1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Özhan Öztürk - Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    İlk Türkçe folklor ansiklopedisi raflarda yerini aldı

    Özhan Öztürk’un “Folklor ve Mitoloji Sözlüğü” isimli kitabı çıktı


    Alanında ilk

    Özhan Öztürk, Türk literatüründe bugüne dek hazırlanmış en kapsamlı çalışmaya imza attı.Karadeniz Bölgesi’ne ait dil ve folklor öğelerini maddeleştirdiği iki ciltlik Karadeniz Ansiklopedisi’yle adını duyuran Öztürk, şimdide ansiklopedik formatlı “Folklor ve Mitoloji Sözlüğü” isimli, yirmi bin maddeyi içeren ve kendi alanında Türk literatüründe bugüne dek hazırlanmış en kapsamlı çalışmaya imza attı.

    Titizlikle hazırlandı

    Phoenix Yayınevi tarafından yayımlanan Özhan Öztürk’ün “Folklor ve Mitoloji Sözlüğü” isimli kitabında ayrıca, batıl inançlar, hayali yaratıklar, halk oyunları alanlarındaki uçsuz bucaksız detaylarıyla yar alıyor
    2005 yılında 8 yıllık bir alan araştırması ve literatür takibinin sonucunda Karadeniz Bölgesi’ne ait dil ve folklor öğelerini maddeleştirdiği 2 ciltlik Karadeniz Ansiklopedisi’yle adını duyuran Öztürk, kayıp ya da süregelen tüm uygarlıkların folklorik ya da mitolojik ve paranormal öğelerini, kültürel kahramanları, şehir efsanelerini, doğaüstü olayları, simya, büyü, dinî fenomenleri ve yerel kültürlere özgü sembolleri mitolojiyi ilgilendiren yanlarıyla titizlikle maddeleştirerek 1040 sayfalık çalışmasında amatör mitoloji tutkunlarından akademisyen yazarlara dek tüm okuyuculara bir kaynak kitap olarak sunuyor.

    Konuları eksiksiz ele alıyor

    İlk Türkçe folklor ansiklopedisi unvanını taşıyan eser, bugüne dek sıkça işlenen Yunan, Roma, Kelt ve Anglo-Sakson inanç dünyasını eksiksiz ele almasının yanı sıra Asya, Afrika, Amerika ve Okyanusya’nın yerel halklarının az bilinen efsane, kültür ve inanç öğelerini; tek ve çok tanrılı dinlerin uygulama, biçim ve sembollerini; Karagöz, Köroğlu, Dede Korkut ve Kral Arthur gibi efsanevi karakterlerin arka plan ve yardımcı unsurlarını ustalıkla tanımlıyor. Mitoloji konulu kitaplarda çoğunlukla geri planda bırakılan Yakut, Tuva, Uygur ve Altay Türkleri gibi Türk soylu halkların detaylı panteon tasviri ve Şamanist geleneklerine de önemli ölçüde yer veriliyor. Sözlük, Cinsel ve etnik hakaretler listeleri gibi ilginç detaylı folklorik derlemeleri içermesinin yanı sıra cinler, dinler, mezhepler, tarikatlar, falcılık ve büyü konularında kategorik sınıflandırma ve analizleriyle yer yer teoloji, etnografi ve okültün de alanına giriyor.
    Sonuçta “Folklor ve Mitoloji Sözlüğü” folklor, mitoloji, halk oyunları, okült, teoloji hatta antropoloji konularına ilgi duyan herkesin gerektiğinde başvurabileceği bir referans kitabı olarak kütüphanesinde tozlandıramayacağı bir çalışma olarak gün ışığına çıkıyor

    Kitap, mitoloji literatürünün oluşuma emek vermiş yazarlara adandıÖztürk, çalışmasını başta Türk halkbiliminin babası Pertev Naili Boratav olmak üzere Azra Erhat, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Metin And gibi Türkçe mitoloji literatürünün oluşuma emek vermiş tüm yazar dostlara adadı.

    Kitap Künyesi
    Özhan Öztürk. Folklor ve Mitoloji Sözlüğü. Phoenix Yayınevi. 1040 sayfa. İstanbul, 2009 ISBN:9786055738266


    Yayın Yılı: 2009
    1. Hm. Kağıt
    1040 sayfa
    17,5x24,5 cm
    Karton Kapak
    ISBN:6055738266
    Dili: TÜRKÇE


    İLGİLİ KONULAR:
    Kültür > Folklor
    Başvuru Kitapları > Sözlük-İmla Kılavuzu
    Diğer > Mitoloji

    Kitap Önsözü:
    Folklor ve Mitoloji
    Özhan Öztürk
    Folklor ve Mitoloji Sözlüğü, Ankara, 2009. Phoenix Yayınları. 1054 sayfa. ISBN 978-605-5738-26-6
    (*Aşağıdaki metin kitabın önsözünden aktarılmıştır. Tüm hakları saklıdır ve yazardan yazılı izin alınmadan, kaynak göstermeden hiç bir basılı kaynak ve web sitesinde kullanılamaz)

    Mitoloji, Batı dillerine Fransızca (mythologie) veya geç dönem Latince üzerinden geçmesine karşın Yunanca (μυθολογία) kökenlidir ve tam karşılılığı “efsane anlatmak”tır. Orjinal anlamı “konuşma, söylev” olan ve zamanla anlam genişlemesine uğrayarak “efsane, öykü” olarak kabul gören Yunanca mithos (μυθος) ve “anlatmak” anlamına genişleyen logos (λογος) “kelime, sebep” terimlerinin birleşiminden oluşmuştur. Günümüzde, belirli bir din, halk veya uygarlığa ait, genellikle rahip veya ozanlar tarafından kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılarak varlığını sürdürmüş, insanlık ile evrenin yaratılış ile doğasını, yaşanmış veya tasarlanmış olağanüstü olaylar ve kahramanlar yardımıyla açıklamaya yönelik kökeni belirsiz efsanelerin tümünü adlandırmak amacıyla kullanılmaktadır.

    Konu itibariyle mitoloji, tanrılar, doğaüstü yaratıklar veya bir halkın tarihinin ilk zamanlarında yaşamış olağanüstü güç ve yeteneklere sahip, yüceltilmiş kahraman atalarının, tanımlanmamış bir geçmiş zamanda geçen eylemlerinden oluşmakta, tabiat olaylarını, evren veya insanın (genellikle kendi halkının) yaratılışını, geleneklerin kökenini açıklamaya çalışmaktadır. Söylenceler günümüze oranla çok daha basit toplumlar tarafından hatta uygarlığın henüz başlangıç döneminde yaratılmış bile olsalar “ben kimim, nerede ve neden yaşıyorum, varlığımı nasıl sürdürebilirim, hayatımın bir amacı var mı?” gibi bugün bile cevabını aradığımız soruları yanıtlama çabası gütmektedir. Mitolojinin temeli olan söylenceler, genelde kabul gören bir yoruma göre, zaman içinde ilgili halkın asimilasyonu, tapınılan dinin terkedilip dini kurumların lağvedilmesi, uygarlığın çöküşü gibi dramatik olaylar sonucunda geleneksel bağların yitirilmesi, kahramanların maceralarının gerçeklik iddiasını kaybetmesi, kültür değişiminin zaruri hale gelmesiyle dejenere olmakta ve masallara dönüşmektedir. Bu yüzden mitoloji ve folklor, sınırları aşağı yukarı belli ama çalışma alanları ortak disiplinler olarak elinizdeki kitabın adı ve içeriğini oluşturmaktadır.


    Modern mitoloji

    İlk insanların tabiat ve toplumu yorumlamak amacıyla yarattığı efsanelerin doğruluk ve yararlılığı tek tanrılı dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık, İslam) ortaya çıkışı ve yayılışıyla birlikte sorgulanmış, eski kültür ve dine ilişkin pek çok öge gibi yok olmuş ya da yeni dinin kabul edebileceği şekilde form değiştirmiştir. Bununla birlikte Avustralya aborijinleri, Amerikan yerlileri, bazı Asya ve Afrika halkları gibi toplumlarda geleneksel öykü ve efsaneler, din ve kültürün temel ögesi olarak günümüze dek varlıklarını sürdürebilmeyi başarmışlardır.

    MÖ 6. yüzyıldan itibaren Xenophanes (MÖ 560-478) gibi Yunan düşünürler Homer ve Hesiod gibi şairlerin aktardığı öykülerin gerçekliği ve tanrıların rolünü sorgulamaya başlamış, MÖ 4. yüzyılda Platon (MÖ 427-347), “Devlet” adlı eserinde geleneksel efsanelerin yalanlarla dolu olduğu için ideal devlet vatandaşları için tehlikeli olduğunu bildirmiştir. Yunan düşünürler, din ve metafiziği efsaneden akılıca ayırarak mite karşı gerçeği galip kılmayı başarmışlardır. Yahudi-Hristiyan anlayışı ise çok tanrıcılığa karşın tek tanrı anlayışını getirirken Eski (ve/veya) Yeni Ahit tarafından doğrulanmayan şeylerin gerçekliğini kabul etmemiştir.

    Hristiyanlık ise tek tanrıcı inancı çok tanrıcı inanç ve geleneğe sahip toplumlarda yayabilmek için eski efsane, inanış ve sembollerini, dönüştürerek de olsa kendi içinde yaşatmayı, böylece Avrupa’nın pagan halklarının gönlünü kazanmayı başarmıştır. Rönesans ve aydınlanma çağı Avrupası’nda eski Yunan’a ilgi artmış, 19. yüzyılda Avrupa’da konuşulan pek çok dilin Farsça ve Sanskrit ile akrabalığı ortaya çıkıp, kayıp köklere merak artınca Hint ve İran efsaneleri de Batılı araştırmacıların ilgi alanına girmiştir. Bu arada Hint, Fars, Yunan ve İskandinav efsaneleri arasındaki benzer motifler, öyküler ortaya çıkmıştır. Karşılaştırmalı mitoloji bu dönemde doğmuş, antropolojinin de yardımıyla çeşitli halklara ait efsaneleri hatta dinleri birbirleriyle kıyasalayarak bunların başlangıç noktalarını ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Amerikalı mitolojist Joseph Campbell’in (1904-1987) “The Hero With a Thousand Faces” (Bin Yüzlü Kahraman, 1949) adlı eseri coğrafi açıdan birbirinden uzak mesafelerde varlığını sürdüren toplumların bile, kahramanlarının ölüm motiflerinin benzerliğini orata çıkararak bu disiplinin oluşumuna ön ayak olmuş, ardından Max Muller, Andrew Lang ve James Frazer gelişimine önemli katkıda bulunurlarken, Sigmund Freud (1856-1939) ve Carl Jung (1875-1961) efsaneleri analitik psikolojinin yardımıyla açıklamaya çalışmışlar, Belçikalı antropolog Claude Lévi-Strauss (1908,-) ise sistemli çalışmalarıyla yeni disiplinin iskeletini oluşturmuştur. Özellikle Freud’un rüyaların bilinçaltıyla ilişkili olduğunu iddia etmesi ve Oedipus kompleksi (erkek çocuğun annesine cinsel ilgisi ve babasından kıskanması) teorisi efsanelerin yaratılmasında insan doğasının önemini göstermiştir. Öte yandan otoriteler efsanelerin orijini konusunda ortak bir kanıya varamamışlar, bir kısmı yaşanmış ama unutulmuş/eksik hatırlanan tarihin zamanla efsanelere, gerçek insanların tanrılara dönüştürüldüğünü diğer kısmı ise tamamen bilinçaltı ve hayal gücünün ürünü olduğunu ileri sürmüştür. Bu tezlere alternatif olarak antropolog Paul Radin ise söylencelerin, bireylerin yiyecek bulma ve varolma korkusunu sömürerek iktidarlarını sağlama olma niyetinde olan dini ve siyasi önderler tarafından yaratılıp yaygınlaştırıldığı inancındadır. Karşılaştırmalı mitolojiye paralel olarak geliştiren karşılaştırmalı ilahiyat sayesinde ilkel dinler ile tek tanrılı dinler arasındaki benzerlikler ve Tanrı kavramının gelişimi de sorgulanmıştır.

    Pek çok sosyal bilim gibi modern mitolojiye dair derleme ve anlamlandırma çalışmaları 19. yüzyılda başlamış o döneme dek sözlü olarak aktarılan pek çok efsane yazıya dökülebildiği gibi arkeolojinin de yardımıyla eski çağlardan kalma yazı ve tasvirlerin sırrı çözülebilmiştir.

    Ulusçuluğun en önemli motivasyon olduğu 19. yüzyıla özgü romantik ortam, insanoğluna kendisini kendi ağzından anlatan bu en eski ve değerli hazinenin gerçekçi değerlendirilmesini engellemiş, efsaneler, yeni kurulan Ulus devlet ve milliyetçi ideolojileri destekleyecek şekilde yorumlanmışlarsa da dilbilim, arkeoloji ve etnolojide kaydedilen gelişmeler ve özellikle James George Frazer (1854-1941), Stith Thompson ile Wilhem Mannhardt’ın çabalarıyla 20. yüzyılda karşılaştırmalı mitolojinin gelişmesi ile bilimsel kriterlere göre yorum ve ilk sınıflandırmalar yapılabilmiştir.


    Efsane kahraman ilişkisi

    20. Yüzyıldan itibaren mitolojiye geleneksel bakış açısı değişmiş olup, günümüzde bilim adamları (mitologlar, halkbilimciler hatta din adamları ve etnologlar) bir efsane ya da masalı kurgu ya da uydurma olduğundan ziyade ait olduğu toplumda algılandığı biçimiyle değerlendirilmektedir. Mitolojik karakterler, genellikle çoğu günümüzde pratiği yapılmayan dinlerin temel ögelerinden birisi olarak doğmuş ya da daha öncekilerden miras olarak alınmıştır. Her uygarlık kendi inanç ve geleneklerine özgü davranış kalıplarını, model olarak seçtikleri kahraman adı verilen kişilere yakıştırarak onların şahsında kendi kültürlerini yüceltmeye, idealize etmeye çalışmıştır.

    Dinler, diller ve gelenekler sürekli bir evrim içinde değişse de olumlu ya da olumsuz modeller olarak sunulan kahramanların temel nitelikleri pek az değişime uğramıştır. Öyleyse efsane ve masalların merkezinde yeralan kahramanları tüm işlevleri ve yardımcı karakterleri ile birlikte anlamaya çalışıp, tanımlamak, geleneksel toplumların düşünce biçimini aydınlatmanın ötesinde insanlığın düşünce tarihini ve varoluşuna anlam kazandırma içgüdüsünden doğan bir bilim dalının yeniden tanımlanmasına yardım edecektir.


    Modern kahraman

    Kahramanı bir toplumun idealize ettiği tüm değerleri (gelenekler, vahiyler,tabular) yaşatmak ve yeni nesil bireyleri eğitmek amacıyla yaratılan bir model olarak görürsek, bazı inanç ve geleneklerin değişse de geçmişte kalmadığını modern insanın hamurunu yoğurmaya devam ettiğini görürüz. Öyleyse modern toplumların da kendi değerlerini idealize etmek açısından kahramanlara ihtiyacı olacak ama söylenceleri taşıma ve yeni nesillere model olarak sunacağı kahramanları tanıtma görevi artık ozanların anlattığı efsaneler değil TV, Sinema, internet, bilgisayar oyunları, gazete, dergi gibi basılı yayınlar, hatta şehir efsanelerinde olduğu gibi dedikodu ve arkadaşlara gönderilen e-mailler/fax mesajları üstlenecektir.


    Sınıflandırma

    Neredeyse her kültürde benzer varyasyonları bulunan, genellikle yazının keşfinden önceki dönemlere ait, geleneksel söylence ve öyküleri kesin sınırlarla birbirinden ayırmak kolay bir iş olmamakla birlikte, irili ufaklı pek çok toplumun efsaneleri incelendiğinde, genellikle ana ya da baba olarak adlandırılan yaratıcının, ilk insanı toprak, ot, yaprak, taş, çamur gibi doğada sıkça rastlanan maddelerden yarattığı, insanoğlunun itaatsizliği yüzünden yeryüzüne bir tufan göndererek -bir erkek ve bir dişi hariç- tüm insanları yok ettiği gibi ortak motiflere rastlanmaktadır. Söylenceleri kurgusuna göre saga, efsane ve halk masalı olarak üç bölüme ayırma düşüncesi genelde kabul görmektedir.

    *Unutulmuş dönemlerde geçen tarihi bir öykünün, dramatik bir kurgu aracılığıyla çoğunu aktarıcının hayalinde yarattığı kahramanlar yardımıyla anlattığı hikayeleri saga olarak niteleyebilir ve Nibelungenlied, Grettis, Volsunga gibi İskandinav manzum destanları hatta Eski Yunan’ın en önemli öykülerinden Troya savaşını bu türe örnek gösterebiliriz.

    *Efsane, tarihi bir kişilik ya da coğrafyaya ait tamamen kurgusal, hayali öykülerin genel adıdır ki Kral Arthur efsanesi bu türe en iyi örnektir.

    *Halk masalları ise bir kahramanın başından geçen olağandışı öyküleri anlatan, dinleyicileri eğlendirmenin yanısıra ahlaki öğütler vermeyi ve hayata dair tecrübe birikimini genç kuşaklara aktarmayı amaçlayan basit kurgulu öykülerdir.

    Mitolojileri konusuna göre de kabaca üç gruba ayırabiliriz. Bunlar:

    1. Evren ve yaratılışa dair söylenceler: Evrenin, dünyanın ve insanın yaratılışı ve evrenin yokoluşu, tufan gibi öykülerin tümüdür. Örnek: Enuma Eliş

    2. Tanrılara dair söylenceler: Genellikle aralarında akrabalık olan Tanrıların kendi krallıklarında süregelen olayları ve maceralarını anlatan öykülerin tümüdür.

    3. Kahramanlara dair söylenceler: Ölümlü olmasına karşın olağanüstü güç ve yetenekleriyle yüceltilen bir kahramanın doğumundan, ölümüne dek yaşadıklarını (eğitimi, bir seyahate çıkması veya zor bir görevi üstüne alması, türlü maceralardan sonra evine dönmesi) anlatan öykülerin tümüdür. Hercules, Romulus ile Remus, Oedipus, Cú Chulainn, İason bu kahramanların en tanınmışlarıdır.


    Folklor

    Sözlü olarak nesilden nesile aktarılan masal, müzik, efsane, tarih, gelenek ve görenek gibi tüm kültür ögelerinin toplu adıdır. İlk folklor çalışmaları 19. yüzyılda romantik milliyetçiliğin etkisiyle kendi toplumlarının gelişimini ve yazılı literatürün yetersiz kaldığı karanlık çağlarını aydınlatmak isteyen bilim adamlarının çalışmalarıyla oluşturulmuştur. Alman Grimm kardeşler, İngiliz Edward Taylor ve James Frazer folklor biliminin öncüleri olurken, folklor kelimesini bilimsel bir terim olarak William Thoms 1846 yılında kullanmıştır. Türkiye’de ilk olarak Ziya Gökalp tarafından kullanılan “halkiyat” Batı dillerindeki folklor teriminin karşılığı olarak önerilmiş, ardından çeşitli yazarlar tarafından “hikmet-i avam”, “halk bilgisi”, “halk bilim”, ve “halk kültürü” terimlerinin kullanılması önerilmiştir. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal kimlik duygusunun oluşmasında, birlik, beraberlik ve bağımsızlık ideallerinin sağlanmasında önemli rol oynayan folklor çalışmaları desteklenmiştir. 2. Dünya savaşının ardından Marksist bakış açısı pek çok sosyal bilim gibi folkloru da etkilemiş, efsane ve masal kahramanlarının sınıflararası mücadale açısından sorgulanmaları sağlanmıştır

    Antik Çağ halklarından günümüz toplumlarına, nesilde nesile el değişitiren, eski ile yeninin mücadelesinin tasvir edildiği (yaz ile kış, kuraklık ile yağmur, yaşam ile ölüm) mevsimlik törenler, belirli kalıp ve alışkanlıklara dayanılarak gerçekleştirilmektedir. İnsanoğlunun aç kalarak, perhiz yaparak, cinsellikten uzak durarak insanın kendisine çile çektirmesi (canlılığa bir süreliğine ara vermeyi, ölüme yakınlaşmayı amaçlar), ateş üzerinden atlayarak ya da suyla yıkanarak kötülüklerden arınması (öncekinin tersine canlılığı güçlendirerek, ölümden uzaklaşmayı amaçlar), toplu cinsel birleşmeler ve cinsel içerikli yarışmalarla kendinden geçme (döllemenin ve doğurganlığını teşvik etme), belirli dönemlerde kutlama şenlikleri düzenlemek (tabiatın doğurganlığını kutsama) temel kalıplardır. Farklı toplumlarda farklı isimlerle anılan bu törenlere ilişkin ayrıntılar kitabımızın konusudur. Profesör Gilbert Murray bu törenlerin bir parçası olan tragedyanın sembolizmini şu sırada verirken Metin And Anadolu seyirlik seyirlik oyunlarınında aşağı yukarı aynı motif ve sıranın takip edildiğini bildirmiştir:

    1. Agon: Yarışma veya çatışma (ışıkla karanlığın, yazla kışın, eski ve yeni yılın çatışması)

    2. Pathos: Ölüm veya acı çekme: Kurban edici bir ölüm

    3. Haberci: Pathos doğrudan görülmezse olayı bir haberci anlatmaktadır

    4. Threnos: Yas ve ağıt

    5. Anagrosis: Tanıma ve tanrılaştırma (Ölenin veya bir parçasının canlanması)



    Madde seçim kriterleri

    Çalışma alanı yitik ya da yaşayan yeryüzündeki tüm halk ve uygarlıklar olunca, uçsuz bucaksız materyal arasından seçim ve eleme yapma açısından oldukça zorlandığımı söyleyebilirim. Yine de tıpkı mitoloji ve din alanlarında olduğu gibi folklor konusunda da temel maddeleri atlamamayı ve çarpıcı/sıradışı örnekleri sunmayı ihmal etmedim. Modern mitolojinin yeni kahramanlarının yaşam alanı olan şehir efsanelerine, 20. yüzyılın kurgusal kahramanları olan çizgi roman, TV ve sinema kahramanlarına ise diğer alanlardan daha az yer ayırarak sadece fikir vermesi açısından bazı temel örnekleri verdim ki böyle yaparak çalışmamın bir kaç kat daha hacimli olmasını ve bir kaç onyıl daha sürmesini engelleyebildim. Son olarak adı ansiklopedik sözlük olsa da, içeriğindeki pek çok maddenin Türkçe literatürde henüz bulunmadığını göz önüne alarak, çalışmamın ansiklopedik özelliğinin sözlük özelliğinden daha geride olması gerektiği düşünerek hareket ettim. Dolayısıyla pek çok maddede gereksiz ayrıntılara girmektense, okuyucuya herhangi bir literatürde karşılaşabileceği terimlerin anlamını bulmak için tarayabileceği kapsamlı bir sözlük sunmaya çalıştım. Paranormal yetenekler, doğaüstü olaylar, büyü, UFO’lar, dini fenomenler ve yerel kültürlere özgü sembolleri de mitolojiyi ilgilendiren yanlarıyla maddeleştirmeye çalıştım. Kahramanları maddeleştirirken Batı dilleri üzerinden Türkçe’ye kabul edilmiş bulunanları TDK’nın önerdiği formda ilgili dildeki orjinal yazımıyla, diğerlerini ilgili dildeki telaffuzların Türkçe içinde yazımını esas alarak gerçekleştirdim. Bu maddelerin Türkçe literatürde ve halk ağzımızda kendi karşılıklarını bulacağı ve dilimizin bir parçası olacak kadar yoğun kullanılıp, hepimize tanıdık geleceği günlerin uzak olmayacağını umuyorum. Bir ilk çalışma olduğu için de hata ve eksiklerimin zamanla ortaya çıkacağından emin olsam da anadilime, ilgi ve çalışma alanı kısıtlı kalmış folklor-mitoloji disiplinlerine katkıda bulunmanın gururunu yaşıyorum. Mütevazi çalışmamı başta Türk halkbiliminin babası Pertev Naili Boratav olmak üzere Azra Erhat, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Metin And gibi Türkçe mitoloji literatürünün oluşuma emek vermiş tüm yazar dostlara adıyorum.



    Özhan Öztürk

     

Sayfayı Paylaş