1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlıca da C harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Paradoks ~ tarafından 14 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Paradoks ~

    Paradoks ~ ... Elif ...

    Katılım:
    6 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.006
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    2.980
    Meslek:
    Yazılım mühendisi
    Yer:
    Konya
    Banka:
    114 ÇTL
    Ç Osmanlı alfabesinin yedinci harfi olup, ebced hesabında “cim” harfi gibi üç sayısının karşılıdır
    ÇABA Cehd Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç
    ÇABÜK f Çabuk, seri, aceleli, hızlı, tez, hafif
    ÇABÜK-HIRÂMÂN f Sür’atli yürüyen Çabuk yürüyen
    ÇABÜK-REV f Çabukça giden
    ÇAÇARON İtl Çok konuşan, çenesi düşük, geveze
    ÇAÇELE f Postal, ayakkabı, çarık, pabuç
    ÇADER-İ KUHLÎ Sema, gök * Karanlık gece
    ÇAĞ Zaman, vakit, esnâ, hengâm, mevsim * Yaş * Boy, kamet, tenâsüb, lüzumu derece semizlik* Devir, tarih çağları (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ)
    ÇAĞATAY Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Mâvera-ün Nehr taraflarında oturan Doğu Türklerine ve edebî lisan olarak kullandıkları Doğu Türkçesine verilen isimdir
    ÇAĞDAŞ (Bak: Asrî)
    ÇAĞDIŞI Askerliğe alınma çağı dışında * Çağın fikirlerine felsefesine uymayan Bu mânada bazı kimselerin kelimeyi hakaret olarak kullanmaları dar görüşlülüğün ve cehaletin neticesidir Çünkü çağın insanlık için zararlı öyle fikirleri ve felsefeleri vardır ki, gelecek devirler bunu anladıkları zaman şimdi bunu benimseyenlerin zavallılıkları da anlaşılmış olacaktır Körükörüne çağın her düşüncesini benimsemek, müslümana yakışmaz (Bak: Asrî)
    ÇAĞLA (Çağala) Badem, erik, kayısı gibi yemişlerin yenebilen ham meyvesi
    ÇAĞLAR Kayalara veya setlere çarparak, yerden köpürerek düşen su Şelâle, çağlayan
    ÇAĞRIŞIM Psk: Bir idrakla kazanılan bir fikrin başka bir idrak (algı) ile kazanılan fikir arasında bağıntı kurulması, birinin diğerini hatıra getirmesidir Bu bağıntı zaman ve mekânda yakınlık, benzerlik ve zıdlık sebebiyle kurulur Sevap deyince günahın; abdest deyince namazın; Cennet deyince Cehennem’in de aklı gelmesi gibi…
    ÇAĞZ f Kurbağa * Korku, havf * Kapandığı halde hâlâ içinde cerahat bulunan yara * Ah ü fizar İnilti
    ÇÂH (Çeh) f Kuyu Çukur
    ÇÂH-I BÜN Kuyu dibi
    ÇÂH-I YUSUF Hz Yusufun (AS) kardeşleri tarafından atılmış olduğu kuyu
    ÇÂH-I ZEMZEM Zemzem kuyusu
    ÇAK f İyi, güzel, sıhhatli, şişman
    ÇAK f Yarık, çatlak, yırtmaç * Kılıç, bıçak gibi şeylerin sesleri * Sabah vakti beyazlığı * Küçük pencere * Hazır Amâde
    ÇAKACAK f Silahlı çatışmadan çıkan ses
    ÇAKALOZ Çakıltaşı atan bir nevi küçük top
    ÇAKÇAK Parça parça, yırtık pırtık * Kılıç ve emsâli şeylerin sesleri
    ÇÂKER f Kul, köle
    ÇÂKERÂNE f Kölecesine, köle gibi
    ÇÂKERÎ f Abd’e, köleye ait * Kölelik Kulluk, abdlik, esirlik, cariyelik
    ÇAKMAKLI Ağızdan dolan ve tetik yerinde bir cins çakmakla ateş alan eski tüfek çeşitlerinden biri
    ÇAKŞIR İnce kumaştan yapılan uzun bir çeşit şalvar * Kuşların ayağındaki tüy
    ÇAKUÇ f Çekiç
    ÇAL İsimlere önden eklenip, onun daima hareket edip oynamakta olduğuna işaret ve delâlet eder Meselâ: Çal-at : Durduğu yerde de hareket eden at * Bir şeyi şiddetle kapmaya delâlet eder Meselâ: Çal-yaka: Yakasından kapmak, şiddetle yakalamak
    ÇALA İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak
    ÇALAB t İlâh Mâbud Cenâb-ı Hak, Rab
    ÇALAK f Yerinde durmayan, çabuk, oynak Dâima çalışan Her bir hareketi çabuk olan * Akıl ve ferâseti açık
    ÇALAKÎ f Çeviklik, süratlilik, tezlik
    ÇAL-AT Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at
    ÇALBUS f Dalkavuk, yaltakçı
    ÇALÇENE t Durmayıp konuşan, geveze
    ÇALGI Müzik âleti Müzik, çalgı (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir)
    ÇALIM Tavır, eda * Kılıcın keskin tarafı, ağzı
    ÇÂLİK f Çelik çomak oyunu
    ÇÂLİŞ f Savaşta düşmana karşı gurur ve naz ile yürüme * Mukabil, karşı durma * Savaş, muharebe, harp, ceng, mücadele * Birleşme
    ÇAM f Eğrilme, bükülme * Salınma
    ÇÂME f şiir ve gazel Manzume
    ÇÂME-GÛY f Şair
    ÇAMULARİ Himalaya dağlarına bağlı bir dağ silsilesi
    ÇANE f Çene
    ÇAP f Basma, baskı, tab
    ÇAPAR Postacı
    ÇAPKUN Seri ve yorulmaz neviden iyi bir at cinsi
    ÇAPLUS f Dalkavuk, yaltakçı
    ÇAPÛL f Yağma, saldırı
    ÇAPÛLCU Düşman toprağına atla hücum edip yağma eden Akıncı, yağmacı
    ÇAR (Slavca) Eski Rus İmaparatorlarının ünvanları * Bulgar kralı
    ÇÂR f Dört Cihâr
    ÇÂR-BÂLİŞ(T) f Evvelce padişahların ve makamca büyük olanların üzerlerine oturdukları dört katlı şilte * Dört unsur
    ÇÂR-CİHET Dört cihet Cihat-ı erbaa
    ÇÂR-ÇEŞM Dört göz
    ÇÂR-ÇİZ Dört şey
    ÇAR-DEH f Ondört
    ÇÂRE f Neticeye varmak üzere maniaları kaldırmak için tutulması icabeden çıkar yol Kurtuluş yolu Tedbir, yardım, yol * Hile * Bir def’a * Ayrılık
    ÇARE-İ HALÂS Kurtuluş çaresi
    ÇÂRE-CU f Çâre arıyan
    ÇÂRE-SÂZ f Çâre bulan
    ÇAR-EBRU Dört kaş * Bıyığı yeni gelmiş delikanlı
    ÇAR-ERKÂN-I CUVANÎ Padişahın özel hizmetlerinde bulunan ve Enderun’un azamlarından olan dört kişi hakkında kullanılan bir tabirdir
    ÇAR-GÂH f Dört taraf ki, bunlar; şark, garb, şimal, cenub’dur * Dünya, küre-i arz, cihan * Türk musikisinde bir makam adıdır
    ÇAR-GUŞE f Dört köşe Dört taraf Dört yön
    ÇARH Çark, tekerlek * Felek, gök, sema * Ok yayı * Elbisede yaka * Tef* Devreden, dönen * Çakır doğan * Talih
    ÇARH-I AHDAR Gök kubbe
    ÇARHA f Ordunun ilerisinde bulunan askerlerin yaptıkları tâlim * Çıkrık gibi dönen yuvarlakça bir cins dolap
    ÇARIYAR (Bak: Çaryâr)
    ÇARİÇE (Slavca) Rus İmparatoriçesinin nâmı
    ÇARK f (Çarh-Çerh) Dönen pervaneli tekerlek * Vapur, değirmen ve dolap çarkı * Bir makinenin dönen tekerleği, çok zaman bu tekerlek makineyi çalıştırır Her çeşit tekerlekli makine * Dönerek işleyen âlet * Koz: Birbiri içinde dönen feleklerden mürekkeb kâinat, felek, eflâk * Baht Talih şans
    ÇARK-I FELEK Bir makine veya dolaba benzetilen gökyüzü * Mc: Tâlih, baht * Yakıldığı zaman dönerek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeği * Bir nevi sarmaşıklı nebat çiçeği
    ÇARMIH f (Çar: Dört; Mıh: Çivi) Salib Suçluyu haça germek için kurulmuş, haç şeklinde darağacı * Geminin direkleri başından aşağıya inen kalın ipler
    ÇAR NAÇAR f İster istemez, mecburiyetle
    ÇARPA f Eşek, deve, koyun vs gibi dört ayaklı hayvanlar
    ÇARSU f Dört taraf Dört tarafı olan şey * Çarşı, pazar
    ÇARŞAF Yatağın üstüne serilen veya yorgana kaplanan bez örtü * Kadınların kullandığı baştan örtülen, pelerinli eteklikli sokak elbisesi Kadınların örtünmesi farzdır Bu maksatla çarşaf ucuz, pratik, hafif olması ve zengin fakir herkesin kolayca sağlıyabilmesi bakımından yaygın olarak kulanılagelmiştir Çeşitli renklerde olabilir Çarşaf kadar ucuz ve pratik İslâma uygun başka bir giyecek yapılmadığı için, çarşaf giyenleri kınamak çok haksızlıktır Çarşaf zengin ve fakir ayrımını kaldırır İç giyimi örttüğü için ailelerin birbirine özenerek israfa düşmelerini, gösterişi, çekememezlikleri ve bundan doğan huzursuzlukları önler Ferâce, car, cilbab denen örtüler de, bu tarz örtü çeşitlerindendir (Bak: Tesettür)
    ÇAR-ŞEB f Cilbab, ferace, çarşaf
    ÇAR-ŞENBİH f Haftanın dördüncü günü Çarşamba günü
    ÇAR-TAK f Çardak * Dört köşe çadır
    ÇARTA(RE) f Dünya, âlem, küre-i arz * Dört unsur * Dört teli olan kemençe
    ÇÂRUB f Süpürge
    ÇÂRUB-ZEN f Süpürücü
    ÇARUĞ f Çarık
    ÇAR U YEK Dörtte bir
    ÇARÜM f Dördüncü
    ÇAR-YAR Dört dost (Hz Ebûbekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali (RA) lerin nâmları) Dört Halife, Hulefâ-i Erbaa veya Ashab-ı Güzin diye de ihtiramla anılırlar
    ÇAR-YARÎ f Çar-yâra ait Sünnîlik
    ÇAR-YEK f Çeyrek, dörtte bir * Saatin dörtte biri, onbeş dakika * Mecidiye denilen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir
    ÇAR-ZEBAN f Geveze, çenesi düşük, lüzumsuz olarak konuşan
    ÇAŞ f Tahıl yığını, hububat
    ÇAŞİT Casus
    ÇAŞNİ Çeşni, lezzet, tad Yemeğin tadına bakmak için ağza alınan miktar, tadımlık
    ÇAŞT f Kuşluk yemeği * Kuşluk vakti
    ÇAVELE f Güzel renkli bir cins gül * Eğri büğrü, yamuk
    ÇAVUŞ Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizmetinde bulunan yaver veya muhzır gibi subaylara denilirdi Tanzimattan evvelki Osmanlı saray teşkilatında çavuşlar, padişahın yaverleri ve çavuşbaşı mabeyn müşiri idi * Onbaşıdan üstte ve assubaydan alttaki derecede olan asker * İşçilerin başları, şefleri
    ÇE f Küçültme edatı olap bu mânâ ile Farsça isimlere eklenir
    BAĞ-ÇE Küçük bağ, bahçe
    ÇE (Bak: Çi)
    ÇEÇ f Hububat elenen kalbur * Harman savurmakta kullanılan yaba
    ÇEÇEK f Gül Çiçek * Gönül * Çiçek hastalığı * Vücutda çıkan ben
    ÇEH f Kılıç, bıçak ve hançer gibi âletlerin kını, kılıfı
    ÇEH f Kuyu, çukur
    ÇEHAN f Damlıyan, damlayıcı
    ÇEHÂR f Dört, erbaa
    ÇEHÂR-DEH f Ondört
    ÇEHÂR-GÂNE f Dört unsur
    ÇEHÂR-PÂ f Dört ayaklı hayvan
    ÇEHARÜM f Dördüncü
    ÇEHRE f Vech, yüz, surat * Mc: Surat asmak, dargınlık * Görünüş, şekil, zahir
    ÇEHRE-NÜMUD fYüzünü gösteren, yüz gösterici
    ÇEHRE-PERDAZ f Ressam
    ÇEK Çekoslovakya, Bohemya ahalisinden olan ve Çek’ce konuşan kavim ki, Osmanlı metinlerinde “çeh” diye geçer
     
  2. 'katniss'

    'katniss' Üstat

    Katılım:
    13 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.477
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    2.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    memur
    Yer:
    Yerin altından
    Banka:
    1 ÇTL
    vay canına:D
     

Sayfayı Paylaş