1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Oğuzlar ve Gök Türklerin Irkdaşlığı

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 28 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    6. asırdan itibaren Gök-Türk hakanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı 630’da başlayan fetret devresinde diğer bir çok Türk boyları gibi kendi aralarında birlik kurarak Tolga-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz “kaganlığını” meydana getirmişlerdi. 682 yılında İlteriş tarafından mağlup edilen Oğuzlar (inek Gölü Savaşı) bu durumda idi ve muharebede ölen Oğuz devleti başkanı Baz Kagan’ın balbalı sonra İlteriş Kagan’ın mezarına dikilmişti.

    Bu münasebetle kitabelerdeki ifadeler Oğuzlar’la Gök-Türkler arasında bir ayırım yapılmadığını hatta hakanlığın temelinin Oğuzlar’ın teşkil ettiklerini belirtmeğe yeter. Bu sebeple Oğuzlar’la Gök-Türkler’in aynı olduğu zaten kabul edilmişti. Ancak V. Thomsen Tonyukuk kitabesinde tahsis ettiği son makalesinde Oğuzlar’ı “Türkler’in yüksek hakimiyetinde bir kabile birliği” olarak göstermekte ve bu tarihi gerçek sonra “etnik” ayrılık gibi alınarak mesele yeni araştırmalarla derinleşmiş bulunmaktadır. Böylece Oğuzlar’ı Türk kabul etmek veya “başka bir etnik teşekkül saymak gibi çok mühim bir ihtilaf noktası ortaya çıkmıştır.

    Burada önce üzerinde durulması gereke husus Oğuzlar’a mukabil Türk adını taşıyan bu etnik topluluğun var olup olmadığıdır. Buna hemen ve kesinlikle menfi cevap vermek mümkündür. Çünkü “Türk” adının güç-kuvvet manası ile “etnik kimlik” ifade etmek üzere kullanılmış bir siyasi ad olduğu zikredilmişti. O halde onlar da “Türk” soyundan gelen Oğuzlar’la aynı etnik zümreye dahil yani hem Oğuzlar hem “Gök-Türkler” aynı ırkın mensuplarıdırlar. Şimdi ikinci mesele geliyor: Gök-Türk Devletini kuranlar hangi “Türk” zümresi idi.

    Bilindiği üzere bu devlet adı “Aşına” olan eski bir Türk hükümdar ailesi tarafından etrafındaki “Türk soylu” kütlelerin yardımı ile kurulmuştu. Bu kütleler ise ancak kabileler birliği haline gelmiş Türkler (yani Oğuz) olabilirdi. W. Barthold’un “Gök-Türk hakanlarının Dokuz-Oğuzlar’dan neşet ettiği” görüşü kadim Aşına ailesinin bu Oğuz bölüğü mensupları ile ilgisini ispat etmeği gerektirir ise de 6-7. asır Türk (Gök-Türk) kütlesinin doğrudan doğruya Oğuzların bu grubundan meydana geldiği Çin kaynaklarınca açıklanmaktadır.

    T’ang devri vesikalarında (T’ang-su ve Kiu T’ang-shu yıllıkları ve ayrıca 4 hal tercümesi). Dokuz kabile (Kitabelerdeki “Dokuz-Oğuzlar bazen Türkler’in (Gök-Türkler’in) dokuz kabilesi” veya “Dokuz kabilenin Türkleri (Gök-Türkleri)” bazen de “Töles’lerin dokuz kabilesi” diye kaydedilmiştir. Demek ki Tölesler’in Dokuz-Oğuzları ile Gök-Türkler’in Dokuz-Oğuzları aynıdır. Yani Oğuz kabileleri Gök-Türkleri meydana getiren topluluktan başkası değildi.

    Çin kaynaklarında Gök-Türk hakanlığı devrinde Oğuzların kendi başlarına (mesela doğrudan doğruya “Oğuz” olarak) zikredilmeyip sadece Dokuz kabile (Kui-sin) diye Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi bizzat T’u-küe (=Türk)’den ibaret topluluğun ayrı bir isim altında belirtilmesine ihtiyaç bulunmadığı gösterdiği gibi kitabelerde I. Gök-Türk Hakanlığı çağında “Oğuz” adının geçmemesi de aynı sebepten ileri gelir.

    Ancak fetret devrinde Aşına-oğullarının Çin sarayı emrinde birer kukla durumuna düşmeleri üzerine bazı kabileler kendi aralarında teşkilatlanarak bir “devlet” kurmuşlardır ki II. Gök-Türk hakanlığı zamanında hükümdar ailesine karşı ayaklanan ve hükümetin diğer imkanları ile bastırılmasına çalışan bu “teşkilatlanmış” Oğuz birliğidir. Bundan sonra kitabelerdeki “Türk bodun” tabiri şüphesiz doğrudan doğruya hakan idaresindeki kütleleri ifade ediyordu. Kitabelerde hakanın “Oğuz bodunu Türk bodunundan idi” demesi ile bu Oğuzlar’ın isyan halinde olmaları arasında bir çelişme görmek güçtür zira mesele “halkın” vaktiyle destekleyip yücelttiği haneden ile mücadelesinden ibarettir (Türk tarihinde bunun başka misalleri de vardır. Karluklar’ın Kara-Hanlı’lara Türkmenlerin Selçuklu sultanlarına karşı direnmeleri ve bizzat bir Oğuz olan Sultan Sencer’in asi Oğuzlar’la çarpışması...)



    [ALINTI]
     

Sayfayı Paylaş