1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı’da Esnaf da Isyan Etmişti

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 5 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Osmanlı’da esnaflar dönemin şeyhülislamının da desteğini alarak Topkapı Sarayı önlerinde isyan gösterilerinde bulundu.


    Sultanahmet Meydanı mahşeri bir kalabalığa ev sahipliği yapıyordu, önlerine Şeyhülislam Aziz Efendi’yi de katan isyancılar, Topkapı Sarayı’na kadar gelmişlerdi. Ancak, meydanı dolduran kalabalık diğer isyanlarda olanın aksine asker değil esnaftı. Kepenklerini kapatıp saraya kadar dayanan esnaf, tek bir ağızdan “adalet padişahım adalet” diye bağırıyordu.

    Aslında herşey hazineye ek gelir sağlayabilmek için düşük ayarlı parayla, esnafın elindeki değerli paranın, zorla değiştirilmek istenmesi ile başladı. Askere ulufe verilmesi gerekiyordu ve hazine bunu karşılayacak güçte değildi. Bu nedenle hazine bu yolla ek gelir sağlamayı hedeflemişti. Ancak, zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan esnaf, bu uygulamayla kiralarını bile veremez duruma geldi. 1651 yılı Ramazanı da bu uygulama sebebiyle adeta esnafa zehir olmuştu.

    Ramazanın 4. günü, Bezzistan Kethüdası, Saraçhane’de depolanmış olan düşük ayarlı paraları göstermek için esnafı davet etti, bununla da yetinmeyip ellerindeki daha değerli paraya devlet tarafından el konulacağını belirtti. Esnaf artık bu kadarına tahammül edemeyerek Vezir-i Azam Melek Ahmet Paşa’nın konağına giderek şikayetlerini aktardılar. Ancak Vezir-i Azam, gelen esnafı sert bir şekilde azarladı. Haklı olmalarına rağmen azarlanan esnaf soluğu Şeyhülislam Aziz Efendi’nin evinde aldı. Aziz Efendi’den saraya gidip şikayetlerini Sultan IV. Mehmed’e iletmesi için zorladılar. Sokakta rastladıkları diğer esnaf ve halkı da önlerine katarak, zorla yanlarında götürdükleri Şeyhülislamla beraber Topkapı Sarayı’na doğru ilerlediler. Sultanahmet Meydanı’nda toplanan kalabalıkla meydan, mahşer yerini andırıyordu, “adalet padişahım adalet” nidaları gök kubbeyi inletiyordu.

    Şeyhülislam, kalabalıktan, bundan sonrasını kendisine bırakmasını isteyerek, padişahla görüşmek üzere saraya girdi. Ancak Şeyhülislam daha kapıdayken, gergin olan kalabalık sarayın birinci kapısından içeri dolmuştu bile.

    Sultan IV. Mehmet’in huzuruna çıkan Şeyhülislam Aziz Efendi, esnafın şikayetlerini bir bir anlattı. Sultan, “size böyle zulüm olduğuna benim rızam yoktur” dedi ve Vezir-i Azam Melek Ahmet Paşa’nın da saraya gelmesini istedi. Melek Ahmet Paşa, esnafın kendisine zarar verebileceğini düşünerek kendi yerine bir adamını gönderdi ancak adamı daha Sultanahmet Meydanı’na gelir gelmez esanfın taşlı sopalı saldırısına maruz kalmıştı.

    Esnafın işi daha da ileri götürmesinden çekinen yeniçeriler müdahale etmek için hazırlıklara başlamıştı. Melek Ahmet Paşa’nın artık istenmemesini fırsat bilerek Siyavuş Paşa’nın Vezir-i Azamalığa getirilmesini şart koştular. Şartları Padişah tarafından kabul edildi ve Siyavuş Paşa ile Şeyhülislam Sultanahmet Meydanı’na gelerek halkı teskin ettiler. Vaktin geç olduğunu ileri sürerek esnaftan diğer isteklerini yarın erkenden bildirmelerini istediler. Bu isteği olumlu karşılayan esnaf da usul usul dağıldı. Ancak sabah olduğunda meydana gelmek isteyenler, yeniçeriler tarafından silah zoruyla geri çevirildi. Hatta Saraçhane’ye gönderilen askerler de esnafa zorla dükkanlarını açtırdılar. Böylelikle ilk esnaf isyanı, biraz padişahın ilgisi, biraz da yeniçerilerin silahlı zorlamaları ile çok daha büyümeden yatıştırılmıştı. Bu isyanın en önemli tarafı, esnafın kendilerine yapılan haksızlığa karşı adalet istemesidir. Eğer muhatapları olan Vezir-i Azam Melek Ahmet Paşa, esnafı dinleseydi, hiç kimsenin Topkapı Sarayı’na yürümeyeceği açıktır.

    Sedat Uyar-Dünya Bülteni
     

Sayfayı Paylaş