1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Padişaha boyun eğmeyen bir Âlim

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Kin tutmaz tarafından 18 Haziran 2015 başlatılmıştır.

  1. Kin tutmaz

    Kin tutmaz Uzman

    Katılım:
    31 Mart 2015
    Mesajlar:
    1.143
    Beğenileri:
    1.716
    Ödül Puanları:
    4.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Muhasebeci
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.338 ÇTL
    [​IMG]
    Saray’da bir tören düzenlenmeşti. Dönemin padişahı Sultan Reşat’tı.
    Bu törene zamanın diğer âlimleriyle birlikte o da davet edilmişti.
    Bediüzzaman, bu davete, kendisine özel yerel kıyafetiyle katılmak istedi: Ayağında çizmesi, belinde kuşağı ve hançeri, başında da ucunu omuzlarına kadar sarkıttığı sarığı…
    Ona, hiç olmazsa bu tören süresince diğer âlimler gibi cübbe giymesini rica ettiler.
    Israrlar üzerine, bir cübbe giyerek Saray’a öyle gitti.
    Şeyhülislâm, âlimler, bakanlar, yüksek rütbeli komutanlar ve üst düzey memurlar “saçak” öpeceklerdi.
    Padişahın oturduğu tahtın yan tarafından ipekten yapılmış bir kumaş sarkıtılmıştı.
    Saçak öpme merasimi başladığında, kimi bu sacağı, kimi padişahın eteğini öpüyor, kimi de baş eğip gerisin geri çekiliyordu.
    Sıra Bediüzzaman’a gelmişti. Bediüzzaman yerinden çıktı, dik ve vakur adımlarla yürüyerek Padişahın önüne kadar geldi.
    Eli göğsünde “Esselâmu aleyküm” diyerek selâm verdi ve Sultan Reşat’ın önünden geçerek gitti.
    Padişah şaşırmıştı. Bu eşi benzeri görülmemiş bir şeydi.
    Yanındaki paşaya sordu:
    “Kim bu adam paşa? Beni mahalle muhtarı mı sandı? Niçin böyle selâm etti?”
    Paşa eli önünde bağlı bir halde:
    “Efendim, bu zâtın lakabı Bediüzzaman, ismi Said’dir. Çok yüksek bir ilmi vardır. Çok da izzetlidir. Feleğe baş eğmeyen biridir.”
    Sultan Reşat kısa bir süre düşündü. Durumu kavramıştı. Zaten âlimlere büyük saygısı ve sevgisi olan biriydi. Böyle bir âlim ise onun daha çok ilgisini çekmiş, takdirini kazanmıştı.
    Herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söyledi Sultan Reşat:
    “Ben şimdiye kadar ilmin izzetini koruyan pek az insan gördüm ve tanıdım. Gerçek âlim, işte böyle olmalıdır.”
    Bu olaydan sonra Bediüzzaman’la Sultan Reşat samimi iki dost oldular ve pek çok şey paylaştılar.
     

Sayfayı Paylaş