1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlı'da Haliç'in Korunması

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 30 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    [​IMG]


    Haliç ve Çevresinin Korunması

    Haliç ve çevresi kirlenmeye 19. yüzyılın ortalarından itibaren başlar. Osmanlı yöneticileri bu kirliliğin sebepleri üzerine erken sayılacak bir tarihte eğildikleri ve çare aramaya başladıkları görülür. 1850’de sadaretten çıkan bir tezkirede bu kirliliğin sebepleri üzerinde durmakta ve çare aranmaktadır. Tezkirede, Haliç’in temizliği konusunda var olan nizama bir süreden beri bakılmadığından Eyüb, Sütlüce, Kağıdhane, Alibeyköy’e varıncaya kadar iki taraşı arazinin toprak ve çamuru ve bazı gemilerin safraları limana dökülmesinden vesair bir takım sebepten dolayı limanın bir kısım yerleri dolmuştur. Ayvansaray ile Piripaşa İskeleleri arasında yapılmış olan köprü ise suların cereyanına mani olmaktadır. Meclis-i Vala’da konu görüşülmüş ve Haliç’in bu duruma gelmesinin en büyük sebebi olarak köprünün sal üzerine yapılmasından ve daha sonra da altına kazık çakılmasından dolayı Kağıthane tarafından gelen çamurlu sulara sed oluşturmasıdır.

    [​IMG]

    Çare olarak bu köprünün kaldırılması üzerinde durulmuştur. 1855 yılında Kapudanpaşa’ya yazılan yazıda Haliç’teki kirlenmenin önlenmesinin "Bunun şimdiden bir çâresine bakılması ehemm-i umûrdan bulunduğuna" dikkat çekilmiştir. Yazıda Haliç’in dolmasına ve kirlenmesine mani olmak için Fatih ve Kanuni zamanında yapılan çalışmalara atıfta bulunulmuştur. Yazıda bir müddetten beri nizamlara uyulmadığı, ayrıca bir kısım sebeplerle Haliç’in dolduğu ve kirlendiği belirtilmektedir. Yazının tam metni şöyledir;

    Kapudân Paşa Hazretlerine​

    "Tathîr-i liman madde-i nâfia-i ma‘mûriyet-i mülkiyenin e‘âzım-ı esbâb-ı asliyyesinden olup Devlet-i Aliyyece bunun icrâsı mülken ve maslahaten pek ehemm ve elzem olup husûsuyla Haliç Dâru’l-hilâfeti’l-aliyyenin ehemmiyet-i hâliye ve mevki‘iyyesine mebnî hüsn-i vikâyesine tâ feth-i hâkânîden beri bezl-i mesâ‘î ve ikdâm olunup hattâ Fâtih Sultan Mehmed Hân-ı aleyhirrahmetü ve’l-gufrân hazretlerinin zamân-ı saltanatlarında Eyüb ve Sütlüce ve Kağıthâne ve Alibey köylerine varınca iki taraşı arâzînin çamur ve toprakları Haliç’e akmamak için zirâ’attan men‘i hakkında bir kavî nizâm vaz’ olunmuş ve asr-ı hazret-i Sultan Süleymânî’de dahi bu nizâmı müekked olarak arâzî-i mezkûreden derûn-ı Haliç’e bir gün mazarrat ihtimâli kalmamak üzere bu yerlere ayrık kökü dikdirilmiş ve yakın vakte kadar bu nizâmâtın devâm-ı icrâsına takayyüd ve i‘tinâ olunmakta bulunmuş olduğu halde biraz vakitten beri nasıl ise bakılamayıp bu yerler zirâ’at olunmağa başlanılmasıyla yağmurlar yağdıkça toprak ve çamur Haliç’e dökülmesinden ve bazı gemiler dahi hilâf-ı usûl ve kâ’ide safralarını limana dökmesinden ve sâir birtakım esbâb-ı muzırradan dolayı limanın biraz yerleri dolmağa yüz tutup ezcümle Mığırdıçın yapdırmış olduğu köprü suların cereyânına mâni’ olarak öte tarafını gereği gibi sığlaşdırmasıyla o dahi bir büyük mazarrat bırakmış olduğundan bir müddet daha şu hâl ile kaldığı takdîrde git gide fenâlaşıp tersânece intâc edeceği mazarrattan başka kürre-i arzda misli bulunmayan ve enzâr-ı âlemde memdûh ve müsellem olan böyle bir limanın fenâlaşması Devlet-i Aliyye’nin şân ve şükûh-ı âlîsine dahi muvâfık olmayacağına ve nizâmât-ı kadîmesinin muhâfazası Tersâne-i Âmire’nin vazîfe-i me’mûriyetiyeti olarak bunun şimdiden bir çâresine bakılması ehemm-i umûrdan bulunduğuna binâen iktisâsının serî‘an meclis-i bahriyede bi’l-etrâf müzâkere ve sûret-i karâr ve tesviyesi beyân olunmak üzere keyfiyetin savb-ı vâlâ-yı kapudânîlerine havâlesi meclis-i vâlâde tezekkür ve tensîb olunarak bi’l-istîzân irâde-i seniyye-i cenâb-ı pâdişâhî dahi ol merkezde müte‘allık ve şeref-sudûr buyurulmuş olmakla ber-mûceb-i irâde-i seniyye-i cenâb-ı pâdişâhî iktizâsının serî‘an icrâ ve ifâde buyurulması bâbında emr u irâde hazret-i men lehu’l-emrindir."

    Fî 14 Ca sene 7243


    [​IMG]



    Haliç’in Kirlenmesi Üzerine Alınan Tedbirler

    [​IMG]

    1-Haliç dahilinde odun ve kömür deposu yapılması, süprüntü ve moloz dökülmesi yasaklanmış, fiehremaneti odun ve kömür depolarını şehrin başka bölgelerine taşınması için çalışmalara başlamıştır.

    2-Haliç çevresinde ruhsatsız tesis edilmiş olan fabrikaların kapatılması. 1862 tarihli nizamnamenin 17. maddesinde fabrika inşaası yasak bölgeler tâdât edilmiştir. Buna göre Anadolu yakasına; Anadolu Feneri’nden Fenerbahçe burnuna kadar olan sahil şeridinde, Avrupa yakasında; Rumeli Feneri’nden başlayıp Büyükdere, Kağıthane, Alibeyköy, Rami Çiftliği, Yedikule ve Ayastafanos sınırına kadar olan sahil şeridi. Yasağın gerekçesi olarak artan deniz trafiğinin geniş ve açık alanlara ihtiyaç duyması gösterilmektedir.

    3-Haliç’te kışlayan ve çevre kirliliğine yol açan yelkenli gemilerin Boğaziçi’nde Umuryeri, Kireçburnu, Çubuklu, Büyükdere koyları gibi bölgelerde kışlattırılmaları önerilmiştir. Bahriye Nezareti motorlu gemilerin Haliç’i kirletmesi, hem de Haliç’e köprülerin yapılmasıyla büyük gemilerin Haliç’e girişte zorlanmaları sebebiyle tersanenin Haliç dışına taşınması üzerinde durmuş ve daha sonra yapılan incelemeler sonucunda Gölcük seçilmiştir.

    4-1861’de Haliç’in İstanbul tarafındaki kıyı şeridine çöplerin dökülmemesi gereği üzerinde durulmuştur.

    5-Kasımpaşa deresinin ıslah edilmesi. Kasımpaşa Deresi taşıdığı atıklarla hem kamu sağlığı hem de çevre kirliliğine yol açıyordu. Bu sebeple derenin ıslahı konusunda 1883 yılında ilk olarak Terkos Su Şirketi bir proje önermiştir.

    6-Haliç’in dolmasına karşı çeşitli tedbirlere başvurulmuştur. Son yirmi yıldır üzerinde ısrarla çalışıldığı halde Haliç’in bitmeyen bu temizleme çalışması konusunda Osmanlı’nın son döneminde ilgili kurumların faaliyetleri olmuştur. Haliç Vapur Şirketi, Haliç’te deniz ulaşımını engelleyen birikintilerin temizlenmesi amacıyla çeşitli teşebbüslerde bulunmuştur.
     

Sayfayı Paylaş