1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlıcada ''J''ile başlayan kelimelerin anlamları

Konusu 'Türkçe Sözlük' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 5 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    J
    Osmanlı alfabesinin ondördüncü harfi olup, ebced hesabında "" harfi gibi, 7 sayısına tekabül eder.
    JAJE
    f. Bâtıl, edebsizce olan söz.
    JAJHA
    f. Saçma sapan söyliyen. Mânâsız ve boş konuşan.
    JAJHAYAN
    f. Saçma sapan söz söyleyenler. Mânâsız ve boş konuşanlar.
    JAJHAYÎ
    f. Mânâsız söyleyicilik.
    JAJHOR
    f. Mânâsız ve mâlâyani şeyler konuşan.
    JAJÎ
    f. Tereyağı ile karışık peynirin tuluma konan şekli.
    JAKETATAY
    Fr. Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlakça kesilmiş olan resmi ceket.
    JALE
    f. Çiğ. Kırağı. (Bak: Şebnem)
    JALEDAR
    f. Üzerine çiğ düşmüş, kırağılanmış.
    JALE-İ EŞK
    Gözyaşı jâlesi. Kırağı tânesine benziyen gözyaşı.
    JALERİZ
    f. Çiğ saçan, kırağı saçan.
    JANDARMA
    Fr. Yurt içinde asayişi sağlamak gayesiyle meydana getirilen ve orduya mensup silâhlı kuvvet. Ve bu kuvvette yer alan asker.
    JAR
    Zaif, takatsiz, bitkin.
    JARDİNİYER
    Fr. Salonlara süs için konulan ve içine çiçek ekilmek üzere bir sandığı bulunan bir mobilya.
    JARTİYER
    Fr. Çorap bağı.
    JEAN
    Dev. Gayet büyük. Dev cüsseli.
    JEGALE
    f. Çığlık, nâra. * Darı ekmeği.
    JEGAND
    f. Sağlamlık, metanet. * Vahşi ve yırtıcı hayvanların korkunç sesi.
    JEGAR
    f. Küf, kir, pas. * Yüksek ses, nâra.
    JEH
    f. Siğil, sivilce.
    JELATİN
    Fr. Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan şeffaf, renksiz ve kokusuz bir cisim. Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi kısımlarından elde edilir. * Bir cins kâğıt.
    JENDE
    f. Yamalı, eski. * Eski-püskü. Pejmürde.
    JENDEPUŞ
    f. Yamalı hırka giyen kimse. Fakir.
    JENG
    f. Pas, küf, kir.
    JENG-ÂLUD
    Paslı.
    JENGAR
    f. Kir, küf, pas. * Bakır pası.
    JENGARÎ
    f. Bakır yeşili. Bakır pası renginde olan boya.
    JENG-BAR
    f. Pas saçan.
    JENG-BESTE
    f. Paslı, kirli, küflü, pas tutmuş.
    JENGDAN
    f. Çan. Çıngırak.
    JENG-DAR
    f. Küflü, paslı, kirli.
    JENGELE
    f. Çatal tırnaklı hayvan. * Hayvanda bulunan çatal tırnak.
    JENG-PEZİR
    Paslı, küflü, kirli.
    JENG-YAB
    f. Paslı, küflü, kirli.
    JENK
    Yüzde hâsıl olan buruşukluk.
    JEOLOĞ
    yun. Yer (Arz) ilmi ile uğraşan.
    JEOLOJİ
    yun. Yerin (Arzın) yapı kütlelerini inceleyen ilim kolu.
    JERD
    f. Çok yiyen, obur.
    JERF (JERFA)
    f. Derin. Suyun derin yeri.
    JERFBÎN
    f. Dikkat sâhibi, dikkatli.
    JERFÎ
    f. Derinlik.
    JERFİN
    f. Kapı sürmesi. Kapının ardına konulan dayak.
    JEST
    Fr. Çalım. Mânâlı ve gösterişli hareket.
    JETON
    Fr. Para yerine kullanılan marka. * Telefonlarda veya garsonların kasa ile hasaplaşmasında kullanılır.
    JEY
    f. Göl. * Irmak.
    JIYAN
    f. Kükremiş, kızgın. (Ey yâreli şir-i jiyan, bu hâb-ı gafletten uyan.)
    JİK
    f. Yağmur damlası. * Kirpi.
    JİKASE
    f. Kirpi.
    JİLE
    Yelek.
    JİMNASTİK
    (Bak: Cimnastik)
    JİMNAZ
    Bazı memleketlerde orta tahsil müesseselerine verilen isim. İdadî mektebi.
    JİR
    f. Göl. Havuz.
    JİRNET
    Fırıldak. Rüzgârın istikametini gösteren âlet.
    JİVE
    f. Civa.
    JİYAN
    f. Kızgın, kükremiş, hışımlı. (Bu tabir, ekseriyetle arslanlar hakkında kullanılır.)
    JÖN TÜRK
    Fr. Genç Türk. 1868'den sonra, Avrupa'daki gibi, güya yenilik ve terakki isteyen Genç Osmanlılara Avrupalılarca takılan isim.
    JUN
    f. Sanem, put.
    JURNAL
    Fr. İlk önce gazete ve rapor mânasına kullanılırken sonradan "hükümete ihbar" gibi olan hâdiselere denilmeğe başlandı. İhbar, şikâyet, polis raporu. İnsanı kötüleyerek verilen haber veya rapor.
    JÜGAL
    f. Kömür. Maden kömürü.
    JÜLİDE
    f. Dağınık, perişan, karma karışık.
    JÜRİ
    ing. Herhangi bir mes'ele için hüküm vermek üzere toplanan hey'et, cemaat.
     

Sayfayı Paylaş