Osmanlıcada ''J''ile başlayan kelimelerin anlamları

arz-ı hal

şşşşştttttttt
Özel üye
Katılım
29 Ksm 2011
Mesajlar
11,740
Beğeniler
559
Şehir
Beşitaş'ın tam ortası
#1
J
Osmanlı alfabesinin ondördüncü harfi olup, ebced hesabında "" harfi gibi, 7 sayısına tekabül eder.
JAJE
f. Bâtıl, edebsizce olan söz.
JAJHA
f. Saçma sapan söyliyen. Mânâsız ve boş konuşan.
JAJHAYAN
f. Saçma sapan söz söyleyenler. Mânâsız ve boş konuşanlar.
JAJHAYÎ
f. Mânâsız söyleyicilik.
JAJHOR
f. Mânâsız ve mâlâyani şeyler konuşan.
JAJÎ
f. Tereyağı ile karışık peynirin tuluma konan şekli.
JAKETATAY
Fr. Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlakça kesilmiş olan resmi ceket.
JALE
f. Çiğ. Kırağı. (Bak: Şebnem)
JALEDAR
f. Üzerine çiğ düşmüş, kırağılanmış.
JALE-İ EŞK
Gözyaşı jâlesi. Kırağı tânesine benziyen gözyaşı.
JALERİZ
f. Çiğ saçan, kırağı saçan.
JANDARMA
Fr. Yurt içinde asayişi sağlamak gayesiyle meydana getirilen ve orduya mensup silâhlı kuvvet. Ve bu kuvvette yer alan asker.
JAR
Zaif, takatsiz, bitkin.
JARDİNİYER
Fr. Salonlara süs için konulan ve içine çiçek ekilmek üzere bir sandığı bulunan bir mobilya.
JARTİYER
Fr. Çorap bağı.
JEAN
Dev. Gayet büyük. Dev cüsseli.
JEGALE
f. Çığlık, nâra. * Darı ekmeği.
JEGAND
f. Sağlamlık, metanet. * Vahşi ve yırtıcı hayvanların korkunç sesi.
JEGAR
f. Küf, kir, pas. * Yüksek ses, nâra.
JEH
f. Siğil, sivilce.
JELATİN
Fr. Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan şeffaf, renksiz ve kokusuz bir cisim. Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi kısımlarından elde edilir. * Bir cins kâğıt.
JENDE
f. Yamalı, eski. * Eski-püskü. Pejmürde.
JENDEPUŞ
f. Yamalı hırka giyen kimse. Fakir.
JENG
f. Pas, küf, kir.
JENG-ÂLUD
Paslı.
JENGAR
f. Kir, küf, pas. * Bakır pası.
JENGARÎ
f. Bakır yeşili. Bakır pası renginde olan boya.
JENG-BAR
f. Pas saçan.
JENG-BESTE
f. Paslı, kirli, küflü, pas tutmuş.
JENGDAN
f. Çan. Çıngırak.
JENG-DAR
f. Küflü, paslı, kirli.
JENGELE
f. Çatal tırnaklı hayvan. * Hayvanda bulunan çatal tırnak.
JENG-PEZİR
Paslı, küflü, kirli.
JENG-YAB
f. Paslı, küflü, kirli.
JENK
Yüzde hâsıl olan buruşukluk.
JEOLOĞ
yun. Yer (Arz) ilmi ile uğraşan.
JEOLOJİ
yun. Yerin (Arzın) yapı kütlelerini inceleyen ilim kolu.
JERD
f. Çok yiyen, obur.
JERF (JERFA)
f. Derin. Suyun derin yeri.
JERFBÎN
f. Dikkat sâhibi, dikkatli.
JERFÎ
f. Derinlik.
JERFİN
f. Kapı sürmesi. Kapının ardına konulan dayak.
JEST
Fr. Çalım. Mânâlı ve gösterişli hareket.
JETON
Fr. Para yerine kullanılan marka. * Telefonlarda veya garsonların kasa ile hasaplaşmasında kullanılır.
JEY
f. Göl. * Irmak.
JIYAN
f. Kükremiş, kızgın. (Ey yâreli şir-i jiyan, bu hâb-ı gafletten uyan.)
JİK
f. Yağmur damlası. * Kirpi.
JİKASE
f. Kirpi.
JİLE
Yelek.
JİMNASTİK
(Bak: Cimnastik)
JİMNAZ
Bazı memleketlerde orta tahsil müesseselerine verilen isim. İdadî mektebi.
JİR
f. Göl. Havuz.
JİRNET
Fırıldak. Rüzgârın istikametini gösteren âlet.
JİVE
f. Civa.
JİYAN
f. Kızgın, kükremiş, hışımlı. (Bu tabir, ekseriyetle arslanlar hakkında kullanılır.)
JÖN TÜRK
Fr. Genç Türk. 1868'den sonra, Avrupa'daki gibi, güya yenilik ve terakki isteyen Genç Osmanlılara Avrupalılarca takılan isim.
JUN
f. Sanem, put.
JURNAL
Fr. İlk önce gazete ve rapor mânasına kullanılırken sonradan "hükümete ihbar" gibi olan hâdiselere denilmeğe başlandı. İhbar, şikâyet, polis raporu. İnsanı kötüleyerek verilen haber veya rapor.
JÜGAL
f. Kömür. Maden kömürü.
JÜLİDE
f. Dağınık, perişan, karma karışık.
JÜRİ
ing. Herhangi bir mes'ele için hüküm vermek üzere toplanan hey'et, cemaat.
 
Top