1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Osmanlılar ile Amerikalıların 41 farkı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 17 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    On dokuzuncu yüzyılda misyonerlik faaliyetleri sonuncu Bursa Protestan Kilisesi’ni kuran Alman asıllı Amerikan misyoneri Benjamin Schneider’in eşi, devrin Osmanlıları ile Amerikalılarını böyle kıyaslıyor:


    Bir Osmanlı kentinde “Müminleri” ve “Kafirleri” gözlemleyen üçüncü gözün izlenimleri Bursa Mektupları adıyla kitaplaştı. Kitap, Amerika’daki Alman Proteston Kilisesi’ne hitaben kaleme alınmış 28 adet mektubun, Neşe Akın tarafından Türkçeye çevrilmiş hallerinde oluşuyor.

    Bursa Mektuplarını kaleme alan, Eliza Cheney Abbott Schneider, On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Bursa’da yürüttüğü misyonerlik faaliyetleri sonuncunda Bursa Protestan Kilisesi’ni kuran Alman asıllı Amerikan misyoneri Benjamin Schneider’in eşi.

    Eliza da eşi gibi bir misyoner. Zaten Bursa Mektupları, Eliza Schneider’in Amerika’da bulunan Alman Protestan Kilisesi üyelerine rapor niteliğinde yolladığı toplam 28 mektuptan oluşuyor.

    Türkçeye ilk kez tercüme edilen mektuplar, içerdiği niceliksel bilgiler açısından önem taşıyor.

    Yazarın Bursa’ya dair verdiği teferruatlı coğrafî ve demografik bilgiler ile bitki örtüsü, yabanî hayvanlar, tarım, hayvancılık konularındaki ayrıntılar son derece şaşırtıcı.

    Toplumsal ve dinî hayat ile insanlar ise ilgili bilgiler bize Bursa’da Müslümanlar ile Gayrı Müslimlerin 1800′lü yıllarda bir arada nasıl yaşadığını ve ilişkilerinin hangi hukuk çerçevesinde sürdüğünü bütün çıplaklığı ile göz önüne seriyor.

    Kitapdta daha ziyade gayrı müslimler irdeleniyor olsa da Sultan Abdulmecid’in ziyareti gibi oldukça önemli tarihi detaylar da yer alıyor.

    Mesela, Bursa’yı ziyaret eden bir İngiliz’in mezarlıkların haline bakıp, ‘Bursa’da ölmemek için dua etümesi” enterasan bir dilek. Nedeni de ilginç.

    Mesela, daha o yıllarda Kuran yasaklamış olmasına rağmen, Bursa’da şarap ve alkollü içkilerin bol miktarda tüketilmesi misyoner yazarımızın dikkatinden kaçmıyor.

    Tarikatlar ve Türk Dervişler, cami hayatı ile gayrı müslim tarikatların yaşantıları da mektuplarda karşımıza ayrıntılı olarak çıkıyor.

    Cinsiyetler arasındaki farklı muameleler gününümüz kadın hakları ile Osmanlı kadın yaşantısı arasındaki bağı irdeleyenlere farklı pencereler açıyor.

    Kitapta erken nişan ve evlilikler konusuna değinililirken, Müslümanların, Ermenilerin ve Yahudilerin düğün adetlerinden de örnekler veriliyor.

    Haber 7 kitap sayfası ekibi olarak kitabın birbirinden ilginç bölümlerinden birisini buraya alıntılıyoruz. Kitap fuarında Dergah Yayırlarını ziyaret edersiniz bu eseri daha detaylı inceleme şansı da bulabilirsiniz…

    VIII. MEKTUP

    Bu ülkede gördüğüm, Amerika’dakilerden tamamen farklı olan âdetler ve lezzetler – tezatlar

    Sevgili Dostlarım,

    1. Amerika’da kadınlar buradaki kadınlara kıyasla eşlerinden ve erkek kardeşlerinden daha fazla ilgi ve saygı görüyor. En azından cemiyet içinde hizmet eden değil hizmet edilenler onlar. Burada erkeklere kadınların iki katı saygı ve ihtimam gösteriliyor.

    Burada kadınlar, kocaları ve erkek kardeşleri tarafından hizmetkâr gibi görülüyor. Herkes için geçerli olmasa da kimi zaman kadınların halini hor görülen kölelerin ezik hallerine benzetiyorum. Buradaki erkeklerin eşlerini kendilerine eşit gördüklerine çok nadir rastladım. Tabii eşlerini kendileriyle aynı düzeyde görerek onlara hoş bir şekilde davrananlar da var; ama bu gerçekten çok nadir.

    2. Amerika’da gösterişli davetler tertip edildiğinde ikramlar çok bol olmasa da masa düzeninin temiz ve iştah açıcı olmasına özen gösterilir.

    Burada ise büyük yemek davetleri verilirken masalar şaşaalı bir şekilde donatılıyor ve sayısız çeşit sunuluyor. Ancak masa düzeni mümkün olduğunca sıradan. Bir taburenin üzerine bakırdan veya tahtadan büyük bir tepsi yerleştiriliyor. Kimi zaman üzerine öylesine bir örtü seriliyor, kimi zaman boş bırakılıyor. Ne kadar zengin olursa olsun buradaki evlerde gördüğüm en iyi tabaklar düz beyaz tabaklar. Ancak daha ziyade bakır tabak kullanılıyor. Gümüş kaşıklar yerine de tahta veya demir kaşık kullanıyorlar.

    Tuz, bir tabağın içinden elle almıyor. Sofraya hindi getirilecek olursa, servis elle yapılıyor; butlar, kanatlar tek tek kopartılıp hindi büyük bir hünerle tamamen parçalanıyor. Pilav yeneceği zaman da yer sofrasında oturan herkes kaşığını alıp masanın ortasındaki çanağa daldırıyor ve ağzına götürüyor. Sonra yine tencereye daldırıp yemeye devam ediyor. Amerikalılar bu şekilde yenen bir yemeğe katılmaya pek istekli olmayacaklardır!

    3. Amerika’da gelinler yeni evlerine yerleştiklerinde hane halkından herkesle rahatça sohbet etmeleri olağandır.

    Ancak burada yaşayan Ermenilerin gelinleri yeni evlerine yerleştiklerinde kayınvalideleri onlara izin verene dek kimseyle konuşamıyor, sadece fısıldayabiliyorlar. Ayrıca bu iznin birkaç yıl boyunca verilmediği de görülebiliyor! Birkaç kez yeni evli hanımlara yanlarında kayınvalideleri varken kendimi tanıtıp sorular sorarak istemeden onları mahcup ettiğim oldu ve bu yüzden sorularıma cevap veremediler.

    “Peki, nasıl bu mahcubiyetten kurtuldular?” diye sorabilirsiniz. Ya ağızlarını açmadan öylece oturdular ya da kulağıma eğilip fısıldayarak benimle konuşmaya çalıştılar.

    4. Amerika’da henüz evlenmemiş bir kadın, müstakbel eşiyle tanışıp nişanlandıktan sonra ev eşyalarını hazırlamaya başlar.

    Burada ise bu hazırlık nişan bile yapılmadan yıllar önce başlıyor ki evlilik en kısa zamanda gerçekleştirilebilsin. Ancak kimi zaman tüm çeyizini hazırlamış kadınlar kimseden evlenme teklifi almayınca hem eşyalar hem de kız “evde kalıyor”.

    5. Amerika’da insanlar yatacağı zaman yataklarına gider ve gün boyunca giydikleri kıyafetlerini çıkarır.

    Burada ise yatak getiriliyor ve üstlerindeki giysilerle yatıyorlar.

    6. Amerika’da bir erkek ve kadın evlendiğinde baba evinden ayrılıp kendi başlarına yaşamaya başlıyor.

    Burada ise ya kadının ya da erkeğin ailesiyle birlikte oturmaya devam ediyorlar ve böylece aynı çatı altında dört beş kuşak birden kalabiliyor.

    7. Amerika’da evliliğe adım atılacağı zaman önce eşler birbirleriyle anlaşır, sonra mümkünse hamilerin onayı alınır.

    Burada hamiler teklifte bulunup anlaşıyor, sonra eşler istemeyerek ya da is¬teyerek karara uyum sağlıyor

    8. Amerika’da gelinler özenle bembeyaz giydiriliyor ve düğün töreninin en gözde şahsiyeti olarak yerlerini alıyor.

    Burada yaşayan Ermenilerin gelinleri ise koyu renk ipek veya satenden hantal giysiler giyiyor. Ve odanın bir köşesinde kırmızı ipek bir örtüyle baştan aşağıya örtülüp gözlerden uzak tutuluyorlar. Düğün boyunca gelin heykel gibi hiç hareket etmeden ve çıtını çıkarmadan duruyor.

    9. Amerika’da kadınların güzellik anlayışı zayıf ve ince belli olmaya dayanır.

    Burada ise dolgun kadınlar güzel bulunuyor; tıpkı bir çiftçinin hayvanlarının besili olmasını istemesi gibi. Bursa’nm en güzel kadını olarak görülen hanım şehrin en tombul kadınlarından biri.

    10. Amerika’da ölüler duruma uygun şekilde beyaz ve sade giysiler içinde gömülür.

    Burada ise cenazeler canlı renklerde giydirilip çiçeklerle ve simlerle süsleniyor. Öyle ki sanki sessiz, karanlık bir mezara değil baloya gider gibi…

    11. Amerika’da kiliseye giden insanlar sessizce oturup vaaz dinler.

    Burada ayakta dikilip birbirleriyle konuşuyor veya komşula¬rının anlattıklarını dinliyorlar.

    12. Türk dilinin (yani burada konuşulan dilin) yapısı İngilizce’nin tam tersi.

    Örn: “I saw the Pasha of Broosa yesterday hunting on the plain with his dogs”. [Gördüm paşasını Bursa'nın dün avlanırken kırda köpekleriyle birlikte]. Türkçe’de: “Yesterday -plain on -of Broosa its Pasha -with his dogs -hunting -saw I”. [Dün Bursa Paşa-sı'nı köpekleriyle birlikte kırda avlanırken gördüm].

    13. Amerika’da günün saatlerini ayarlarken güneşin en tepede olduğu saati ve en alçakta olduğu saati 12 olarak kabul ediyoruz.

    Bu ülkede günbatımında ve gündoğumuna yaklaşıldığında saat 12 olarak kabul ediliyor.

    14. Amerika’da bir çiftçi koyunlarını otlatmak için çayıra götürürken önden koyunlar gider arkadan çiftçi.

    Burada önden adam gidiyor, koyunlar onu takip ediyor. “Ve adam koyunlarını sürdü; sonra onların önüne geçti ve koyunlar onu takip etti”. Yuhanna 4:10

    15. Amerika’daki at arabaları atlar önden gidecek ve arkadaki arabayı çekecek şekilde yapılır.

    Burada kullanılan bir at arabası türünde ise bir at önden diğeri arkadan gidiyor ve buna tahtırevan deniyor.

    16. Amerika’da insanlar komşularının evlerine girerken şapkalarını çıkarırlar, ama ayakkabılarını çıkarmazlar.

    Burada ayakkabılarım çıkarıyorlar, ama şapkaları kalıyor.

    17. Amerika’da testere iterek kullanılır.

    Burada çekerek kullanılıyor.

    18. Amerikalı kadınlar bazen yanaklarını allıkla boyar.

    Burada Müslüman kadınlar ayak tırnaklarını kırmızıya boyuyor.

    19. Amerikalı anneler bebeklerini emzirirken onları kucaklarına alıp emzirir.

    Burada anneler bebeklerinin beşiklerine eğilip, bebeği yerinden kaldırmadan emziriyor.

    20. Amerika’da yerler elle fırçalanır.

    Burada ayakla.

    21. Amerika’da kadınlar örgü örerken ipi parmaklarına dolar.

    Buradaki kadınlar boyunlarından geçiriyor.

    22. Amerikalı kadınlar dikiş dikerken elbisenin kenarını dışa doğru çevirir.

    Buradakiler içe doğru çeviriyor

    23. Amerikalı terziler sağdan sola doğru dikiş diker. Buradaki¬ler soldan sağa doğru.

    24. Amerika’da örgü örerken yukardan başlayıp aşağı doğru devam edilir.

    Burada alttan başlayıp yukarı doğru örüyorlar.

    25. Amerika’da kitaplann kapağı bir taraftadır.

    Müslümanların kitapları diğer taraftan başlar.

    26. Amerikalılar soldan sağa doğru yazı yazar.

    Müslümanlar sağdan sola doğru.

    27. Amerika’da hamallar yükleri omuzlarında taşır.

    Buradakiler bellerinde taşıyor.

    28. Amerika’da erkekler sakallarını keser, saçlarını uzatır.

    Buradakiler sakallarını uzatıp saçlarını tıraş ediyor.

    29. Amerika’da insanlar bir eve girmek istediklerinde evin kapısını tıktıklar.

    Burada ya dış kapıyı ya da bahçenin kapısını çalıyorlar.

    30. Amerika’da birini karşılayıp buyur ederken elimizi kendimize doğru götürürüz.

    Burada ellerini ileri doğru uzatıyorlar.

    31. Amerika’da birinin evine ziyarete gittiğinizde evin hanımı size karnınızı doyuracak kadar değil, sadece iştahınızı açacak bir tatlı kaşığı reçel ikram ederse bu büyük bir hakaret olarak kabul edilir.

    Burada ise bu davranış, büyük bir nezaket olarak görülüyor. Bundan 10 yıl kadar önce Bursa’ya daha yeni geldiğimiz günlerde İngiliz bir seyyah evimize geldi. Kendisi Şark adabına aşina değildi. Hizmetkârımız bir tepsi içinde bir kavanoz pelte, bir tatlı kaşığı ve bir bardak su getirdi.

    Pelte konuğumuza ikram edildi. O da kavanozu eline alıp yemeye başladı. Tatlıyı beğenmiş olmalı ki bir yandan yemeye devam ediyor bir yandan da “Tatlınız çok lezzetliymiş Bayan Schneider” diyordu. Yanımızda bulunanlar bu durumdan hiç hoşlanmamıştı.

    32. Amerika’da bir grup kadın bir öğleden sonrayı birlikte geçirmek isterse ya bir yerde buluşurlar ya da içlerinden birinin evine konuk olurlar.

    Burada kadınlar ya buhar içindeki hamamlarda ya da gölgelik bir koruda buluşuyor ve yiyeceklerini yanlarında getiriyorlar. Buna “keyif yapmak” diyorlar. Bu, onlara göre en güzel dünyevi saadet.

    33. Amerika’da evlerin önü genellikle sokağa bakar.

    Burada sokakla herhangi bir bağlantısı yoktur ve evler avluya bakar.

    34. Amerika’da insanlar yıkanmak istediklerinde suyu tekneye doldurup içine girer.

    Burada teknenin içine girip suyu üzerlerine döküyorlar. Yani bir başkası ya da bir hizmetkâr yıkanan kişinin yanında durup üzerine suyu döker ve akan sular tekneye dolar.

    35. Amerika’da hayır demek için başımızı iki yana sallarız.

    Burada başlarını geriye doğru atıyorlar.

    36. Amerika’da insanlar yemek yerken sofranın başında dikilip onlara bakmak kabalık olarak görülür.

    Burada ise “âdet” böyle.

    37. Amerika’da insanlar otururken ayaklarını yerden kaldırmazlar.

    Burada insanlar ayaklarını toplayıp üzerine oturuyor. Ancak bunu yere ya da sedire otururken yaptıklarını da belirtmeliyim. Zira sandalye burada çok az kullanılıyor.

    38. Amerika’da insanlar bir konuşmacıya övgülerini göstermek için onu alkışlar.

    Burada ise hizmetkârlarını çağırmak için…

    39. Amerika’da sığırlara nal çakılacağı zaman hayvan sağlam bir kafese konur ve ayakta tutulur.

    Burada aynı işlem yapılacağı zaman hayvanı iple bağlayıp yere yatırıyor ve ayaklarını havaya kaldırarak nal çakıyorlar.

    40. Amerika’da bir öğretmen talebesini cezalandırmak için sırtına vurur.

    Burada ayaklarının altına vuruyorlar.

    41. Amerika’da işçiler iş ararken genellikle insanlara başvurup iş ister.

    Burada işçiler pazara gidip birilerinin onları işe çağırmasını bekliyor.
     

Sayfayı Paylaş