1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı'da Ehl_i Beyt Sevgisi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve dderya tarafından 14 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.339
    Beğenileri:
    7.520
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    153 ÇTL
    Mekke ve Medine islamın iki kutsal kenti zaman zaman çeşitli toplumlar tarafından ele geçirilmiş ve yönetilmiştir.Osmanlılar mısır seferi sonunda Sultan Yavuz döneminde (1516-1517 ) tarihinde bu kutsal beldelere sahip olmuştur.

    Osmanlı sultanı Yavuz Selim han kutsal şehirlere olan saygısından dolayı bu şehirleri kılıç çekmeden,savaşmadan aldığından ve tevazunun bir gereği olarak “Hakimül Haremeyn “ katsal yerlerin hakimi denmesini istemeyip, “ Hadimül Haremeyn “ Kutsal yerlerin hizmetcisi denmesini istemiştir.

    Yavuz döneminden başlayarak , Sultan Abdülaziz dönemine kadar osmanlı tam üç yüz yıl Mekke ve Medine’ye olan saygılarından dolayı Osmanlı sancağını buralara asmamışlardır.

    HADİM’ ÜL –HAREMEYN

    Nebiler diyarı Yavuz Sultan Selim İçin ayrı bir ehemiyet arzediyordu. Hünkarın oralara karşı hürmeti bambaşka idi.Mısır feth edilmesi ile birlikte hilafet osmanlıya geçmiş, artık camilerde hutbeler Yavuz Sultan Selim adına okunur olmuştu. Hutbelerde kendisinden Mekke ve Medinenin hakimi anlamına gelen Hakimül Harameyn diye bahsediliyordu.

    Yine birgün koca hünkar bir Cuma namazı için Halep Ulu camine gelmişti.

    İmam minbere çıkıp kendisine dönük olarak Mekke ve Medinenin hakimi anlamına Hakimu’l Haremeyn sıfatıyla hutbe irad edince koca sultan ayağa kalktı ve şu ifadeler döküldü ağzından. “Hayır hayır Hakimu’l Haremeyn değil, mekke ve medinenin hizmetkarı anlamına gelen Hadimül Haremeyn “ denilmesini istedi .Bundan sonra camilerde hutbeler Hadimül Haremeyn (mekke ve medinenin hizmetkarı ) olarak irad edildi.Bu hadise Yavuz’un Resulüllah’a ne kadar bağlı olduğunu en bariz örneğidir
     

Sayfayı Paylaş