1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı sözleri

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve Suskun tarafından 9 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Osmanlı sözleri

    Allahu Teala'nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemasından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inamı (nimeti),ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şad et!..

    “Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbâl (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır.Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!” Sözlerini tamamladıktan sonra tekrar yanına çağırmış ve vasiyetine hususî olarak şunu da eklemişti:“islâmbol’u (istanbul’u) aç gülzâr (gül bahçesi) et!”

    OSMAN GAZİ (Orhan Gazi’ye vasiyeti)


    “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır. Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

    ORHAN GAZİ


    “Sakın, orduya ve zenginliğe mağrur olma. Hakikî âlim ve âriflere, bilginlere hürmet edip, sarayında onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki, zayıf, güçsüz bir karınca misâli, hiç lâyık olmadığım hâlde buraya geldim ve Allah-u Teâlâ’nın nice ihsânlarına ve inâyetlerine kavuştum. Sen de benim uyduğum ve uyguladığım nizâmı uygula, Muhammed Aleyhisselâm’ın dinini, bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diğer tebanı himâye eyle! Allah-u Teâlâ’nın hakkını ve kullarının hakkını gözet.

    “Dinimizin tâyin ettiği beytülmâldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Dâimâ adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacağın zaman, Allah-u Teâlâ’nın yardımına sığın! Tebanı, düşmanların ve zâlimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Dâimâ halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp, yapılmasını sağla. Onların gönlünü kazanmayı, bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebanın sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle.”

    I. MURAD (HÜDAVENDİGAR)


    “Unutma ki, yüce ecdâdımızın büyük zaferleri, görünüşte kılıcın gölgesinde olmuşsa da hakikatte akıl, mantık ve muhabbet güçleriyle gerçekleşebilmiştir.

    “Ey oğlum! Adâletten hiç ayrılma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir; bunu unutma!..

    “Ey oğlum! Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doğru veya eğri olup olmadığını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle değil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde doğru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoğu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır.

    ÇELEBİ MEHMET



    *Eğer Padişah Ben İsem, Size Emrediyorum. Gelip Ordunun Başına Geçin. Eğer Padişah Siz İseniz, Gelip Devletinizi Düşmanlara Karşı Savunun.

    * İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.

    * Ya Ben Bizans'ı Alırım; Ya da Bizans Beni.

    * Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim

    * Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım

    * Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.

    * Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır.

    * Hayatım Boyunca ALLAH'ın Emirlerinden Dışarı Çıkmadım. ALLAH'ın Rızasını Kazanmak İçin Uğraştım. Tek Gayem Bu İdi.


    FATİH SULTAN MUHAMMED HAN


    -Vükela (vekillerin) ve ümeranın (amirlerin) süslü elbiseler giymesi padişahlarına tâzimden ileri gelir.Biz ALLAH(c.c.)'tan başka kime tâzime mecburuz ki bu külfeti ihtiyâr edelim?Bizim padişahımız ALLAH(c.c.), vücudu saran elbiseye değil,içindeki imâna bakar.(Sade giyinmesinin nedeni sorulduğunda)
    -Ey gönül!Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama,düşmandan da korkma!Devlet ve saltanat ancak ALLAH(c.c.)'ın verdiğidir.
    -Ey canım,eğer sana Selimî gibi yüz tane devlet ve saltanat dâhi verilse cihana bağlanıp dosttan uzak olma.
    -Güneş Mustafa(s.a.v.)'nın yüzünün aynasının bir aksidir.Her iki âlem,Mustafa(s.a.v.)'nın bir kılına bağlanmıştır.
    -Gönlünü ve canını O'nun aşkına veren kimse ne kahramandır!Düşüncesi daima Mustafa(s.a.v.) olan kimse ne huzur ve rahat içindedir.
    -Her dertli,mihnete tahammül için biraz gönlünde kuvvet buluyorsa bu kuvvet Mustafa(s.a.v.)'dan gelir.Onun için her dertli O'na minnettardır.
    -O Peygamberlerin Padişahıdır.Diğer peygamberler O'nun ordusudur.Yaradılıştan maksat O'dur.Bu kevn-ü mekân O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılmış bir tufeyldir.
    -Ümit sabahı Mustafa(s.a.v.)'nın güzel yüzüdür.Gayıp sırları O'nun ârif olan gönlünden doğar.
    -Ümit eliyle Mustafa(s.a.v.)'nın eteğine yapışan herkes güneş gibi ayağını feleğin üstüne basar.
    -O'nun aşkı ile gönlü mahzun olan her sîne ne bahtiyardır!Mustafa(s.a.v.)'nın yoluna kurban edilen can,ne aziz bir candır!
    -Ümmetlerin cevahir madenlerinden çıkardıkları bütün lâ'l ve inciler Mustafa(s.a.v.)'nın (gzada kırılan) tek inci dişinin diyetidir.

    -Alimlerin bindiği atın ayağından üstümüze sıçrayan çamur, şerefimizdir.

    YAVUZ SULTAN SELİM



    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

    KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
     
  2. patik

    patik Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    24 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.343
    Beğenileri:
    374
    Ödül Puanları:
    3.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Hemşire
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    524 ÇTL
    Ve bir de Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye öğütleri... Bunları her işittiğimde içimde saygı ve hayranlıkla karışık bir irkilme hissederim. Özellikle Fatih'in babasına söylediği akıl dolu emir veya rica...
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Teşekkürler
     
  4. Apancene

    Apancene Aktif

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    404
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    2 ÇTL
    Anadoluda osmanoğullarından daha büyük beyliklerde vardı , bilindiği üzere osmanlı fazla bi topluluk değildi( heran tarih sahnesinden silinebilecek ) gözüyle bakılıyordu du işte :hey , gerisini bir çoğumuz biliyoruz .bu bile başlı başına araştırılması gereken bi konudur ? emeğine sağlık ablam.
     

Sayfayı Paylaş