1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Paranoyanın Bazı Klinik Şekilleri

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve BeReNN tarafından 17 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Paranoyanın Bazı Klinik Şekilleri

    a) Kötülük görme paranoyası: Yukarda temas ettiğimiz gibi hasta, çevresindeki insanların kendisine düşman oldukları, kendisinin birtakım komplolara kurban gittiği fikrindedir.

    b) Hak iddiası: Hastanın ömrü mahkemelerde geçer. Haklarının gasp edildiğini, aslında kendisinin çok yetenekli,büyük işler başaracak biri olduğunu, fakat kıskançlık ve komplolar yüzünden yükselmediğini söyler.

    c) Keşif hezeyanlı paranoya: Bunlar mevcut keşifler ve icraatlardan birini kendine ait olduğunu iddia ederler. Veyahut yeni ve "uçuk" bir proje, icattı geliştirir. Bunu resmi makamlara kabul ettirmek için uğraşır dururlar. Bu tür "icatçı paranoyaların" basında sansasyonel haberler konu olduğu çok duyulmuştur.

    d) Büyüklük,asalet hezeyanlı paranoya (ihtiraslı idealistler ): Toplumlar için en tehlikeli tip budur. Bu insanlardan bazıları mehdilik, peygamberlik veya insanlığı kurtaracak yeni mesajcı olduklarını iddia ederler. Etrafına da telkine yatkın,zeka seviyeleri orta veya ortanın altı insanları rahatlıkla toplayabilirler. Bu insanlar her zaman toplumda dikkat çekerler. Mesela, islami anlayışa uygun olmayan "mut'a nikahı" kıyan, tesettürü inkar eden, olan olayları mehdiliği yönünde tefsir eden ve kitap yazan insanlar vardır. Bilgisiz, masum yüzlerce genç, bu tur insanların peşinden gitmektedir.

    "Toplumsal paranoya" bu gibi durumlarda söz konusudur. Çünkü "lider" in paranoyası ona inanan kitle tarafından paylaşılmıştır. Ona inanılmaktadır.

    Mistik hezeyanlı paranoyakların yanın da politik, ideolojik fikri olanlarda vardır. Bunlar da etrafında topladıkları insanlarla mitingler yaparlar. Kendilerine engel olmaya çalışanlara tecavüzlerde bulunabilirler.

    Böyle insanlar kötü niyetli ve çıkarcı birtakım kimseler tarafından bazen kolayca elde edilip ihtilal, anarşi, isyan vs. gibi tertiplerin içine düşebildikleri gibi bazen çevrelerini inandırıp büyük bir lider haline de gelebilirler.

    e)Kıskançlık paranoyası: tehlikeli klinik tablolardan biridir. Hasta, eşinin "ihanetini" ispat için çeşitli deliler arar, bulur. Sokakta geçen şahısların bakışları, aralarındaki konuşma, sokak satıcının malını methi, gazetede neşredilen ve kocasını aldatan bir kadının maceralarını mevzu olarak almış bir romanın neşri dahi ona göre karısını baştan çıkarmak veyahut etrafına, karısının ihanetini ima etmesi şeklinde tefsir edilebilir.

    Bu paranoyaklar eşlerine tam bir işkence hayatı çektiriler. Cinayetlerde işlenebilir. Paranoyak hastalar işledikleri suçlardan dolayı TCK' nın 46. maddesine mes'ul değildirler. Çünkü muhakemeleri yanlış işlenmektedir...

    Paranoyaklarla hezeyanları konusunda mantıki tartışmaya girmek doğru değildir. Boşa nefes tüketilir. Bu insanlar hezeyanlarıyla beraber "mezara girerler", kesinlikle hasta olduklarını kabul etmezler. Fazla üzerine varırsanız sizi de"düşman" bellerler.... bu insanlara karşı açık ve dürüst olmak gerekir. Kesinlikle yalana tevessül edilmemelidir.

    Paranoya ve Komplo Teorileri

    Son zamanlarda en sık duyduğumuz sözlerden biri: Komplo teorileri. Bu teorilere göre hiçbir şey sanıldığı gibi değil, hiçbir şey bildiğimiz gibi değil. Adeta tüm dünya kurgulanmış ve güvensiz. Her an başınıza bir şey gelebilir, herkes takip ediliyor, bütün telefonlar dinleniyor. Dostlarınız bile güvenli değil, aslında göründüklerinden başkalar. Hatta televizyonlarda izlediğiniz haber sahneleri, facialar sanal olarak yaratılmış. Kısaca böyle yaşamak zor. Psikiyatri bilimi bu tür bulguları gösteren duruma "paranoid bozukluk" adını verir. Paranoya hakkındaki bilgilerimizi gözden geçirip, toplumsal bir paranoya mı yaşıyoruz yoksa dünya gerçekten yalanlar üzerine mi kurulu, anlamaya çalışalım. Çeşitli paranoid durumlar vardır. Paranoid kişilik, paranoid reaksiyon, paranoid şizofreni, paranoya. Birbirlerinden farklı özellikler gösterseler de, değişik durumlarda görülseler de hepsi normal olmayan durumlardır. Paranoid düşüncenin temel özelliği kişinin kendine ait uygun olmayan düşünce ve eylemleri yadsıması, sonra da bunları başkalarından geliyor şeklinde yansıtarak buna inanmasıdır. Saldırganlık, kin, nefret, utanç, suçluluk gibi kabullenilmesi zor olan duygular kişi tarafından önce inkar edilir. Bunlar uygun olmayan duygulardır ve onda olamazlar. Sonra, bu kabullenilemez duygu ve eğilimler dışarıda bir nesneye yansıtılır ve ondan gelen bir tehdit olarak algılanır. Gittikçe ağırlaşan bu durum, örneğin kişinin içindeki saldırganlık duyguları nedeniyle birilerinin ona zarar vereceği, izledikleri, denetledikleri gibi bir endişeye dönüşür. Çevredeki her şeyi bu şekilde algılamaya başlar, artık tüm kurgu tamamdır. Bütün algılar oraya yönelir, bunları doğrulayacak kanıtlar aranmaya başlar ve savunmaya geçer.

    * Paranoid kişilik bozukluğu: Paranoidin temel inanışı 'insanlar potansiyel olarak tehlikelidir'dir ve stratejisi 'kaygı, kuşku'dur. İnsanlara güvenmez, herkesin gizli bir amacı olduğunu düşünür. Hep tetiktedir ve dostu olmaz. İhanete uğrayacağı aldatılacağı endişesi taşır.

    * Paranoya: Seyrek görülen bir durumdur. Sistemli ve düzenli sanrılar vardır. Çoğunlukla büyüklük sanrılarıdır. Hakkı yenmiş bir mucit, bir devlet adamı ya da din adamı gibi. Bu durum dışında son derece normaldir. Sadece iddiasını ispatlamaya çalışır. Devamlı kanıtlar gösterir, davalar açar. Bazen erotomani, bazen kötülük görme sanrıları ön plandadır.

    * Paranoid şizofreni: Şizofrenin diğer bulgularının yanı sıra paranoid bulgular ön plandadır. Bu bulgular şizofreniye özgü tarzda tutarsız ve gerçekten kopuktur.

    * Paranoid reaksiyon: Paranoid kişilik özellikleri olan kişilerde, yaşamsal zorlamalar ve olaylar karşısında ortaya çıkan geçici psikotik durumdur. Kargaşanın olduğu bir süreçte, kendini koruması zorlaşan bir insan kendisinin olaylara karıştığını sandıklarını, izlediklerini düşünmeye başlayabilir.

    * Diğer durumlar: Bazı fiziksel hastalıklar, beyin damarlarında kireçlenme, yaşlılık dönemi, alkol kullanımı, uyuşturucu kullanımı paranoid durumlara sebep olabilir. Paranoid durumlar tedavisi güç ruhsal hastalıklardır. Genellikle hastalar hasta olduklarını kabul etmez ve tedavi olmayı reddederler. Doktora, tedaviye karşı da güvensizdirler. Aile ve çevre için olaylar kontrol edilemez hale gelip, tedaviyi de reddedince, kandırılarak veya zorla tedaviye götürülürler. Bu durum hastanın kuşkularının artmasına, herkesin ona karşı ve kötü niyetli olduğuna ilişkin yargısının, doğrulanmasına neden olur. Bu nedenle her zaman hastaya karşı dürüst olmakta yarar vardır. İlaçla ve bazen hastanede yatarak tedavi gerekir. Kimi zaman, özellikle gençler arasında adeta bir hakaret sözü olarak kullanılsa da, görülüyor ki paranoya, paranoid bozukluk ciddi bir hastalıktır. Aşırı kuşkulu olmak, her şeyin ardında komplo aramak bir sorun olabilir. Paranoya ile biraz dalga geçen, bir yandan da bu duyguyu güçlendiren eski bir duvar yazısı vardı: "Paranoid olmanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez." Çünkü, aynı zamanda olayların ardındaki gerçekleri araştırmak, doğruları öğrenmek ve açıklamak insanların gerçekleştirmesi gereken önemli bir olgudur. Neyin, niçin olduğunu ve sonuçlarını bilmek, değerlendirmek gerekir. Ama eğer her şeyin altında komplo aramaya başlar, her olayı ürkütücü, gizemli, ard niyetli yaklaşımlarla açıklamaya çalışır ve toplumu buna inandırırsak iki önemli tehlike söz konusudur. Bunlardan biri hastaların gözden kaçması, tedavisiz kalmaları, kendilerine ve çevrelerine zarar vermeleridir. Diğeri ise çok daha önemli ve sosyolojik bir sorundur. Gerçeklerle teoriler karışır, gerçekler gözden kaçar ve bunları saptayarak dile getirenler yalancı çobana dönerler. Bu da toplumun kendini korumasını ve geliştirmesini engeller. Unutmayın bazen her şey görüldüğü kadar basittir ve bu haliyle bile yeterince zarar verici ve korkutucudur.

    Yazar: Prof. Dr. Bengi Semerci
     

Sayfayı Paylaş