1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Papa’nın Hrıstiyanlık Teklifi ve Cem Sultan’ın Cevabı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 25 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Her iki şehzade arasında süren mücadele, Bâyezid Han’ın tahta çıkması ile neticelendi.

    Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp, hutbe okuttu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen kuvvetler sebebiyle Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Ardından daha güneye indi, Mısır’a ve derken Hicaz’a…

    Hanedan arasında hac farizasını ifa eden tek erkek oldu. Akabinde taht için mücadelesini bırakmadı.Bazı teşebbüslerde bulundu, fakat sonra kendisini Rodos Adası’nda, ardından Fransa’da ve daha sonra Roma’da Papa’nın karşısında buldu…

    Vâkıât-ı Cem Sultan

    Fatih Sutan Mehmed Vefat Ettiğinde; Oğlullarından Bâyezid 33, Cem ise 22 Yaşındaydı.
    Rodos o zamanlar Hristiyan şövalyelerinin elinde idi. Onların üstad-ı âzamı olan Pierre d’Aubusson genç şehzadeyi muazzam bir merasimle karşıladı. Aslında Cem Sultan’ın hedefi bir vesile ile Rumeli’ye geçip, oradan kardeşi Sultan Bâyezid ile tekrar karşılaşmaktı.

    Fakat hiç bir şey planladığı gitmedi ve kendisini bir anda Fransa’da buldu. Çünkü Hrıstiyanlar, bilhassa Papa için Cem Sultan bulunmaz bir fırsattı. Onu kullanarak İslam diyarına tekrar bir haçlı seferi düzenlenebilirdi.

    Nitekim hedefleri doğrultusunda hareket ederek Cem Sultan’ı yıllarca şehirden şehire, kaleden kaleden gönderdiler. Yazarı belli olmayan, fakat bu Avrupa macerası esnasında şehzadenin yanında olan bir zât, Cem Sultan’ın yaşadıklarını kaleme aldı. Vâkı’ât-ı Cem Sultan ismiyle bilinen bu eserde bahtsız şehzadenin karşılaştığı güçlükler ve gördüğü şehirler anlatılmaktadır.


    Fransa’dan İtalya’ya

    Fransa’dan İtalya’nın Roma şehrine götürüldü. Papa VIII. Innocent’in döneminde St. Angelo kulesinde sıkıntılı bir dönem geçirdi. Papa’nın 1492’de ölümü üzerine yeni papa Alexandre Burgia zamanında daha serbest bir hayat sürmeye başladı. Ama yine esareti andıran bir hayattı bu.

    Nitekim artık genç şehzadenin ölümüne üç sene kalmıştı. Venediklilerin yeni bir haçlı ittifakına çıkacağını sezen Fransa kralı Charles, ordusunu İtalya’ya çevirdi. Hedefi, Napoli Krallığını ele geçirdikten sonra Cem’i de yanına alarak Kudüs’e bir haçlı seferi düzenlemekti.

    Cem Sultan’ın ölümünden bir ay evvel Charles, Papa’dan şehzadeyi istedi. Papa, onu şartlı olarak verdi. İşte tam St. Germano Kalesi elde edildiği bir sırada Cem’de hastalık belirtileri görülmeye başlandı.

    Bir zaman sonra vücudunun belirli yerlerinde (yüz, boyun, göz) şişlikler meydana gelerek daha kötü bir hâle geldi. Artık ölüm emâreleri başlamış ve at üstünde değil; sedye ile hareket etmek zorunda kalmıştı.Ve nihayet Cem Sultan, Charles’ın gayretlerine rağmen kurtarılamadı. 25 Şubat 1495’te Çarşamba günü hayata gözlerini kapadı. Öldüğünde henüz 36 yaşlarındaydı.


    Size Kardinallik Veririm!

    Vâkıat isimli eserde, Cem Sultan’ın çok sıkıntılar çektiğinden bahsedilir. Bir ara Papa Inonncent ona hristiyanlığı teklif etti. Bu hadise ise Cem Sultan’ın hristiyan fakirlere verdiği sadakalar sebebiyle gelişti. “Cem bizim hristiyan fakirlere çok yakınlık gösteriyor. Galiba dediler, bu dine meyli vardır, ona Hristiyanlığı teklif edelim.” Bu olay eserde şöyle zikredilir:

    Roma’da olan kâfir fukârasına tasadduk ihsan eylerdi. Küffâr anı göricek, “Beg merhûmun Hristiyan ya’ni Nasarâ dinine meyli var” deyü zann-ı bâtıl eylemişler.


    Bu manzaradan ümitlenen Papa, Hrıstiyanlığa onu açıkça davet eder ve Cem’in Mısır’da bulunan oğlunu da getirip, ona kardinallik vaadinde bulunur.

    Bir gün Papa, esnâ-ı kelâmda merhûmun muvâcehesinde fukarâya muhabbeti olduğu tahsinleyüp, merhûmı kendü dînine da’vet idüp, eydür ki: “Mısr’dan oglın getür, oglına kırdınâllik virelüm. Bizüm dinimüze dönün diyicek…''

    Ben Dinimden Dönmezem

    Bu teklif karşısında çok üzülen Sultan Cem, göz yaşlarına hakim olamayarak Papa’ya şu cevabı verir:

    Ben sizden Mısır’a ailemin yanına dönmeyi talep ederken siz bana bâtıl, doğru olmayan bir yolu teklif ediyorsunuz. Bilirsiniz ki, herkese kendi dininden başkası bâtıldır. Şimdi İslamiyet doğru din iken, siz bu batıl dininizi bırakıp, bizim dinimize girer misiniz?

    Değil Kardinallik ve Papalık, bütün dünyanını malını mülkünü verseniz, ben dinimden dönmem. Eğer bu teklif, benim hristiyan fakirlere olan merhametimden kaynaklandı ise, bizim dinimiz zaten hiçbir bir kimseyi ayırt etmeksizin herkese iyilik yapmayı emreder.


    Bu cevap karşısında şaşıran Papa ve adamları Cem Sultan’ın dinine olan bağlığını görerek, bir daha bu çeşit bir teklif yapmacaklarına dair anlaştılar. Yukarıda sadeleştirmiş olarak verdiğimiz kısım, eserde şu şekilde geçmektedir. Bu orijinal alıntıyı yaparak yazımızı sonlandıralım…

    Merhuma gayret ü rikkat galebe idüp, ögüri ağladı. Eyitdi: “Şol günlere kaldık ki, bizi dîne da’vet eylersiz. Ben sizden Mısır yolın isterdüm, siz bana bâtıl yol mı gösterürsiz? Bilürsiz hod her kişiye kendi dînünden gayrisi bâtıldur. İtikâdınca şimdi Muhammed aleyhisselâmın dîni hakk iken siz hîç dîninüzden dönüp, Muhammed aleyhisselamun dînine girebilür misiniz? İmdi kırdınâllik ve papalık degil, cemî’-i dünyanun saltanatın virseler, ben dînümden dönmezem.“


    KAYNAK: Tarih ve Medeniyet
     

Sayfayı Paylaş