1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Otuzundan Sonra..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve yaren* tarafından 2 Ağustos 2013 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    İnsan 30 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine.
    Koca yapıyor, karı yapıyor, çocuk yapıyor, arkadaş yapamıyor.
    Yapsa da eskiler gibi olmuyor.
    Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken.
    Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik.
    Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik.
    Neden olmuyor bu işler 30'undan sonra?
    Neden olamıyor?
    Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı...
    Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk "ruh ikizlerimizi."
    Ne de çok ruh taşımız vardı. Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum.
    Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda.
    Ölümüne sevdiğim, uğrunda her şeyi göze alabileceğim,
    her şeyiyle güzel, her şeyiyle doğru, her şeyiyle kabul ettiğim...
    Basbayağı bir aşkla bağlı olduğum...
    Şimdi ne zor. Herkes kapalı kutu.
    Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş.
    Bir kahve içimi zorlu randevulara bakıyor.
    Yatıya kalmak bir tabu.
    Evler de gönüller de sımsıkı kapalı.
    Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum.
    Ne güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu.
    Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye kuruluveren dostlukları özlüyorum.
    Birbirimize yazdığımız o uzun, o sapıklık derecesindeki ayrıntılı mektupları özlüyorum.
    Birbirimizi eleştirmeyişimizi özlüyorum.
    Birbirimizin dedikodusunu yapmayışımızı özlüyorum.
    Sevgili olarak kimseleri yakıştırmayışımızı özlüyorum.
    Arkadaşımı koruyacağım diye annemle yaptığım şiddetli kavgaları özlüyorum.
    Kavgayı değilse de kavganın altındaki ruhu özlüyorum.
    Dünyaya karşı arkadaşımın koruyucu meleği olmayı özlüyorum.
    Veya öyle olduğumu sanmayı...
    Çocuğum olsaydı tek bir arkadaşında bile kusur bulmayacaktım.
    Öyle söz vermiştim kendime.
    Bırakacaktım arkadaşlık uykusunda mışıl mışıl uyusunlar.
    Bırakacaktım eve istedikleri gibi girip çıksınlar.
    Bırakacaktım istedikleri gibi buzdolabını talan etsinler.
    Bırakacaktım istedikleri gibi sevsinler birbirlerini.
    Tek bir laf etmeyecektim.
    Kimseyi evine yollamayacaktım.
    Kızımın arkadaşı kızım, oğlumun arkadaşı oğlum olacaktı.
    Otuzundan sonra arkadaş yapılamıyor.
    Kötülükten değil. Başka bir şey.
    Ama neden çözemiyorum...
     

Sayfayı Paylaş