1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

ortadoğu kan ağlıyor mısır ve suriyede yaşananlar

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve güldal tarafından 6 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. güldal

    güldal Üye

    Katılım:
    6 Mart 2014
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    30
    Banka:
    0 ÇTL
    SURİYE
    Yönetme, hakimiyet kurma ve egemen olma zihniyeti yanlış ve batıldır. Esad anlamsız olarak çoğunluk halka rağmen hala yönetme zorbalığı gütmektedir. Halkı tehdit görüp kendilerini hak yolda sayan zorba yönetimler aynı yolu tutmaktadırlar. Menfaatçi zihniyet ve yönetimler, bir bir batmaya mahkumdurlar.
    Suriye lideri Esad, halkları terörist ilan ederken inançlı halkları el kaide olarak niteliyor. Aynı ABD ve Rusya politikalarını yürütüyor. ABD ve Rusya’da küresel ortamlarda bu inançlı Müslüman halkları terör olarak nitelemeleri dünyada islama yükledikleri anlamı nedeniyledir. Aslında bu onların kendi sorunudur. Bozuk anlayışları nedeniyle mazlum halklara saldıran bu zalim ülkelerin yönetimleri şeytani bir saplantıya düşmüştür. Asıl onlar terörist yönetimlerdir. Devlet terörleri devri gördük. Avrupa, Esad’mı yoksa El Kaide bağlantılı gruplar mı daha iyi şeklinde düşünüyor. İnançlı mazlum halkları terör ve gelecek tehlikesi olarak görüyorlar. Onların bu karşılaştırması utanç vericidir.
    Esad rejimi saltanatını halka bırakmayan zorba yönetimdir. Ülkeye sahiplenmiş, yönetimi bırakmayan, vesayeti kurmuş ve çoğunluk halka silah gücüyle direnen bir diktatör anlayışındadır. Adilliği olmayan bir yapıdır. Esad rejimi küresel dış güçlerin ve batıl anlayışın desteğiyle ayakta durabilmektedir. Rusya CHP ve batı destekli bir anlayıştır.
    Ortadoğu’da Suriye’den sonra Irak da çok karıştı. Ülkede inananlar ile inanmayanların mücadelesi başladı. Irak savaşı sonrası ülkede menfaatleri için çatışanlar evrildiler. Suriye, Mısır ve Lübnan’a benzer küresel inanç temeline dayalı gerçek Armegeddon savaşına Irak’ta katılmış oldu. Bölge iyice karışıyor. İnananlar ile inanmayanların mücadelesi Tüm Ortadoğu’yu ve Afrika’yı kaplamış durumdadır. Afrika kıtasındaki ülkelerin yarısı bu mücadeleyi yaşamaktadır.
    Suriye’de iyilik felsefesine dayalı Müslüman temelli bir hükümetin yönetime gelmesini İsrail, ABD, Rusya ve küresel güçler istememektedir. Halkların desteklediği islami eğilimli hükümetlerin yönetime gelmesini tek isteyen ülke Türkiye’dir. İnançlı halkların yönetimini el-kaide ve terör olarak niteleyen küresel batıl anlayış aslında gerçek terörün sahibidir. Menfaatleri için yaşayan bu küresel teröristler Allah için dünya savaşını yaptığını söylemek gibi bir tezatlığa da düşmektedirler.
    24 nisanda Suriye’nin dostları konulu toplantıda Rusya dışişleri bakanı çözüm sürecini eleştirdi. ABD’ dışişleri bakanı Con kery’e Suriye muhaliflerinden tepki geldi. Hiçbir şey yapmıyorsunuz ama ‘Evet katliam oluyor.’ diyorsunuz denildi. ABD Suriye konusunda ikiyüzlü davranıyor. Türkiye’ye karşı evet haklısın diyorlar diğer taraftan Türkiye karşıtı davranışlarda bulunuyorlar. Bu aldatıcı tablo daha ne kadar sürecek merakla izleniyor.
    Muhalif gibi görünerek Suriye'ye giren El-Kaide, Esad ve Maliki'ye bağlı. Esad Rusyanın hükümeti, Maliki de Amerikanın hükümetidir. El kaideyi, Amerika ve Rusya kurmuştu. Oynanan oyunlar gayet açıktır. El kaide batıya hizmet eden bir taşerondur. Bunlara rağmen bu terör algısına aldanmış Müslüman cahiller de vardır.
    El kaideyi Amerika ve Rusya kurmuştu. Oynanan oyunlar gayet açıktır. El kaide batıya hizmet eden bir taşerondur. Bunlara rağmen bu terör algısına aldanmış Müslüman cahiller de vardır. ÖSO gibi muhaliflerin elindeki yerleri almak için mücadele ediyor. Esad güçleri de El-Kaide'nin yerleştiği alanlara dokunmuyor. Bunlar Irak'taki cezaevlerinden serbest bırakılan El-Kaideciler. Bilinen sayıları 7 bin. Ancak dünyaya onların katliamları servis edilerek, algı yönetimi yapılıyor. Böylece 150 bin muhalifin tamamı "terörist" muamelesi görüyor. Türkiye'den Osman Sağırlı'nın analizine göre; Irak'ın Tikrit'te bulunan Tasfirat Cezaeevi'ne 26 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıda 90 mahkûmun kaçtığı duyurulmuştu. Irak Meclis Güvenlik Komitesi Üyesi Hakim El Zamili, "Kaçmayı başaranlar arasında önemli El Kaide militanları da var" diyordu. Bizzat batılı güçler kaçışa ortam hazırlamışlardı. Şimdi Bunları kime karşı kullandıkları anlaşıldı. Aslında tabandaki bu milisler tepedeki küresel oyunculardan habersiz. Birileri birilerini kullanırken dinsel değerleri de kullanmaktadırlar. Tüm bu çelişkiler içinde sömürgeci menfaat mantığından başkası ortaya çıkmıyor.
    El Kaide ve İŞİD örgütleri ÖSO gibi muhaliflerin elindeki yerleri almak için mücadele ediyor. Esad güçleri de El-Kaide'nin yerleştiği alanlara dokunmuyor. Bunlar Irak'taki cezaevlerinden serbest bırakılan El-Kaideciler. Bilinen sayıları 7 bin. Ancak dünyaya onların katliamları servis edilerek, algı yönetimi yapılıyor. Böylece 150 bin muhalifin tamamı "terörist" muamelesi görüyor. Türkiye'den Osman Sağırlı'nın analizine göre; Irak'ın Tikrit'te bulunan Tasfirat Cezaeevi'ne 26 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıda 90 mahkûmun kaçtığı duyurulmuştu. Irak Meclis Güvenlik Komitesi Üyesi Hakim El Zamili, "Kaçmayı başaranlar arasında önemli El Kaide militanları da var" diyordu.
    Suriye muhaliflerine karşı haçlı birliği oluşturmuşlar. İnançlı halka karşı birlik etmişler. ESAD RUSYA VE İRAN IŞİD NUSRA, HİZBULLAH muhaliflerin düşmanıdır. Suriye muhalifine soruyoruz. Suriye’de neler oluyor.Beşar Esad ve Suriye direnişine karşı çıkan herkes bizim düşmanımız. Nizam yani Esad'ın güçleri. İran ve Rusya, Beşar Esad'ın projesinin daimi temsilcileri. IŞİD, Nusra, Hizbul Cellad dediğimiz Hasan Nasrallah'ın askerleri olan Hizbullah, Irak ve Yemen şiileri. Hatta Kuzey Koreliler. Tepemizde dolanan, bomba yağdıran uçak pilotları Koreli. Mücahidlerin rehin aldıkları Koreliler var.Türkiye'nin TIR'larından un ve gıda maddesi çıkıyor. Keşke o TIR'lardan silah çıksaydı. Ne iyi olurdu. O zaman savaşın şekli böyle mi olurdu? Türkiye'nin buraya silah yardımı yaptığını söyleyenler Rusya'ya, İran'a ve Lübnan'a niye bakmıyor? Onlar üstelik inkâr da etmiyor. Açıkça destek verdiklerini her ortamda söylüyor. Türkiye'deki Müslümanlar bize destek çıktı. Kapılarını sonuna kadar açtı. Biz onların istediği zamanda ve istediği gibi ölmediğimiz, insani destek gördüğümüz için Türkiye'yi zorda bırakmak istiyorlar.
    Kerry, Suriye konusunda ABD politikasının başarısız olduğu iddialarına karşı çıktı. Suriye’de politika yürütmenin zorlu olduğunu ifade etti. Herhangi bir özür ifadesi kullanmak istemediğini belirten Kerry, “”Daha hızlı ilerlemek istiyoruz. Daha iyisi olsun istiyoruz. Ama dikkat çekmek istediğim nokta; diplomasi dirençli, gayretli, yavaş ve hızlı bir şekilde çalışmak anlamına geliyor.” dedi.
    Esed’in geçmiş döneme oranla daha da güçlendiğini kabul eden Kerry, Dürüstçe söylemek gerekirse Esed konumunu birazcık güçlendirdi ama savaşı kazanmıyor, şeklinde konuştu. Kerry son olarak Suriye politikalarını sürekli gözden geçirdiklerini ifade etti. Başkan Barack Obama’nın da aynı görüşleri paylaştığına dile getirdi. Obama’da Kerry’de sürekli dünyayı aldatıyorlar. Birilerinin çıkarı için evrensel değerleri çiğniyorlar. ABD liderliği büyük bir sarsıntıya ve güvensizliğe neden olmuş durumdadır. Suriye’de yaşanan insanlık ayıbına bilakis engellemediği için ABD neden olmaktadır. ABD bu anlayışla mutlaka kaybedecektir. ABD dünya düzenini sağlarken güçlü ülkelerin desteğiyle bu kudreti sürdürdüğünü düşünmektedir. Fransa, Rusya, İngiltere gibi ülkelere haksız da olsalar asla tavır alamamaktadır. Bu nedenle insanlık adına yanlış anlayışa ve dünya siyasetine sahip olan ülkelere dur diyememekle kendi tahtının sallanmasına neden olmaktadır. Amerikanın liderliği 2014 yılında yıkılacaktır. Ve yedi yıl boyunca zayıflayarak yok olacaktır. Küresel dünyada insanlık doğru ve adil olan anlayışın yanında olacaktır.
    Suriye’de Beşşar Esad rejimine karşı savaşanların bir kısmını Avrupa’dan gelen gençler oluşturuyor. Nasıl ki beşşar Esad rejiminde Ruslar, Koreliler var ise Esad’a muhalifler de çeşitleniyor. Resmen Armegeddon savaşı yaşanıyor. Avrupa ülkeleri, sayıları binlerle ifade edilen bu savaşçıları engellemek için seferber olurken, bir başka endişe konusu da Suriye’de özellikle radikal eğilimli grupların safında savaşanların ülkelerine döndükten sonra fikirlerini kendi ülkelerinde yayma düşüncesi. “Avrupalılar için her şey daha da kötüleşiyor. Tehlike çanları çalmaya başladığında, anne babalar yetkililerle temasa geçerse, özel bir arabulucu çocuğa gidebilir ve sorumluluğu alarak konuşabilir. İslam’ın dünyanın öbür ucundaki noktaya gidip savaşmasını gerektirmediğini anlatabilir. Bu çok net bir şekilde gerekli. Bu insanlara şimdilik sadece anti terör kurallarına göre muamele ediyoruz” Öte yandan Suriye’de rejime karşı savaşan her 10 kişiden birinin Avrupa’dan geldiği tahmin ediliyor.Geçtiğimiz hafta ilk defa bir İngiliz vatandaşının Halep’te intihar saldırısı düzenlemesinin ardından Avrupalı yetkililerin teyakkuza geçtiği belirtiliyor.
    İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Esed rejiminin kimyasal silahların Suriye'den çıkarılması konusunda ayak sürüdüğünün açık olduğunu belirterek, "Suriye'nin kimyasal stoğunun sadece yüzde 11'i şimdiye kadar ülkeden çıkarıldı. Yavaş ilerleme kabul edilemez" dedi.
    ORTADOĞU
    İsrail Ortadoğu’da mezhepsel bir çatışmanın çıkması için fırsat kolluyor. Ve büyük beklentiler içindedir. Yandaşlarını silahla destekliyor. Menfaatçi ve çıkarcı inançsızlar ilk ayrılığı Kerbela olayında çıkarmıştı. İsrail yanlısı menfaatçi anlayış bölgede aynı anlayışa sahip olanlarla işbirliği yapacaktır.
    Irak’ta Suriye’de Libya’da ve Somali’de barış girişimlerinde bulunan Türkiye çözüm ve barış süreçlerine öncülük etmektedirler.
    Irak'ta, aşiret devrimcilerinden ismini vermek istemeyen bir kaynak, el-Anbar ilinin el-Kerme ilçesine bağlı Zirau Dicle bölgesindeki askeri birliğe düzenledikleri saldırıda birliğin imha edildiğini ve askerlerin kaçtığını iddia etti.
    Irak:11 yıldır şiddet ülkeye hakim. Ama Irak aslında 34 yıldır bir savaştan diğerine sürüklenmiş bir ülke. 1980’deki sekiz yıl süren İran Irak Savaşı, ardından Kuveyt’in işgali ve sonrasında gelen uluslararası askeri müdahale. Bunu izleyen on iki yıllık ambargo dönemi ve ardından 2003 Savaşı. Yani 34 yaşındaki bir Iraklı Savaş, yıkım ve acıdan başka bir şey görmemiş. Şiddetin bu düzeyde olmasında bu gerçeği etkisini unutmamak gerek.Amerikan ordusu resmen ülkeden çekilmiş olsa da meşruiyetini direnişten alan şiddet artık farklı gerekçelerle her gün kendini üretmeyi sürdürüyor. Bir yandan Sünni-Şii çatışması diğer yandan Arap-Kürt gerilimi, El Kaide ve Suriye’den yükselen alevler Irak’ı yakıyor. 2006’da ülkeyi ve sonrasında tüm bölgeyi zehirleyen mezhep vurgusu özellikle askeri kontrol noktalarında çok belirgin. Her noktada Hazreti Ali’nin resimleri, bayraklar dikkat çekiyor. İnsanın tanıştığı kişiye ilk olarak “Sünni misin Şii mi?” diye sorası geliyor, sanki çok önemliymiş gibi.Sokaklar, mahalleler yüksek duvarlarla birbirinden ayrı olmuş durumda. Bu cinnet ortamında insanlar günlük yaşantısını sürdürmeye çalışıyor. Evden çıkanın geri gelip gelmeyeceğinin ciddi bir soru olduğu ortamda sağlıklı bireyler yetişmesini beklemek hayalcilik. Bu tablonun “güvenliği” ekonominin petrol ve doğalgazdan sonraki en önemli sektörü haline dönüştürmesi sürpriz değil. Yıllardır Irak’ta çalışan bir Türk işadamı kullandığı zırhlı aracın aylık maliyetinin 17.000 dolar olduğunu anlatıyor bize.Bu fiyata şoförü ve silahlı koruması dahil değil. Üstelik bu güvenlik hizmetini almadan sokağa çıkmak da akıl karı görünmüyor. Önlemlerin çoğu Irak’ın siyaset ve bürokrasi kadrolarıyla gelen yabancı konukları korumak için alınmış durumda. Iraklılarsa kaderine terk edilmiş. Bu koşullar altında Irak’tan nasıl bir siyasi çözüm, nasıl bir normalleşme çıkacağı konusundaki sorular da yakıcı. Yaklaşan bir seçim var ama bu seçim de birlik getirmekten çok ayrılıkları derinleştirecek gibi görünüyor.Sokaklarda başbakan Maliki’nin ve diğer siyasilerin seçim afişleri göze çarpıyor. Ama bu ortamda nasıl seçim yapılabilir, insanlar sandığa nasıl gidebilir? Bu ilk soru. İkincisi 325 sandalyeli parlemento için 276 parti ve 70 siyasi blok yarışacak. Yani kimin kim olduğu, hangi görüşü nerede temsil edildiği belirsiz. Siyasi yapı parti ve kurumlar oturmamış. Bu koşullarda oturma şansı da zayıf. Üstelik Mukteda el Sadr gibi bir lider bir kez daha siyasetten çekildiğin ilan ederek belirsizliği dahada derinleştirdi. Bir de Sünni bölgesinde ayaklanma ve askeri operasyonlar var. Suriye, Kürtlerle ilişkiler, petrol yasası ve diğer sorunlara sıra gelmedi.Amerikan işgali sonrası ülke “diktator Saddam Hüseyin’den kurtulsa da” rejimini yıkamadığı anlaşılıyor. Bazı Iraklı gözlemcilere göre Maliki yönetimi Saddam Hüseyin’in bile sahip olmadığı yetki ve etkiye sahip. Siyasi kültür Saddam rejiminin izlerini taşıyor. Kurumlar o eski bildik yapıya bazı rütuşlarla kuruluyor. Saddam döneminden bugünün en önemli farkı artık sokaklar da güvenli değil.
    Bağdat’ta sekiz bombalı araçla farklı yerlerde terör gerçekleştirenler Irak’ta ses getirecek ve ülkeyi kaosa götürecek eylemler amaçlıyorlar.
    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD), Suriye'nin kuzeyinde ilan ettiği kantonlara ilişkin, "Biz Suriye'de tüm siyasi tarafların içinde yer alacağı oluşumu muhatap alırız. . Rojava'da tek bir kesimin aldığı kararı değil, partilerin birlikte alacağı ve her kesimin kabul edeceği kararları destekleriz" ifadelerini kullandı.PYD kadrolarınca ilan edilen kantonları tanımayacaklarını kaydeden Barzani, "Biz Suriye'de tüm siyasi tarafların içinde yer alacağı oluşumu muhatap alırız. Bizim Rojava'da kabul edip onaylayabileceğimiz şey halkın ortak sesidir" değerlendirmesinde bulundu.
    Ortadoğu'da diplomatik kriz çıktı. Ürdün parlamentosunun, Amman'da bulunan İsrail Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesine karar verdiği belirtildi. Bu arada İsrail, her zamanki gibi Ürdün sınırında birkaç noktayı vurdu. Bölgede gerginlik artarak devam edecektir.
    Reuters'ın haberine göre, İran ile Irak arasında 195 milyon dolarlık silah anlaşması imzalanmıştı.Irak haberi ne doğruladı ne de yalanladı. Ancak Bağdat yönetimi, El Kaide ile savaşını gerekçe göstererek terörle mücadele eden bir ülkenin silaha ihtiyacı olduğunu vurguladı.Amerikan birliklerinin, 2011 sonlarında Irak topraklarından çekilmesinin ardından Bağdat'taki Şii Maliki hükümeti, İran ile yakınlaşmaya başladı.Washington ise, iki ülke arasında yaşanan bu bahar havasından rahatsız oluyor. Ancak bu rahatsızlık uluslararası haber ajansı Reuters'ın önceki gün geçtiği bir haberle daha da arttı.Amerika Birleşik Devletleri'nin bu zorlu süreçte kendilerine silah satmadığını da hatırlattı. İran ise, silah satışı anlaşmasını kesin bir dille yalanladı. Birleşmiş Milletler'in yaptırım kararları İran'ın silah satışı yapmasına izin vermiyor.
    Katar'da Türk lokantasında patlama meydana geldi. Olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 12 olarak açıklandı. Ortadoğu’da ve dünya’da Türklere ve Türkiye sevdalılarına saldırılar artacaktır. İnanan milletler sıkıntı yaşayacaktır.
    Mısır’da Mursi yönetimi darbe ile yıkılınca ilişkiler zayıfladı. Mısır'la olan ilişkiler hakkında açıklamalarda bulunan Gül, "Bizim Mısır'la ilişkilerimiz düşük düzeyde olsa da devam ediyor. Bizi endişelendiren ve üzen Mısır gibi büyük bir devletin bu gibi acılı deneyimlerle karşı karşıya olması" şeklinde konuştu. "İsrail'le kavgaya devam etmek size mantıklı geliyor mu?" sorusunu ise Gül, "Mavi Marmara olayı çok acılı oldu.
    Mısır’da geçici darbeci hükümet geçen 6 ayda 70 milyar dolar iç borçlanma gerçekleştirdi.
    Somali'de Başkanlık Sarayına iki araçla intihar saldırısı düzenlendi. Somali’de bombalı saldırılar ve yerel çatışmalar sürekli yaşanmaya başladı.
    Budistlerin Müslümanlara yönelik saldırıları artıyor. Myammar’da Müslümanlar katlediliyor. Bir okula yapılan saldırıda on üç çocuk öldü.
    Tunus diktatörlük sonrası demokrasiye geçiş sürecine devam ediyor diye aldatıyorlar. Yeni anayasanın kabul edilmesinin ardından kurucu mecliste özel oturum ve tören düzenlendi. Oturuma Fransa ve Lübnan Devlet Başkanları da katıldı. Eski egemenler yine yanlarında. Hani devrim olmuştu. Bir şey değişmemiş. Tunus’ta gerçek devrim yavaş yavaş gelecek.Mecliste konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Hollande bu anayasa “İslam ile demokrasinin uzlaşabileceğini gösteriyor” dedi:“Bu çok önemli, büyük bir metin, çünkü birlikte başardığınız kurumsal bir uzlaşmanın metni. Ayrıca başka ülkeler için de takip edilecek bir referans teşkil ediyor.” Diyerek Fransa’ya karşı ortaya çıkan devrimleri kendi aleyhlerine çevirme çabasını gütmektedirler. Tunus’u 2011 devriminden sonra ilk kez ziyaret eden Hollande ayrıca ülkenin yeniden yapılanması için her zaman yaptıkları gibi 500 milyon Euroluk katkı yapacaklarının sözünü verdi. Biraz para ile mevcut yönetimi desteklerken ülkenin kaynaklarını kepçe ile götüren anlayışa sahip Fransa, Tunus’a sıkıca sahip çıkıyor.Tunus 2011’de tüm bölgeye yayılan Arap ayaklanmalarının kıvılcımının parladığı yer olmuştu. Anayasa uzlaşmasıyla birlikte devrim sonrası işbaşına gelen el-Nahda partisi iktidarı bir geçici seçim hükümetine devretmeyi de kabul etti. Ülkede 2014 sonundan önce genel seçime gidilmesi planlanıyor. Bakalım bu aldatma zamanı ne kadar doğru sonuca gidecektir.
    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, resmi bir ziyaret için, geçtiğimiz ay referandum ile anayasasını yenileyen Tunus’a gitti. Temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Mansuf el Marzuki ile görüşen Kerry, ‘bölgede bir örnek teşkil edeceğine inandığı Tunus’a ülkesinin destek vermeye devam edeceğini’ kaydetti. Görüşmelerde iki ülke arasında terörle mücadele ve ekonomi alanlarında bir dizi anlaşmaya imza atıldı .
    Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Paris Camii’ni ziyaret ederek I. ve II Dünya Savaşı’nda Fransa tarafında savaşırken hayatını kaybeden Müslüman askerleri andı. Türkiye ve ABD gezisinden sonra Müslümanlara şiddet uygulayan Fransa, kaçınılmaz olarak Müslümanların son dönemdeki ayaklanmalarını fark etti ve artık tanımaya başladı.
    İsrail'de 'Türk uçak gemisi' takıntısı yaşandı. Jerusalem Post gazetesi, Türkiye'de 'ilk yerli uçak gemisi' olarak tanınan 'Havuzlu Çıkarma Gemisi' ihalesinin tamamlanarak projenin uygulamaya geçirilmesi yolunda ilk adımın atılmasının İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin tüm güvenlik hesaplamalarını altüst ettiğini yazdı Gazete, bu kararla beraber İsrail Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tehdit algılarının arttığını bildirirken, "İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tehdit algılamalarının artması, İsrail'in doğalgazını daha önce planladığı şekilde Güney Kıbrıs'taki LNG terminali üzerinden Yunanistan yoluyla Avrupa'ya mı, yoksa denizaltından bir boru hattıyla Türkiye'ye mi sevk edeceğine ilişkin kararını etkileyecek" diye yazdı.
    Rusya’da muhalif liderler hakim karşısında, muhalif olmaya dahi izin vermeyen Rusya başkanı Putin ve yandaş yargı kötü sonuç verirlerse Rusya’nın da karışması kaçınılmazdır. Bu arada Rusya’da insan hakları savunucuları, Kremlin’in muhaliflere yönelik artan baskı politikasının endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor.
    Hizbullah'ın şehit liderlerini anma" töreninde konuşan Nasrallah, ülkedeki patlamaları gerçekleştirenlerin tekfirci gruplar olduğunu savunarak, ABD ve İsrail'i, çıkarlarını elde edebilmek için bu grupları desteklemekle suçladı ve Lübnanlıları fitnelere karşı koymak için birlik olmaya çağırdı.
    Bangladeş'te mahkeme aralarında Cemaat-i İslami lideri Matiur Rahman Nizami'nin de olduğu 14 kişiye idam cezası verdi. Sadece Bangladeş’te değil dünyada yıllarca aynı yöntemleri kullandılar. Öldürerek, cezaevlerine atarak, işkencelerle inanan halkları temizleyemeyecekler. Devlet olarak haksız yere silah kullananlar ve devlet terörü yaratanlar inananları sürekli bastırdılar. Filistin’de, Afganistan’da, Arakan’da, Sincan Uygur’da, Afrika ülkelerinde, Türkiye’de, Mısır’da tüm İslam ülkelerinde inanan liderleri ve insanları sürekli öldürerek yok edemediler. Ve her zaman hakkı ve adaleti isteyen insanlar çıkacaktır. Haksızlıklara dur diyenler mutlaka olacaktır. Bu nedenle iyiler asla tükenmez. Öldürerek bitiremediler. Hukuksuzluğu haksızlığı ve öldürmeyi yol edinmiş olanlar yönetimlere ve güce sahip olmakla istediklerini yapabilmişlerdir. Kanun biziz diyen, yargılanamayan ve sorgulanamayan bu anlayışlar yeryüzünden yıkılacaktır.
     

Sayfayı Paylaş