1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Özel Kişi

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 5 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.180
    Beğenileri:
    4.772
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    369 ÇTL


    Öğrencileri tarafından olduğu kadar, öğretmen arkadaşları tarafından da sevilen genç bir öğretmen, bir gün derse öğrencilerine, hiç de beklemedikleri bir haber verdi:

    “Bugün sınav yapacağım. Kâğıt ve kalemlerinizi hazırlayın.”

    Öğrenciler bir sınav beklemiyorlardı; bu yüzden hazır değillerdi. Öğretmenin sınav
    sorusunu bildirmesini beklerken, hoşnutsuzlukları yüzlerindeki asık ifadelerinden anlaşılıyordu. Öğretmen ilk sorusunu yazdırdı: “Herkes kâğıdına, sınıftaki tüm arkadaşlarının adlarını yazsın.” Bir süre bekledikten sonra diğer soruyu da yazdırdı: “Şimdi herkes, listede yer alan arkadaşlarının adının altına o arkadaşları hakkındaki görüşleri, düşünceleri ve duygularını yazsın.”

    Ders sonunda öğretmen sınav kâğıtlarını topladı ve evine gitti. Evde, her öğrencisinin ismini ayrı bir kağıda yazdı ve altına tüm arkadaşlarının o öğrenci hakkında yazdıklarını sıraladı.

    Öğretmen, Pazartesi günü derse girdiğinde, öğrencilerinin sabırsızlıkla okuyacağı sınav kâğıtları beklediklerini gördü ve gülümsedi. Sonra da, her bir öğrencisine, kendisi için özel olarak yazdığı kâğıtları dağıttı.

    Kâğıdına bakan her öğrenci birden hareketleniyor, yüzü aydınlanıyor, hemen yanındaki arkadaşıyla fısıltıyla konuşmaya başlıyordu. Arkada oturan sessiz bir öğrenci,

    “Aman Allah’ım, arkadaşlarımın benim varlığımın farkında bile olmadıklarını sanıyordum!” diye haykırdı. “Meğer beni ne kadar da seviyorlarmış.”

    Sınıf içinde bir daha bu sınavdan hiç söz edilmedi. Öğretmen, öğrencilerin ailelerine bu sınavdan söz edip etmediklerini hiçbir zaman öğrenemedi. Önemli olan bu sınavın başarıyla sonuçlanması ve amacına ulaşmış olmasıydı.

    Aradan yıllar geçti. Öğrencilerin her biri mezun olduktan sonra farklı meslekler edindiler ve yaşamlarını farklı görevlerde sürdürmeye başladılar. Ama öğrencilik yıllarını ve arkadaşlarını asla unutamadılar.

    Öğretmen öğrencilerinden uzun yıllar haber alamadı. Bir gün, bir kız öğrencisinden çok sevdikleri arkadaşlarının savaşta öldüğünü ve öğretmenlerinin sınıf arkadaşlarının cenazesine katılmasını istediklerini bildiren bir mektup aldı. Cenaze töreni iki gün sonra, ölen öğrencinin kasabasında olacaktı.

    Öğretmen, öğrencisinin cenazesine gittiğinde, yoğun bir kalabalıkla karşılaştı. İlk kez böyle kalabalık cenaze törenine katılıyordu. Şaşkınlığını gizleyemeden çevreyi seyretmeye başladı. Bu genç yaşında yaşama veda eden öğrencisi, biraz ileride tabutun içinde yatıyordu.

    Öğrencinin asker arkadaşlarından biri öğretmenin yüzüne dikkatlice baktı ve yanına yaklaştı:

    “Afedersiniz!” dedi. “Siz onun matematik öğretmeni değil miydiniz?”

    Öğretmen, hayret dolu gözleriyle askere baktı ve yavaş bir sesle “Evet!” dedi.

    Asker, “Tahmin etmiştim!” dedi ve söylemek istediğini bir çırpıda söyledi:

    “Sizden o kadar çok söz etti ki!”

    Daha sonra, anne ve babası geldi öğretmenin yanına ve oğullarının cenazesine katıldığı için teşekkür ettiler. Sonra da onu arkadaşlarıyla birlikte yemeğe davet ettiler. Yemekte öğrencinin babası, “Size bir şey göstermek istiyoruz.” dedi ve titreyen parmaklarıyla cebinden çıkardığı bir keseyi öğretmene uzattı: “Bunu, vurulduktan sonra onun üzerinde bulmuşlar.” dedi. “İçinde kâğıdın size hiç de yabancı gelmeyeceğini düşündük.”

    Öğretmen, keseden çıkan bir hayli kâğıdı alır almaz, içinde yazılanları hemen hatırladı. “O günler” gözlerinin önünde canlanmıştı. Katlanmış sayfayı titrek elleriyle açmaya çalışırken, yanaklarında birkaç damla yaş süzüldü. Evet! “O günler” deki sınıf arkadaşlarının, onun hakkındaki düşünceleri ve duygularını yazdıkları kâğıttı bu.

    “Size ne kadar teşekkür etsek azdır!” dedi annesi. “Gördüğünüz gibi onun hakkında yazılanlar onun ömür boyu üzerinde taşıdığı değerli bir hazine oldu.”

    Arkadaşları birer birer öğretmenin çevresini sardılar. Birisi şöyle başladı söze: “Ben de listemi hala saklıyorum” dedi. “Evdeki çalışma masamın en üst çekmecesinde.”

    Bir başkasının adına ise eşi konuştu:

    “Eşim listeyi düğün albümümüze yerleştirmemize karar verdi.” dedi heyecanla. “Liste hala orada duruyor.”

    Hemen onun yanındaki öğrenci elini çantasına götürdü ve cüzdanını çıkarıp, içinden, büyük bölümü sararmış sayfaları çıkardı:

    “Benimki de hep çantamdadır; her zaman yanımda taşırım.” dedi. “Sanırım o günkü sınavımızın kâğıtlarını hepimiz saklamaktayız.”

    Son öğrenci son cümlesini söylediğinde, öğretmen artık gözlerinden akmakta olan yaşlarını tutamıyordu. Ölen öğrencisi ve onu bu dünyada bir daha görmeyecek arkadaşları için ağlıyordu.
     

Sayfayı Paylaş