1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ölümü Hatırlamada En Etkili Metod

Konusu 'Kıssadan Hisse' forumundadır ve iLk_NuR tarafından 7 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. iLk_NuR

    iLk_NuR Üstat

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.332
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    1.130
    Yer:
    meLekLerin arasından:)
    Banka:
    93 ÇTL
    ÖLÜMÜ HATIRLAMADA METOD

    Ölümü hatırlamada en etkili metod, insanın kendi akranının ölümünü düşünmesidir. Daha dün beraber gezip oynadığı, beraber çalıştığı, yol arkadaşlığı yaptığı, küçüklüğünü beraber yaşadığı, aynı okulu, aynı mahalleyi paylaştığı arkadaşının şimdi ölmüş olması insanda derin izler bırakır. Hem dünyadan soğutur, hem de öbür tarafa bir özlem oluşturur, arzu uyandırır.

    Bir diğer mesele, meşhurların, zenginlerin ölümünü düşünmektir. Daha dün yanından geçilmeyen, herkesin imrendiği bir konumda bulunan, şöhretinin zirvesinde yaşayan insanlar, bugün toprak altındalar. Nasıl yaşamışlarsa öyle muamele görmekteler. Bunu düşünen insan, nefsinin iştahla istediği şöhretten de, mal mülk sevgisinden de soğur ve bunların doğuracağı akıbetten kurtulur.

    Ölümü hatırlamada bir diğer yol, kabir ve hastane ve yaşlı insanları ziyarettir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de kabir ziyaretini ölümü hatırlattığından dolayı tavsiye eder.

    Bir diğer metod, ölümü hatırlatan kitaplar okumak, vaazlar dinlemek.

    Başvurulacak diğer bir metod da, görüldüğünde Allah’ı hatırlatan, nasihatçi bir arkadaş edinmek.

    ÖLÜMÜ UNUTTURAN SEBEPLERDEN BİRİ: UZUN EMEL

    İnsan, uzun emellerle ölümü unutur. Yarının hesabını yaptığı gibi elli yıl sonrasının da hesabını yapar. Bunu yaparken de sırf dünya için yapar. Allah, yeteri kadar rızkı garanti etmişken o, çoluk çocuğuna ne bırakacağını düşünür. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışır. Zamanla ölümü istemez hale gelir. Hatta keşke şu kadar sene yaşasam der, ömrüne ömür katılmasını ister.

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a der ki: “Sabaha çıktığında akşamı bekleme, akşam olduğunda da sabahtan dem vurma. Hayatından ölümün için, sağlığından da hasta zamanların için bir şeyler ayır. Yarın isminin ne olacağını bilemezsin.”

    Bir defasında da Hazreti Ali’ye (ra) der ki: “Hakkınızda iki şeyden endişeleniyorum. Nefsin hevasına uymanız ve uzun emellere saplanmanız.”

    Hadis: “Yaşlandıkça, iki şey devam eder: Hırs, uzun emel.

    Efendimiz, bir dikdörtgen çizerek ortasına müstakil bir çizgi çeker. O müstakil çizgiden dikdörtgenin kenarlarına doğru bağlantılar kurar. Sonra da dikdörtgenin dışına müstakil bir çizgi çizerek sorar: Bunlar nedir biliyor musunuz? (Dikdörtgenin içindeki) şu çizgi insanın hayatıdır. Şu (dikdörtgen), insanın ecelidir. Çekilen hatlar ise, insanı hayatında rahatsız eden ısıran olaylardır. Biri ısırmazsa diğeri ısırır. Dışardaki çizgi ise insanın emelleridir.

    Allah Resulü bir gün ashabını ikaz ederek; “Yiyemeyeceğiniz şeyler biriktiriyor, içinde oturamayacağınız binalar yapıyor, ulaşamayacağınız şeyleri düşlüyorsunuz.” buyurur.

    Süfyan Sevri der ki, “Zühd, kepekli ekmek yemek, yamalı elbise giymek demek değildir. O, uzun emellere girmemektir.”

    ÖLÜMÜ HATIRLAMANIN FAYDALARI

    Ölümü hatırlamak insanı salih amel işlemeye, ibadet yapmaya zorlar, zorlamalı. Hazreti Ömer der ki; “Her işte teenni (sırasıyla, sabırla, aheste aheste yapmak) iyidir. Fakat, Ahiret işinde acele edin!”

    Hasan Basri bir vaazında şöyle diyordu: “ Acele edin! Acele edin! Bu hayat nefeslerden ibarettir.” Sonra da Meryem 84. Ayeti okuyordu: “ Biz ancak onların günlerini ve nefeslerini sayıyoruz.”

    Ölüm insanı hayattan koparmaz, koparmamalı. Bilakis, daha da çalışmaya zorlar. Her işinde Ahiretini kazanması için insanı teyakkuzda tutar. Çünkü insan ne yaparsa yapsın, hesap vereceği endişesiyle yaşar.

    Ancak insanı hayatın içinde ve dinamik tutacak ölümü hatırlama şekli, Bediüzzaman Hazretlerinin dediği şekilde olmalı. Yani, şu an öldüm, şimdi yıkanıyorum, şimdi kabire konuyorum.. şeklinde değil de, “ben bir faniyim ve er geç öleceğim. Ufukta, beni her şeyden koparacak bir ölüm görünüyor. o geldiğinde alakadar olduğum her şeyden alakamı kesip gideceğim. Ben şimdi adım adım ona doğru ilerliyorum. O ölüm ya ayağımın altında veya az ilerde her an beni bekliyor..”şeklinde olmalı.

    Efendimiz buyuruyorlar ki; “Sabah akşam düşman orduları üzerinize gelecekmiş gibi ölüme hazır olun!” şimdi böyle bir ruh haline sahip insan hiç boş durur mu?

    Özellikle gençler açısından düşünüldüğünde mesele daha bir ehemmiyet kazanır. Zira, dünya nüfusunun önemli bir bölümünü onlar oluşturdukları gibi, dünyanın önemli bir iş bölümü de onlar üzerinde yürür. Ölümü hatırlayan genç, işine daha iyi konsantire olur, daha verimli çalışır. Haksızlıklardan, yolsuzluklardan uzak bulunur. Serkeşlik yaparak kimsenin hakkına tecavüz etmez.
     

Sayfayı Paylaş