1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Okan Merzeci Kimdir?

Konusu 'Tartışma' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 13 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Anap doneminde mersin buyuksehir belediye baskanligi yapmis kisi.
    belediye başkanı seçildikten kısa bir süre sonra geçirdiği kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yuman, ama bu kısacık süre zarfı içerisinde büyük işler başaran başkan.hele dillerde dolaşan şu enstantane sonrası şahsına daha da bir saygı duyar oldum..şimdi bi ara bu 68'liler toplanırlar, süreklilik arz edecek bir eser koyalım ortaya derler.düşünürler, taşınırlar ne yapsak acaba diye, en sonunda ağaç dikmeye karar verirler.bu sebeple okan merzeci'yi ziyaret ederler ve kendilerine yer tahsis edilmesini isterler.projeye çok sevinen başkan, 68'lileri eli boş göndermez.istediklerini yapar.bunun üzerine 68'liler bir an önce işe girişirler ve çöplükten geçilmeyen boş bir arazinin çehresini uzun uğraşlar sonucunda tamamiyle değiştirirler.eskinin çöplüğü şimdinin 68'liler ormanı olmuştur.ama bir kısım ülkücü bu uğraşa daha işin başında muhalefet ederler.okan merzeci'nin karşısına çıkarlar ve "komünist ağaç" dikilmesine karşı olduklarını belirtirler.okan merzeci gayet güleryüzlü bir şekilde, kendilerine sadece şu iki cümleyi söyler: "ağacın hiç ideolojisi olur mu arkadaşlar?yine de olur diyorsanız, siz de gidin "ülkücü ağaç" dikiverin; ben size, 68'lilere verdiğim arazinin beş mislini tahsis edeyim..".

    Babamın deyimiyle geleceği gören adam Mersin'e otoyol yapılırken daha araçlar yaygınlaşmamısken çevresindekilerin bu kadar yola ne gerek var o kadar araç bile yok demesine karşın gelecekte bu yollar yetmeyecek cevabı veren, Hayalindeki kentleşmenin sahile yakın evlerin müstakil sahilden dağa doğru yukarı evlerin ise mevki mevki katlaşmasını istemiştir bu sayede dağda evi olanında bir deniz manzarası olabilecekti. Tabi öldükten sonra belediyelerin aç gözlülüğü sayesinde mimari alt üst olup herkes kafasına göre kat çıkıp bu güzel eserin önüne geçmiş oldular :) Mersin halkı için ayrı bir yeri olan bir yönetici idi.
     
  2. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Parti sekreterimiz, “ANAP’lı Belediye Başkanı Okan Merzeci sizi arıyor, telefonu bağlayayım mı?” diye sorunca “Hatice Hanım, Okan Merzeci beni niye arasın, Belediye Özel Kalemi yanlışlıkla bizi aramıştır, burası SHP İl Başkanlığı, bizi yanlış aramayasınız diye sor bakalım” dedim. Kısa bir süre sonra il başkanlığı makamının telefonu yeniden çaldı.

    “Başkanım sizi arıyorlarmış!”

    Telefonda Belediye Başkanı Okan Merzeci “Başkanım gazetecilerle seni ziyarete geliyorum, gelirken de pasta getiriyorum, sen bir çay demlettir, pastayla beraber yer içeriz”

    “Sayın Merzeci ben müsait değilim, daha sonra gelseniz”

    “Vallahi ben şimdi geliyorum. Sizi partide bulamazsam, gazetecilere benim geleceğimi duyunca partiyi terk etti derim”

    “Peki buyurun gelin”

    Parti çalışanını çağırdım. “Belediye Başkanı Okan Merzeci ve gazeteciler geliyor. Ortalığı bir toparlayın, herkese yetecek kadar çay demleyin. İl Yönetim Kurulu üyesi arkadaşları da arayarak bilgi verin partiye gelmelerini söyleyin…”

    İl Başkanlığı koltuğunda geriye yaslanarak, son bir yıllık geçmişimi düşünmeye başlamıştım. Beni işten çıkartarak, bana acı yaşatan, Okan Merzeci ziyaretime geliyordu.

    * * *

    12 Eylül 1980 faşist darbesi sonrası, anayasayı ilga ve taygirden yargılanmış beraat ettikten sonra askere gitmiştim. 1985 yılı askerlik dönüşü, kıdem tazminatı almadan askere gittiğim için eski işim, Belediye İçme Suyu İşletme Müdürlüğü Kesme-Bağlama Amirliği’ndeki görevime devam ediyordum, bir gün kesme-bağlama ustalarını toplayıp “Yoksulun suyunu kesmeyeceksiniz, insanlar karınlarını zor doyuruyor, bir de sularını kesmeyelim” diyerek onları uyarmıştım. Muharrem, Kamber ve Faruk usta “peki amirim” diyerek uzaklaşmışlardı.

    Muharrem usta az sonra geri döndü. Başbakan Özal’ın kardeşi Korkut Özal’ın ortağı olduğunu söyleyen bir işadamının kaçak su kullandığını, suyu kesip, tutanak tutmak için gittiklerinde kendilerine hakaret ettiklerini anlattı. Hemen resmi arabaya atlayıp işyerine vardığımda Muharrem Usta’nın gördüğü hakaretlerin aynısını bende görmüştüm. Belediyeye döndüm, dönemin işletme müdürü Tarık Tan’a durumu aktardım. Üzülerek çaresizliğini anlattı. Benimde çok dikkatli olmam gerektiğini vurguladı.

    Aradan bir hafta geçmişti. Cuma günü mesai bitimine doğru işletme müdürünün çağırdığını söylediler. Odasına çıktığımda çok üzgün bir şekilde elindeki resmi yazıyı bana uzattı.

    “Görülen lüzum üzerine, iş aktimin fesh edildiği, işten çıkartıldığımı” gelen resmi yazıdan öğrenmiştim. Benimle birlikte, SHP delegesi olan 5 arkadaşım daha işten çıkartılmıştı.

    1980 öncesi siyasi gerekçelerle Çukobirlik, Zirai Donatım Kurumu ve Ticaret Bakanlığı’ndaki üç iş yerinden çıkartılırken pek önemsememiştim. İktidar değişiyor, bizlerin de işine son veriliyordu. Sanki solcu olmanın gereği gibiydi. İşçiysen atılmayı, memursan sürgünü, gençsen işkenceyi göze alacaktın.

    * * *

    Ayaklarım beni bir türlü eve götürmüyordu. Elim cebinde dalgın dalgın kenti turluyordum. Köy Enstitülü bir öğretmenin 5 çocuğundan birisiydim. Yeni evlenmiştim; aldığı maaşın tamamına yakınını ev kirası ve taksitlere ödüyor, eşimin ailesinin ve kendi ailemin mütevazi katkılarıyla ayakta durmaya çalışıyordum. Geç saatte eve gelebildim.

    Ev telefonum çaldı, arayan eski ilçe başkanımız Bülent Olgun’du.

    “Saatlerdir seni arıyorum, evde kimse yok mu, sen neredeydin?”

    “Eşim köyde. Ben de şimdi geldim.”

    “İşten çıkartıldığın doğru mu?”

    “Evet, doğru!”

    “Oğlum yarın yanıma gel birlikte Okan Merzeci’ye gideceğiz.”

    “…..”

    “Gel oğlum, senin yeniden işe girmeni sağlarız”

    İsteksiz isteksiz “Peki!” dedim ve telefonu kapsattım.

    Bir gün sonra Cumartesi öğleden önce Bülent Abi ile birlikte Okan Merzeci’nin makamındaydık. Samimi bir şekilde selamlaştılar, gülerek birbirlerine küfrediyorlardı. Her ikisi de argo konuşmayı, küfrederek sohbet etmeyi seviyorlardı. Bülent Abi benim yeni evlendiğimi, işten çıkartılınca çok zor durumda kalacağımı anlattı. Neden işteN çıkartıldığımı sordu.

    Merzeci, Belediye Meclisindeki bir grup meclis üyesinin ben ve arkadaşlarımın işten çıkartılması için baskı yaptığını, SHP ilçe kongresindeki tavrımızdan dolayı ilçe başkanı seçilemeyen bir SHP’li meclis üyesinin isteğini yerine getirdiğini vurgulayarak benim ne kadar maaş aldığımı sordu.

    Yanıtladım, “Gel sana benim şantiyede iş vereyim. Belediyeden aldığın maaşın iki katıda para vereceğim”

    Kısa bir süre düşündükten sonra kabul etmedim. Ayağa kalktım, Bülent Abi’ye döndüm, “Ben gidiyorum” diyerek Okan Merzeci’nin odasından ayrıldım.

    * * *

    Okan Merzeci ve bir grup gazeteci arabalarını park ederek parti binasına çıktılar. Kapıda karşıladım. Elindeki kuru pastaları parti çalışanına çayla birlikte servis edersiniz diyerek verdim. Okan Merzeci, gazeteciler, partimizin il ve ilçe yöneticileri il odasını doldurmuşlardı.

    Merzeci, benim il başkanlığına atanmam nedeniyle gecikerek de olsa ‘Hayırlı Olsun!’ demeye geldiğini, beni kendisinin il başkanı yaptığını gülerek anlatmaya başladı.

    Kendisine döndüm;

    “Başkan ben SHP’nin il başkanıyım. Sen ANAP’ın belediye başkanısın. ANAP’a il başkanı belirleyebilirsin ama bize gücün yetmez”

    “Özcan başkan, ben seni işten çıkartmasaydım, seni SHP’ye il başkanı yaparlar mıydı?”

    Kahkahalarla gülmeye başlamıştık. Mantığı doğruydu.

    “Başkan bizler de ilk seçimlerde seni işten çıkartacağız”

    “Gücünüz yetmez”

    Gazetecilere döndü, bizlerin, solcu, devrimci, kendisinin ANAP’ın Marksist(!) kanadından olduğunu, partimizin belediye başkan adayı Kaya Mutlu’nun ise burjuva kökenli bir kapitalist olduğunu gülerek anlatıyordu. Ben ve yönetici arkadaşlarımız itiraz ettik.

    Ciddileşti, izin isteyerek makam arabasına doğru yürümeye başladı.

    * * *

    26 Mart 1989 yılında belediye başkanı seçimleri yapılmış, büyük farkla seçimleri kazanmıştık. Kaya Mutlu yeniden belediye başkanı koltuğuna oturmuştu. İlçe seçim kurulundan binlerce insanın eşliğinde mazbatayı almış, coşku içersinde belediyeye gelmiştik.


    Çok zor bir süreç bizleri bekliyordu. Seçimlerde kullandığımız, ‘5 bin kişiye iş, 25 bin kişiye güvence’ sloganı parti binasını ana-baba gününe çevirmişti.

    Tanıdığımız partililerimiz, tanımadığımız ama partiye çalıştığını iddia eden insanlarımız işe girmek için parti binasına doluyorlar bizden yardım istiyorlardı.

    Gerilmeye başlamıştık. Başkan Kaya Mutlu ile görüşemiyor, insanlarımızın taleplerini kendisine iletemiyorduk.

    Zamanla aramızdaki güven bunalımı artarak devam etmeye başladı. Parti yöneticileri arkadaşlarımız, belediyeden umutlarını kesmeye başlamışlardı.

    Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı ve İçel Milletvekili İstemihan Talay, partiye gelmişti. Sıkıntılarımızı, belediye ile parti örgütü arasındaki güven bunalımını tartıştık. Birlikte yemeğe gidelim, bunları uzun konuşuruz diyerek parti binasından ayrıldık.

    Yemekte seçimleri kaybeden Okan Merzeci ile görüşmeye karar verdik. Merzeci’ye partiye girmeyi teklif edeceğiz, kabul ederse bu düşüncemizi genel başkan ve diğer parti yöneticileri ile paylaşacağız ve gereğini yapacağız diye kararlaştırdık.

    Yemeğin ertesi günü eski devrimcilerden Merzeci’nin yakın çalışma arkadaşı, Kenan Güler’i aradım. Okan Merzeci ile ilgili düşüncelerimi aktardım.

    “Çok iyi olur, ben görüşmeyi ayarlarım, seni ararım!” diyerek projemize isteyerek katkıda bulunacağını aktardı.

    Görüşme gününü, saatini belirledik. Milletvekilimiz İstemihan Talay, Bingöl Eski İl Başkanımız Hikmet Yurtsever, Halkçı Parti Eski İl Başkanı Mustafa Uçar, kurultay delegemiz Naci Mazı, eski Belediye meclis Üyemiz Nuri Dölek, Okan Merzeci’nin Pozcu Fırını’nın doğusunda ki iki katlı müstakil bürosunda buluştuk. Okan Merzeci, bizleri bürosunda görmekten sevinç duyduğunu vurguladı.

    Mustafa Uçar ve Nuri Dölek’e, “Kaya Mutlu sizlerin buraya geldiğini duyarsa yakar sizi!” diyerek takıldı.

    PKK ile başının dertte olduğunu, Batman’da yapmakta olduğu barajın makine parkının yakıldığını, iki işçisinin öldürüldüğünü, olayları, başbakan ve İçişleri Bakanına anlattığı halde şantiyesinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, böyle giderse işleri askıya alacağını koca devletin bir avuç PKK’lı ile baş edemediğini anlattı. İstemihan Talay’dan yardım istedi.

    Söze girdim; kendisini ziyaret etme nedenimizi anlattım. Eğer uygun görürse, SHP’ye girmesi için yardımcı olacağımızı söyledim.

    “Sizler bana destek verirseniz neden olmasın” diyerek niyetini belli etti.

    Yıllarca seçim kaybetmesi için çalıştığımız, Okan Merzeci ile aynı partili mi oluyorduk?

    Şaşkın ifadelerle birbirimizin yüzüne baktık!...

    Herkesin yüz ifadesinden anladığım…

    ‘Neden olmasın!’dı!...

    Gereğini yapmakta bana düşüyordu… (Devam edecek)
     
  3. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    68 ormanı hala duruyor :D
     

Sayfayı Paylaş