1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanli da Arpalik

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 16 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    ARPALIK
    Devlet tarafından; vezir, beylerbeyi ve sancak beyleri gibi askerî sınıfa, saray adamlarına ve yüksek rütbeli ilmiye ricaline vazifeleri sırasında maaşlarına ek olarak; görevlerinden ayrıldıktan sonra da verilen tekâüd veya ma’zûliyyet maaşı. Arpalığın ne zaman ve ne gaye ile ihdas edildiği kesin olarak bilinmemektedir. On altıncı asrın başlarında verilmeye başlanan arpalığın, me’murluğu dolayısıyla at beslemek durumunda olanlar için konduğu tahmin edilmektedir. Arpalık kendisinden başka kalabalık maiyyeti, uşak ve hizmetkârları bulunanlara masrafları gözetilerek bağlanırdı. Bu aylık önceleri yeniçeri ağası, bölük ağası gibi askeri şahıslara verilmekte iken, sonraları şeyhülislâm, kazasker, müderris gibi yüksek ilmiye sınıfına, sultan hocalarına, güç vazifelerde bulunan idare âmirlerine, on yedinci asırdan îtibâren de vezirler ile ümerâya verilirdi.


    Arpalık, ya belli bir kazâ veya sancağın senelik gelirinin bir kısmı tahsis olunmak veya hazîneden belli bir gündelik verilerek olurdu. Bunun birincisine Bervech-i arpalık dirlik, ikincisine Bervech-i arpalık ulûfe denilirdi. Arpalığın en fazlası; idare âmirleri için senelik yüz bin, ilmiye sınıfı için yetmiş bin, yeniçeri ağaları için elli sekiz bin, saray mensupları için ise 19.999 akçe idi. Ulûfe olarak verilenlerin senelik toplamı da bu değerleri aşmazdı.

    Arpalık sahibi olanlar, bizzat arpalık olarak tahsis edilen kazaya gitmeyip yerine bir nâib gönderdikleri gibi, bâzan da kendileri giderlerdi. Sultan üçüncü Selîm, bozulan ilmiyenin ıslâhına teşebbüs ettiği sırada, arpalık sahibi olan ma’zul vilâyet kâdıları ile kazaskerlerden, vilâyet kâdılarından mazereti olmayanların bizzat arpalıklarına giderek hâkimlik etmeleri ve sakat ve ihtiyar olanların da arpalıklarını iltizâma vermeyip emânet suretiyle beşte bir üzerinden ehliyetli dürüst nâiblere vermelerini hâvi neşrettiği fermanda; câhil kimselere nâiblik verilmemesini ve imtihansız hiç kimsenin yeniden kâdılığa tâyin edilmemesini emretti.

    Arpalık, bir çok sûistimallere meydan verdiği için on sekizinci asırda kaldırılarak aylığa bağlandı. Bu durum daha sonra genişliyerek arpalık maaşı tanzîmâttan sonra, isim değişikliği ile, tarîk maaşı ve en son olarak rütbe maaşı adını aldı. Meşrûtiyet’ten sonra ise ilmiye sınıfına da, diğer devlet me’murları gibi muntazam aylık ve emekli maaşı bağlandı. Böylece arpalık târihe karışmış oldu.
     

Sayfayı Paylaş