1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı İmparatorluğu'nda laiklik

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Osmanlı İmparatorluğu'nda laiklik

    Osmanlı Devleti bir İslam devletidir. Türkiye ve bütün bugünkü İslam devletlerinin hayatını 600 küsur yıl etkilemiştir. Osmanlı, cihad ilkesiyle genişledi. Bugünkü gibi din tamamıyle devlete bağlı değildi, devlet de dine bağlıydı. Örfi hukuk zamanla şer'i hukukun önüne geçti. Amme hukukunda padişahlar, medeni hukukta şeriat hükümleri geçerliydi. Bu, zaman içinde şeriatın açık hükümlerini bile tesirsiz bırakan padişah hükümlerine yol açtı. Toplumsal ve ekonomik şartlar da şeriat hükümlerini zorluyordu.

    Miri Arazi Rejimi ile laik yol açıldı. Her meselede onun şeran da mümkün ve caiz olup olmadığını izah etmek kolaylaştı. Şeyhülislamlar, laik kanunları dine uyarladı veya uydurdu. Bidatler şeriatı aştı. Bu, vakıflar yoluyla da oldu. Giderek laikliğin önünü iyice açmak için ictihad kapısı kapatıldı. Siyaseten veya tazir ile şeriatın dışına taşıldı. Ulema, devlet menfaati ve amme maslahatı diye itiraz etmedi.

    Halkı isyanı çıkınca tuhaf olarak dinsizlik şeklinde tanımlandı. Cumhuriyet laikliğinde dahi örfi hukuk ile şeriat hukuku taraftarları iddialarını hep şeriata atfetmişlerdir (Arsel). Bütün akımlar aynı usulle çalıştı, yani esas fikrini İslam'a dayandırarak söyledi. Mustafa Kemal'den Yeşil Ordu'ya kadar bu böyleydi (Aydemir).

    Osmanlı laikliğinde sultanlar egemendi. Nizamı alem için kardeşleri, akrabaları, vezirler idam ediliyordu. Tabii bunun yanında isyancılar, oruç yiyenler de güya şeriat cezasından kurtulamıyordu. Şeriat kuralları her zaman sıkı değildi. Cezalar paraya çevrilebiliyordu.

    Gayrimüslimlere tanınan geniş hoşgörü, Osmanlı laikliğinin özelliğidir. Osmanlı'da hakim din İslam'dı. Hıristiyanlar ve Museviler İslam toplumunda ayrı tutuldular, barış ve güvenlik içinde yaşadılar.

    Osmanlı devletinde padişahların sözleri dine uyduğu takdirde kanunlaşırdı.dine(şeriate) aykırı düşemezdi.ancak zamanla, dış ülkelerin casusları etkili olmaya başladı.(bknz. Lawrence) bu casuslar halkın arasından yükselerek kendilerine din adamı süsü verdiler ve halkı yanlış yönlendirdiler. böylece dinin temellerini içten sarsarak büyük bir islam devleti olan osmanlıyı çökertmeye muvaffak oldular.osmanlı devletindeki şeyhülislamlar asla padişahtan emir almazlar hatta şeriat hükümlerince cezalandırabilirlerdi.osmanlının yükselmesini işte bu adalet anlayışı ve istimalet(hoşgörü) politikası sağlamıştır.

    Kaynaklar
    * Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İst.1967.
    * Sadri Maksudi Arsal, Teokratik Devlet Laik Devlet, İst.1940.
    * Şevket Süreyya Aydemir, Tek adam, Remzi Y.İst.1981.
    * Ömer Lütfi Barkan, Türkiye'de Din ve Devlet ilişkilerinin Tarihsel Gelişimi, Cumhuriyetin 50.yıl Seminerleri içinde, TTK 1973.
     
  2. k@LpSiz_K@fKéF

    k@LpSiz_K@fKéF Forum Onuru

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.721
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    B!L€C€G!M
    Banka:
    44 ÇTL
    kaynak maynak olay tam ama yazı fazla hayali.


    Padişahtan emir almıyordu demek biraz saflık olur. Görünüşte evet almazlardı padişaha aykırı olupta kellesi giden de var :)
    Fazla iyimer bir yazı.
     

Sayfayı Paylaş