1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Özgürlük Heykeli-Özgürlük Heykeli'nin öyküsü

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    New York'un sembolü sayilan 'Özgürlük Heykeli'nin pek bilinmeyen öyküsü

    Heykel, 19. yüzyilin ortalarinda Türk topragi olan Misir'a dikilmesi maksadiyla Fransizlar tarafindan hazirlanmis ama sonradan yasanan bazi sanssizliklar yüzünden Misir yerine Amerika yolunu tutmustu. Isin daha da garip tarafi, heykelin masraflarinin büyük kisminin, zamanin hükümdari Sultan Abdüláziz tarafindan bizzat ödenmis olmasiydi. 'NEW York' dendigi zaman, çogumuzun hatirina ilk önce Manhattan'daki gökdelenler ve sehrin hemen önündeki adada yükselen, kaidesiyle beraber tam 93 metrelik 'Özgürlük Heykeli' gelir. 1880'li senelerde Fransa'da yapilan Özgürlük Heykeli'nin taraflarinin büyük kisminin bizden çiktigini, projesin in New York'a degil, o yillarda Türk topragi olan Misir'a dikilmek üzere hazirlandigini ve son anda yasanan bir talihsizlik neticesinde Amerika'ya gittigini bilir misiniz?

    Iste, kaçirilan bu firsatin kisa öyküsü:
    19. asirda Osmanli Imparatorlugu'nun topragi olan Misir, yüzyilin ilk yillarindan itibaren Kavalali Mehmed Ali Pasa'nin soyundan gelen 'Hidiv' unvanli valiler tarafindan idare ediliyordu ve içislerinde bagimsiz hale gelmisti. Misir valileri, sadece yabanci memleketlerle imzaladiklari anlasmalarla mali protokolleri padisaha tasdik ettirmekle yükümlüydüler ve Istanbul, bu gibi talepleri genellikle her zaman yerine getiriyordu. Misir Valisi Said Pasa'nin Fra nsiz mühendis Ferdinand de Lesseps'e 1854'te hazirlattigi ve Akdeniz ile Kizildeniz'i birbirine baglayacak olan Süveys Kanali projesi de onaylamasi için Osmanli hükümdarina sunulmustu. Projenin arkasinda Fransa vardi ama Ingiltere, Akdeniz'deki ve Hindistan'daki hákimiyetini sona erdirebilecek olan böyle bir hazirliga karsi çikiyor ve zamanin hükümdari Sultan Abdüláziz'i, projeyi reddetmesi için devamli bir baski altinda tutuyordu. Said Pasa, Istanbul'un tasdikini beklemedi ve 1854'ün 30 Kasim'inda Fransiz mühendise projenin hayata geçirilmesi için gerekli sirketin kurulmasi iznini verdi. Fransiz sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamami satilinca Ingiltere, Sultan Abdüláziz'e daha da fazla baski yapmaya basladi ve hükümdar, Misir Pasasi'nin projesini 12 yil boyunca onaylamadi. Misir tarafi ise, Istanbul'un tasdiki gelmeden ise basladi ama Said Pasa 1863'te birdenbire ölüverdi. Yerine geçen Ismail Pasa ise Fransiz degil, Ingiliz taraftariydi, bu yüzden iktidarinin ilk yillarinda projeye gereken önemi vermedi ama daha sonraki senelerde Kanal'in Misir'a nasil bir hayati degisiklik getirecegini farkedince ise o da dört elle sarildi. Kazilar neredeyse tamamlanmak üzereyken Fransiz hükümeti, Sultan Abdülaziz'e Ingilizler'den daha fazla baski yapmaya basladi. Sultan Abdülaziz, 1866'nin 19 Mart'inda yayinladigi fermanla Kanal'a izin verirken Kanal Sirketi ile Said ve Ismail Pasalar arasinda varilan anlasmalari onayladi, üstelik Misir'in kanal insaati için yaptigi dis borçlari da devlet garantisi altina aldi ve kendisi de Kanal Sirketi'nin hisselerine oldukça yüksek bir meblag yatirdi.


    ASYA'NIN ISIGI OLACAKTI
    Said Pasa ile kanalin mühendisi olan Ferdinand de Lesseps arasinda 1854'te varilan anlasmanin çok ilginç bir maddesi vardi: Kanal'in Akdeniz'e açildigi yere dev bir heykel dikilecekti. Heykel, firavunlar zamaninin giysilerine bürünmüs bir kadin seklinde olacak ve elinde 'Asya'nin isiginin Misir'dan geldigini' sembolize eden bir mesale tutacakti. Sultan Abdülaziz'in ödedigi paralar arasinda yapilacak olan heykelin masraflarinin bir bölümü de vardi. Pasa ve mühendis, eseri Fransa'nin taninmis heykeltraslarindan olan Frederic Auguste Bartholdi'ye siparis ettiler, hatta bir hayli avans da ödendi ve Bartholdi ise basladi. Dikilecegi yerde monte edilecek sekilde parçalar halinde hazirlanan heykel birkaç sene sonra tamamlanmis, kanalin Akdeniz'e açildigi yerde birkaç hafta içerisinde yerlestirilebilecek hale getirilmis ve Marsilya'dan bir gemi ile Misir'a nakledilmesinin hazirliklarina bile girisilmisti.Ama, Said Pasa'dan sonra Misir'in basina geçen Ismail Pasa, Müslüman bir memlekette böylesine büyük bir heykelin dikilmesinin halk arasinda hosnutsuzluk yaratacagini düsündü ve mühendis Ferdinand de Lesseps'e, heykelin Misir'a getirilmemesi talimatini verdi. Mühendis'in Pasa'yi ikna çabalari neticesiz kaldi. Süveys Kanali 1869 Kasim'inda dünyanin dört bir tarafindan gelen davetlilerin katildigi büyük ama 'heykelsiz' törenlerle açildi. Bartholdi'nin eseri ise, Misir'da bu yasananlardan sonra Paris'te bir depoya kondu ve tozlanmaya terkedildi. O yillarda dünyanin bir baska tarafinda, Fransa ile Amerika Birlesik Devletleri arasinda büyük bir muhabbet yasaniyor ve taraflar birbirlerine jest üstüne jest yapiyorlardi.

    HEYKEL, AMERIKA YOLUNDA
    Paris'te kurulan Fransiz-Amerikan dostluk grubunun lideri olan Edouard Rene Lefebvre de Laboulaye, Fransiz Hükümeti'ni Amerikalilar'in Fransa'n in dostlugunu daima hatirlamalari için bir hediye gönderilmesi konusunda ikna etti ve hediyenin devasa bir heykel olmasi kararlastirildi. Heykel bir elinde hukuku simgeleyen bir kitap tutacak, diger elinde de 'dünyayi aydinlatan özgürlügün sembolü' olan bir mesale tasiyacakti. Siparis gene ayni heykeltrasa, Frederic Auguste Bartholdi'ye verildi. Bartholdi'nin eseri zaten hazirdi, senelerden beri bir depoda beklemedeydi ve tek eksigi üst kisminda, yani elleriyle kollarinda ve yüzünde bazi degisiklikler yapilmasiydi. Amerikalilar heykelin New York'un hemen girisinde bulunan ufak adalardan birine yerlestirilmesine karar verdiler. Bartholdi, kaidenin yerini görmek için New York'a gitti ve Paris'e dönüsünde yeniden ise basladi. Bakir ve çelik ten yaptigi heykelin mühendisligi ilgilendiren taraflarini Paris'e kendi adiyla anilan bir kule dikmis olan Gustave Eiffel ile beraberce çalisarak tamamladi ve 1884 Haziran'in ilk günlerinde eserini Fransiz hükümetine teslim etti. Bartholdi heykelin yüzünü tamamen degistirmis ve metale annesi Charlotte'in siluetini islemisti. Birbirine monte edilecek sekilde yapilmis 350 parçadan olusan heykel 'Isere' adindaki bir Fransiz gemisine yüklendi ve 4 Kasim 1885 günü New York'a ulasti. New York'ta, bu arada heykelin kaidesinin yapimi için bir bagis kampanyasi baslamis, ilk bagisi Macar göçmeni olan, New York'ta 'World' adinda bir gazete çikartan Joseph Pulitzer yapmis ve kaide için 100 bin dolar vermisti. Macar göçmeni gazeteci, daha sonra gazetecilikte dünyanin en büyük ödülü sayilan 'Pulitzer'in de isim babasi olacakti. Kaidenin insasindan sonra sira heykelin dikilmesine ve resmi açilisa geldi. Bartholdi, New York'a yanina bu defa Süveys Kanali'nin mühendisi ve heykelin fikir babasi olan Ferdinand de Lesseps'i de alarak gitti ve 1886'nin 25 Ekim'inde yapilan törende eserinin açilisini bizzat yapti.
     

Sayfayı Paylaş