hainliği daha neden olmasın?

    Neden Emanuel Karasular, Portakalcıyanlar, çeteciyanlar olmasın yeniden?

    Neden çerkez Ethemler, Anzavurlar, Menemenler, Dersimler, Yozgatlar, Düzceler tekrarlanmasın ki?

    Ne olur ki? En fazla isimleri, kişileri değişir... Senaryo hep aynı... Sahne hep aynı... MAZLUM HEP AYNI...

    Biz uyudukça, biz üşendikçe, biz ürktükçe, biz boşverdikçe, biz görmezden geldikçe, biz kendimize yalan söyledikçe, biz "olmaz öyle şey" dedikçe, biz "kardeşiz" dedikçe, biz BİZ OLMADIKçA...

    NEDEN OLMASIN?

    Ve neden yeni bir Atatürk ve milyonlarca yiğidi versin ki koskoca ömürlerini, bu nankör ve unutkan, bu silik ve ezik hafızalara...?
     
  5. hilal

    hilal Üyecik

    Katılım:
    14 Mart 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    0 ÇTL
    Neden her duydugunuza inanmak, bir koyun surusu icgudusuyle her propogandayi alkislamaktasiniz ??

    bazi insanlar yeteneklidir. uretirler. bazilari uretkenlik kisirliklarini farkindaliklarindan ve "birsey yapmiyor" etiketini yeme korkusundan, oturup uretilenler uzerinde calisir, hatalar aralar. bu tarz adamlari desteklemek, ureteni kosteklemekle bir yere varilamayacagini kacimiz gorebiliyoruz ?!! bu cehalettir, propogandadir. Sayin Prof Ortayli elestirmek istiyorsa oturur Edebi bir "Elestiri" yazar" Turk Edebiyatimizda ornekleri coktur bunun. bu sekilde sagda solda konusmalar "elestiri" degil "karalama ve hakaret" tir.

    Bugun TR nin zavalli hali bu iste: iki duzgun kelimeyi yanyana koyan birsey soyledigini iddia ediyor. oysaki okunabilse de yazilan, icinden "anafikir" cikmiyor hic birsey anlasilmiyor. Anlatmak isteyen, azicik atlatmayi becerene de "o cumle oyle kurulmaz, boyle kurulur " yaklasimiyla b.k atiliyor, "anafikir" den uzaklasilmaya calisiliyor ve bu MaleseF basariliyor. bu sirada bir Akilli insan cikip da"esas konu konu neydi" diye sormuyor ve bu da beni delirtiyor!

    Istanbul Turkcesi kullanan biri olarak ‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.’ cumlesini rahatlikla anliyor ve yargilamiyorum. Orhan Pamuk egitici Dini kitaplar yazmiyor. kitaplari imam hatip okullarinda mufredat da yer almiyor. muezzin ezan okuyan kisiye denir bildigim kadariyla. bu bir meslek degildir. ezan okumakla gorevli birinin olmadigi yerde "imam" da ezani okur. ses sisteminin olmadigi malum camilerde de ezani iceriden okumak ne kadar akillica bi yaklasim olur ?? tum camiler istanbulda mi? hadi diyelim oyle elektrik kesilince nolur?

    o zaman oturup bakalim Pamuk un romanindaki ezan hangi ilde, kac yilinda okunmus? ses sistemi varmiymis ? hem imam hem muezzin mi varmis? yoksa acaba muezzin hastamiymis o gun ? bu ne sacmalik, ne paranoya? amac ne ? dincileri orhan pamuk nefretiyle doldurmak mi? sagda solda surunup, vatanda mezarlari bulunmayan yazarlar kervanina bir tane daha eklemek mi?

    Pamuk bu tarz allengirli dini tabirlerle "yalin" diye sevilen yazi dilini bulandirsaydi kac kisi okuyacakti bu adami? dunya salak mi? okuyan insanin secimlerine guven olmuyosa, hic kimseye guven olmaz. kac Okur Prof Ortayli yi tanir , kac kisi Pamuk u?? saat mis - vakit'mis...balkon'mus serefe'ymis.. nedir bu? kac kisi Turkce-Arapca kavramlarini ayirt edebiliyor. esas amac ne?

    Medya bugun Turkiye'de Tek Disi Kalmis Canavar gibi..Yillardir degerli insanlarimizin "bir iki cumlesini" manset manset bagirip, bir lokmada hepsini yutmakta. Uzulerek goruyoruz ki Profesor lerimiz de artik Medyatik olmuslar. Google a "Orhan Pamuk" yaziyorsunuz "Prof Ortayli" birlikte geliyor. Bir alana Bir Bedava.

    Bircogunuzun arkadaslari size kahve icilecek zaman ayirirken 2-3 saatle kisitlarken, binlerce yerli-yabanci okur oturup saatlerce, gunlerce bu adamin yazdigi kitabi okuyor. uzerine bir de para veriyorlar bu kitap icin. Illa ki takdire deger birsey yazdi bu adam diye dusunulmez mi Allah askina!

    Kirk yilin basinda bir Turk dunyaca alkislaniyor ve siz kalkmis "O bizi tanimiyor, bizi bilmiyor, bizden degil" diyor, daha da ileri gidip "onlar Pamuk'a odul verecegine, biz onlara Pamuk'u verelim" gibi cirkince hadsiz laflar ediyorsunuz. Bu nasil bir cehalet, nasil bir nankorluktur, soruyorum ??



    herkes elini vicdanina koysun biraz!
     
  6. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Hilal merak etme bizim elimiz herzaman vicdanimizdadir.Birde sen elini vicdanina koy ve oku:

    Ferit Orhan Pamuk Beyin (kimsenin bilmesini istemediği göbek adı Ferit'tir) ülkesine bu kadar muhalif olmasını hiç anlayamamışımdır. Hani fakir ve hayatını zorluklar içinde geçirmiş birisi olsa belki anlayacağım ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasına mensuptur ve bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir.

    Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk, İnönü dönemlerinde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur.

    Oğulları bu koca servetin büyük kısmını sefahatle tüketseler de Orhan Pamuk'un zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmıştır.

    Babası deseniz Türk özel sektörünün duayenlerinden Gündüz Pamuk.

    Amerikanın IBM şirketinin Türkiye'ye atadığı ilk genel müdürlerden.

    1959-1964 yılları arasında IBM firmasının tüm devlet birimlerine ve silahlı kuvvetlere sattığı cihazları pazarlayan kişi.

    1964 yılından sonra Koç Holding'de Aygaz Genel Müdürlüğü, Koç Holding Plan Grubu Başkanlığı, Arçelik müdürlüğü yapmış ayrıldıktan sonra iki sene de PETKİM'in başında bulunmuştur.

    Yani Orhan Pamuk'un babası Türkiye'nin başarılı özel sektör yöneticilerinden biri.

    Bu kadar da değil; Gündüz Pamuk İsmet Paşa'nın yakın dostudur ve SODEP'in kurucularındandır. Kısacası Pamuk Ailesi dönemlerinde zengin oldukları Halk Partisi'ne büyük bir sadakatle bağlı.

    Anne tarafı deseniz o da aristokrat.

    Anne tarafından büyük dedesi 1700'lü yıllarda Girit Valiliği yapmış İbrahim Paşa. İbrahim paşa geniş torun yelpazesine sahip ve bu kanaldan Orhan Pamuk'un ilginç akrabaları var.

    Mesela Hürriyet Gazetesi'nde edebiyat yazıları yazan papyonlu Doğan Hızlan ve İş Bankası eski genel müdürlerinden Ferit Basmacı, Orhan Pamuk'la uzaktan akraba.

    Karısı Aylin Pamuk bile aristokrat. Aylin hanımın anne tarafı Beyaz Rusya'dan göç etmiş ve daha sonra Osmanlı hizmetine girmiş bir Rus soylusuna dayanmakta. Babası ise Osmanlı Adliye Nazırı Kazım Beyin oğlu.

    Kısacası sevgili dostlar bugün Türkiye'deki sisteme binlerce eleştiri yağdıran Orhan Pamuk bu eleştirileri yapacak en son kişidir çünkü Osmanlıdan beri bu ülkeyi yöneten aristokrasinin tam bir üyesi kendileri. Peki Orhan Pamuk'ta oluşan bu sistem düşmanlığı nereden kaynaklanıyor ve acaba "yapay" bir düşmanlık mı sorularına cevap arayalım.

    Orhan Pamuk'un hayatının ilk evrelerine baktığımız zaman koca bir başarısızlık olduğunu görüyoruz. 30 yaşına kadar iki okul değiştirmiş ve sırf askerliğini kısa dönem yapmak için gazetecilik okumuş bir insan. İlk başlarda ressam olmak isterken sonra yazarlığa sarıyor. Yıllarca evinin odasına kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemediği romanlar yazıyor.

    Tam artık buraya kadarmış aşamasına geldiği anda sihirli bir değnek değmiş gibi Orhan Pamuk'un kitapları satmaya ve yurtdışında tanınmaya başlıyor. Peki bu sihirli değnek acaba nerede değmiş olabilir. Benim kanaatimce bu değneğin izini Amerika'da sürmek lazımdır.

    Amerika'ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri olduğu anlaşılan birisinden bahsetmek lazım. Bu kişi Orhan Pamuk'un erkek kardeşi Şevket Pamuk.

    Şevket Pamuk, Orhan Pamuk'un ilk dönemlerinin aksine oldukça başarılı bir insan. Amerika'da Yale, Berkeley gibi sağlam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye'de birçok üniversitede ders veren Şevket Pamuk Osmanlı ekonomisi üzerinde tanınmış bir uzman.

    Kendisi pek çok yabancı üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiş.

    Bu üniversitelerden en ilginci İsrail'de bulunan Negev Ben Gurion Üniversitesi. İsmini İsrail'in ilk başbakanı, İsrail'in kurucularından ve hatta anarşik faaliyetleri yüzünden Osmanlı tarafından Filistin'den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Gurion'dan almıştır.

    Üniversitenin, derslerini MOSSAD'ın da ilgiyle takip edip raporlar hazırlattığı bir "Ortadoğu Çalışmaları" bölümü bulunmakta.

    İşte Sayın Şevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanımız. Ben Gurion Üniversitesi'nin başında 14 sene Dünya Bankası'nda çalışmış ve daha sonra bu başarılarından ötürü Rotary ve Lions klüplerinin 2000 yılının adamı olarak seçtikleri Prof. Avishay Braverman bulunmakta. Böylesine başarılı bir ekonomistin yönettiği üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamışsınızdır. İşte Orhan Pamuk'un kardeşi Şevket Pamuk bu kadar değerli bir hocamız.

    Evet biz Orhan Pamuk'un Amerika yolculuğuna dönelim gene.

    1985-1988 arasında tam üç sene Amerika'da kaldı Orhan Pamuk. Bu dönemde Amerika'da harıl harıl kitap yazmanın dışında çok önemli bir kursu da başarıyla bitirdi. Bu kurs Iowa Üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kurs.

    Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları... Bu "iyiliksever" programın bünyesinde her sene 20 kadar yazar ağırlanıyor.

    İşte Orhan Pamuk'un bu kurstan sonra hayatı değişti. Yani onun deyimiyle "Bir kursa gitti hayatı değişti".

    Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir başka Türkün ismi de Mahir Öztaş; aklınızda bulunsun çünkü geleceği parlak.

    İnsan düşünmeden edemiyor bu üniversite bu kadar insanı çağırıp onları aylarca yedirip içirecek ve ağırlayacak parayı nereden buluyor diye.

    Cevabı basit.

    Bu yazar eğitim kursu programının baş sponsoru Amerikan Dışişleri Bakanlığı.

    Orhan Pamuk'un şansı Amerika'da bundan sonra oldukça açılıyor. Baktığımız zaman Orhan Pamuk'un Amerika'da basılan kitaplarının tamamına yakını aynı yayınevinden çıkmış. Bu yayınevi Random House. Yayınevinin sahipleriyse dünyaca ünlü Alman Bertelsmann... Bertelsmann'ın kurucusu ve şu anda emekli hayatı süren dünyanın en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli değnek örneklerinden.

    Bay Mohn İkinci Dünya Savaşında general Rommel'in Afrikakorps birliğinde asteğmen olarak savaşıyor. Burada Amerikalılara esir düşerek Kansas'ta bir esir kampına tıkılıyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn bir anda kitapsever oluveriyor. Savaştan sonra komünizm tehdidi altındaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayınevi açarak ilahi kitapları ve dini kitaplar basmaya başlıyor.

    İşte Bertelsmann'ın kuruluşu böylesine mütevazı.

    1991 senesinde emekli olduğu zaman Bertelsmann dünyanın en büyük yayıncılarından ve kendisi de Karun kadar zengin. Bu Amerikalılar asteğmen Mohn'a esir kampında ne yedirdilerse adam başarının sırrını buluveriyor bir anda.

    Bertelsmann'ın bir diğer ilginç özelliği Doğan Holding'le 2001 senesinde müzik piyasasına yönelik bir ortaklığa gitmeleri. Bu ortaklığın tüm görüşmeleri bizzat Aydın Doğan'ın kızı Hanzade tarafından yapıldı.

    Buna göre şu an Türkiye'de yayınlanan pek çok yabancı müzik albümü hep bu ortaklık sayesinde Türkiye'ye ulaşıyor. İşte bu büyük grup Orhan Pamuk'u çok sevmiş olacak ki tüm kitaplarını satsa da satmasa da ısrarla onlar basıyorlar.

    Orhan Pamuk'un en büyük başarılarından biri de dünyaca ünlü IMPAC Dublin Ödülü'nü almış olması. Bu ödül öylesine basit bir plaket değil tabii ki çünkü ödül jürisi "Benim Adım Kırmızı" kitabını öylesine beğenmiş ki bir de hediyesi olarak 115 bin dolar vermişler.

    Peki bir Türk yazarına kendisiyle aynı mesleği yapan çoğu meslektaşının hayatları boyunca bir arada göremeyeceği meblağı veren kurumun arkasındaki güç kim. Bu şirket ödüle ismini veren IMPAC şirketi.

    IMPAC tüm dünyada yaygın yönetim danışmanlığı hizmetleri veren bir Amerikan şirketi.

    Yönetim danışmanlığı adı altında güzel istihbarat hizmetleri verdiği de bilinir.

    Şirketin başındaki Dr James Irwin İrlanda'yı ve kitapları çok sevdiği için böylesine güzel bir ödül ortaya çıkarmış ve her sene başarılı bir yazara bu ödül veriliyor.

    Edebiyatsever dostumuz bay Irwin çok da aktif birisi. Kendisi Amerika'nın önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arası harika. O kadar harika ki Amerikan Askeri Akademisi West Point'den üstün hizmet ödülü almış.

    Orhan Pamuk'a verilen ödülün sponsoru bay James Irwin "International Democratic Union" derneğinin de baş üyesi ve muhasebecisi.

    Bu dernek dünya çapındaki merkez sağ partileri bir araya getirmek için kurulmuş. Kurucuları arasında Ronald Reagan, Margaret Thatcher, Baba George Bush, Helmut Kohl ve Chirac gibi önemli isimler de bulunmakta.

    Derneğin Türkiye'den de iki üyesi var. Bunlar Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi. Derneğin şu anki başkanı Avustralya'nın Amerikan yanlısı başbakanı John Howard.

    James Irwin bunun dışında Washington'da bulunan "Center for Democracy" derneğinin de üyesi.

    Tüm dünyaya Amerikan demokrasisi getirme amacındaki bu derneğin en ilginç siması artık hepimizin tanıdığı Henry Kissinger. Kissinger dendi mi o demokrasinin nasıl geleceğini hepiniz tahmin edersiniz herhalde.

    Orhan Pamuk'un otuz yaşlarına kadar odasından çıkmayan biri olarak çok büyük aşamalar kaydettiği büyük bir gerçek.

    Şu anda kazandığı ünün ve paranın keyfini çıkarmakla meşgul. Taksim meydanına yakın ve muhteşem boğaz manzaralı teras katında yeni eserleriyle uğraşıyor.

    Duvarlarında Japon edebiyatına kadar tasnif edilmiş yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalışma amaçlı kullanıyor ve bazen de yakın dostlarıyla yemek yiyor.

    Bu eve sık sık gelen yakın dostlardan biri de Yahudi asıllı Amerikan gazetecisi Jeri Liber'di. Bu şahsiyeti hafızası güçlü okurlar hatırlayacaklardır. Kurucusu olduğu İnsan Hakları İzleme Komitesi'ni temsilen Türkiye'deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Sonra bu rapor kitap haline de dönüştürüldü.

    Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptığı iddia edilmiş ve Türk ordusuna açıkça "serseriler" diye hitapta bulunulmuştu.

    Bu kitabın çevirisini yapan Ertuğrul Kürkçü ve Ayşe Nur Zarakoğlu hakkında dava açılınca Jeri Liber onlara destek vermek için hemen Türkiye'ye gelerek mahkemelere katılmıştı.

    Herhalde Sayın Orhan Pamuk'un fikirlerinin oluşmasında Jeri Liber'le özel teras katında yaptığı yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmuştur.

    Orhan Pamuk''a soruyoruz:.

    1-) CNN Türk''de yayımlanan bir programda, "Kürt sorununun, Kıbrıs meselesinin, çözümünü ordu engelliyor." dedin mi?...

    2-) Avrupa''da PKK tarafından el altından desteklenen ''Kürt konferansına'' ve ''Kürt festivaline'' konuşmacı olarak katıldın mı?...

    3-) ''Yeni Hayat'' isimli romanın girişinde "Bir gün bir kitap okudum, bütün hayatım değişti!.." diye bahsettiğin kitap hangi kitap?...

    4-) Kitabının ismini ''Benim Adım Kırmızı'' koymakla aslında iddia edildiği gibi ''Benim Adım Sefardim'' demek mi istiyorsun?...

    5-) israil''de kitaplarını ''ibranice''ye çevirerek yayınlayan kuruluşun ''Encyclopaedia Judaica''yı basan kuruluş ile yakınlığı nedir?...
     

Sayfayı Paylaş