1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı tıbbı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 25 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    İslam tıbbının bir parçası olan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde geliştirilen tıp biçimi.

    Osmanlı tıp tarihi üç dönemde incelenmektedir.

    - Klasik Dönem (1450-1730):
    İslam tıp teorisine dayalı çalışmaların yapıldığı, külliyelerin parçası olan büyük darüşşifaların açıldığı bir dönemdir. Osmanlılar ilk hastaneyi 1399'da Sultan Orhan zamanında Bursa'da yapmışlardır (Yıldırım Darüssifası). İlk başhekimi Tabib Hüsnü'nün olduğu hastahanenin bir baştabibi, yardımcısı, tabibi, cerrahı ve göz hekimi ve çeşiti personeli vardı. Dönemin önemli hekim ve cerrahlarından biri Şerafeddin Sabuncuoğlu (1386?-1470) eğitimini 1308’de insa edilmis olan Amasya Darüssifası’nda tamamlamıs aynı yerde hekimlik yapmış ve eserlerini de burada yazmıştır. Eserlerinde tedavi metodlarını en ince ayrıntısına kadar vermis olan Sabuncuoğlu'nun Kitâbü’l-Cerrâhiyyetü’l-Hâniyye (1465) adlı eseri Osmanlılarda kaleme alınmıs tek resimli cerrahi eseridir.

    Fâtih Sultan Mehmed devri, tibbî faaliyet ve gelismeler bakimindan önemli bir devirdir. Fâtih, saglik islerini organize eden ve o günün sartlarina göre çok ileri bir zihniyetin anlayisi oldugu anlasilan Hekimbasilik (Reisu'l-Etibba) müessesesini kurarak, basina Kutbeddin Ahmed'i getirmisti. Sultan Fâtih’in oğlu II. Bâyezid ise Edirne’de Kirişhâne Mahallesi’nde bir cüzamhane ile akıl hastanesi yaptırmıştır. Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde Fâtih, Süleymâniye, Sultânahmed hastahanelerini anlatır.

    Osmanlı'nın klasik döneminde tıp adamlarına büyük önem verilmekte, yerli tıp adamlarının yanı sıra farklı bölgelerden gelen tabibler de Osmanlı'da ilgi görmekteydi. Bu dönemin tabipleri ameliyatlar yapabilmekteydi. Örneğin nebatî (bitkisel tıp) tıpla meşgul olan Altunîzâde'nin (öl. XV. yüzyil sonlari) idrar darligi çekenlere başarılı sonda ameliyatları yaptığını Şakaik-i Numaniye'den ögrenmekteyiz.

    - Batıyı Tanıma (1730-1825) : Eğitimde yenileşme hareketlerinin görüldüğü ve Batı'daki gelişmelerin tercümeler yoluyla aktarıldığı bir dönemdir.

    - Batıya Açılış ve Modernleşme Dönemi (1827 sonrası) : 1827'de Mustafa Behçet'in çalışmalarıyla kurulan Tıbhâne-i Âmire ve 1839'da kurulan Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şâhâne dönemin önemli tıp eğitimi kurumlarıdır.

    Batı’da bilimin son derece ilerlediğini ve Osmanlıların çok geri kaldığını düsünen II. Mahmut, tercüme ile vakit kaybedilemeyeceğini söyleyerek hekimliğin Fransızca okunmasını emretmiştir. 1827’de ordunun tabib ve cerrah ihtiyaçlarını karsılamak amacı ile Hekimbası Mustafa Behçet Efendi’nin önderliğinde Tıphâne-i Âmire adında bir tıp mektebi açılması yolundaki çalışmalara baslanmış. Mustafa Behçet Efendi bu mektebin ilk nizamını hazırlamıs ve Türkiye’de modern tıp mektebinin kurucusu olmustur. Gülhane bahçesinde bulunan binalarda faaliyetine baslayan Tıphâne-i Âmire’yi aynı yıl Sehzadebası’nda açılan Cerrahhane takip etmistir. 1831-1832 tarihlerinde Cerrahhane, Topkapı Sarayı bitisiğindeki bir binaya nakledilmistir. 1836’da iki mektep birlestirilmis, 1839’da da Gülhane’den Galatasaray’a tasınmıs ve mektebin basına Avustruyalı doktor C. Ambroise Bernard getirilerek mektebin adı Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Sahâne olarak değistirilmistir.

    Eserler

    Osmanli döneminin ilk Türkçe telif tib kitabi olarak kabul edilen "Havâsu'l-Edviye"yi te'lif eden Ishak b. Murad ile Amasya Hastahânesi bashekimi Sabuncuoglu Serafeddin ve Sultan II. Murad adina 841 (m. 1437)'de "Zahire-i Muradiye" adli büyük tip kitabini yazan Sinoplu Mü'min b. Mukbil, sonradan Osmanli Devleti'ne gelip hizmet eden tabiblerdir.

    Osmanlı'da yazılan bazı tıp eserleri ve yazarları şunlardır:


    Ahmedî :
    Tervihu'l-Ervah, Müntehab-i Sifa

    Haci Pasa :
    Kitabu'l-Feride, Kitabu's-Saade ve'l-Ikbal, Kitabu't-Ta'lim, Sifau'l-Eskam ve Devau'l-Âlâm, Müntehab-i Sifa

    Şeyhî : Kenzu'l-Menafi'

    Mü'min b. Mukbil : Kitabu't-Tib, Miftahu'n-Nur ve Hazainu's-Surûr, Zahire-i Muradiye

    Aksemseddin : Kitabu't-Tib, Maddetu'l-Hayat

    Serafeddin Sabuncuoglu : Cerrahiye-i Ilhaniye, Mücerrebnâme

    Bedr-i Dilsad :
    Kehhalnâme, Kemalnâme, Muhtasaru't-Tib

    Ibn-i Serif : Yadigâr-i Ibn-i Serif

    Mehmed b. Lütfuullah : Müfredat-i Tib

    Sükrullah Sirvanî : Ilyasiye fi't-Tib

    Kaysunîzâde Mehmed : Tıb Mecmuasi

    Halimî Lütfullah Efendi : Kasimiyye

    Hekimsah Mehmed Kazvinî : Asbabu Sitteti'z-Zaruriyye, Mucez Serhi, Nasihatnâme

    Ahi Çelebi : Risâle-i Hassatu'l-Kilye ve'l-Mesâne, Mucez Tercümesi

    Kaysunîzâde Mehmed b. Mehmed : ed-Dürretu'l-Muntahab, Düsturu'l-Bimâristan, Düsturu't,Tibbi'l-Misbah, Zâdu'l-Mesir fî Ilaci'l-Bevâsir

    Atufî: Hifzu'l-Ebdân, Ravzu'l-Insan fî Tedabir-i Sihhati'l-Ebdân

    Ilyas b. Isa : Müfredât

    Nidaî : Baytarnâme : Manzume-i Tib, Menafi'n-Nâs, Tababet-i Beseriye ve Baytariyye

    Takiyüddin Sirazî: Enisu'l-Etibba fi't-Tib

    Mehmed Efendi : Menbau'l-Hayat

    Davud Antakî : Bugyetu'l-Muhtac, ed-Durretu'l-Muntahab, Elfiye fi't-Tib, Letaifu'l-Minhac, Mecmau'l-Menafii'l-Bedeniyye
     

Sayfayı Paylaş