1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Okültizm - Büyü ve Büyücülük

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 7 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Okültizm - Büyü ve Büyücülük

    Doğa dışı gizli güçlerden yararlandığına inanarak büyü yapanlar.

    Büyü ve büyücülük insanlık tarihinin çok eski dönemlerine kadar gider. Doğa karşısında kendini âciz ve eksik hisseden insanoğlu, gizli güçlerle kendi arasında bağlantı kurabilecek birtakım aracılara ihtiyaç duymuştur. Bu aracılarda olağanüstü yetenekler bulunduğu varsayımından yola çıkarak, büyücülerden, insanüstü davranışlar beklemiştir.

    Tektanrılı dinlere geçildiği zaman bu inançlar ortadan kalkmamış, sözgelimi, Hıristiyanlığın bütün yasaklamalarına rağmen büyücülük ve boş inançlar toplumlar içinde gizli gizli yaşamlarım sürdürmüştür. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, erkek ve kadın büyücüler, büyü törenleri yapar, insanlara veya hayvanlara nazar değdirirler, «Boynuzlu Tanrı'yı» veya «İlahe Ana'yı» yardıma çağırırlardı.

    Eskiçağ törenlerinin bir devamı olan ve şabbat adı verilen cumartesi gece yarısı toplantıları kırlarda yapılırdı; bu toplantılar sırasında, gece yarısından şafak sökünceye kadar şarkılar ve danslarla şeytan yardıma çağrılırdı.

    İNSANLARIN YAKILDIĞI ODUN YIĞINLARI

    Kaygı uyandırıcı biçimde çoğalan ve kilisenin iktidarını tehlikeye düşüren bu gibi uygulamalar karşısında, Hıristiyan büyükleri ve kilise şiddetle tepki gösterdi. Mahkemeler kuruldu. Engizisyon ortalığı kasıp kavurdu (XII. yy. sonu). Fransa'da, 100 000'i aşkın büyücü kadın, komşularının ihbarı üzerine, yakalanıp işkence edildikten sonra diri diri yakıldı.

    Avrupa'da ortalığı kırıp geçiren bu büyücüleri temizleme uygulaması, sonradan Kuzey Amerika sömürgelerine de sıçradı (1692 yılında, Salem büyücülerinin yargılanması). Bu moda, ancak XVII. yy.ın sonunda hafifledi ve önü alınabildi.

    İslâm inancında da büyü yasaktır, ama insanların özel hayatlarını düzenlemede çaresiz kalınca bu yönteme başvurdukları görülür. Sözgelimi temize çıkmak isteyen bir sanık, kocası tarafından terk edilen bir kadın, değerli eşyası kaybolmuş bir kimse büyü yoluyla isteğine kavuşacağına inanır. Büyücüler, yapılmış büyüyü bozma işlemini de üstlenirler.

    Günümüzde, A.B.D.'de ve Avrupa'da, özellikle bazı ıssız kırsal yörelerde, büyücülük törenleri hâlâ yaşamakta, eski efsaneler her zaman dilden dile aktarılmaktadır.

    BÜYÜCÜ KADIN

    Büyücü kadın genellikle ata biner gibi bir süpürgeye binmiş olarak gösterilir. Güzel de olsa, çok çirkin de olsa oldukça korkunçtur! Bu cadı hiç kuşkusuz, tekin olmayan gecede, uzaklardaki bir şabbat'a gidecek ve orada, «karanlıkların efendisi» olan şeytanı çağıracaktır. Ama horoz öter ötmez bu şeytan çılgınlığı sona erecektir.

    Goya'nın «Büyücülerin Gece Toplantısı» adlı tablosundan bir bölüm: bu iğrenç yüzler, uğursuz sırıtışlar ve kötü yaratıkların kindar bakışları... hep halkın hayal gücünden doğma görüntülerdir. Prado Müzesi, Madrit.

    Bilibin'in, bir Rus masalını canlandıran deseni: çirkin ve kötü ruhlu büyücü Yaga, öbür kızkardeşleri gibi hep karanlıklarda gezer ve güzel genç kızlara nasıl kötülük edeceğini düşünür.
     

Sayfayı Paylaş