1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Öfkenin Doğası ve Algılarımız

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 29 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Öfkenin Doğası ve Algılarımız
    Hepimiz zaman zaman öfkeleniriz ve öfkemizi farklı şekillerde ifade eder ya da ele alırız. Kimileri öfke patlamaları diye tanımlayabileceğimiz fazlasıyla kızgın olma hali, kırıcı sözler ve sert hareketlerle sözlü ya da fiziksel şiddet uygulama durumunda kalabilir. Bazıları da içten içe yaşadığı hayal kırıklığını belirgin bir öfke yansıması olmadan kendine yönelik bir suçlama sürecinde depresyon olarak yaşayabilir. Elbette bu iki ucun arasında öfkenin kişilere ya da durumlara göre değişen görüntüleri ve ele alınışları vardır. Ö
    Öfkenin nedeni ve yansıması nasıl olursa olsun temelinde algı ve düşüncelerimizde kötü ve zarar verici bir davranışa ya da duruma maruz kaldığımız, bize haksızlık ya da kötülük yapıldığı algısıyla birlikte bizim için önemli olan en az bir kuralın ihlali söz konusudur. Bu algıya eşlik eden bedensel tepkiler artan kan basıncıyla birlikte hızlanan kalp atışları ve gerilmiş kaslardır. Duygusal olarak kendimizi huzursuz, kaygılı ya da çok kızgın hissedebiliriz. Bu durumla başa çıkmak için de sesimizi yükselterek tartışmaya girebilir, susup direnç gösterebilir ya da geri çekilip uzaklaşmayı deneyebiliriz. Burada açıklanan algı / düşünce – bedensel duyum – duygular - ve tepki verme döngüsünde öfke sırasındaki bedensel duyum ve duygular kişiye ya da duruma göre benzer olup ölçüsü bakımından farklılık gösterebilir. Yani bir kez öfkelendik mi hepimiz bedensel ve duygusal benzer şeyleri yaşarız. Bu döngüde kişilere göre farklılık gösteren, neyin hangi durumda öfkelendirdiği ve öfkeyle nasıl başa çıktığımızdır. Örneğin toplumsal kurallara uyulması ve başkalarının hakkına saygı duyulaması gerekliliği bizim için önemliyse sıramızı beklerken sırayı bozup önümüze birinin geçmesi bizi öfkelendirebilir. Adalet ve fırsatlardan eşit olarak yararlanmak bizim için önemliyse işimizde ücret artışının nesnel performans değerlendirilmesine göre yapılmadığını belirlemek bizi öfkelendirebilir. Bu iki örnek çoğu kez pek çok kimse için öfkelendiricidir. Yine de bu öfkeyle başa çıkışımız kişiden kişiye değişir. Bir de kendimizi ve başkalarını nasıl algıladığımızı belirleyen bireysel kurallarımız vardır ve yakın ilişkilerde bu kuraların ihlali öfkeye yol açabilir. Örneğin bir yakınımız evimizi ziyarete evde temizlik yapıldığı günlerde üstelik haber vermeden geliyorsa öfkelenebiliriz. Çünkü önemli bir kuralımız ihlal edilmiştir: “Biri birinin evini ziyarete gelecekse önceden haber vermeli ve evin durumunun uygun olup olmadığını dikkate almalı.” Bu durumda karşımızdakini kaba ve duyarsız olarak algılayabilir, kendimizi de önemsenmemiş, ihmal edilmiş olarak görebiliriz. Bir de işin diğeri gözündeki algısı var. Bu yakınımız kendi kurallarınca mevcut yakınlık düzeyinde haber vermeyi gerekli görmeyebilir; üstelik temizlik gününü özel yaşam dışında bir gün olarak görüşme fırsatı olarak görebilir. Duruma, karşı tarafın algısı ve kuralları çerçevesinde bakmayı denediğimizde sonraki durumlarda algımız değişebilir ve eşlik eden öfkemiz azalabilir. Farklı durumlar için bunu denemek bizi şu tür bir keşfe götürebilir: “Benim beklentilerim ve kurallarım diğer insanlarınkiyle aynı değil ve bu yüzden başkalarının her zaman benim kurallarımı ihlal edebileceğini bilmem gerekir. Ben ancak kendi görüş, düşünce ve algılarım üzerinde bir kontrole sahibim. Başkalarınkileri üzerinde değil. Başkalarının da benim gibi görmeleri ve benzer kurallarının olması güzel olurdu ancak çoğu zaman böyle olmuyor.” Bunları söyleyebilmek farklılıklar üzerinden değiştirebileceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz noktaları farketmeyi ve değiştirebileceklerimize odaklanmayı sağlar. Öfkelendiğimizde başımıza gelenlere farklı bir açıklama getirebilmeyi, kendimizi zaman zaman daha az kızgın hissetmeyi başarabildik diyelim. Peki ya öfkelendiğimiz kadarıyla ne yapacağız? Toplumsal kurallar ve sosyal adalet örneklerinde olduğu gibi öfkemizde gerçekten haklıysak ne olacak?
    Bu yazımızda öfkenin döngüsünü ve bu döngünün belirli kural ve beklentilerin ihlali durumunda nasıl tetiklendiğini ele alırken farklı bir algının ve bakış açısının öfkemizi nasıl etkilediğini inceledik. Yani öfkeye mudahalede bakış açısını değiştrmenin ve farklılıkları kabullenmenin öfkeyi azaltabileceğini belirledik. Öfkeyi kontrol edebilmek, öfkeyi ifade edebilmek, öfkeyi yaşantımızdaki olumsuzlukları ve özlemlerimizi farketme gereci olarak kullanabilmek ve yaşantımızın bize eşlik eden ancak zarar da vermeyen bir parçası olarak yaşamak uzun süreli bir öğrenme, deneyimleme ve değiştirme sürecinde mümkün olacaktır.
     

Sayfayı Paylaş