1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı devletinde spor

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    OSMANLI DEVLETİNDE SPOR​

    Osmanlılarda spor büyük önem taşır Osmanlılarda spor yapana büyük ilgi, alâka ve saygı vardır Gençlerde spora ve sporcu olmaya büyük özen vardır
    Osmanlıların uğraştığı başlıca sporlar;
    • Güreş
    • Avcılık
    • Ok atıcılığı (kemankeşlik)
    • Cündilik (binicilik)
    • Cirid oyunları

    GÜREŞ


    Osmanlılara güreş sporu Selçuklular’ dan gelmedir Güreşçiye pehlivan güreşe de küşti denilerek saray kuruluşuna alınmıştır Güreşin başlıca kuralları arasında kispet giyinmek, dua okumak, Hz Muhammed’ in ve Hz Ali’ nin adını anmak gerekiyordu

    Güreşe olan merak çeşitli şairlerimiz tarafından dile getirilmektedir Örnek olarak Yunus Emre’ nin şu kıt’asını verebiliriz;

    Aşık oldum bugün, meydan benimdir,
    Benimdir pehlivan benimdir
    Topu kimse alamaz meydanımızdan
    Bugün meydan topu çevgan benimdir

    Türk milleti erkeği, kadını ve çocuğu ile güreşi sever güreşçiye saygı duyar ve pehlivanlara ayrıcalık tanır Şüphesiz ki bu sevgi ve saygı, Türkün ruhundaki savaşçılık kahramanlık duygularından ve sporu bu yönüyle görmesinden kaynaklanmaktadır Güreşçiye karşı duyduğu sevgi ve saygıda pehlivanların herkesten daha güçlü, kuvvetli, vücut yapısının, adalelerinin daha gelişmiş, görünüşünün sağlıklı görünmesinden, davranışının yiğitçe, karakterinin doğru ve mertçe oluşu diline, eline ve beline güvenilir olmasından ileri gelmektedir Türk milleti tümüyle güreşçiyi böyle bilir ve böyle olmasını ister

    Erkek çocuklar köyün, kasabanın veya çevresinin ünlü pehlivanlarına özenir onun gibi güçlü adaleli, ve yakışıklı olmak amacını güder Onu hayalinde, düşünde yaşatır Bu özentiyle akranları arasında güreşerek bu spora başlamış olur

    Güreşte… Koca Yusuf ile Adalı Halil’ in Avrupa ve Amerika’ da, Kara Ahmet’ in Paris, Viyana ve Rusya’ da “bir Türk gibi kuvvetli” sözünü söyletmiş olmaları hâlâ övüncümüz olmaktadır

    Osmanlıda Güreş
    1 Saray içinde güreş
    2 Saray dışında güreş

    • Panayır güreşleri
    • Düğün güreşleri
    • Ramazan güreşleri
    • Hayır kurumları yararına yapılan güreşler
    • Güreş tekkeleri



    AVCILIK


    Osmanlı padişahlarının çok sevdiği ve önemli saydıkları için devlet kuruluşuna aldıkları sporların basında avcılık gelir
    Osmanlılar da kendilerinden önce gelmiş, Selçuklu, Gazneli, Karahanlılar ve Moğollar gibi avcılığı savaşa hazırlanmanın, kan dökmeye ve insan öldürmeye alışmanın eğitimi sayarlardı Ayrıca, av yaparken halk ile de iliş¬ki kurdukları için, vatandaşın derdim, sıkıntısını ve şikayetlerini dinleyerek bilgi edinirlerdi Hümayunname isimli yapıtta Kanuni Sultan Süley¬man’ın av yaparken bir kadının şikayetlerin! dinlediği görüntülenmiştir
    Osmanlılar’ ın avcılığa bu derece önem vermelerinin bir başka nede¬ni de, ataları Oğuzlar’ dan beri süre gelen bir töre olmasıydı Bu töre, di¬ğer Türk boylarında da görülür Orta Asya’daki bazı Türkler’ de bu töre aile düzenini etkileyecek kadar önemlidir Ava çıkacak avcı, o gece esin¬den ayrı bir odada yatar, kimse ile konuşmaz ve yapacağı her şeyi sır gi¬bi gizli tutar Kimseye bir şey söylemez Karışı yeni doğum yapmışsa, te¬miz sayılmadığı için ona av eti yedirilmez Samur avında kullanılan ağlara eliyle dokunmasına izin verilmez Bu gibi inançlara aykırı hareket edilirse, avın verimsiz olacağı ve avcı ölünce ruhunun ongun’ u olan kuş ile birleşeceğine inanılırdı

    Avın Yapılışı
    • Törenli yapılan av
    • Törensiz yapılan av



    OK ATICILIĞI (KEMANKEŞLİK )


    Yeniçeri ocağı ilk oluşturulduğu zaman başlıca silahları ok, zenberek kılıç ve hançer idi Ok uzaktan atılabildiği ve etkili olduğu için, eğitimine önem verilir iyi atıcılar padişahlar ve devlet büyükleri tarafından çağımızdaki imkanlarla ölçülemeyecek derecede ödüllendirilirdi Hatta bu ödüller yalnız ok atan atıcıya (kemankeş) verilmez, onun okunu ve yayını yapan ustalara da verilirdi Çünkü her rekor yapan ünlü atıcının kendisine özel yaycısı ve okçusu vardı Bu ustalar yalnız o atıcıya ok ve yay yapar, başkasına hele o atıcıya rakip olan kemankeşe yapmazdırSultan Yıldırım Bayezid zamanına kadar, padişahları yalnız Sek¬banlar korurdu Yıldırım Bayezid Sekbanlar’dan uzun boylu, yakışıklı ve genç olan dördü solak, dördü sağ eliyle ok atan sekiz neferi özel korumacısı olarak ayırıp, önünde yürüttü Bunlardan sağ eliyle atanlar solda, sol elleriyle atanlar da sağda yürüdü Sonradan sayılan çoğaltıldı ve ocağın en yaşlı ağalarından bir odabaşı baş yapılarak adına Solakbaşı denildi Bu makam ocakta en eski mansıblardan olup bir de Kethüda’ sı bulunuyordu

    Okçuya verilen önem oku yapana da önem verilir Kazanılan ödül oku yapan verilir Ok ustası sadece bir kişiye ok yapar Kesinlikle ok yaptığı kişinin rakibine veya rakiplerine ok yapmaz

    CÜNDİLİK (BİNİCİLİK)


    Cündi sözcüğü Osmanlılarda yalnız hünerli biniciler için kullanılmıştır Atlı askere sipahi denir
    Ankara Savaşından sonra, Amasya’ya çekilen şehzade Mehmet Çelebi kardeşlerini yenip padişah olabilmesi için, çevik kuvvete ihtiyaç olduğu görülerek biniciliğe önem verildi Amasyalılardan oluşan atlı bölüğe Bamyacılar ve Merzifonlulardan oluşan bölüğe de Lahanacılar denildi Bölüklerin bayrak taşıması adet olduğundan birine kırmızı diğerine de yeşil bayrak verildi

    Mehmet Çelebi zamanında oluşturulan bu ilk cündilere ne renk ve biçimde elbise girdirildiğini bilmiyoruz Ancak 18 yy da padişah huzurunda cirit oynayan cündilerden Lahanacıların yeşil ve Bamyacıların da kadifeden elbiseler giyindiklerini Şem’ danizade Süleyman Efendi bildirmektedir

    Osmanlı padişahları içinde cündilikte en başarılı olan sultan IV Murad’ dır Ortadan biraz uzun boylu, geniş omuzlu ve adaleli olup çok kuvvetli bir bünyeye sahipti Hammer’ in (Riko) dan naklen bildirdiğine göre Sultan Murad, bir atın üzerinden inmeden başka bir atın üzerine sıçramak suretiyle binecek kadar çevik binicisiymiş

    Sultan Murad, güreşte, cirid atmada ve ok atmada olduğu kadar cündilerin yaptığı hışt denilen kalemli cirid ile sert ağaçları ve kalkanları delmede de bir benzeri asla gelmeyecek kadar başarılı bir sporcuydu

    CİRİT OYUNLARI


    Atlı cirid oyunu, Osmanlı Sarayı’nda en çok oynanan ve padişahla¬rın yabancı elçilere göstermekten gurur duydukları bir spordu Sürekli olduğu için “Harhari” cirid diye de anılır

    Orta Asya’daki Türk illerinde cirid oynanmaz Çevgan ve gökbörü oynanırdı Horasan Selçukluları da cirid oynamaz çevgan oynarlardı Ancak Anadolu Selçukluları’ nın bu sporu yaptığım îbni Bibi, “Tevarih-i ali Selçuk” isimli tarihinde yazmaktadır Sultan I Alaüddin Keykubad (1220-1237) cirid oynamayı çok severmiş

    Spora önem vermiş olan Mısır’daki Kıpçak ve Çerkez Memlukluları’nın da Osmanlılar’ ın oynadığı “Harhari” türde cirid oynamadıkları çağımıza kadar gelen tarihi belgelerden ve özellikle spor için yazılmış ya¬pıtlardan anlaşılmaktadır
    Mısır, Yavuz Sultan Selim tarafından alındıktan sonra, Mısır’a vali olarak atanmış olan Çerkez beylerinden Hayr Bey (31 Ağustos 1517-11 Ekim 1522) den sonra vali olarak gönderilen Osmanlı paşalarının kapı cündileri burada Osmanlı tarzı “harhari” ciridi oynamayı yaygınlaştırdı¬lar Zaten binicilikte ün yapmış olan Kıpçak Türkleri ve Çerkezler de bunu hemen benimsediler İşte o tarihten sonra Mısır’da da Çerkez cün¬dileri Osmanlılar gibi harhari ciridini de oynamaya başladılar

    Bu bilgiler, cirid oyununun Anadolu’ya özel bir oyun olduğunu gös¬terir Osmanlı cündilerinden ve silahşöran-ı Osmaniyan’ dan Mustafa Ağa, bu konuda şöyle diyor:

    “Üstadlarımızdan işitmişizdir ki, cirid oyununun aslında şeyhi yok¬tur Kürd peydasıdır derler idi Filhakika üstada müracaat olunmayub herkes başlı basma oynadıkları ve yolsuz, usulsüz oynayub biri birinin sözünü dinlemeyüb…
    Mustafa Ağa’ nın dediği gibi cirid Kürd’ lerin buluşu bir oyun da olsa, Osmanlılar bu oyunu o kadar çok sevmiş ve benimsemişlerdi ki, her Cuma şehir meydanlarında, orduların konakladığı yerde cirid oynanmasını gelenek haline getirmişlerdi

    Cirid Oyununun Kaldırılması
    Cirid oynayan kişinin kin gülmemesi oyunun başta gelen kuralıdır Buna rağmen, zaman zaman isteyerek veya istemeyerek de olsa binicile¬rin ve atların yaralandığı hatta öldüğü olmuştur Yavuz Sultan Selim çağı cündilerinde olup mezarı Soğuk Çeşme Kapışı karşısında bulunan Yusuf Ağa Sultan I Ahmed çağı Kapıağaları’ ndan cündi Ahmed Ağa (Yenibahçe’ de cirid oynarken) ve Sultan I Abdülhamid’ in Sadrazam kapısından Hazine koğuşuna aldığı Kara Hasan Ağa’ da Sultan III Selim zamanında cirid isabetiyle ölen cündilerden birkaçıdır

    Bu gibi olaylar eksik olmadığı halde yine de cündilik eski ocaktır denilerek cirid oyunu Sultan II Mahmud zamanına kadar yapıla gelmişti Fakat, Hicri (1231) yılı kurban bayramının ikinci günü (2 Kasım 1816), Sultan Mahmud Çırağan Yalısı’ nda bulunurken, yapılan bayram ciridinde Seferli koğuşundan Çopur Hasan isminde birisi, Harem Ağaları’ndan ünlü cündi Şuayb Ağa’ ya gizlice kin beslediği için, habersiz atından düşürerek dizinden yaralanmasına sebep oldu Suayb Ağa, bu yaradan kurtulamayıp altı ay sonra (18 Haziran 1817) günü öldü

    Enderun ağalarının da çok sevip saydığı, Şuayıp Ağa’ nın ölümüne üzülen Sultan Mahmud, o günden sonra bir daha atlı cirid oynatmayıp kendisi de ok atmaya başladı 1826yılında saray kuruluşlarında perso¬nel azaltması yapılırken, Ekim 1826 de cirid oyununu tamamen kaldırıp yalnız menzil ciridi ve lâbud attırmakla yetindi


    TÜFEK ATICILIĞI


    Ateşli silahların etkisini anlayan Yıldırım Beyazıd ve ondan sonraki Osmanlı padişahları askerin tüfekle eğitimine önem verirlerdi Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman Zamanında yeniçeri sekbanlarında atlı veya yaya (4-5000) den fazla tüfenk atan (tüfenk-endaz) bulunuyordu Bu tüfenk atanların sorguçları sırmalarla süslü ve kılıçları sırmadan örülmüş kayışlarla omuzlarına asılıydı
    Ünlü tüfek atıcıları
    Sultan III Ahmed
    Sultan III Selim
    Sultan II Mahmud olarak bilinir



    Görüldüğü gibi Osmanlılar’ da ilk başlarda spor anlayışı yoktu Bunun yanı sıra Osmanlılarda daha çok güce dayalı, savaşlarda başarı sağlayabilecek çalışmalar ve hareketler ön plândaydı Sonraları bu anlayış yerini günümüzdeki spor anlayışına bırakmıştır

    Güreş
    Murad Hüdavendigar, Çelebi Mehmed, IV Murad, Sultan Abdülaziz

    Avcılık
    I Murad, Yıldırım Bayezid, II Murad, Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, II Selim, I Ahmed, II Osman, IV Murad, IV Mehmed

    Balık Tutmak
    Kanuni Sultan Süleyman

    Ok Atıcılığı
    II Murad, Fatih Sultan Mehmed, II Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, IV Murad, III Ahmed, II Mahmud

    Binicilik (Cündilik)
    III Murad, II Osman, IV Murad, IV Mehmed, II Mustafa, II Mahmud, Sultan Abdülaziz

    Cirid
    I Ahmed, IV Murad, IV Mehmed, II Mustafa, III Selim, II Mahmud

    Tüfenk Atıcılığı
    IV Murad, IV Mehmed, II Mustafa, III Ahmed, I Abdülhamid, III Selim, II Mahmud, II Abdülhamid

    Gürz Kaldırma
    Orhan Gazi, I Ahmed, IV Murad

    Labud ve Hışt Atma
    IV Murad

    Mızrak
    II Mahmud

    Tomak
    IV Murad, I İbrahim, IV Mehmed
     

Sayfayı Paylaş