1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı Devleti 17. Yüzyıl Islahat (Yenileşme) Hareketleri

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve dderya tarafından 30 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    Duraklama Dönemi'nde iyi gitmeyen işlerin düzeltilebilmesi için Yükselme Dönemi örnek alınarak bazı yenilikler yapılmıştır. Kurumların kendini yenileyip çağa ayak uydurması sağlanamadığından yapılan yeniliklerden olumlu sonuç alınamamıştır.
    II. Osman (Genç Osman)

    Yeniçerin artık düzeltilemeyeceği gerekçesiyle, bu ocağı ortadan kaldırmayı tasarlamıştır. Deneyimsizliği nedeniyle düşüncelerini çevresine açıklayınca, padişahın niyetini öğrenen yeniçeriler ayaklanmışlardır. Şeyhülislamdan alınan fetva ile Genç Osman tahttan indirilerek öldürülmüştür (1622). Genç Osman kendi askeri tarafından öldürülen ilk Osmanlı padişahıdır.
    IV. Murat

    12 yaşında padişah oldu. Deneyimini arttırıp devlet işlerine egemen oldu. Zor kullanarak ülkede güvenliği sağladı. Kahveleri kapattı, tütün ve içki içilmesini yasakladı, yeniçerileri disipline soktu. Koyduğu yasakların uygulanmasını sağlamak için tebdil gezerek (kıyafet değiştirerek) denetledi. Devlet büyüklerinden yapılacak yenilikler konusunda görüş almak için rapor istedi. Bunlardan Koçi Bey'in önerileri beğenilmesine rağmen uygulanamadı. Çünkü IV. Murat'ın herkese yasakladığı içkiye aşırı düşkünlüğü, genç yaşta ölümüne neden oldu.
    IV. Mehmet

    7 yaşında tahta çıktı. Sadrazam Tarhuncu Ahmet Paşa Osmanlı Devleti'nde gelir - gider dengesini ayarlayarak ilk denk bütçeyi yaptı. Bütçeyi denkleştirmek için saray giderlerini kısması, saraydaki dalkavukların hoşuna gitmedi. Padişaha, Tarhuncu Ahmet Paşa'nın kendisini tahttan indireceği söylenince sadrazam öldürüldü.

    Ülkeyi bunalımdan kurtarmak için deneyimli devlet adamı Köprülü Mehmet Paşa'ya sadrazamlık önerilmiştir. Köprülü Osmanlı tarihinde ilk kez sadrazamlığı kabuk etmek için bazı koşullar ileri sürmüştür. Köprülü'nün sadrazamlığı kabul etmek için ileri sürdüğü istekler şunlardır:

    Sarayın devlet işlerine karışmaması, önerilerinin saray tarafından kabul edilmesi ve hakkında şikayet olursa savunması alınmadan cezalandırılmaması, Devletin içinde bulunduğu ağır bunalımdan kurtarılması için padişah Köprülü'nün isteklerini kabul etmiştir (1656 - 1661).

    Köprülü Mehmet Paşa, şiddet kullanarak güvenliği sağladı. IV. Mehmet Köprülü Mehmet Paşa'nın ölümünden sonra oğullarını sadrazamlık görevine getirdi. Osmanlı Tarihinde Köprülü Mehmet Paşa, Fazıl Ahmet Paşa, Amcazade Hüseyin Paşa'nın sadrazamlıkları "Köprülüler Dönemi" olarak adlandırıldı. Bu aile XVII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuştur.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    • 17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Devleti Divan Örgütü
    Her türlü devlet işlerinin görüşüldüğü en yüksek kuruldur. Savaş ve barış kararları alır, büyük davalara bakardı. İlk örgütlenmesi Orhan Bey zamanında başlamış, zamanla geliştirilmiştir. Padişahın danışma organıdır. Kararları padişah için bağlayıcı değildir. Son söz padişahındır. Divan Fatih'e kadar padişahların başkanlığında, bundan sonra ise Sadrazam'ın başkanlığında toplanmıştır.
    Divan Üyeleri ve Görevleri
    Sadrazam (Başvezir):
    Padişahın mutlak vekilidir. Sadrazamlık simgesi padişah mühürüdür. Sadrazamlar bugünkü başbakana benzetilebilir. Görevinden ötürü padişaha karşı sorumludur. Osmanlı Devleti'nde Osmanoğulları dışında herkes kul sayılırdı. Bu nedenle sadrazamlık da kazanılmış bir hak değil, yetkiyi padişah adına kullanan bir kuldur. Ayrıcalıklı değildir.

    Fatihten itibaren divan başkanlığı sadrazam tarafından yapılmıştır. Sadrazam divan kararlarını ve devlet sorunlarını Arz Odası denilen yerde padişaha sunardı. Fatih'ten itibaren sadrazamlık makamına daha çok devşirmeler getirilmiştir. Bu yolla Osmanoğulları iktidarlarını güvenceye almışlardır, kendilerine alternatif olacak başka bir soyun güçlenmesini önlemişlerdir.
    Vezirler: Devlet yönetiminde sadrazama yardım ederlerdi. Yükselme döneminde sayıları yediye çıkarıldı. Bugünkü devlet bakanlarına benzetilebilir. Sadrazam tarafından kendilerine verilen görevleri yaparlardı.
    Kazasker: Şeyhülislam Yükselme Dönemi'ne kadar divan üyesi olmadığından İslam Hukuku ile ilgili konularda Kazasker divanı aydınlatırdı. Yüksek yargı yetkilisidir. Kadıların, müderrislerin, tayin, terfi gibi özlük işlerini yürütür, büyük davaları karara bağlardı.

    Fatih'ten itibaren Anadolu ve Rumeli olmak üzere Kazasker sayısı ikiye çıkarıldı. Rumeli'deki görevliler Anadolu'daki görevlilerden protokolde üstün tutulurdu.
    Defterdar: Devletin gelir ve giderlerini düzenlerdi. Bugünkü maliye bakanına benzetilebilir. Fatih'ten itibaren Rumeli ve Anadolu olmak üzere sayıları ikiye çıkarıldı.
    Nişancı: Padişah adına yazılacak mektup, ferman, berat ve antlaşmaları kaleme alır, padişahın tuğrasını (imza) çekerdi. Bürokrasi ve kanunları iyi bilirdi. Toprak sisteminden de sorumluydu.
    Müftü (Şeyhülislam): Ulema (bilginler) sınıfının başkanıdır. Yükselme döneminde divan üyesi olmuştur. Padişah tarafından göreve getirilirdi. Protokolde sadrazamla denk tutulurdu. Padişahın ve divan kararlarının İslam hukukuna uygunluğunu denetlerdi. Bu konudaki kararına Fetva denirdi. Teorik olarak padişahı bile denetliyor gibi görünse de göreve getirilmesi ve azline padişah karar verdiğinden uygulamada padişah üstün güç olma özelliğini sürdürmüştür.
    Kaptan-ı Derya: Yükselme döneminde divan üyesi olmuştur. Donanma İstanbul'da bulunduğu zamanlarda divana katılırdı.

    Reisül Küttap: Divan tutanaklarını yazanların başkanıdır. Nişancının yardımcısıdır. 17. yüzyıldan itibaren dışişleri ile ilgili divan üyesi olmuştur.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  3. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Devleti Eğitim Sistemi

    Öğretim kurumları medreselerdi, öğretim dini esaslara dayanırdı. İlk medrese Orhan Bey tarafından İznik'te açılmıştır. Medreselerde öğretim üç dönemde tamamlanırdı. İlk dönem Hariç, orta dönem Dahil, yüksek dönem Sahn olarak adlandırılmıştır. İlk yüksek düzeyde medrese Fatih tarafından açılan Sahn-ı Seman medresesidir. Bu medresede din ve sosyal bilimler okutuluyordu. Kanuni döneminde açılan Sahn-ı Süleymaniye medresesinde matematik, astronomi, tıp gibi pozitif bilimlere ağırlık verilmiştir.

    Devlete yönetici yetiştirmek amacıyla Topkapı Sarayı'nda Enderun Mektebi açılmıştır. Bu okula devşirmelerin zeki ve yakışıklı olanları alınmıştır.

    Dönemin bazı önemli bilginleri Kayserili Davut, Ali Kuşçu, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Molla Zeyrek, Hocazade ve Hatipzade'dir.

    Osmanlı Devleti'nde resmi dil Türkçe'dir. Osmanlı aydınlarının edebiyat ve şiirde Arapça ve Farsça'yı fazla kullanmaları Türkçenin gelişmesini önlemiş, Osmanlıca denilen halkın anlamadığı bir dil ortaya çıkmıştır.

    Haritacılık ve coğrafya alanında yetişmiş ünlü bilgin Piri Reis'tir. Önemli şairler Ahmedi, Şeyhi, mevlid yazarı Süleyman Çelebi'dir. Divan edebiyatının ünlü şairleri Baki, Fuzuli; Halk edebiyatının temsilcileri Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Köroğlu'dur. Fatih Avni, Yavuz, Farsça olarak Adli mahlası ile şiir yazmışlardır.


    Güzel Sanatlar

    En gelişmiş sanat mimarlıktır. Osmanlı mimarisinin ilk önemli eserleri Bursa ve Edirne'de yapılmıştır. Osmanlı - Türk mimarisi klasik dönemini Mimar Sinan döneminde yaşamıştır. Kanuni ve II. Selim dönemlerinde yaşayan Sinan'ın yüzlerce eseri içinde en önemlileri İstanbul'da Şehzadebaşı, Süleymaniye, Edirne'de II. Selim adına yapılan Selimiye Cami leridir.

    İslamiyetin put sayılan resim ve heykeli yasaklaması bu sanatların gelişmesini önlemiştir. Bunun yerine minyatür ve yazı (hat) sanatları gelişmiştir. Amasyalı Şeyh Hamdullah ve Afyonkarahisarlı Ahmet 16. yüzyılda yetişmiş ünlü hattatlardır.

    İstanbul, Bursa, İznik ve Kütahya'da Çinicilik sanatı gelişmiştir. Oymacılık, nakkaşlık, kakmacılık, tezhip sanatları da gelişme göstermiştir.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  4. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    • 17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Devleti Memleket Yönetimi

    Merkeze Bağlı Eyaletler

    Buralar her bakımdan Osmanlı Devleti'nin kontrolü altında olan yerlerdir.
    Başlangıçta Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki eyalet (beylerbeyliği) vardı. Topraklar genişledikçe eyalet sayısı artmıştır. Eyaleti yöneten beylerbeyleri merkeze bağlı taşradaki en yüksek devlet görevlisiydi. Hem mülki amir, hemde komutandı.
    Eyaletler sancaklara ayrılmıştır. Sancak'ta mülki ve askeri amir sancak beyidir. Güvenliği sağlayan subaşı, yargılamayı yapan kadıdır. Kadıların yerel yönetime karşı bağımsız olmalarını sağlamak için özlük hakları bakımından doğrudan kazaskere bağlanması adalet mekanizmasına verilen önemin kanıtıdır. Şehzadelere de Anadolu'da sancak beyliği verilmiştir. Manisa, Amasya, Kütahya, Bolu, Konya önemli şehzade sancaklarıdır.
    Sancaklar kazalara, kazalar da köylere ayrılırdı. Kazada kadı yöneticilik (kaymakam) ve yargıçlık yapar, subaşı güvenliği sağlardı. Köylerin yönetim ve güvenliği tımarlı sipahilere aitti.

    Özel Yönetimi Olan Eyaletler

    Bunlar merkeze uzak yerlerdi. Trablusgarp, Tunus, Cezayir (Garp Ocakları), Mısır, Bağdat, Basra, Yemen, Habeş en önemlileridir. Bunlara Saliyaneli eyaletler denirdi. Buralarda iltizam usulüyle vergi toplanırdı. Buna göre merkeze uzak bu eyaletlerden birinin yıllık vergisi peşin olarak hazineye ödenirdi. Devlet adına vergi toplama hakkına sahip olan bu kişiye mültezim denirdi. Bu usül yükselme döneminde adaletli işlemişse de 17. yüzyılda devlet düzeninin bozulması nedeniyle mültezimler daha çok vergi toplamak için baskılarını arttırınca hoşnutsuzluklar artmış, ayaklanmalar baş göstermiştir. Hazinenin açık vermesi sebebiyle devlet 17. yüzyılda merkeze bağlı eyaletlerde de iltizam usulüyle vergi toplamıştır. Sistemin giderek tepkilere yol açması sebebiyle Tanzimat Dönemi'nde kaldırılmıştır.

    Bağlı Beylikler

    İçişlerinde serbest, dış, siyaset, vergi ve askerlik yönünden Osmanlı Devletine bağlı olan yerlerdi. Kırım Hanlığı, Eflak Beyliği, Boğdan Beyliği, Erdel Beyliği, Hicaz Emirliği bunlardır.
    Kırım hanlığının süvari birlikleri Osmanlılara önemli güç katmıştır. Kutsal yerlerin bulunmasından ötürü Hicaz Emirlerine karşı da padişahlar hoşgörülü davranmış, vergi ve asker almamışlardır. Eflak ve Boğdan (Bugünkü Romanya) beylerine Voyvoda denilmiştir.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  5. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    • 17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Devleti Ordusu

    Osmanlı ordusu üç bölüme ayrılırdı:
    - Kapıkulu Ordusu
    - Eyalet Ordusu (Tımarlı Sipahiler)
    - Yardımcı Kuvvetler

    Kapıkulu Ocakları

    Devletin profesyonel ordusudur. Küçük yaştaki gayrimüslim çocukların, Türk ailelerin yanında müslümanlaştırılması uygulaması olan devşirme sistemi sayesinde asker ihtiyacı karşılanırdı.

    Kapıkulu ocaklarının asıl görevi savaşta ve barışta padişahı korumaktı. Buna ek olarak teknik silahların kullanılması ve başkentin güvenlik işleri gibi çalışma alanları da vardı.

    Evlenemez, başka hiçbir işle uğraşamaz, sürekli askerlik eğitimi alırlardı.

    Ulufe isimli maaş alırlar, padişahların cülus (tahta çıkma) törenlerinde bahşiş alırlardı.

    Şu bölümlere ayrılmıştır:

    Piyadeler: Yeniçeriler, Cebeciler, Topçular, Humbaracılar, Lağımcılar

    Süvariler: Sipahiler, Silahtarlar, Garipler, Ulufeciler


    Eyalet Ordusu (Tımarlı Sipahiler)
    Tımar (dirlik) sistemi içinde yetişen ve sadece Türklerden oluşan ordudur. Sayıca en fazla olan bu ordu Anadolu ve Rumeli taşralarında yetişirdi.


    Yardımcı Kuvvetler
    Akıncılar:
    Sınırlarda yaşayan ve sürekli olarak gayrimüslim olan ülkelere saldıran Türk Savaşçılarıdır.
    Azaplar: Gönüllü Türk askerleridir.
    Deliler: Genç ve gözüpek savaşçı birliklerdir.
    Yaya, Yörük, Müsellim: Geri hizmetteki askerlerdir.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  6. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    • 17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Devleti Toprak Yönetimi
    Osmanlı Devleti padişahın malı sayılırdı. Toprakların sahibi de kural olarak padişahtır. Toprağın üzerinde yaşayan reaya denilen köylüler toprakları işlemekle yükümlüydüler. Köylünün belirli kurallara göre toprağı işlemesi zorunlu ise de kendi çağındaki Avrupa Feodal düzenine göre daha rahat bir toprak düzeni içinde yaşamıştır.

    Topraklar şu bölümlere ayrılmıştır:

    Mülk Arazi:

    Kişilere ait topraklardır. Alınıp, satılabilir, miras bırakılabilirdi. Müslümanların topraklarına Öşri Arazi, gayrimüslimlerin topraklarına ise Haraci Arazi denirdi. Genelde her şey padişaha ait sayıldığı için Mülk Arazi çok azdı.

    Vakıf Arazi:
    Geliri sosyal hizmetlere ayrılmış, vergi alınmayan topraklardır.

    Miri Arazi:
    Devlete ait topraklardır. Toprak sisteminin en büyük birimidir. Devlet, bu toprakları ya kiraya verir ya da görevlilerine kullandırırdı. Kullandırma şekline göre şu bölümlere ayrılmıştı.

    Mukataa: Geliri doğrudan hazineye ayrılır.
    Yurtluk: Geliri, sınırlardaki askerlere ayrılır.
    Ocaklık: Geliri, kale muhafızlarına ayrılır.
    Dirlik (tımar): Geliri, asker ve memurlara ayrılır.

    Miri arazinin en önemli bölümü olan dirlik (tımar), savaşlarda başarısı görülen kişilere verilirdi. Bunların Tımar beyi olarak asker beslemek, bölgenin güvenliğini sağlamak, yönetim işine bakmak, köylülerin toprağı kullanmasını sağlamak gibi görevleri vardı.

    Dirlik (tımar) uygulaması sayesinde, maliyeye yük olmayan büyük bir ordu beslenmiş, topraklar boş kalmamış, taşranın güvenliği ve yönetimi rahat olmuştur.

    Dirlik topraklar büyükten küçüğe has, zeamet ve tımar bölümlerine ayrılmıştır.
     
  7. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.313
    Beğenileri:
    7.505
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    193 ÇTL
    17. Yüzyıla Kadar Osmanlı Ekonomisi

    Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanıyordu. Ticaret kapitülasyonlar nedeniyle yabancı tüccarlar (Levanten) ile Osmanlı uyruğundaki Musevi, Rum ve Ermenilerin kontrolündeydi. Türkler yöneticilik, askerlik, tarım ve hayvancılıkla uğraşırlardı. Kentlerde el sanatları da gelişmişti. Müslüman esnaf ve zanaatkarlar arasında dayanışmayı sağlamak, fiyat ve kalite kontrolü yapmak üzere Lonca ve Ahi örgütleri kurulmuştur.
    Avrupa'ya pamuk, yün, deri, şap, tuz satılır, kadife saat, ayna ve dantel alınırdı. Devletin belli başlı gelirleri şunlardır:

    - Müslümanlardan alınan ürün vergisi olan öşür ya da aşar.
    - Müslüman olmayanlardan alınan ürün vergisi haraç ve cizye (sağlık vergisi).
    - Gümrük, maden, orman, tuzla ve hayvan vergisi.
    - Savaşta alınan ganimetin beşte biri.
    - Bağlı beylik ve yabancı devletlerin gönderdiği vergi ve armağanlar.

    Toplanan vergiler kapıkulu askerleri ve ulemanın aylıkları ve bayındırlık işlerine harcanırdı. Osmanlı para birimine akçe denir. Hazinenin en zengin olduğu zaman Yavuz Sultan Selim dönemidir. Devlet hazinesine Hazine-i Amire, padişaha ait hazineye ise Hazine-i Hassa denilmiştir. Görüldüğü üzere padişah kişisel harcamalarını kendine ayrılan ödenekten yapmıştır.
     

Sayfayı Paylaş