1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı da ilk kadın elçi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 16 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    282
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.067 ÇTL

    [​IMG]

    OSMANLI DA İLK KADIN ELÇİ


    Beşinci Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed'in yedi kızından biri olan Selçuk Hatun, 1407'de Amasya'da doğdu. Annesi, câriyelikten kadın efendiliğe yükselen Kumru Hatun'dur. Babası I.Mehmed'in vefatında on sekiz yaşında genç bir delikanlı olan Sultan Murad;

    vali olarak bulunduğu Amasya'dan gelip Osmanlı tahtına oturduğunda, kız kardeşi Selçuk Hatun henüz 14 yaşında idi. Candaroğlu İbrahim Bey'le nikâhladığın da ise, 18'ini yeni bitirmişti.

    1439'da, babasının vefatı üzerine hükümdar olan İbrahim Bey'in saltanatı uzun sürmedi. Selçuk Hatun; yanına oğlu İshak'la kızı Hatice'yi alarak, Kastamonu'dan Bursa'ya, ağabeyinin sarayına döndü.



    Bursadaki camisi:

    Selçuk Hatun, 1450 Ekim'inde, ağabeyi Sultan II.Murad'ın vefatından birkaç ay önce; Bursa'nın Kayhan semtinde, tek minareli küçük bir mescid inşa ettirdi. Vakfiyesindeki bilgiye göre; bütün malını, Bursa'da yaptırdığı bu mescide vakfetmişti. Selçuk Hatun; sadece mescidle yetinmemiş; avlunun dışına, köşeye, yan yana büyük kemerli iki zarif çeşme de yaptırmıştı.

    Selçuk Hatun Camii'nin revakı;1966 yılında ''Eski Eserleri Sevenler Kurumu'' tarafından yenilenerek, genel bir onarım geçirmiş,1967'de ise, dıştaki çeşmeler restore edilerek yenilenmişti.

    Edirnedeki mescidi:

    Osmanlı Devleti'ne uzunca bir müddet başkentlik etmiş olan Edirne'nin îmârında bulunanlar arasında Selçuk Hatun'un da adı zikredilir; bu hayırsever hanımın, Edirne mimarîsine büyük katkıları olmuştur. Kesin olmamakla birlikte; Selçuk Sultan Mescidi, 1451'de inşa edilmiştir. Bu mescid; halki müslüman olan Yeni Tophane semtindeydi ve mâbedin yer aldığı mahalle ve sokak, 1920'lere kadar ''Selçuk Sultan'' adını taşıyordu. Sonraki dönemlerde İbrahim Halîfe tarafından camiye çevrilen bu zarif mescid, 1877 Osmanlı-Rus Savaşı, ''93 harbi'' sırasında ise, yıkılarak ortadan kalkmıştı. Fakat 2003-2005 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğünün üstün gayretleriyle onarılıp yeniden ibâdete açıldı.

    Bursada'ki mihraplı köprü:

    Selçuk Hatun,1465-1466 yıllarında Bursa Karacabey yolu güzergâhında bulunan Nilüfer Çayı üzerinde 8-10 gözlü bir taş köprü yaptırdı. Fatih'in hükümdarlık döneminde inşa edilen bu köprü, ''Mihraplı Köprü'' adını taşımaktaydı.

    Selçuk hatunun İstanbuldaki eserleri:

    Sultan Murad'ın 3 Şubat 1451'de ânîden vefatı üzerine Edirne'de tahta çıkan Sultan Mehmed'in ilk işi; ''Türklerin ve müslümanların gözbebeği, İstanbul şehrinin fethine teşebbüs etmesiydi.'' Aldığı bu kararla, Peygamberimiz'in müjdesine mazhar olmak isteyen büyük sultan, 58 günlük bir kuşatmanın sonunda 29 Mayıs 1453, bu şehri İslâm âlemine kazandırdı. İstanbul'un ilk büyük camisi Sultan II. Mehmed'in imzasını taşır.

    Ağabeyi Sultan II. Murad döneminde Bursa'da mescid, köprü, imaret ve mektep; Edirne'de mescid yaptıran Selçuk Hatun; yeğeni Fatih dönemini de değerlendirmiş, İstanbul mimarîsinin gelişmesine Aksaray Taşkasap'ta yaptırdığı şimdiki Millet Caddesi üzerinde, kâgir duvarlı ve ahşap çatılı bir cami ile iştirak etmişti. Minaresi kalın gövdeli ve taştan olan bu mescid; 17. asırda çıkan bir yangında tamamen yandığı ve Kızlarağası Abbas Ağa tarafından yeniden bina edildiğinden, bu tarihten itibaren ''Abbas Ağa Camii'' olarak da anılmaya başlamıştı.


    Melikler arasında akrabalık olmaz:

    İstanbul Fatihi kudretli sultanın 3 Mayıs 1481 günü vefatı üzerine, Amasya'da bulunan büyük Şehzâde Bâyezid'le Konya'da bulunan küçük Şehzâde Cem'e haber salındı. Pederinin vefatını Konya'da haber alan Şehzâde Cem'in; hemen Bursa üzerine yürümesi, Bursa'yı ele geçirip Anadolu padişahlığını ilân etmesiyle ortaya iki başkent ve iki padişah çıkmıştı.

    ''18 gün kadar Bursa'da hükümdarlık eden Şehzâde Cem; ağabeyi Bâyezîd'in, üzerine yürüdüğünü haber alınca, ona karşı duramayacağını anlamıştı. Bunun üzerine büyük halası olan 74 yaşındaki Selçuk Hatun'u; meseleyi sulh yoluyla çözümlemek amacıyla İstanbul'a, kardeşi Sultan II.Bâyezîd'e elçi olarak, göndermeye karar verdi. Sultan Cem'i seven ve bütün hareketleriyle kendisine taraftarlığını ispat etmiş olan Selçuk Hatun, kıymetli yeğeninin bu ricasını cân u gönülden kabul etti.''

    Çelebi Sultan Mehmed'in kızı Selçuk Hatun, Fatih Sultan Mehmed'in şehzâdeliğinde hocası, ulemânın mûteberi olan Mevlânâ Ayas ve müverrih Şükrullah oğlu Ahmed Çelebi ile beraber İstanbul'a, Sultan Bâyezîd'e gittiler.

    Selçuk Hatun, padişahın elini öptükten sonra;

    ''Padişahım, kardeş kanı dökmeyesiniz! Müslümanlar arasında savaş çıkarmayasınız! Rumeli ile yetinip Anadolu topraklarını Cem'e bırakınız...'' dedi.

    Sultan Bâyezid; büyük halasının bu sözlerine, bir Arap darb-ı meseli olan şu tarihî sözle cevap verdi:

    ''Lâ rahime beyne'l-mülûk!''

    Sultan bu cevabıyla; büyük halasının tekliflerini açıkça reddediyor, saltanatın taksim kabul etmeyeceğini söylüyordu. Fakat gerek büyük halasına, gerek diğer elçilere gayet iyi muâmele etmekten de geri durmadı.

    Selçuk Sultan, Osmanlı devlet idaresinde etkili olan kadın sultanların ilki olmasına rağmen; devleti ihtirasları uğruna kullanmamış, tersine onun bekası için çalışmıştı. Osmanlı tarihinde elçilik yapan ilk kadın sultandı.

    O; dünyaya bağlı olmayan, onun aldatıcılığa inanan ve kıyâmet gününün dehşetinden korkan bir hanımdı.

    İlhan Muslu-Orta Doğu
     

Sayfayı Paylaş