1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı Kültür ve Medeniyeti

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Osmanlı Kültür ve Medeniyeti
    DEVLET ANLAYIŞI
    Osmanlı Devleti’nde, I. Murat döneminde ‘’Devlet, hükümdar ve oğullarının ortak malıdır.’’ anlayışı benimsenmiştir. Fatih döneminde, devletin bütünlüğünün korunması için kardeş katline izin verilmiştir. Bu kanunname ile Osmanlı Devleti merkeziyetçi ve mutlakiyetçi bir kimliğe bürünmüştür.

    XVI. yüzyılda, halifeliğin Osmanlılara geçmesiyle Osmanlı Devleti mutlakiyetçi ve teokratik bir devlet haline gelmiştir. I. Ahmet’ten sonra, XVII. yüzyıl başlarında veraset sisteminde bir değişiklik daha yapıldı ve ‘’Yönetim hakkının hanedanın en yaşlı üyesinde olduğu’’ ilkesi kabul edildi.
    [​IMG]
    [​IMG]

    MERKEZ TEŞKİLATI

    Bugünkü bakanlıklar sistemine benzeyen Divan-ı Hümayun ’da Osmanlı Devleti’nin önemli siyasal, ekonomik, sosyal ve hukuksal sorunları görüşülüp tartışılırdı. Divan her din ve milletten vatandaşa açıktı.

    Fatih’ten itibaren divan üyelerinin fikirlerini daha söylemelerinin sağlanması amacıyla padişahlar divanlara katılmamaya başladı. Bu uygulamayla divanlara sadrazamlar başkanlık yapmaya başladı. Böylece sadrazamlık makamının önemi arttı, Divan-ı Hümayun bir karar organı yerine, danışma organı olarak görev yapmaya başladı.
    [​IMG]

    TOPRAK YÖNETİMİ
    Öşri ve Haraci topraklar özel mülkiyet topraklarıydı. Bu topraklar el değiştirebilir, vakfedilip miras bırakılabilirdi.

    Miri topraklar ise Osmanlı Devleti’ne aittir. Devletin idaresinde bu topraklar işlenmesi koşuluyla halka dağıtılmıştır. Miri toprakları işleyenler kiracı konumunda oldukları için bu toprakları satamazlardı. Toprağını üç yıl üst üste boş bırakanlar vergi vermek zorunda bırakılırlardı.

    Osmanlı ordusuna asker yetiştirmek ve devlet memurlarının maaşlarını ödeyebilmek için ayrılan devlet topraklarına dirlik denir. Dirlik toprakları miri arazilerin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Bu toprakları işleyenler devlete ödemeleri gereken vergileri askerlere veya devlet memurlarına verirlerdi. Dirlikler gelirlerine göre; Has, Zeamet ve Tımar olmak üzere üçe ayrılmıştır.

    Tımar sistemi sayesinde Osmanlı Devleti vergi toplama yükünden kurtulmanın yanı sıra, sürekli savaşa hazır olan tımarlı sipahilerin yetiştirilmesi, üretimin artışı ve iç güvenliğin sağlanması gibi faydalar sağlamıştır.

    Bazı eyaletlerdeki vergi gelirlerinin şahıslara peşin olarak satılmasına ise iltizam sistemi denir. Bu vergileri satın alan kişilere mültezim adı verilmiştir. İltizam sistemi sayesinde devlet nakit ihtiyacını karşılayabilmiş, alınan paralarla yöneticilerin ve askerlerin maaşları ödenmiştir.

    [​IMG]

    TARIM VE HAYVANCILIK
    Osmanlı halkının büyük bölümü köy ve mezralarda yaşadığı için Osmanlı Devleti’nde tarım ve hayvancılığın ekonomideki yeri önemli olmuştur. Osmanlı Devleti, geniş topraklarından faydalanarak farklı iklim koşullarında üretim yapıp değişik ürünler yetiştirmiştir.

    Hayvancılık da tarım ekonomisinin önemli bir kısmını oluşturmuştur. Osmanlı Devleti’nde tarım başta olmak üzere ulaşım ve taşımacılıkta büyük ölçüde hayvanlardan yararlanılmıştır.

    TİCARET
    Fatih döneminde, ülke sınırlarının genişlemesi ve önemli ticaret yolların Osmanlı Devleti’nin denetimine geçmesiyle ticarette büyük gelişme sağlanmıştır. Özellikle XV. Ve XVI. yüzyıllarda Türk tüccarlar uluslararası ticarette görünmeye başlamıştır.

    Osmanlı Devleti de vergileri düşük tutarak ticaret faaliyetlerini teşvik etmiştir. Avrupalı devletlere çeşitli imtiyazlar verilirken, ticaret şehirleri kurulmuştur. Bu sayede ülkede ticari canlılık artmıştır.

    [​IMG]

    SANAYİ
    Osmanlı Devleti’nde esnaflar, kendi çalışma alanlarıyla ilgili, Lonca adı verilen teşkilatlara üye olurlardı. Böylece koruma ve denetim altına girerlerdi. Osmanlı Devleti’nde ekonomik hayatın temelini oluşturan loncalar dışında esnaflık ve zanaatkârlık yapmak mümkün değildi.

    HUKUK
    Osmanlı Devleti, fethettiği bölgelerde bulunan halkların devlete kolay uyum sağlaması amacıyla, o bölgelerdeki kanunları bir süre kaldırmamıştır. Osmanlı Devleti’nde hukuk, şeri ve örfi hukuk olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Padişahların koyduğu örfi hukukun şer’i hukuk kurallarına ters düşmemesine özen gösterilirdi.

    EĞİTİM VE ÖĞRETİM
    Osmanlı Devleti’nde ilk medrese Orhan Bey zamanında Selçuklular örnek alınarak kurulmuştur. Daha sonraki dönemlerde de birçok şehirde medreseler kurulmaya devam edilmiştir. Osmanlı medreseleri Tanzimat’a kadar ülkenin bilim, adalet ve yönetim alanlarına yetiştirdiği insanlarla devlete büyük faydalar sağlamıştır.

    [​IMG]

    KÜLTÜR VE SANAT
    Osmanlı Devleti, farklı kültür ve dinlere, çağına göre büyük bir toleransa sahipti. Bu sadeye Asya’dan beri süregelen Türk ve İslam kültürüyle, fethedilen topraklardaki kültürlerin birbirleriyle olan etkileşimiyle Osmanlı kültür ve sanatı doğdu.​
     

Sayfayı Paylaş