1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Özge Dirik - Kim-lik..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 13 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL







    1. kimseler

    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.

    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde şimdi.

    2. kimse

    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.
    sidik kokusu, ısırgan şişiği
    el arabasında taşıdık birbirimizi.

    umut sendeler, her çakıltaşına inci deyince
    akrep sinsi sinsi gülerdi halimize.
    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde.

    3. kim

    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.
    rutubet kokardı biraz
    yer yatağı hayalleri.

    sidik kokusu, ısırgan şişiği
    el arabasında taşıdık birbirimizi.
    yalnızca kollarımla mutlu edebildiğim tek kadındı
    gözlerimdi o sarı saçlı kızın devriyesi.

    umut sendeler, her çakıltaşına inci deyince
    akrep sinsi sinsi gülerdi halimize
    hiç aldırmadan çevresine ve
    kibrit başlarından devşirme ateşten çembere.

    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde şimdi.
    sokakta dizi en çok kanayan
    uçurtması uçurtmaların korkulu rüyası…

    4. kimse !?

    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.
    yedi cami yaptırsak nafile
    düşününce acıttığımız böcekleri.

    rutubet kokardı biraz
    yer yatağı hayalleri.
    sevemedik salıncak çengellerine
    kavun asan büyükleri.

    sidik kokusu, ısırgan şişiği
    el arabasında taşıdık birbirimizi.
    Yahudi mezarlığına gömmek ile tehdit ederdi annem bizi
    taşırsak eve sokak küfürlerini.

    yalnızca kollarımla mutlu edebildiğim tek kadındı
    gözlerimdi o sarı saçlı kızın devriyesi.
    ne de çok bekledim askere gidince sevdiği
    pencereden çalabilmek için gözlerini.

    umut sendeler, her çakıltaşına inci deyince
    akrep sinsi sinsi gülerdi halimize
    öfkesi zehirli çocuklar büyüttü
    kanımıza rengini veren kızıl düş perisi.

    hiç aldırmadan çevresine ve
    kibrit başlarından oyma ateşten çembere
    sıkıyönetimin gözü önünde
    ekmek böldük biz birbirimize.

    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde şimdi.
    en zor anında harcamak için
    cebinde saklıyor gıcır gıcır bir çığlığı.

    sokakta dizi en çok kanayan
    uçurtması uçurtmaların korkulu rüyası.
    evden jilet aşırıp, kesti yanaşan uçurtmanın kuyruğunu
    hayalinde aldatılmış bir kadın vardı…

    5. kimsesiz

    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.
    iki kare çıkış hakkı
    ilk hakkıdır insanın çocukluğu.

    yedi cami yaptırsak nafile
    düşününce acıttığımız böcekleri.
    tuhaf ve anlamlıydı büyüsü
    tek karınca dahi yemedi zil çalan ağustosböceği.

    rutubet kokardı biraz
    yer yatağı hayalleri.
    çok çocuklu bir odanın uykuluğunda
    bulaşıcıdır kâbus halleri.

    sevemedik salıncak çengellerine
    kavun asan büyükleri.
    secde eden selvi ağacına kurduk biz de
    topu topu bir halat ile bir minder tutan saadeti.

    sidik kokusu, ısırgan şişiği
    el arabasında taşıdık birbirimizi.
    dilimizde aslına en yakın siren sesi
    bilirsiniz; Asyalı çocuğun imgesi.

    Yahudi mezarlığına gömmek ile tehdit ederdi annem bizi
    taşırsak eve sokak küfürlerini.
    öğrenmenin ayıp olduğu topraklarda
    itinayla uyuştururmuş meğer harflerimizi.

    yalnızca kollarımla mutlu edebildiğim tek kadındı
    gözlerimdi o sarı saçlı kızın devriyesi.
    aşkın sarma-sarışık olduğunu düşünürken geceyarıları
    kesesiz kangurular sürdü sefalarımı.

    ne de çok bekledim askere gidince sevdiği
    pencereden çalabilmek için gözlerini.
    benim bir ada kızım oldu hayata dair
    bir de motoru bozuk kayığım
    küreklere kalırdı sevdam biterken akşamsefaları.

    umut sendeler, her çakıltaşına inci deyince
    akrep sinsi sinsi gülerdi halimize
    hatırlayınca hayatın kürekte mahkûmluğunu
    siyaha sabretmekten sıkılır
    “ölsek” derdik “hiç olmazsa deniz dinlenir”.

    öfkesi zehirli çocuklar büyüttü
    kanımıza rengini veren kızıl düş perisi.
    hissedilse de dolunay artığı fırtınanın patlayacağı
    acıkan zihin kurtuluş sanıyor ağına takılan her sloganı.

    hiç aldırmadan çevresine ve
    kibrit başlarından oyma ateşten çembere
    bir yalan uydurdu; inanıp, boğuldu sevi
    ilerlerken başucumuzdaki portakal lekesi.

    sıkıyönetimin gözü önünde
    ekmek böldük biz birbirimize.
    ne kadar sallasalar da düşün’ün ağacını
    dalımızda çürüyecektik elbette.

    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde şimdi.
    bir kozaya sığmayacak kadar büyüyünce
    tek güne sığdıramayacağını anladı ideallerini.

    en zor anında harcamak için
    cebinde saklıyor gıcır gıcır bir çığlığı.
    tekmelemeyi kesince içindeki afacan sızı
    canı çekiyor olmalı sahipsiz acıları.

    sokakta dizi en çok kanayan
    uçurtması uçurtmaların korkulu rüyası.
    acıları kesip, sağlam bir kuyruk yaptı kendine
    salınabilmek için devrimin gözlerine.

    evden jilet aşırıp, kesti yanaşan uçurtmanın kuyruğunu
    hayalinde aldatılmış bir kadın vardı.
    o’na anlatmaya çalışıyor hâlâ;
    birbirine sarılan iki uçurtmanın
    bir daha asla uçamayacağını.




    özge dirik
     

Sayfayı Paylaş