1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı ve Cellatlar

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Rigel tarafından 24 Ekim 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.537
    Beğenileri:
    3.785
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Her toplumda cellatlar korkulan hatta kimilerince lanetlenen kişiler olmuşlardır.
    Öyle ki Osmanlı döneminde cellatlar sadece yaşarken değil, öldükten sonra bile toplum tarafından dışlanmış ve mezarları bile ayrı tutulmuş.
    Eyüp Mezarlığı'ndaki, Pierre Loti kahvesinin çevresinde yer alan ve başlarında dikdörtgen taşlar bulunan bu mezarlık dünyada tek cellat mezarlığı olma özelliğini taşıyormuş. Taşıyormuş diyoruz çünkü....
    Yüzlerce cellatın mezarının bulunduğu bu mezarlar zamanla yok olmuş. Günümüzde sadece sekiz dokuz tanesi kalmış durumda.

    Peki Osmanlı'da cellatlar nasıl seçilirdi? Onlar neden böyle bir mesleği seçerlerdi?Cellat mezarlarının yerinde şimdi apartmanlar ya da başka insanların mezarları yer alıyor.Tüm bu soruların cevabını Yaşar Karaduman'ın araştırmasında bulabilmek mümkün.


    Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesmek, bir ceza şekliydi ve bunun için de sarayda her zaman cellatlar bulundurulurdu.Bir grup cellat, padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda beklerlerdi.

    Sarayda verilen ölüm cezaları, Topkapı Sarayı bahçesinde bulunan bir çeşmenin önünde infaz edilirdi.

    [​IMG]
    Cellatlar infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini burada yıkarlardı, bu çeşmenin sağında ve solunda kesilmiş kafaların teşhir edildiği kelle taşları vardı bu taşlara ibret taşları da denirdi.Bu çeşmenin bir adı da cellat çeşmesi veya siyaset çeşmesi idi, cellatların kaldığı yer ise çeşmenin bulunduğu duvarın arkasındaydı.Bu çeşme halen Topkapı Sarayı'nın ön bahçesinde bulunmakta, her gün önünden ne olduğunu bilmeden yüzlerce kişi geçmektedir.

    İnfazlar bazen de Yedikule Zindanları'nda yapılırdı. (Bu zindanlar ziyarete açıktır idamların ve işkencelerin yapıldığı yerler gezilebilir. İnfaz şekilleri, yani öldürme şekilleri, kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi.Bu öldürme şekli Şamanizm’den geliyordu.İnfaz edilecek halktan biri ise, kelle kesme şekli uygulanırdı.

    İstanbul dışında, imparatorluğun uzak vilayetlerinde idam edilen devlet adamlarının öldürüldüklerini ispat etmek için, kesilen başları meşin bir kırbaya (torba) konur, torba balla doldurulur, İstanbul’a getirilir, gümüş bir tepsinin içinde padişaha sunulur, beden ise öldürüldüğü yere gömülürdü.Bu nedenle, başı başka yerde, bedeni başka yerde gömülü iki mezarı olan devlet adamları, sadrazamlar çoktur..Bunlardan en meşhuru Viyana kuşatmasındaki başarısızlığı ile başı kesilen ve bir bal torbası içinde İstanbul’daki sultana gönderilen ve sonrada denize atılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi.

    Bu kesilen başlar bazende Topkapı Sarayı’nın ilk giriş kapısına asılır halka gösterilirdi.

    [​IMG]

    Bu kapı sarayın en dıştaki ilk kapısıdır, kesik başların konulduğu oyuklar halen durmaktadır. Kafalar üç gün kalırdı burda, bazen yüzlerce kafa olurdu.Cellatlar, Müslüman olan kişilerin infazdan sonra başlarını, cesedi sırt üstü yatırarak koltuğunun altına , Müslüman olmayanları ise yüzü koyun yatırarak, başlarını kalçalarının üzerine koyardı.Öldürülen kişinin cesedi ve üzerindeki kıymetli eşya, para ve giyecekleri celladın malı sayılırdı. Cellat cesedi isterse atar, isterse ölünün sahiplerine mevki, rütbe ve konumuna göre parayla satardı.

    Osmanlıda cellatlar özellikle sağır ve dilsizler arasından seçilirdi. Sağır olmaları, kurbanlarının sesini, çığlıklarını duyup etkilenmemeleri açısından önemliydi. Osmanlı tarihinde en hazin boğarak öldürme olayı 28 Ocak 1595 te cereyen etmiştir.Fatih Sultan Mehmet’in imparatorluğun devamlılığını sağlamak amacıyla çıkardığı, “Nizamı Alem” fermanı gereğince, fermanın metni şöyledir:
    ( Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola (nasip ola) karındaşlarını nizamı alem için katletmek münasiptir.) Üçüncü Mehmed, 19 çocuk ve yetişkin şehzade kardeşlerini bir gecede dilsiz cellatlara boğdurmuştu.
    Ertesi günü Divanı Hümayun avlusuna üzeri kıymetli örtüler, kıymetli taşlarla bezenmiş sorguçlar ve kavuklar bulunan 19 şehzade tabutu konmuştu.

    Osmanlı’da halk, İslam dininin adam öldürmeyi yasaklaması, can alan bu kişilere toplum tarafından hoş bakılmaması nedeniyle, bir çok insani duygu ve özelliklerden yoksun olan, acıma, merhamet, sevgi hisleri bulunmayan cellatları mezarlıklarına almamış, kendi aralarına gömülmelerini istememiş.Tarihçi Reşat Ekrem Koçu: "Toplum, din ve ahlak anlayışımızın en güzel örneklerinden biri olarak, cana kıyan, kesen veya boğan celladın ölüsünü halkın, mezarlıklarına kabul etmemesi son derece takdire şayandır.” demiştir. Bu nedenle, Osmanlı cellatlar için İstanbul’un en ücra yerinde mezarlık yapmış ve cellatlar halktan ayrı olarak buraya gömülmüştür.İstanbul’da iki yerde cellat mezarlığı olduğu bilinmektedir, Haldun Hürel.”İstanbul’u Geziyorum Gözlerim Açık” adlı eserinde bunlardan birinin,Edirnekapı’dan Ayvansaraya inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar.

    Diğer bir cellat mezarlığı da Eyüpte, mezarlıklar arasından dar bir yokuşla çıkılan, Fransız yazar Pierre Loti’nin bir müddet yaşadığı, şimdilerde müze-kafe olan evin önünden gidilerek çıkılan, Karyağdı bayırında, Karyağdıbaba tekkesinin biraz ilerisindedir.O zaman burası İstanbul’un en uç noktası kuş uçmaz, kervan geçmez kimsenin uğramadığı doğru dürüst yolu olmayan yabani ağaçlar içinde ürkütücü bir yerdi. Buraya Karyağdıbaba bayırı denmesinin nedeni biraz aşağısında bulunan bir bektaşi tekkesinden ileri gelir. Burası bugün normal mezarlık olmuştur, aralarda tek tük cellat mezarı kalmıştır.

    Bunların cellat mezarları oldukları ise mezar taşlarından anlaşılmaktadır. Osmanlı mezarlıkları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri ile yapılmış mezar taşları ile doludur, burada gömülü insanların dünyada iken ne iş yaptıklarını mezar taşlarına bakarak anlamak mümkündür, vezir mi, denizci mi, subay mı yeniçeri mi ,ulema mı, kadı mı? hepsi mezar taşlarından anlaşılır.Kuş uçmaz kervan geçmez bu mezarlığa, zamanında mahallelinin "lanetli mezarlık" dediği, gündüzleri dahi buradan geçmeye korktuğu biliniyor.Hatta bu mezar taşlarına lanetli olduklarına inandıkları için dokunamazlarmış bile. Çünkü buraya gömülenlerden birinin geride kalan aile fertleri birer hafta arayla bilinmeyen bir hastalıktan öldüler.Mezar taşlarında hiçbir yazı ve işaret bulunmaması ise anlaşılır bir durumdur. Bu, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup, mezarlarını tahrip etme eş ve çocuklarına kötülük veya başkaca bir hatalı tutum ve davranış içinde olmamaları için alınan bir koruma önlemi olsa gerektir.Böylece en azından, cellat baba seçmeme şansı olmayan günahsız çocukların kimler oldukları, varsa annesi, babası, akrabaları bilinmeyecek, cellat yakınları diye dışlanmayacaktır.
     
    Mod-53 bunu beğendi.
  2. kAşİf
    Cesur

    kAşİf Düşünmek lazım.. Moderatör

    Katılım:
    15 Eylül 2014
    Mesajlar:
    4.495
    Beğenileri:
    6.751
    Ödül Puanları:
    9.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    kaşif
    Banka:
    2.465 ÇTL
    nasıl bir ruh halidir nasıl bir ekmek kapspıdır olacak işmi bu töbee töbeee
     
  3. kAşİf
    Cesur

    kAşİf Düşünmek lazım.. Moderatör

    Katılım:
    15 Eylül 2014
    Mesajlar:
    4.495
    Beğenileri:
    6.751
    Ödül Puanları:
    9.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    kaşif
    Banka:
    2.465 ÇTL
    konuyu çok beğendim çok faydalı bir paylaşım , herkesin bildiği fakat konuşmadığı bir konu ellerine sağlık sentinus
     
    Sentinus bunu beğendi.
  4. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.537
    Beğenileri:
    3.785
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Tarih bilinmeyenlerle dolu araştırmalar yapmak lazım abi

    GT-I8190 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     
  5. AsiA~

    AsiA~ Katılımcı

    Katılım:
    7 Ekim 2014
    Mesajlar:
    129
    Beğenileri:
    72
    Ödül Puanları:
    680
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Banka:
    0 ÇTL
    Hayat acımasız, bazılarına da meslek diye böylesi denk geliyor. :P
    Şamanizm öldürme şekli, ilginç :)
     
    Son düzenleme: 26 Ekim 2014
    kAşİf ve Sentinus bunu beğendi.
  6. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.537
    Beğenileri:
    3.785
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Şamanizm başlı başına ayrı bir konu. Bununla ilgilide bir konu açarım yakın zamanda. Bana çok garip gelmiştir hep :)
     
    AsiA~ bunu beğendi.
  7. Mod-53
    Hoşgörülü

    Mod-53 Uzaklardayım Özel üye

    Katılım:
    16 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.355
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    1.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    İŞLETMECİ
    Yer:
    İSTANBUL
    Banka:
    59 ÇTL
    Cellatlar genellikle sağır ve dilsizlerden seçiliyor .. çığlıkları duymasınlar diye ...
     
    Sentinus bunu beğendi.
  8. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.537
    Beğenileri:
    3.785
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Dilsizlerden değil yanlış anlaşılmasın. Sağır olması yeterliydi aslında. Dilsizlik ayrı bir faktör.
     
    Mod-53 bunu beğendi.
  9. Mod-53
    Hoşgörülü

    Mod-53 Uzaklardayım Özel üye

    Katılım:
    16 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.355
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    1.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    İŞLETMECİ
    Yer:
    İSTANBUL
    Banka:
    59 ÇTL
    evet sağır yada dilsiz olması tercıhleriymiş ..
     
  10. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.537
    Beğenileri:
    3.785
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    şöyle netleştireyim bu konuyu, bildiğim kadarıyla. Sağır olması tek şart. Sağır değilsen eğer kesinlikle alınamıyorsun. Dilsiz olması ekstra bir durum. Gizlilik esası açısından önemli :)
     
    Mod-53 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş