1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nüfus artışına karşı ekonomik önlemler

Konusu 'Coğrafya' forumundadır ve dderya tarafından 9 Mayıs 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.330
    Beğenileri:
    7.517
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    90 ÇTL
    1. EKONOMİK ÖNLEMLER

    1.1. istihdam İle İlgili Önlemler


    Türkiye'de görülen işsizlik iki türdür; açık işsizlik ve gizi işsizlik. Gizli işsizliğin en yaygın olduğu sektör tarımdır. Gizli işsizliğin tarım kesiminde yoğun bir hat almasının en belirgin nedeni, tarım ile diğer kesimler arasında akıcılığın olmaması veya yetersizliğidir.

    Gizli işsizliğin iklim şartları ile de yakından ilişkisi olduğu söylenebilir. Elverişli ve iyi hava şartlarında tarımsal ürün artıyor ve verim de yükseliyorsa, gizi işsizlik oranı düşebilir. Buna karşılık, kötü iklim şartlarından dolayı ürün kıt ise, emeğin verimi azalır ve böylece işsizlik oranı artabilir .

    Tarım kesiminde dikkati çeken diğer bir işsizlik türü de, mevsimlik işsizliktir Açık işsizlik ise, bugün için tarımda olduğu gibi, Türkiye'nin tüm sektör ve iş alanlarında kendini gösterir.

    Gerek gizli ve mevsimlik, gerekse de açık işsizlik, yatırımların arttırılması ve sanayileşme hızının yükseltilmesi ile hafifletilebilir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur; yapılan yatırımlar, emek-yoğun türü yatırımlar olmalıdır. Bu tür yatırımlarda bilindiği gibi emek diğer üretim faktörlerinden daha ağır basmakta, bir başka deyişle emek ihtiyacı yüksek seviyede olmaktadır.

    20.yüzyıldaki teknolojik gelişme, işsizlik sorununun büyümesine neden olmuştur. Ülkemiz, emek ihraç ettiğine ve büyük işsiz nüfus bulunduğuna göre, hemen her konuda teknoloji ithali yanlış bir tutum sayılabilir. Uluslararası rekabete konu olmayan, sadece ülke halkına hizmet edecek yatırım konularında emek-yoğun konular seçilmelidir. DPT'nin bu konuda Öncelikleri hızla belirlemesi gerekmektedir.

    Emek-yoğun yatırımlar ve ekonomik faaliyetler kanımızca şu sektörler olabilir; 1 - Konut inşaası (200 kadar işkolunu harekete geçirmektedir), 2- Sulama işleri (baraj,yapımı ve sulama kanalları inşası büyük Ölçüde insan gücüne dayandırıiabilir), 3- Ulaştırma, şehirlerarası ve köy yolları yapımı ile demiryolu inşaası, büyük ölçüde insan gücüne ihtiyaç olan konulardır, 4- Orman İşleri ve Ağaçlandırma (devamlı şekilde çalışmayı gerektirir), 5- Turizm (alt yapı yatırımlarından sonra, devamlı şekilde eğitilmiş işgücü istihdamı gerektirir). Dikkat edileceği gibi, yukarıda belirttiğimiz tüm sektörler bugün için Türkiye'de hala ihtiyaç duyulan ve açığı olan kesimlerdir.

    Ancak bu tür yatırımlar gerçekleştirilirken tüm kırsal yerler, kasabalar ve köylerdeki, daha açık bir deyişle tarımsal işgücü fazlasını bu tür yerleşim yerlerinden koparıp, sanayinin genişlediği kentsel alanlara getirmek ve yerleşmelerini sağlamak pek kolay olmamaktadır.

    Çünkü, bir tarım işçisini sanayi işçisi haline getirebilmek için yapılacak yatınm çok büyük miktarları gerektirmektedir. Yani köydeki bir tarım işçisinin kente geldiği zaman işbulup çalışma imkanlarına kavuşturulabilmesi, devletin önemli yatırımları yapmasını gerektirir.

    Fakat yılda %2‘yi aşan bir nüfus artış hızını dikkate alırsak bu uygulamanın çok zor olacağı açıktır. Devletin ekonomik ve parasal gücü bunu yapmaya bugünkü koşullar içerisinde, hiçbir zaman elverişli görünmemektedir. O halde kırsal yarler» olduğu gibi kalkındırmak ve oralara iş imkanları götürmek gerekir. Bu gerçek, ekonomik bakımdan kalkınmak için tarıma mı, sanayiye mi öncelik vermek sorununa ışık tutmaktadır. Bugün için hızlı bir sanayileşmeyi geniş ölçüde gerçekleştirmek imkanına sahip olmadığımıza göre, bir süre için tarıma da gereken önem vermek bir zorunluluk gibi görünmektedir. Kırsal bölgeleri yerinde kalkındırmak için bölge plânlaması, halk eğitimi, toplum kalkınması (entegre kalkınma, OR-KÖY) gibi yöntemler tarımsal yayım hizmeti ile desteklenmelidir. Herhangi bir tarımsal yeniliğin köylüye götürülmesi ve benjmsetilmesinde tarımsal yayım faaliyetlerinin ve köy toplum bilim çalışmalarının rolü açıktır .

    Bu tip çalışmalar 1.960'dan sonra 1961 Anayasasının kabul ettiği kurumlar aracılığı ile başlamıştır.II. ve III.BYKP'ında da bölge kalkınması ile ilgili bazı esaslar gösterilmiştir. Yatırımların yurt içinde dengeli bir biçimde dağıtmasını sağlayarak çeşitli bölgeler arasındaki bölgesel farklılıktan azaltmak, bölgelere düzenli bir gelişme sağlamak, bu bölgelerin gelişme imkânlarını ortaya çıkarmak bunların başiıcaiarıdır.

    Tarım kesiminde işsizliği azaltıcı diğer önlemler tarak; küçük firmaların ve işletmelerin birleşmesi ve ekilebilir toprakların genişletilmesi göster itebilir. Bütün bunlardan başka, özel kesim üzerindeki bazı psikolojik etkenler kaldtrıimah. yatırımı teşvik edici yollar benimsenmeli böylelikle özel kesimin yatırım fanfanmü arttırılması yoluna gidilmelidir. Bununla beraber, vergi açıkları kapatttanalttköktü taiı denetim uygulanmalı ve elde edilen vergi fazlalığı yatırımlara bağianmaltdtf. Diğer çözüm yolu ise, yurt dışında, çalışan işçilerimiz tarafından gönderilen dövizlerin emek-yoğun yatırımlara ayrılmasıdır.

    Üzerinde durulması gereken bir başka nokta da; yurt dışında işçilerimizin, halen çalıştıkları ülkelerde devamlı bir şekilde kalmaları bazı nedenlerden mümkün olmayacağından va İlk büyük ekonomik durgunluk halinde tahmin edildiğine göre, dönen kitleye yeni iş alanları sağlayacak yatırımlar yapmak üzere çalışmalara başlanması şarttır. Bunun için yurt dışındaki işçilerimizin tasarrutları ışç Yatırım Bankası ve benzeri kuruluşlar aracılığı ile büyük yatırımlara yöneltilmeli ve bu yerlerde onların yurda dönüşüne kadar yurtiçi işsizlerin bir kısmı yerleştirilmeli, onlar yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ise, bu yapılan iş alanlarında yurda kesin dönen işçiye çalışma imkânları verilmelidir.

    1.2. Doğal Kaynaklar ve Optimum Kullanım
    Nüfus miktarındaki hızlı artış yeryüzünde hammadde ve beslenme sıkıntısı problemini rtaya çıkarmaktadır. Birleşmiş Milletlerin yaptığı bir çalışmaya göre, İnsanlığın normal bir yaşama düzeyine ulaşması için, besin maddelerinin her yıl %10 oranında artması gerekmektedir, %5'lik bir artış ies, yavaş bir gerçekleşme demektir. Bugün sağlanan artış ise, %1 kadardır. Oysa gelişmekte olan ülkeler has olan bazı faktörler gelişmeyi elverişsiz bir duruma sokmaktadır. Bunlardan biri, doğal kaynaklardan tam olarak yararlanmanın sağlanamamastdtr.

    Hammadde ve enerji kaynaklarındaki ilginç durum ise şöyledir; özettikle kömür, petrol ve doğal gaz gibi, enerji kaynaklarının rezervleri günümüzde buyuk ölçüde azalmaktadır.
    Bugün doğal kaynakların korunmasında ve kaynakların optimal kullanım alanı sağlamak için çeşitti yöntemler kullanılabilir.

    Verimli Üretim ve Yararlanma:


    Bazı öyle kaynaklar vardır ki bunlar doğadan bize s imik olarak sunul* muşlardır. Onları yenilemek veya tazelemek mümkün değildir. Nitekimbugün ıçm kömür, petrol ve doğal gaz gibi hammaddelerin rezervleri hayli azalmıştır. Bunun içki, bu tür kaynaklardan maksimum dereceye kadar yararlanmak gerekir. Bir besin maddesi olarak kullanılan ekmek ve benzeri maddelerin yemek artığı larafc atılması israftır. Almanya’da artık patates kabuklarının domuz yiyeceği olarak kullanılması ise, bu tür krunma ve yararlanma yönteminin en güzel örneğidir.

    Yerine Koyma (İkame):


    Burada kastedilen husus, tükenir kaynaklar yerine, tükenmez kaynaldafdi» yararlanılmasıdır. Kömür veya petrol gibi enerji maddeleri yerine, doğİfİ|H^^H güçlerinden eknomik faaliyetlerde yararlanma, örneğin; elektrik uretimMffİğ akarsulardan, değirmen çalıştırmasında rüzgardan faydalanma ,teknoloji paralelinde, bugün gelişmiş ülkelerde uygulanan güneş enerysindeOiifljj^H yararlanma çalışmaları, bu yöntemin en güzel örneğidir.

    Kaynağı Korumak ve Saklamak:


    Burada üzerinde durulması garakan nokta, kaynağın güzelliğim, faydasını ve etkinliğini korumak, saklamaktır. Bir başka dayişla kaynağı olduğu şakitda saklamak damaktır. Bugün için Türkiye'de ağacın va bitki Örtüsünün dağarının biiinmadiği kaçınılmaz bir garçaktir. Güzel manzaralı, özallikla turistik atanlarımız iyi korunamamaktadır. Bu görünümün düzeltilmesi için, devlet topraksız vatandaşlara toprak yardımında bulunmalı, bunun karşılığında vatandaştan verilen toprağın bakımını va korunmasını (örneğin; erozyona karşı) istenmelidir. Ayrıca ağaçlandırma haftasındaki tanıtıcı ve eğitici hizmet ve faaliyetler genişletilmeli, doğal güzelliğe sahip bölgelerimiz daha yoğun, etkin bir denetim akında tutul- malıdır.

    Envanter va Değerlendirme:


    Bir kaynaktan yararlanmak için o kaynağın kapasitesinin; rezerv durumunun, büyüklüğünün ve değerinin bilinmeSkgerekir. Eğer bir kaynağın belirlenen bu Özellikleri, bilinmiyor ve önceden belirlenmemiş ise, üretimin veya yarartanmamn ekonomik bir şekilde yapılıp, yapılamayacağı açıkça bellilenemez. Bu nedenle, doğal kaynaklarımız, özallikla madenlerimiz MTA, ETİBANK ve benzeri resmi kuruluşlarca incelenip, değerlendirilmelidir. Artık bu tip araştırma yöntemlerinde de masa başı uygulamalarından kaçınılmalıdır.

    Doğal Sevlyanln Üstüne Çıkmak:


    Doğa, kaynaklardan yararlanılması İçin biz te re bazı kolaylıklar sağlamıştır. Ancak, bir doğal kaynağın verimsiz veya pek az verimli olduğu zamanlar da yok değildir. İşte bu zamanlarda, doğal kaynaklardan yararlanma yofuna gidtfebiftoîr. Örneğin; kaynağın yerim ve faydısının modern ve teknolojik araçlarla yükseltilmesi.

    Bölgeleme:


    Bilindiği özere, gelişmekte olan ülkelerde ve özellikle Türkiye'de sanayi, konutlara sokulur, zarar verir (duman ve gürültü... gibi) bunu karşılık, kendisine bazı faydalar sağlar (ürünlerine pazar, kolay ve ucuz işçi bulma, taşıma maliyetlerinden' tasarruf... gibi). Havayı doğal bir çevre, kaynak olarak düşündüğümüz zaman, sanayinin beraberinde getirdiği zararlara dur demek gerekir. Bu gibi yan etkilerden dolayı, bireylerin yoğun bir şekilde yaşadıklar* kentlerde bu etkilerin önemi arttığından, devlet müdahalesi ve düzenlemeleri ile olumsuz etkiletin hafifletilmesi veya tamamiyle ortadan kaldırılmasına ilişkin ihtiyaçlar artar.

    Yine sanayi, fabrikalar kendi üretim amaçlarını, tabiatla büyük zararlar yaratma pahasına gerçekleştirmeye çalışabilirler, örneğin: bir kağıt fabrikası bir gölün ekolojik dengesini umursamadan, göle kirli su ve sanayi artıkları boşaltabilir.

    Bu ve benzeri sakıncaları gidermek, doğal kaynaklan etkin bir şekilde krumak içn, hükümetler veya yerel idareler (belediyeler) etkin önmelef atmalıdır. Bunların başında da bölgeleme, yapı ruhsatı alma zorunluluğu ve çevre zararı olan sanayi kurufuştanna üretim maliyeti yükleme gelir.

    Şehircilikte Alan Kullanımı ve Bölgeleme:


    Kent alanındaki üretim birimleri çevrede yaşayan bireylere ve doğal kaynaklara zarar vermekte ve yan etkilerde bulunmaktadırlar. Bunun ¡çin bu tür etkiler düzenleme kuralları İle azaltılmaya çalışılmalıdır.

    Bu nedenle, bazı sanayi (gürültü, zararlı gaz ya da koku çıkaran, ulaşımı tıkayıcı etkileri olan sanayiler) için yerleşim yeri olarak bu etkilerin yaratılamayacağı veya konutlarda yaşayanlarca hissedilmeyeceği bölgeler gösterilir. Bununla beraber sanayi türleri de birbirleri için kuruluş yerinin bir fonksiyonu olarak piyasa dışı etkiler doğururlar. Bu nedenden dolayı, türleri arasında da olumsuz azaltmak için birini diğerinden ayıran kurallar konabilir. Genellikle aynı branşlardaki sanayiler birbirlerine dışardan zarar vermekten çok, dışardan fayda yaratır (girdi olarak emek, malzeme taşımacılığı, pazarlama kolaylığı gibi). Dışardan etkiler aynı tur sanayinin kent alanında bir yerde toplanmasına neden olur. Bölgelemede aynı sanayi kolların birlikte yer gösterilir, birlikte kent dışına çıkarılır.

    Bu tür aksaklıkları ortadan kaldırmak ve bölgelemeyi etkin bir şekilde uygulamak için, hükümetlerce çalışmalar yapılmalı ve gerekti yasalar çıkartılma! »dır. Buna karşılık, daha ayrıntılı kullanımlar ana plânlarda (nazım plân) ve uygulama plânlarında belirtilmelidir.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi, doğal kaynakların korunma şekillerini ve bunların devamı için alınması gerekli önlemleri sıralamış bulunuyoruz. Yapılması gereken işlem, bu önlem ve korunma yollarının ülkemizde gerçekçi ve optimal şekilde uygulanmasıdır.


    kaynak:
    Koray Başol
    'un Demografi kitabından.
     
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.330
    Beğenileri:
    7.517
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    90 ÇTL
    1.3. Kentleşme İle İlgili Önlemler

    Kentleşme sorunlarının çözümü için gerçek adımların atılması bundan 25-30 yıl öncesine dayanmaktadır. Bunların en önemlisi gecekondularla ilgili kanunlardır, öte yandan Bölge Plânlama çalışmaları nüfusun ve bu arada hizmetlerin dengeli olarak dağılımım gerekli kılmaktadır. Kentleşme sorunlarının çözümü konusunda özettikle SBF Iskan ve Şehircilik Enstitüsünün büyük emeği geçmiştir. Ayrıca

    DPTnin Sosyal Plânlama Dairesi içinde fiziki plânlama çalışmaları da dikkate değer nfteiiktedir.

    Sorun gecekondu ve benzeri yapıların yıkılması ile son bulmamaktadır. Buna paralel olarak, göçebe nüfusun sağlık koşullarına uygun ve gösterilen alanlara yerleştirilmesi gerekir.

    Sorunun bu yönü, bugün için tamamen yok edilmiş değildir. Aksine önemi her geçen gün biraz daha artmaktadır. Bunun en büyük nedini, çıkarılan yasaların sürümcemede kalması, denetimin gerçekçi olmaması ve göçebe nüfus hakkında gereği ¡¡n bilgi, veri, istatistBdere sahip olamayışımtzdır.

    Daha önce de belirtildiği gibi, gecekondu eğiliminin doğmasının en büyük etk^ıi, konut üretiminin yetersizliği ve yüksek kira düzeyidir. BBYKP döneminde toplam yatırımların %20.3’ü, konut ihtiyacı ile ilgili yatırımlara ayrılırken, bu oran H ve Ifl.Plân dönemlerinde %17.8’e kadar düşmüştür. Görüldüğü gibi ters yönlü H ilişki kendini göstermektedir. Bir başka deyişle, yatırım oranı artan talep paraMmde yükseleceğine, azalmıştır. Plân dönemleri konut politikasının, bir başka amacı ise: düşük kiralı hak konutları üreterek, kiranın özellikle dar gelirli ailelerin imkânlarını zorlayıcı etkisini azaltmaktadır! Yukarıda ifade edildiği gibi amaç, kamu sektörü konut üretiminin arttırtması ve ihtiyaç açığının kamuca sağlanmasıdır.

    Toplam konut yatırımları incelendiğinde görülecektir ki; 1973-1981 döneminde, konut üretiminin %95'den fazla kısmı özel sektör eliyle, geri kalan kısım ise, kamu sektörünce gerçekleştirilmiştir. Kiraların fahiş fiyatlarla yükseldiği ve toplu konut üretimine ihtiyaç duyulduğunda ülkemizde, kamu kurutuşlarının etkinliği arttmftmıfr ve konutlarla iigifi yatırım finansman oranı yükseltilmelidir.

    Öyle ki, sorunun çözüm şekli bu kadar Kolay delildir. Kent çevresi alanlarının ileride yerleşim alanlarına dönüşeceği varsayımıyla kapatılması (arazi spekülâsyonu), kamu hizmetleri ulaşmadan önce kırsal alanların tıpkı kentsel alanlar gibi, değer kazanmasına neden olur. Başka bir deyiş ile kentsel hizmetlerin, kırsal alanı örtmesinden umulan gelecekteki net gelir akımı, spekülatör emlak alıcısı ta;atından sermaye kazancı olarak elde edilmek istenir. Ayrıca bu atımlar, kent alanı olarak sunulan arsa maliyetini yükselteceği için, ucuz konut politikası Önünde bir engel oratay çıkmış olur. Spekülâsyon hızla büyüyen kentlerde önemli bir sorundur.

    Bu ve benzeri spekülatif amaçlı faaliyetleri Önlemek ve toplu konut politikasının daha geniş boyutlara ulaşmasını sağlamak amacıyla alınması gereken önlemleri şöyle sıralayabiliriz;

    1. Kırsal alanların, kentsel alanlara çevrilmesi imkânı yalnızca yerel kamu idarelerinin, daha açık bir deyiş ile belediyelerin mülkü olan alanlara tanınmalıdır.

    2. Arsaların üzerine yüksek "arazi vergisi" konulmalı, böylelikle alınan araziler, hemen sonra inşaat yapımına geçilmeli, yapılan konutlar sıkı denetim aracılığı ile ihtiyaç duyan vatandaşlara verilmelidir Bir diğer önlem ise, arazi alım ve satımım yüksek düzeyde vergilendirmek.

    3.Bir başka önlem ise, devletin kentlerin gelişme alanlarında bulunan geniş arazîleri satın alması, kentleşme hızına göre plânlanması ve ranttı değer üzerinden satmasıdır.

    4. İnşaat malzemesi fiyatlarını sıkı bir denetim atlında tutmak gerekli Bilindiği gibi, bu tür maddelerin fiyatlarında özellikle son yıllarda büyük bir artış görülmektedir. Bunun en büyük nedeni, üretim yetersizliği, denetim yoksunluğu paralelinde, stokçuluk ve karaborsanın dev adımlarla ilerlemesidir.

    5. SSK, Emlâk Bankası ve Yapı Kooperatifleri gibi kuruluşlar toptu konut yapım kapasitelerini artırmalıdırlar. Konut ihtiyacı duyan kişiler »'asında ise, adil bir dağılımı gerçekleştirmek gerekir. Bilindiği üzere, bu tıp konutların dağılım şekli, bugüne kadar yüksek gelirliler lehine işlemiştir.

    Daha önce de belirtildiği gibi, hızlı kentleşmenin neden okluğu sorunlardan birisi de, trafik karmaşası ve kentsel hizmetlerin yetersizliğidir. Bu tip sc» unlan ortadan kaldırmak için, öncelikle bir trafik inkılabı yapmak iyi işler bir (rafit aknmaı gerçekleştirmek gerekir. Köprü, üstgeçit örneği yapıların şehir ve güzelliğini bozduğunu kabul edersek, hemen yapılması gereken işin, öncelikle metropoliten kentlerde, altgeçit ve metro olduğu dikkatimizi çeker. Bu tip yapıların şapını plânlarının büyük bir hızla hazırlanması ve inşa uygulamasına geçilmesi gerek.

    Bugün için alınması zorunlu olan önlemlerden birisi de, belediye ve benzeşi kuruluşlara ait olan toplu taşıma hizmetleri sayısının arttınlmasıdır. Mevrut kapasite, bugünün ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte değildir.

    Bunun yantsıra, toplam karayollarımızın uzunluğu da istenilen gelişmeyi gösterememiştir. Artan ihtiyaca paralel olarak, bir artışın gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir. Bu olumsuz gelişimi bir an önce önlemek için, Uk etapta yollarımız teknolojinin en son araç ve makineleriyle olmasa dahi enine ve boyuna genişletilmelidir. Yapım işlerinde özellikle reliyefin düzgün olduğu ve en çok ihtiyaç duyulan bölgelerden başlanmalıdır. İnşa edilecek karayolları uluslararası standart' lar çerçevesinde tutulmadılıd. Bundaki amaç, yapılan karayollarının yakın gelecekte bozulmalarını önlemek, tamirat işlemleri ile trafiği yeniden tıkamamak ve rahat bir trafik akımını sağlamak olmalıdır. Bugün için, ülkemiz kaynakları çerçevesinde de karayollarımızı üç şerit yol haline getirmek hedef alınmalıdır.

    Akla şöyle bir soru gelebilir; karayolu inşaasının gerçekleşmesi oklukça pahalı bir yatırımdır. Acaba devlet, maliyeti bu kadar yüksek bir yapımı gerçekleştirebilecek midir? Bilindiği-üzere, belediyeler yeni ve daha geniş yollar yaptığı zaman, bu yollara cephe veren taşınmazlara maliyetin belli bir kıs imim veya tamamını yükleyebilmektedir. Nitekim bu tür hizmetler karşılığında, taşınmazlardan şerefiye" adı altında bir bedel alınır. Devlet, belediye ve benzeri kurutuşların böylelikle yolyapım maliyetlerini, yol çevresindeki konut sakinlerine yükleme imtiyazı varken,yapılan karayolu inşaıası maliyetlerinin bir kısmını veya tamamını çeşitli şekillerde, paralı yol (Boğaz Köprüsü, otoban ...) harç ve benzeri vergilendirmeyolları ile sağlayabilir. Bütün bunlara ilâve olarak, iyi bir vergi denetimininsağlayacağı "vergi fazlalığı" bu tip yolların yapımı için, ton olarak değerlendirilebilir.

    Kentsel hizmetlerde görülen aksaklıkları gidermek için alınması için diğer önlemleri üç başlık altında toplamak mümkündür.


    1 - Bugün için kentsel hizmet uygulamasında bilindiği gibi sorunun en günce olduğu konu, aydınlatma hizmetleri ile ilgili olanıdır. Günümüzde Türkiye'de üretimi yetersiz olduğundan, sanayinin birçok dalı elektrik kesintilerinden dolayı, ekonomik faaliyetlerini istenilen düzeyde gerçekieştirememekte, konutlar gerekli güncel faaliyetlerini göremez hale gelmiştir. Halbuki ülkemiz bugün için, bu tür faaliyetlerden yarar sağlayabilecek birçok doğal kaynağa sahiptir. Akarsularımız, gereken araştırma ve uygulama yapıldığı zaman, yurtiçi enerji ihtiyacının 4/5'tnı karşılayabilecek kapasiteye sahiptir. Bu bakımdan akarsu ve gol gibi doğal kaynaklarımızda gereken envanter ve değerlendirme çalışmaları gün geçirtmeden yapılmalı, h’tdro elektrik santrallerinin yapımına başlanmalıdır,

    2- Bugün temizlik hizmetleri kapasitesi darlığının doğurduğu, sağlığı tehdit edici hastalıklar artmakta, çevreye zarar vermektedir. Günümüzde yerel idari kuruluşlara ait temizlik kamyonları sayısı 3000 dolayındadır. Ancak bu sayısal veri, bugün için ihtiyaç duyulan seviyeye ulaşmış değildir. Bu tip araçların zaman geçirilmeksizin sayılarının arttırılması gereklidir. Bir başka önlem olarak bugün içm Avrupa ülkelerinde uygulanan "naylon torba" ile çöp toplama faaliyetlerinin tüm yurt çevresine tatbik edilmesi şarttır. Bu tür uygulama paralelinde, hem kentin çop artıkları rahatlıkla denetim altına alınacak, hem de yerel idari kuruluşlar H gehr kaynağı bulmuş olacaklardır.

    Ayrıca yerel idari kuruluşlar, çöplerin boş arazilere dökülmesini ve sağlığı tehdit edici hastalıkların önüne geçilmesini sağlamak için, çöplerin bu tip boş arazilere boşattılmamasını ağır para cezaları koymak sureli ile caydırıcı tizde getirebilirler.

    Çop toplama olduğu kadar, kanalizasyon ve septik çukur hız matlar in« ilişkin alınması gerekli önlemler de önemlidir. Bu tip hizmetlerde herhangi hır sorun ile karşılaşmamak için, yerel idare kuruluşları emrindeki araç (vidanjör) sapıtan arttırılmalı ve bütün kenti kapsayan bir kanalizasyon ağı kurulmalı, kuruları şebekeden yararlanan halk, yapım maliyetlerine kısmen veya tamamen ortak edilmelidir.

    Suyun yeterince kullanılamaması, kişilerin ve çevrenin piştiği nedeni ite, bulaşıcı hastalıkların ve başkalarını rahatsız edici koşulların gelişmesine, bîr başka deyişle, dış zararlara neden olabilir. Bu nedenle, kentin tüm noktalarına suyun eksiksiz iletilmesi gerekir. Buna paralel olarak, hizmetin etkinliği için, kurutan su şebeke ve kanallarının ihtiyaca yetecek kapasitede olması şarttır. Bugün için Türkiye'de, su hizmeti betti bir bedel karşılığı sunulmaktadır. Hizmetin bu boyutlar içerisinde sunulması, azgelirli olan yurttaşlar üzerinde olumsuz etkiler doğurur. Buna karşılık, bu hizmetten yüksek gelir grubu, bireyleri israfa varan ölçülerde faydalanmaktadır. Bu dengesizliği düzeltmek amacıyla, •sunulan hizmet belli bir Ölçü içinde (normal ihtiyaç miktarına kadar) bedelsiz olmalıdır. Bu seviyeden sonra kutlanılan su miktarı yüksek düzeyde vergilendiritmeli veyahut fiyatlandırılmak ve belirti bir düzeyden sonra gittikçe artan su tüketimine daha büyük ölçülerde, bir fiyat politikası uygulanmalıdır,

    Alınması gereken önlemlerin sonuncusu ise, eğlence ve dinlenme yelten ite ilgilidir, bugün için mevcut gazino, park, plâj ve spor tesisleri istenilen düzeye ulaşamamıştır. Spor tesisleri yetersizliğine karşı alınması gereken önlemlerin başında, konulması gereken yasalar gelir. İlgili kanunlar olmasına rağmen, bugün 500'dan fazla işçi çalıştıran sanayi kuruluşları spor tesisleri ve sosyal lokallere sahip değildir, Yapılması gereken sıkı denetim altında, bu tür iş yerleri saydığım faaliyetleri zorlanmalı, spor yapmayı arzu eden kişiler için bu tesisler hafta sonları da halka açık tutulmalıdır.

    Yurdumuzun Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen bugün denizden yararlanmak isteyen halk, bu İmkana sahip değildir. Bu bakımdan sağlıklı elverişli sahillerimiz denetim altına alınmalı, temizlenmeli ve hatta açık plâjlar tesis edilmelidir. Diğer yandan halkın dinlenmesi için, idari kuruluşlara ait alanlar halk parkları ve gazinoları haline getirilmelidir,

    kaynak:
    Koray Başol
    'un Demografi kitabından.
     

Sayfayı Paylaş