1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Pastoral şiir nedir ? Pastoral şiir örnekleri

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Pastoral şiir nedir ?

    Pastoral Şiir Özellikleri

    Pastoral Şiir



    Pastoral şiir doğa güzelliklerini anlatan şiirlerdir. Kır, çoban hayatını, çıplak tabiat güzelliklerini tanıtıp sevdirmek gayesini taşıyan edebî eserlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur. Bu söz için Türk Dil Kurumu çobanlama karşılığı önermektedir.

    Şiir, roman, hikâye, tiyatro, mektup, makale, seyahat; fıkra; hayrat; sohbet gibi edebî türlerin hepsi pastoral bir görüşle yazılabilir. Batıda, pastoral şiirlerden doğrudan doğruya tabiat manzaralarını canlandıran idil; karşılıklı konuşma tarzında yazılan pastoral manzumelere eglog denilir. Yunan edebiyatından Theokritos (M.Ö. III. yüzyıl), Lâtin edebiyatından Vergilius (M.Ö. 70 - 19) en büyük pastoral şiir örneklerini veren şairlerdir.




    Pastoral Şiirler

    Örnek-1

    Yanık bir kaval sesi geliyordu uzaktan
    Derdi dağlardan aşkın ak abalı bir çobandan
    Önünde sürüleri ardında sürüleri
    İniyordu yemyeşil, dumanlı bir yamaçtan

    Örnek-2

    Avludan geçtiğini gördü gelinin
    Suya gidiyordu öğle güneşinde
    Ardında bebesi yalınayak
    Geride Karabaş
    Tozlu yoldan
    Söğütlerin oradaki çeşmeye
    Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye (Oktay RIFAT)

    Örnek-3


    Gümüş bir dumanla kapandı her yer
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
    Sürüler , çeşmeler , sarı çiçekler
    Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı ( Ömer Bedrettin UŞAKLI)

    Örnek-4

    BİNGÖL ÇOBANLARI
    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
    Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
    Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
    Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi
    Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
    Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
    Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
    Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
    Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
    Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
    Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
    Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
    Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
    "Suma"mın başka köye gelin gittiği akşam,
    Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,
    Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
    Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
    Diye hıçkırır kaval:
    Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
    Daima eğeceksin başkalarına boyun;
    Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
    Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
    Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
    Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
    Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
    Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
    Anlattı uzun uzun.
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
    Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
    Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına. (Kemalettin Kamu)



    Örnek-5

    ÇOBAN ÇEŞMESİ
    Derinden derine ırmaklar ağlar,
    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
    Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
    Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
    "Goynunu Şirin'in aşkı sarınca
    Yol almış hayatın ufuklarınca,
    O hızla dağları Ferhat yarınca
    Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
    "O zaman başından aşkındı derdi,
    Mermeri oyardı, taşı delerdi.
    Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
    Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
    Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
    Kerem'in sazına cevap veren bu,
    Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
    Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
    Leyla gelin oldu,
    Mecnun mezarda,
    Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
    Ateşten kızaran bir gül ararda,
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
    Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
    Tarihe karıştı eski sevdalar.
    Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
    Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi... (Faruk Nafiz ÇAMLIBEL)


     
  2. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Örnekler:

    Sonbahar geliyor serçe
    Yuvanı ne yapacaksın?
    Ayva çiçek açmadan önce.
    Meyvelerin içi geçecek
    Rüzgâr başka çeşit esecek
    Yağmurlarla ıslanacaksın.

    Cahit Külebi



    Tam otların sarardığı zamanlar
    Yere yüzükoyun uzanıyorum
    Toprakta bir telaş, bir telaş
    Karıncalar öteden beri dostum.

    Behçet Necatigil



    Havalar güzel gidiyor
    Sen de çiçek açtın erkenden
    Küçük zerdali ağacım,
    Aklın ermeden.

    Cahit Külebi



    Güneş ufkun kenarından
    Yavaş yavaş yükseliyor
    Köyün yüce dağlarından
    Serin nefesler geliyor

    Orhan Seyfi Orhon
     

Sayfayı Paylaş