1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nur Zelal - Lâl Masal..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 9 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    Kendini sınama artık kalbin bir gül gölgesinde kuşkularının yama tutmaz yasını tutuyor şimdi.
    Nasıl kırıldı ışığın daha yaz iken
    ve daha hazan uzak düşlerin el kapısıyken.

    Gözlerinin boşluğunda kelimelerimi harlıyorum.
    Gözlerin bir şehrin surlarına dayanmış ceza gibi
    şehir düştü düşecek bakışlarındaki yergiye.
    Gözlerinden yola çıkıyorum
    bir viranenin önünde son buluyor avuçlarımdaki şiir.
    Masalların lanetli cadıları bir büyünün ucunu yakıyorlar
    ansızın basıyor karanlık
    ansızın.

    Ah etrafta sinsi bir yokluk
    kuyunun dibinden kulağıma kadar gelen bu tekerleme beni yaren kılıyor yoldaşlığına.
    Uzaklaştıkça daha keskin
    daha uzun bir tiraddır bu.
    Yani yokluğun ve yokluğumda
    kalenin surlarında yankılanan durmaksızın.

    Bir adım atıyorum peşimde düşler huysuz mızmız çocuklar gibi söylenip duruyorlar.
    Kim yetim ve öksüz bir iniltiyi böyle pervasız doğurabilir ki?
    Kim yüzünden çevirdiği masalın kenarına ilişebilir ki böyle çocuk…
    Biliyorum hazinen harap ve o kristal ayna epeydir küskün sana.
    Belki ucu yakılmış o mektup ve sedef kakmalı sandıkta duran kurutulmuş nar çiçeği...

    Sen yokken bir okyanus çalınırdı kulağıma dudaklarımda peri ıslığı uzanırdım mavi gökyüzünün altına.
    Şarkı aynı şarkı olurdu ama her defasında hikayesine yeni bir kahraman eklenirdi
    . Sonrası şenlik bayram sonrası çocukça…

    Sanırdım ki sadece o gökyüzü ve nağmesinde bir bebeğin uyutulduğu o şarkı varırdı
    kalın duvarlarından ayrılık sızan karanlık sarayına.
    Böyle çaresizce kapandığında hecelerim kahrının satır aralarına
    masalımın mavisi solardı.
    Rüzgâr ağdalı bir haykırış olur
    kapıların demir tokmaklarından geçer ve gecenin sihrini bölerdi.
    Uzak olurdu en fazla gülüşün böyle zamanlarda
    uzak ki çalınmamış kuytu bir kalp kadar.

    Oysa bir yolculuktu düşlediğim.
    Çok kereler bir sonraki bahara ertelenmiş
    gecikilmiş o yolculuk.
    Sanki kalbimin üstünde taşıdığım bu amansız emanet kıpırdadıkça ömrümü seyreltiyor.

    Masalım eksik yolların ıradıkça toprağıma.
    Lanetli cadıların insafına terk ettiğin için içimdeki çocuk
    yüzünü saklıyor senden.
    Gitmek istiyor ama son fırtınada yıkılmış bir köprünün yamacında susuyor şarkı.
    Her masalın bir şarkısı olmalı diyor uzak peri
    ama karanlık öyle kesif ki.

    Gün sürgün gün mavi gökyüzünün altındaki o çocuk yürekte kilitli.
    Yüreğindeki hasreti gözlerine yüklemekten bitap
    gelemiyor yanına
    yanaşamıyor yamacına.

    Sana yazıyor kelimelerim
    ama imlasına kim bilir kaç kere kara bir kalem mührünü vuruyor.
    Gülümsüyorsun sen bazen
    masaldan çalınmış kararlılıkla.
    O zaman ne lanetli cadılar bulabiliyorlar aşkın izini
    ne de içimdeki çocuk şarkısını kesiyor.
    Sen gülümsüyorsun ya
    masal düş oluyor düşüyor kalbine bir çocuğun.
     

Sayfayı Paylaş