1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı Sarayı’nda Ramazan ayı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 16 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Osmanlı Sarayı’nda Ramazan ayı, Şaban ayının bitiminde akşam hilalin görünmesi ve İstanbul Kadısı’nın yayınladığı ilâm ile resmen başlardı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ramazanın başlamasıyla birlikte gerek saray gerekse devlet dairelerindeki görevliler, birbirlerini tebrik göndererek kutlarlardı. Yabancı ülke büyükelçileri ise ramazanın başladığını öğrendiklerinde sultan başta olmak üzere ilişkide oldukları devlet görevlilerine yazılı kutlama mesajlarını ileterek bu toplu sevince dâhil olurlardı. Enderun ve Harem’de büyük bir sevinçle karşılanan ramazanda kadir gecesine kadar her akşam iftarlar hazırlanırdı.

    HUZUR DERSLERİ
    Ramazanın başlamasının ardından sultanın huzurunda dini konulu tartışmaların ve konuşmaların yapıldığı Huzur Dersleri başlardı. Huzur Dersleri’ni sultanın başkanlığında dini içerikli konferans dizisi olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Sultanın belirlediği mekânda yapılan dersler, Hırka-i Saadet’in Mermer Sofa’ya bakan revaklarının altında, Şadırvanlı Sofa’da veya Balıkhane Mabeyin-i Hümayun’un da gerçekleşebilir. Huzur Dersleri’nde genelde tefsir, sarf ve nahiv, mantık konuları işlenirdi. Bir defasında Ümmet-i Muhammed’in tamamının Cennet’e gireceğinin de anlatıldığını ve tüm dinleyenlerin mutlu olduğunu Hafız Hızır İlyas Ağa anılarında kaydetmiştir.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]



    PARS TEMİZLİĞİ
    Ramazanın 12 veya 13. günü Pars adı verilen Hırka-ı Saadet Odası’nın temizliği sultanın katılımıyla büyük bir hürmetle yapılırdı. Has odalılar dışında, Hazine, Kiler ve Seferli koğuşlarının kethüdalarının da katıldığı Pars Günü’nde, kutsal emanetler korundukları Taht Odası’ndan Revan Köşkü’ne nakledilirdi. Bu nakil esnasında sultan da diğer ağalar gibi görev alır ve kutsal emanetleri kendisi de bizzat taşırdı. Ardından Taht Odası/Hırka-i Saadet Odası gül suyu ve buhur sularıyla ıslatılan süngerlerle temizlenirdi.


    HIRKA-İ SAADET ZİYARETİ’NE DAVET

    Önceleri ananevi bir merasim son dönemlerde resmi törenlerle Hırka-i Saadet her yıl ramazan ayının 15. günü devlet erkânının katılımıyla ziyaret edilmiştir. Hırka-ı Saadet’in ziyaret günü ve saati sultan tarafından tespit edildikten sonra, Teşrifat Dairesi tarafından merasime katılabilecek rütbeye sahip olanlara davetiyeler gönderilirdi. Davet tezkireleri denilen bu belgede davetlinin hangi gün ve saatte Topkapı Sarayı’na geleceği, giyeceği üniforma ve takacağı nişanlar da belirtilirdi.

    HIRKA-İ SAADET ZİYARETİ
    Sultan öğle namazı vakti Hırka-i Saadet Dairesi’ne gelerek, Hırka-i Saadet Odası’nda bir müddet dinlenirdi. Ardından törenin başlamasını buyururdu. Has odalılar aldıkları emir üzerine Hırka-i Saadet’in altın sandukasını gümüş sehpasının üzerinden alarak, birbiri üzerine konulmuş sırma yastıkların üzerine yerleştirirlerdi. Hırka-i Saadet’in ilk mahfazasının anahtarını taşıyan Has odabaşı mahfazayı ve yeşil atlas bohçaları açardı.

    İki kanatlı som altın çekmece sultan tarafından açılırdı. Bayram ve cülus merasimlerinde olduğu gibi önce veliaht şehzade ardından yaş sırasıyla diğer şehzadeler ziyaret ederek destimallerini alır, sultanın sol tarafına sıra ile geçer ve tören bitinceye kadar orada kalırlardı. Ardından sadrazam, şeyhülislam ve diğer vezirler rütbe sıralarıyla ziyaretlerini yaptıktan sonra sultanın sağ tarafına geçerlerdi.

    Has odabaşı, darüssaade ağası, silahtar ağa, çuhadar ağa, kabdar ağa ve tülbent ağası ile hazine, kilerli ve seferli koğuşlarının kethüdaları sultanın arkasında dururlardı. Bu şekilde başlayan törende Hırka-i Saadet’in önüne gelen her ziyaretçi eğilerek öptükten sonra Sultan eliyle birer destimal verirdi. Bu ziyaret bittikten sonra Hazine, Kiler, Doğancılar ve Seferli odalarındaki içoğlanları resmi elbiseleriyle taht odasına gelerek ziyaret eder, yalnız büyük ve küçük oda ağaları ziyaret edemezdi.

    Devlet erkânının ziyaretinden sonra Hırka-i Saadet Dairesi’nin Enderun’a bakan kapısı kapatılarak, Harem’e yakın olan demir kapısı açılırdı. Davet üzerine Sultanın kadın efendileri, ikballeri, kız kardeşleri ve kızları başlarına namaz örtüleri örterek, merasimle birer birer ziyaretlerini yapar, Sultanın elinden destimallerini alarak odadan çıkarlardı. Merasim bittikten sonra Sultan davetlilerle görüşür ve onları taltif ederdi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    KADİR GECESİ
    Kadir gecesi Saray’da ve Osmanlı eyaletlerinde büyük bir coşkuyla kutlanırdı. Kadir gecesinde Tophane Meydanı’ndan fener alayları düzenlenerek, çeşitli şekil ve renklerdeki fenerlerle her yer aydınlatılırdı. Kadir gecesinden sonra gerek sarayda gerekse konaklarda iftarlar verilmez bayram hazırlıkları başlardı.

    Destimal, matbaanın yaygınlaşmasının ardından Enderûnlu ağalar tarafından hazırlanmaya başlamıştır. Destimal hazırlamaya memur edilen İçoğlanları tülbentleri keser, üzerlerine kalıpları bastıktan sonra denizde yıkayarak tekrar kuruturlardı. Ardından bir kez daha yıkanan destimaller, kolalanarak ütülenir, katlanarak sepetlere yerleştirilirdi. Destimaller son dönemlerde Has Oda Koğuşu’nda muhafaza edildiklerinden koğuşa Destimal Odası adı verilmiştir.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


     

Sayfayı Paylaş