1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Okültizm - Ölüm Olayı

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 7 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Okültizm - Ölüm Olayı

    Ölüm olayının belirgin özelliği, insan varlığını oluşturan ilkelerden her birinin kendi plânına geri dönme eğilimi göstermesidir.

    İnsan varlığını yukarının ve aşağının sürekli akımlarının birleşmesi vasıtasıyla yeryüzüne sabitleşmiş bir kıvılcım hâline dönüştürmüş olan bir bağ vardır ve bu bağ sona erer; akım ne aşağıdan yukarıya ne de yukarıdan aşağıya geçemez ve güç hatları da yön değiştirirler ("yukarı" ve "aşağı" sözcükleri burada sembolik anlamda kullanılmışlardır ve yalnızca değişik vibrasyonel plânları temsil etmektedirler).

    Ölüm olayı tamamlanmıştır; organik sıvılar pıhtılaşmış, iç organların faaliyeti durmuştur; beden artık soğumuştur; yaşamsal ahenge katılmalarını temin eden bağdan mahrum kalmış olan fiziksel hücrelerin her biri kendi özerkliğini yeniden ele geçirecektir; ve başlangıçta hiyerarşiye bağlı olan her bir hücrenin özerk hâle gelmesiyle bedende çürüme ve dağılma (ayrışma, bozulma, çözülme) oluşacaktır.

    Henüz yaşarken, bu durum bedende çıban ya da kanser olarak ortaya çıkar, ölüm sonrasında ise dağılma (bozulma, çözülme, ayrışma) şeklinde tezahür eder; aynı şeyler beden için olduğu kadar toplum yaşamında da geçerlidir. Bu dağılma sebebiyle fiziksel hücreler kendilerini oluşturan ilkelere geri dönerler.

    Bedenin toprağın altına gömülmesi olayını ele alalım. İnsan varlığının kemiklerine ait olan hücreler, mineral olan her şey gibi uzun süreli ve ağır seyreden bir evrim sürecine tâbi olmak gibi belirgin bir karakteristiğe sahiptirler; iskelet içinde uzun bir süre değişmeden kalacaklar ve ait oldukları fizik varlığın ölümünden ancak çok uzun zaman sonra mineral planındaki hücrelerin evriminin yöneticisi durumuna yemden geleceklerdir. Yeryüzü mineral varlıklarının insan kemiği durumuna gelmelerinin büyük ödülü de budur ve bu mineral enkarnasyonun süresi fizik bedenin kendi süresini çok aşar.

    Kasların ve vejetatif organların hücreleri bitkisel plâna geri dönerler ve burada bir kere daha tekrar edelim ki, yeryüzüne ait olan ve bir insan bedeninden geçmiş olan her hücre daha ileride temas hâline geçebileceği tüm yeryüzü hücrelerinin yöneticisi olur, çünki her şey zekidir ve tanrısal ruh her yerde dolanmaktadır. İnsan varlığındaki sıvılar çeşitli yollardan yeryüzü sıvılarına geri dönerler, gazlar da yeniden atmosfere karışırlar.

    Bedenin yakılması olayı, vejetatif organların ve kasların hücrelerinin büyük bir bölümünü doğrudan doğruya atmosfere geri döndürür; ve gerek bitki gerekse de mineral olarak yaşamakta olan yeryüzü varlıkları bu hücreleri solunum vasıtasıyla gaz hâlinde içlerine çekecekler ve reenkarne edeceklerdir.

    Ayrıca, kül hâline dönüştürülmüş olan mineral hücrelerinin evrimi de kaydadeğer ölçüde ilerlemiştir; ancak bedenin yakılması işleminde, şayet astral ilkeler tamamıyla serbest kalmamışlarsa, ciddî tehlikeler mevcuttur.
     

Sayfayı Paylaş