1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Oscar Wilde Davası

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Oscar Wilde Davası

    Amerika'daki eşcinsellere, orduda "sorma-söyleme" politikasının uygulanmasına başlanmadan yüzyıl önce, İngiliz toplumu da benzer bir tutum geliştirmişti. Bu şekilde, özel hayatları ve hobileri, kitaplarda yazılı kurallarla çatışan toplumun erkek üyelerini topluma ve geleneklere uydurma yolunu bulmuşlardı.

    1885'te "Şantaj Anlaşması" diye anılan bir kanun çıktı. Bu kanun ile erkek eşcinsel ilişkisini ciddi bir şekilde yasaklamış oldular. (Sadece erkek eşcinselliğini, zira Kraliçe kadınlarda da eşcinselliğin görülebileceğini kestirememişti, hiçbir bakan da bu konuda Kraliçeye karşı çıkmayı göze alamamıştı.) Yeni geçen Labouchere Düzenlemesi ile "erkekler arasındaki tüm terbiyeye aykırı tavırlar" yasaklanır hale geldi. Önceden ise sadece eşcinsel ilişki yasaklanmaktaydı.

    Bu yasalar Lordlar Kamarasının değişik üyeleri ve edebiyat yıldızları arasında yaşananları önlemeye yetmedi. Yasaları çıkaranlar, üst sınıfı bu yasaların getireceği yaptırımlardan korumak arzusu içindeydiler. Kadınsı davrananlar nefret odağı oldular, bu konuda İrlandalı ünlü şair ve oyuncu Oscar Wilde'dan daha çok saldırıya uğrayan olmadı.

    Oxford mezunu, ödüllü bir şair ve başarılı bir hatip olan Oscar Wilde, Yunanistan'ı, Avrupa'nın hemen tamamını ve hatta Amerika'nın batısını gezdikten sonra Londra'ya yerleşti. Londra'da geleneksel dünyanın ilgi çeken bir kişiliği olmakta gecikmedi. Keskin zekası ve garip giyim tarzıyla Punch'ın yayımcılarına ilham verir oldu; Gilbert ve Sullivan, Wilde'ın karikatürlerini çizer oldular.

    1884'te Constance Lloyd ile evlendi ve Cyril ile Vivian adlarında iki çocuğu oldu. Ailevi sorumlulukları ile şiire ve oyunlarına olan ilgisi, hiçbir zaman diğer uğraşlarının yerini almadı. Wilde kendisinden 15 yaş genç olan "Bosie" lakaplı Lord Alfred Douglas'a aşık oldu.

    Wilde onu kanatları altına alırken, Bosie sayesinde aristokrasinin eşcinsel dünyasına girdi. Bu dünyada genç, iş sahibi bir erkek, bir akşam yemeği fiyatına elde edilebilmekteydi. Zamanla ayrılmaz bir ikili oldular. Bu durum daha çok Wilde'ın zararına oldu, çünkü genç sevgilisi kendisi kadar sır tutabilen biri değildi.

    Wilde "yetkililerin ününe gösterecekleri saygı nedeniyle ülkeyi terk edebilmesi için gereken 24 saati kendisinden esirgemeyecekleri" inancını taşımaktaydı. Bu şekilde tutuklanmanın utancından ve hapsedilmekten korunmuş olacaktı. Newdigate Şiir Ödülü'nü kazanan bir şair, Lady Wdermer'in Hayranı ve Dürüst Olmanın Önemi gibi popüler oyunların yazarı, ayrıca Dorian Gray'in Portresi adlı çok satan bir romanın sahibi, ona göre kafasını böyle şeylere yormamalıydı.

    Ama kısa zamanda ciddi bir sorun kapıyı çaldı.

    Douglas'ın babası efsanevi Queensberry Markisi idi. 21 yaşındayken boks sporunun kurallarını bulmuştu. Bu kurallar günümüzde de onun ismiyle anılır. Oğlunun çevresini hiçbir zaman onaylamadı ve onu Wilde ile görüşmekten men etti. Oğlu ise babasının isteklerine karşı gelerek babasını daha sert yaptırımlar uygulamaya zorlamış oldu.

    Sonuçta Queensberry toplumu yönlendirmek için Wilde'a karşı bir saldırı kampanyası başlattı.

    Son darbe Wilde'ın üyesi olduğu bir kulübe bırakılan kart ile geldi. Kartta "Yumuşak Oscar Wilde'a" yazmaktaydı. Wilde saldırıya uğramıştı ve bu kampanyaya son vermek için bu adama karşı bir iftira davası açmaya karar verdi.

    Wilde'ın yakın çevresi davadan vazgeçmesi için yalvardılar. Zira mahkemenin araştırmaları esnasında bazı şeylerin ortaya çıkmasından korkuyorlardı. Wilde hiçbir şeye aldırmadı, çünkü zekasından ve üstün yeteneklerinden emindi. Ne yazık ki, Wilde'ın zekası, sayılan onu aşan gencin danışıklı ifadelerini önlemeye yetmedi. Bu ifadelerle Wilde'ın ismi ile reklam yapmak istiyorlardı. Böylece Wilde'ın yasadışı davranışları kamuoyunun gözleri önüne serilmiş oldu.

    Eldeki kanıtları inceleyen hakim Wilde'ın davasını sonuçlandırmakta gecikmedi.

    Wilde davayı kaybetti ve birkaç saat içinde ahlaksızlık suçlamasıyla tutuklandı. Kamuoyu önünde yalan ifadeler vermekle suçlanıyordu. Bir savunma bile hazırlayamadan iki sene için sürgüne gönderildi. Bu arada yakınları yardımına gelmeye çekinmişlerdi.

    Wilde toplumdaki konumunun, onu adaletin keskin kılıcından koruyacağını düşünmüştü. Koruyabilirdi de... Fakat yüksek sosyetenin önde gelenlerine bile özel hayatlarındaki hobileri kamuoyundan gizlemeden yaşamak konusunda hoşgörülü davranılmıyordu.

    Serbest bırakıldıktan sonra Bosie ile uzlaşmayı denedi ama başaramadı. Kırk altı yaşındayken Paris'te, kalbi kırık olarak öldü.
     

Sayfayı Paylaş