1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"BENİM DÜNYAM" konulu resim yarışması başladı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de bu yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

Ömer Hayyam Sözleri

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve Suskun tarafından 7 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.240
    Beğenileri:
    290
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.210 ÇTL

    Ömer Hayyam Sözleri

    Ey kara cübbeli!
    Taş atma bu dünyayı bilmek isteyenlere.
    Onlar yaradanın sanatı peşindeler;
    Seninse aklın fikrin abdest bozan şeylerde…”
    (S. Eyuboğlu çevirisinden)

    ***
    Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
    Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
    Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
    Umudumu rahmetine bağlamışım ben.
    ***
    Sevgili, sırlarına eren gönül nerde?
    Sözlerinin tekini duyan kulak nerde?
    Gece gündüz serilirsin de karşımıza:
    Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde?
    ***
    Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
    Kazancın, yaşamasını bildiğin günler;
    Saki, bırak şu yarını düşünenleri
    Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.
    ***
    Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;
    Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.
    Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
    Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden.
    ***
    Uğrunda dertlere düştüğüm sevgili
    Bir başkasına tutulmuş, o da dertli;
    Derdimin dermanı kendi derdinde:
    Hekim hasta olunca kime gitmeli?
    ***
    Kul olup o güzele birden,
    Koptuk her bağdan, her tövbeden:
    Herkes koyu müslüman döner
    Biz putperest döndük Kabeden.
    ***
    Benden Muhammet Mustafa’ ya saygı ve selam:
    Deyin ki, hoş görünürse, bir şey soracak Hayyam:
    Neden Yüce Efendimizin buyruklarında
    Ekşi ayran helal da güzelim şarap haram?
    ***
    Benden Hayyam’ a selam söyleyin demiş peygamber;
    Sözlerimi yanlış anlamışsa çiylik eder:
    Ben şarabı herkese haram etmiş değilim ki
    Hamlara haramdır, doğru, ama olgunlar içer.
    ***
    Bir testici gördüm, çamur içindeydi:
    Ayağı çarkında, elinde bir testi;
    Testinin başında bir yoksulun ayağı
    Kulpunda bir padişahın kellesi.
    ***
    Bir testi aldım çarşıdan ucuza;
    Gizli gizli neler anlattı bana;
    Bir şahdım, dedi; altın kupam vardı;
    Şimdi neyim? Testi oldum şaraba.
    ***
    Ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde;
    Ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde.
    O canım Türk güzeli kömür gözleriyle,
    Çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde.

    ***
    Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
    Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
    Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
    Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
    ***
    Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil;
    Erdiğim sırları söylemek elimde değil;
    Aklım düşüncenin derin denizlerinden
    Bir inci çıkardı ki delmek elimde değil.
    ***
    Gören göze güzel, çirkin hepsi bir;
    Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
    Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
    Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.
    ***
    Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;
    Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.
    Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
    Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden.
    ***
    Felek doğruyu eğriyi tartaydı,
    Her işine güzel demek kolaydı.
    Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,
    Evrenin özü doğruluk olaydı?
    ***
    Açılmaz kapıları açmanız mı gerek?
    Dünyada insanca yaşamanız mı gerek?
    Bırakın öyleyse iki dünyayı birden:
    Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek!
    ***
    Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol;
    Her istediğini onda ara, onda bul.
    Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe:
    Koy canını ortaya, soyulursan soyul.
    ***
    Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik;
    Bildiklerimizle övündük, eğlendik.
    Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra?
    Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik.
    ***
    En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
    İyilik seven kötülük edemez zaten.
    Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
    Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.
    ***
    Gök yaban gülleri döküyor eteğinden
    Bir çiçek yağmuruna tutuldu sanki çimen
    Gül şarap dolsun kadehimin lalesine
    Mor buluttan yere yaseminler düşerken.
    ***
    Saki, gökler, denizlerce dolgunum;
    İçime sığmaz oldu coşkunluğum;
    Ak saçlarımla sarhoş ettin beni,
    Kış ortasında bahar bulutuyum!
     
Benzer Konular
  1. YoRuMSuZ
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    1.355
  2. kelebek
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    539
  3. KıRMıZı
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    756
  4. YoRuMSuZ
    Mesaj:
    8
    Görüntüleme:
    1.355
  5. Suskun
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    6.407
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş