1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ormanlar neden yanıyor?

Konusu 'Tartışma' forumundadır ve Hazangülü tarafından 10 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    ORMAN YANGINLARI VE MUĞLA KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU

    Her yıl ormanlarımız yanmakta, milli servetimiz kül olmakta, topraklarımız çölleşmektedir.

    NEDEN ?

    Gelin bunu araştıralım:

    1-Vatandaşın ya da yabancının tarım, konut, fabrika, turistik tesis, işyeri vb. nedenlerden toprağa ihtiyacı vardır. Vatandaş arar, maksadına uygun araziyi bulur ve ilgili belediyeye gider, sorar..

    Bu arazi şu işe uygun mu, SİT gibi kısıtlayıcı bir durum var mı, bu araziyi alırsam bana ruhsat verir misiniz ?

    Cevap olumludur..

    Vatandaş ya da yabancı tapuya da gider sorar..

    Bu arazi üzerinde ipotek, SİT gibi kısıtlayıcı bir durum var mı?

    Cevap olumludur, hiç bir pürüz yoktur.

    Vatandaş ya da yabancı TC DEVLETİ’NE GÜVENMEKTEDİR çünkü her gittiği her yerde ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR diye yazmaktadır..

    Vatandaş, aldığı cevaplara inanarak kendisi için hayati önemi olan, bütün bir ömrünün birikimi, alın teri olan parasını aldığı araziye yatırır ve amacına ulaşmak yani aldığı araziye kurallar dahilinde bir yapı ya da yapılar yapmak için mimarlara, mühendislere, haritacılara planlar yaptırır, paralar harcar..

    Sonunda bütün evraklarıyla belediyeye gider, ruhsat ister ve HAYATININ ŞOKUNU YAŞAR..

    Belediyeden gelen cevap şudur..

    Bu arazi SİT oldu, çivi bile çakamazsın !

    Serveti, emeği, planları, istikbali, sıhhati, umutları, çocuklarının geleceği, her şeyi gasp edilen kişi deliye döner, avukatlara gider..

    Avukatlar, 5 milyardan kapı açarlar, ayrıca haritacılar, mahkeme harçları da bir o kadar tutmaktadır. Üstelik avukatlar, mahkemenin 4-5 yıl sürebileceğini, sonucunun da garanti olmadığını özellikle belirtirler.

    Vatandaşın bedenini bir intikam hırsı kaplar, 1 kutu kibrit ise sadece 0.25 YTL’dir..!

    Yabancı yatırımcılar ise bir kutu kibrit alıp ormanı yakmaz ama bütün güvenini yitirip bir daha gelmemek üzere ülkesine döner, orada da Türkiye’nin en kötü propagandasını yapar ki bu da en az orman yangınları kadar ülkemize zarar veren bir durumdur. İşte kaçan İ NGİLİZ yatırımcılar.

    2- Köylü bir gün ölür, mirası iki çocuğu arasında bölüşülür..

    1-2 yıl sonra çocuklar kendilerine düşen aynı özellikte ikiye bölünmüş arazi üzerine birer ev yapmak isterler. Belediye Başkanı iki kardeşten birine, “Sen istediğini yaparsın ama sen en ufak bir şey yaparsan cezaevine girersin!” der.

    Bir çocuk zengin olmuş, diğeri ise sefalete mahkum edilmiştir.

    Eline bir harita bir de cetvel alıp cart diye 2863 sayılı kanunu çiğneyerek ve yetkilerini aşarak özel mülkiyetleri DOĞAL SİT ilan etmekle tabiatı korumuş görünen bu kişiler ve planlama yapan makamlar, insanları delirterek yangınlara neden olmaktadırlar.

    Yangınların % 90ı hep DOĞAL SİT ilan edilmiş bölgelerde ve aynı anda 8-10 yerde birden başlıyor..

    Aynen cinnet geçirip sevdiği kadını 20 yerinden bıçaklayan insanların yaptığı gibi.

    Orman müdürleri bu arada yangına karşı köylüleri eğitmekten (!) bahis etmekte, mülki amirler ve güvenlik güçleri ise anarşistlerden ve çok yönlü soruşturmadan (!!) dem vurmaktadırlar.

    Faili meçhul kalan suçlar kötü sicillere mal olduğundan, çoğunlukla da köyün cezai ehliyeti olmayan delisine yamanır bu orman yangınları..

    Peki nedir bu 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası ?

    Bu yasanın daha ilk başında, tanımlar kısmında, sit; ören yeri, doğal sit için ise fosil, ya da "Türkiye'de çok ender bulunan ya da hiç olmayan bitkilerin olması" şartını getirmiş iken, Koruma Kurulu İLKE KARARI diye bir icat çıkarmış ve buna göre senin malını gasp ediyorum arkadaş diyebilmiştir.

    Dil Tarih Kurumunun sözlüğünde İLKE, PRENSİP demektir.

    Yani, kanunda olmayan bir uydurmaca ile PRENSİP olarak malını gasp ettim, GÜÇ BENDE, gel yalvar yakar, nasıl edeceksen beni RAZI ET ! malını geri al, ya da paran, beş sene vaktin var ise, ömrün de vefa ederse mahkemeye git denilmektedir.

    Danışılan bütün hukuk otoriteleri ise bu kurulun yetkilerini aştığını ifade etmektedir.

    Bodrum’da tarihi kaya mezarlarının üzerinde Sporkent, Cennet Köy gibi siteler, Gima gibi bir supermarket, Mars Mabedinin üzerine sanayi siteleri ve hastane kurulabilirken yıllardır bakir duran bir tarım arazisi hiçbir araştırma çalışması yapılmadan aniden sit alanı olabilmektedir..

    Ayrıca, aniden sit alanı olduğu için paniğe kapılan sahibinin yok pahasına elinden çıkarttığı arazi, bir başkası tarafından alındıktan sonra sit alanı uygulaması kalkabilmekte, yeni el değiştirmiş araziler de birden sit alanı olabilmekte ve sonradan bu uygulama kalkabilmektedir !!

    Öyle ki, bu işin ticareti başlamış, özellikle SİT arazisi arayanlar türemiştir.

    Hatırlarsanız birkaç yıl önce Konacık’ta bir yangın oldu ve doğal sit alanı ilan edilmiş orman alanı, bir gecede ormanın 9 yerinde !! birden başlayan bir yangın sonucu yanmıştı..

    Daha sonra benzer bir yangınla Konacık’ta yanan bir bölge daha oldu.

    Bu bölge, ağaçlandıktan sonra Ayhan Şahenk Ormanı olarak ORMAN BAKANI tarafından seremoniyle açıldı.

    Dere yatağı olan bu devlet arazisi bölge yakınlarda orman özelliği kalmadı bahanesiyle özel kişilere satıldı, şu anda askıda bulunan 1/25000 ölçekli planlarda şehir gelişme bölgesi olarak tescil edildi ve kurul için bu facia NEDENSE !! hiç bir şey ifade etmedi..

    Maden-i has, derk-i temas, iltimas gene yürürlükte mi yoksa ?

    Diğer taraftan, Muğla idare mahkemesinin esas no: 2001/2078 ve karar no:
    2005/1356 ile bir Turizm şirketinin tam 18 adet arazisi DOĞAL SİT ten çıkarılmış, bütün mahkeme ve avukat masrafları idareden alınarak davacıya verilmesine hükmolunmuştur.

    Görüldüğü gibi bu vatansever !! kurul üyeleri sayesinde turizm yatırımları da senelerce engellenmiştir.

    Bu gidişle Muğla’da orman kalmazsa hiç kimse şaşırmamalı.


    Bir hafta önce, Kızılağaç Köyünde Zeki Özkeskin, Yaşar Anter gibi birçok gazetecinin ve NTV gibi TV’cilerin köylülerle yaptıkları röportajda köylüler, bu yangınların devam edeceğini, başka da çareleri olmadığını açıkça ifade ettiler.

    Ancak o zamandan beri mankenlerin yanlışlıkla görünen külot renklerine geniş yerler ayırabilen medyanın hiçbir yerinde bu konu nedense hiç işlenmedi.

    Bütün bunlar yetmezmiş gibi, yapılanma izni olmayan SİT bölgelerinden utanmadan bir çok belediye kanunları hiçe sayarak emlak vergisi almaya devam etmektedir.

    SONUÇ : Eğer özel mülkiyetlerden bu tür kıvrak sit uygulamaları kaldırılmaz ise ve gerçek nedenli sit uygulamalarında ise mal sahibinin mağduriyeti acil olarak çözülmezse Muğla’ da birkaç yıl içinde orman kalmayacağı anlaşılmaktadır.

    Orman, Turizm, Çevre Bakanlarına, mülki amirlere, belediye başkanlarına ve bütün ilgililere duyurulur.


    Alıntı= Hürriyet
     

Sayfayı Paylaş