1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ordu Kimin Kararıyla Hareket Eder?

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve wien06 tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Atatürk cevapladı: Ordu kimin kararıyla hareket eder?

    Yıllardır bitmeyen ordu-siyaset tartışmalarına cevabı Atatürk'ün vermiş. Henüz bir asker olmasına rağmen Atatürk, Milli Mücadele'nin adımlarını attığı Minber gazetesinde ordunun siyasetle ilişkisini bakın nasıl açıklıyor:


    Atatürk'ün ilk gazetesi Minber'deki yazılar, 89 yıl sonra Erzincan Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Erol Kaya tarafından kitap haline getirildi. Minber'de 19 Kasım 1918'de yayımlanan röportajın Yeni Aktüel'de günümüz Türkçesi ile yayımlandığı röportajın tam metni şöyle:

    Üç gün önce son görevi olan Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığı'nı bırakarak İstanbul'a gelen Fahri Yaver Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle bir görüşme yapması için bir muhabirimizi Paşa'nın nezdine gönderdik. Osmanlı Devleti tarafından mütareke yapılması üzerine, mütareke şartlarının uygulanma biçimleri hakkında merkezle görüşmelerde bulunmak üzere İstanbul'a gelmiş ise de, Yıldırım Ordular Grubu'nun kaldırılması ile görevi sona ermiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın muhabirimiz ile yaptığı kıymetli görüşme aşağıdadır:



    MİNBER'DEN...

    -Siyasi durumumuz hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

    - Ben siyasetle yalnız 329 senesinde Sofya ve aynı zamanda Belgrat ve Çetine ataşemiliterlikleri görevinde bulunduğum bir sene içerisinde ilgilendim ve ilgilenme amacım da siyasi olmayıp askeri-siyasi bir durum idi. Bu ilgim dışında bütün hayatım Trablusgarb'da, Balkan Savaşları'nda savaş meydanlarında askerlikle geçmiştir.

    Her ne kadar kendimde ordulardan, muharebelerden ve askeri hususlardan bahsetmek için kuvvetli bir selahiyet görüyorsam da siyasetten bahsetmek hususunu ilgililere bırakmayı uygun buluyorum. Ancak bu sözlerimle, aziz vatanımızın ve bahtsız milletimizin kurtuluş ve menfaatine yönelik olarak, içinde bulunduğumuz dönemin farklı safhalarında ilgisiz kaldığımı söylemek istemiyorum. Bu konuda farklı dönemlere ait düşüncelerimin ve bu düşüncelerin gerektirdiği araştırmaların bir özetini ve sonucunu ifade etmem gerekirse diyebilirim ki; ben en iyi siyasetin her anlamda en kuvvetli olmak olduğuna inanırım.

    En kuvvetli olmak tabirinden kastım, yalnızca silah olarak kuvvetli olmak anlaşılmamalı. Aksine, asker olmama rağmen diyebilirim ki, silah kuvveti, kuvvetler değerlendirmesini meydana getiren unsurların sonuncusudur. Benim kastettiğim; manen, ilmen, fennen, ahlâken kuvvetli olmaktır. Çünkü bu saydığım hususlardan mahrum olan bir milletin bütün fertlerinin en son silahlarla donanmış olduğunu kabul etsek bile, kuvvetli olduğunu kabul etmek doğru olmaz.

    Bugünkü insanlık alemi içinde mevki sahibi olabilmek için elbette sadece silah kuvvetine sahip olmak yeterli değildir. Benim düşünceme göre, kuvvetli bir ordu dendiği zaman anlaşılması gereken manâ, her ferdi, özellikle subayı ve kumandanı, fen ilmi ve medeni alemin gereklerine göre yetişmiş ve bunlara göre düşünce ve hareketlerini uygulayan ordudur. Yüksek ahlâkta bir heyettir. Şüphesiz ki tek amacı, vazifesi, düşüncesi ve hazırlığı vatanı savunmak olan bu heyet, memleketin siyasetini idare edenlerin verecekleri karara göre faaliyete geçer.


    Ordulara komuta etmiş bir asker sıfatıyla bu nokta-i nazardan siyasetle temas etmiş olabilirim. Memleketi ve milleti çok iyi tanıyan ve muhtaç olduğu ilerlemeye kavuşması için huzur ve sükun içinde, fakat hürriyet ve istiklali korunmuş bir durumda çok çalışmak gerektiğine inanmış biri olarak, bu düşüncelerimi karşılayacak, yani bize huzur ve sükûn verecek ilişkilere ve dostluklara ciddi anlamda taraftarım.

    -İngilizlerle ilgili düşünceleriniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

    - Bu savaşta İngilizlerle Arıburnu, Anafarta ve Filistin cephelerinde karşı karşıya gelip savaştım. Ben gerek bu cephelerde ve gerekse daha önce bahsettiğim cephelerde sürekli vatanın müdafaasından ibaret bir görev yaptım. Bununla birlikte kalbimde nefret ve düşmanlık düşünceleri yer bulmamıştır. Osmanlı milletinin hürriyetine ve devletimizin bağımsızlığına hürmet ve saygı gösterdikleri takdirde yalnız benim için değil bütün Osmanlı milleti için İngilizlerden daha hayırlı bir dost olmayacağı kanaati tabiidir.

    -Memlekette en son meydana gelen fikir hareketlerini nasıl buluyorsunuz?

    - Savaş meydanlarından İstanbul'a döneli iki gündür. Karargâhımın bulunduğu Adana'da fikir hareketlerini incelemeye vakit bulamadım. Bunun için henüz bu konuda bir şey söyleyemem.


    (Yeni Aktüel)
     

Sayfayı Paylaş