1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

okunması gereken bir hikaye :(

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve chocolatequeen tarafından 17 Mart 2007 başlatılmıştır.

  1. chocolatequeen

    chocolatequeen Üye

    Katılım:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    67
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    1 ÇTL
    Mart ayi gelmisti ama kizim hala okumaya gecmemisti. Odevlerini
    yapmamak
    icin bir suru bahane buluyordu. Elimden geldigince
    ilgileniyor, calisma sevki kazanmasi icin cabaliyordum. Ancak hicbir
    gelisme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma ogrenmemeye calisiyor gibiydi.
    Ogretmenligin kazandirdigi butun deneyimlerimi kullaniyor, hicbirinin
    ise yaramadigini gordukce panigim artiyordu.

    Kizimdan bir yas kucuk oglum ve henuz yedi aylik bebegimden
    calabildigim
    her dakikayi kizima ayiriyor, ancak ogretmeniyle her
    konustugumda buyuk bir dus kirikligi ile eve donuyordum. 'Kizim acaba
    geri zekali mi' diye dusundugum oluyor, bu dusunceler yuzunden beynimin
    zonklamasini gecirmek icin iki, uc tane agri kesici almak zorunda
    kaliyordum.

    O soguk mart aksaminda, sonmeye yuz tutmus sobanin yaninda, kizima
    heceleri sokturebilmek icin ugrasirken, onun ilgisizligi kalan son
    sabrimi da tuketti. Aylarin birikimiyle kizi mi omuzlarindan tutup,
    silktim ve minicik yanagina hatirladikca utandigim' bir tokat attim.
    Yanagi kipkirmizi oldu. Saskin ama kizgin bakti. Aglamamak icin minik
    dudaklarini surekli bukuyor, bakislari kalbimin otelerine dogru ok gibi
    ilerliyordu.

    Sessizligi bozan ben oldum.

    "Neden? Nazlihan neden? Nicin okumayi ogrenmek icin gayret
    gostermiyorsun? Sen aptal degilsin. Neden kendine aptalmissin gibi
    davranilmasina izin veriyorsun?"

    Bir an durdu, sonra sesinin butun yirticiligi ve kiniyle, "Cunku ben
    okumak istemiyorum" diye haykirdi. Kulaklarima inanamiyordum. Yuksek
    tahsil yapip, iyi bir gelecegi olacagini dusledim biricik kizim, benim,
    ben ogretmen Emine Ozgenc'in kizi "Okumak istemiyorum" diye
    bagiriyordu.

    Hayal kirikligi ve saskinlik icerisinde "Neden?" diye sorabildim.

    "Cunku ben senin gibi okuyup, ogretmen olup, cocuklarimi evde yalniz
    birakip ise gitmeyecegim, Calismayacagim, Ben sadece anne olacagim."

    Kizim konusmuyor, adeta beni tokatliyordu. Basim donuyor, gozum
    karariyor, bu sozlerin gercekten kizima mi ait oldugunu anlamaya
    calisiyordum. Evet bu sozleri bana yedi yasindaki kizim soyluyordu.
    "Insan simdi bayilmaz da ne zaman bayilir" di ye
    dusundum. Sanki, birden, gozlerimin onunde bir sinema perdesi acildi ve
    aci bir film oynamaya basladi. Yozgat'in Nohutlu Tepesi'nde, o her
    cikisimda hic bitmeyecegini dusundugum yokusun basindaki bir turlu
    isitamadigim evi hatirladim.

    12 Eylul sonrasi, esimin (bircok insana yapildigi gibi) hic
    anlayamadigim bir tarzda ve sebepsizce tutuklanip cezaevine
    goturulusu. Aylarca tutuklu oldugu halde mahkemenin bir turlu
    baslamayisi. Yillarca suren ve benim, esimin neden tutuklandigini
    beraat
    ettikten sonra bile anlamadigim mahkemeler. Bakamadigim icin dokuz
    aylik
    oglumu Samsun'a, anneme birakmam. Bakici ve anaokulu masraflarini
    karsilayamadigim icin, iki yasindaki kizimi her gun calistigim liseye
    goturusum. Yavrumun ogretmenler odasinda koltuklarda uyuyusu. Uykusunun
    en derin yerinde calan teneffus ziliyle yavrumun firlayip koltuklara
    oturusu. Sonra mudurun beni cagirip, "Bak Emine Hanim, biliyorum zor
    durumdasin ama seni goren herkes cocugunu okula getirmeye basladi.
    Burasi cocuk yuvasi degil ki. Bir daha kizini okula getirme" deyisi. O
    gunden sonra iki bucuk
    yasindaki kizimi o koskoca, o sopsoguk evde, yalniz basina
    birakip,donene kadar kizimi korumasi icin Allah'a yalvarislarim. Acikir
    ve susar diye etrafa biraktigim su bardaklari ve yiyecekler. Her aksam
    eve dondugumde yavrumu bir kosede battaniyenin altinda buzusmus
    bulusum.

    "Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum,
    agladim,agladim, yoruldum, sustum, sonra yine agladim" diyerek boynuma
    sarilisi. Bir film seridi gibi geciyordu gozlerimin onunden. Bir turlu
    filmin sonu gelmiyordu.

    Nisan sonlarina dogru bir ogle paydosunda eve gelmis ve zili calmak
    zorunda kalmistim.

    O sabah telasla cikarken anahtari evde unutmustum. Ama cok dert
    etmemistim. Nasilsa kizim evdeydi. Kapiyi acardi. Ama acmadi.
    Acmadigi gibi sesinin butun gucuyle "Anne" diyerek agliyordu.
    "Kizim,ben
    annenim, ac kapiyi" dedikce o "Hayir sen annem degilsin. Sen kurtsun.
    Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne soyledimse inandiramadim.
    Dinledigi bir masaldan etkilenmisti besbelli. Yavrum,minik yavrum
    korkuyor ve agliyordu. Yarim saat ugrasmis, ikna edememistim.

    Yapacagim tek sey vardi. Bir sekilde iceri girmek. Ama nasil? Kapiyi
    kiracak gucum yoktu. Nohutlu Tepesi'nde cilingir ne gezerdi. Icerde
    yavrum feryat figan agliyordu. Neden sonra alt kata inmeyi dusundum.
    Kapiyi acan komsuma bir yandan olaylari anlatiyor, bir yandan balkona
    dogru kosuyordum. Bir sandalye bulup balkona yerlestirdim ve ust
    kattaki
    evimin balkonuna ulastim. Ben, 153 santimlik ufak tefek kadin, bir
    sandalye yardimiyla nasil olup uc metrelik tirmanisi gerceklestirerek,
    ucuncu kattaki evimin balkonuna ulastim. Hala anlamis degilim. Sanki
    gorunmeyen bir el beni yukari cekti. Balkonun kapisi pek saglam
    olmadigindan, kilidi kolayca acip iceri kostum. Kizim kapinin dibine
    oturmus, basini bacaklarinin arasina sikistirmis
    agliyordu. Sarildim, sarildim, sarildim... Goz yaslarim onunkiyle
    karisti. Koynuma buzuldu. Sadece "Annem, annecigim, kurt beni
    yiyecekti"
    diyebiliyordu. O gun ogleden sonraki ilk dersimi kacirdim. Mudurun
    ikazina ragmen kizimi sinifima goturdum. Once mudur muavini, sonra
    mudur
    tarafindan azarlandim ama hic cevap vermedim. Sadece goz pinarlarimda
    iki damla yas belirdi. Ve o yaslar mudurun birden susup ozur dilemesine
    sebep oldu.

    Evet bu aci film bitecek gibi degil. Kizimin sesiyle irkildim.

    "Ben okumayacagim. Anne olacagim diye feryat ediyordu. Feryat etmiyor
    sanki beni tokatliyordu. Ona iyi bir anne olamadigimi ve bundan duydugu
    rahatsizligi bu sozlerle haykiriyordu yuzume. Hayatimin hicbir aninda
    boylesine bir aci yasamamistim. Hicbir soz yuregimi ve bellegimi
    boylesine hirpalamamisti.

    Kizimin kestane rengi saclarini oksadim. Tokadimla kizaran yanagini
    optum. Basini gogsume bastirdim. Onun hafizasinda yer eden butun
    acilari
    silmek istiyordum. En dogru, en egitici sozleri bulmaliydim. Ama
    nasil?.. Bu allak bullak beyinle nasil?

    Oglece ne kadar kaldik bilemiyorum. Bir ara konusacak gucu bulabildim.

    "Kizim, her okuyan kadin calismak zorunda degildir. Sen iyi bir anne
    olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmani istiyorum. Ancak, okursan,
    bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Calismak zorunda degilsin
    ki.
    Sen de evde cocuklarina bakar, onlara okuma yazma ogretirsin" diye
    devam
    eden bircok cumle siraladim pes pese. Kizim ikna olmus gorunuyordu.
    Ertesi gun okuldan geldiginde onu masanin basinda Cin Ali kitabini
    okurken buldum. Kizim, okuyup yazmayi aylar once ogrenmis fakat israrla
    herkesten saklamisti.

    Ogretmeni saskindi. "Nasil olur da bir cocuk, bir gunde bu kadar
    ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabi oyle uzun ve
    anlasilmasi oyle guctu ki... O an susmak, en guzel cevapti cunku bu
    sorunun cevabini ancak ben ve Nazlihan anlayabilirdik. Simdi kizim,
    Gazi
    Universitesi'nde isletme okuyor. Anadilini cok iyi okuyup, yazdigi gibi
    iyi derecede Ingilizce de biliyor. En onemlisi bir kadinin hangi
    sartlarda olursa olsun calismasi ve ekonomik ozgurlugunu elde etmesi
    gerektigine inaniyor. En guzeli de her firsatta "Canim annem diye
    sarilip yanaklarimdan opuyor. Ben de onun, daha once "o utandigim
    tokatla" kizart tigim yanagindan opmeye ozen gosteriyorum
     
  2. merakettim
    Ecinni

    merakettim Öpözel Üye :*

    Katılım:
    19 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.931
    Beğenileri:
    323
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    Ne iş olursa yaparım abi
    Yer:
    leşim ANKARA:)
    Banka:
    1.432 ÇTL
    Tekkelime ile harika bir hikaye.Çalışan ve çocuğu olan kadınlara ibret olsun.
     
  3. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Çok hoş ve acıklı bir yazıydı. Benim de annem çalışıyordu ve ben de çalışan bir kadınım. Umarım böyle şeyler yaşamam ve yaşatmam :(
     

Sayfayı Paylaş