1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Orta Asyalı – Türk Sentezi

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Orta Asyalı – Türk Sentezi

    Türklerin Orta Asyalı yöneticilerle nasıl ilişkileri olduğunu anlamak için Eski Türk devletlerinde otoriter yapının esaslarını göz önünde bulundurmak gerekir. Kağanlığın içindeki sosyal ve ekonomik sistem hem Türklerin kendileri hem de Çin’li vakayiname yazarları ve Arap bırakılan yazılı kaynaklar temel alınarak araştırmacılar tarafından yeniden yapılandırıldı.

    Eski Türk anlayışına göre devletin merkezindeki devleti şekillendiren kişi “kağan”dı veya tam anlamıyla kağanların yönetici hanedanıydı.
    Üç güç tarafından oluşturulmuştu; Gökyüzünün istek ve iktidarı (Tengri); Yeryüzü ve suların istek ve iktidarı (Er-Sut); Türklerin faaliyetleri.

    Kağanların eşlerinin “hatun” unvanı vardı.
    O. I. Smirnova daha sonra, bu unvanın Sogdian dilinden geldiğini ve hamilinin etnik mensupluğuna bakmaksızın genelde yöneticinin karısı anlamına gelebileceğine işaret etmiştir.

    Prensliğe göre tanımlanan tahta geçme sırası, Türk devlet yapısına özgü kademeli sistemdi.
    Buna göre, taht babadan oğula geçmez, ama büyük erkek kardeşten genç olanına, genç amcadan en büyük erkek yeğene geçerdi. Soydan gelen prensler sıranın kendilerine gelmesini beklerken kendi prensliklerini alırlardı. Gücün dağılması prensibi Orta Asya’daki göçmen devletlerin yönetiminde geleneksel bir yoldu. Bunun iki etkisi vardır:

    Göçebe hayvan yetiştirme şartlarında yönetim ve savunmada denge ve yönetim evinde az veya çok istikrarın garantisi. Türk Kağanlığı’nın varolduğu yıllar boyunca gücün dağılmasının değişik şekilleri vardı. Bunların arasında Kağanın unvanının bölgesel yöneticilere verilmesini içeren, prensliklere yetki verme de vardır. 581’de iç anlaşmazlıklar sırasında Şabolo Kağan unvanlı Erfu Netu (Şetu) üç kağan atadı. Türk Devleti’nin yönetim parçalarına ayrılması daha küçük Kağanların varolduğu izlenimi veriyordu. Ama sadece büyük bir kağanın varolduğu devamlı akıllardaydı.

    Kağanın temel ayrıcalığı ve fonksiyonu, kayıtlara göre, Tanrı ile insanlar arasında bir vasıta olmasıydı.

    İnsanlar, toprakla ilişkilendirilen devletin temelleriydi.
    Bağımsız ve geleneksel Orta Asya devlet sistemi standartlarını geliştiren Türk devleti, halkın belirli sosyal yapısı ve Eski Türkler tarafından organize ve kontrol edilen ekonomik hareketler tarafından yönlendiriliyordu. Bu aktivitenin temelleri göçebe hayvan yetiştiriciliği ve küçük bir alanda yapılan tarımdı. Çin kaynakları, Türklerin “devamlı bir yerleşim yerleri olmamasına rağmen, her birinin bir toprak parçasına bağlı olduğunun” altını çizerler.

    Yöneticinin yardımcıları, öncelikle yönetimdeki Kağanın ailesinin ve onun tarafından oluşturulmuş yönetim yapısının üyeleriydiler ki Kağana yönetimde yardım ediyorlardı.
    Eski Türk kayıtlarına göre bunlar dört gruba ayrılırlardı: Kağanla ittifak eden boylar; akrabalar; Kağan’ın sağındaki yöneticiler, memurlar; Kağanın solundaki yöneticiler, memurlar. Oğullar, erkek yeğenler, erkek kardeşler gibi Kağanın akrabaları, Tigin (Tele) unvanını alırlardı. Çin kaynaklarındaki bilgilere göre eski Türk devletinin düzenli personeli 28 birimi içermekteydi.

    Ancak, bunların sadece 5 kıdemli memur konumundaydı; yehu (yabgu), shi (şadlar), tele (tiginler), silifa (elteberler) ve tufunfa (tutuklar).
    Diğer 23’ü daha küçük memurlar kabul edilmekteydi. Bütün mevkilerin miras yoluyla intikali mümkündü. Tutukların bulunduğu yer, alt boylardaki insanları yönetmek olarak kabul ediliyordu ve Çin kaynakları onların amaçlarının “alt boylardakilere nezaret etmek” ve “vergileri toplamak” olduğuna işaret ederler.

    Yazılı kaynaklarda Türk ordusunun yapısı hakkında çok az bilgi mevcuttur. Türk ordusunun sağ ve sol kanatlar şeklinde ikiye ayrıldığı anlaşılmaktadır.

    Tan’ın zamanındaki Çin kaynaklarının bahsettiğine göre, Türk ordusunun bölünüşü onun katları şeklindeydi ki bu Yu. S. Hudyakov’in düşüncesine göre insanları ve orduları ayıran “Asya” onluk sisteminin varlığını gösterir.
    Muhafızlar (Aşin ailesinden silahlı muhafızlar) bunların arasında özel bir yer tutar.

    10, 20 ve 40 binlik büyük ayrı birimler Şadlar veya Yabgular tarafından kumanda edilirlerdi. En parlak zamanlarında, İlk ve İkinci Kağanlıkta Türkler 100 bin asker sayısına kadar ulaşabilirlerdi. Orduda askerlik yapmak bir görevdi ve şimdi nasıl olduğu bilinmemesine rağmen, düzenliydi.

    Türk olmayan bazı topluluklar ve bazı Türk boyları, Türk devletine kuvvet kullanılarak dahil edildiler. Fethedilmiş yerlerdeki düşmanlar, yani yabancılar farklı bir yolla kontrol edilirlerdi. Bunlar kendi sosyal yapılarını koruyabilirlerdi ve yöneticileri tutuk onlardan sorumluydu. Ye. İ. Kiçanov’un düşüncesine göre, Türk devleti içinde Türk olmayan insanların birleşmesinde ana yapı, alt kollara ayrılmaydı. Böylece ne konfederasyonlar ne de federasyonlar oluştu. Bu, içinde insanların yönetime (askeri yönetim) göre düzenlendiği ve aile-boy yapısını kullanabilen bir devletti. Ama, yabancı insanlar alt kollara ayrılmıştı ve eğer merkezdeki yönetim yapısı bunlara kadar yayılmamışsa sosyal yapılarını korurlar ve bir yönetici vali tarafından kontrol altında bulunurlardı.
     

Sayfayı Paylaş