1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Patlıcan'da 'tatlıcan' devrimi!

Konusu 'Ekonomi' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 24 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL

    Çekirdeksiz nar, limon ve karpuzdan sonra, bir Türk firması çekirdeksiz patlıcan üretmeyi başardı.


    Antalya-Kumluca'da faaliyet gösteren E-Z Tohumculuk Firması, ıslah ettiği hibrit tohum sayesinde çekirdeksiz patlıcan üretimini gerçekleştirdi. Firma, Türkiye'de ve dünyada bir ilk olduğunu belirttiği çekirdeksiz patlıcanı, ''tatlıcan'' olarak tescil ettirdi. Kendi kendine dönlenen (parthenocarp) patlıcan çeşitleri kullanılarak geliştirilen hibrit tohum sayesinde, kış aylarında, çiftçiler hormon ya da arı kullanmadan çekirdeksiz patlıcan üretebilecek.

    MANGAL KEBABI SEVENLERE
    E-Z Tohumculuk'un sahibi Zekai İlter, diğer patlıcanlara göre daha tatlı olan tatlıcanı, özellikle mangal ve kebapçıların tercih ettiğini söyledi.

    Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliğinin (TSÜAB), tohum sektöründeki gelişmeleri göstermek amacıyla organize ettiği gezi kapsamında basın mensuplarına Kumlucu'daki üretim ve araştırma seralarını gezdiren E-Z Tohumculuk'un sahiplerinden Zekai İlter, şimdiye kadar yürüttükleri araştırma çalışmaları sonucunda, 2 salatalık ve 4 domates tohumu tescil ettirdiklerini söyledi.

    "DAYANIKLI"
    Firma olarak, salatalık, domates, biber ve patlıcan türleri üzerinde çalıştıklarını anlatan İlter, sıcaklıkların düştüğü dönemde özellikle patlıcanda döllenme, döl tutma sorunu yaşandığına işaret ederek, bu sorunu gidermek amacıyla yürüttükleri araştırma sonucunda, kendi kendine döllenen (parthenocarp) patlıcan tohumu elde ettiklerini bildirdi. Firmanın ortağı Esat Durceylan'ın geliştirdiği bu çeşidi, geçen yıl Tarım ve Köyişleri Bakanlığına ''Tatlıcan F1'' olarak tescil ettirdiklerini belirten İlter, şu bilgiyi verdi:

    ''Hava sıcaklıkların düştüğü dönemlerde, seralarda patlıcan yetiştirmek sorun oluyor. Sıcaklık düşük olduğu için, patlıcanın döl tutmasını sağlamak üzere, hormon veya arı kullanmak gerekiyor. Bu sorunu aşmak için, kendi kendine döllenme özelliği olan patlıcan çeşitlerini kullanarak bir ıslah çalışması yürüttük. Bazı patlıcan çeşitlerinde genetik olarak bu özellik var. Başarılı bir ıslah çalışması sonucunda, istediğimiz özellikleri bir araya getirdik. Geçen yıl tescil ettirdiğimiz tohumunun deneme üretimleri de başarılı oldu. Geçen yıl 10 kg tohum üretildi. Tohumun 1000 adedi 60-70 lira gibi bir fiyat ile satıldı. Geçen sezon 55 dekar alanda tohum ektirdik. Çiftçi, verimden ve üründen çok memnun kaldı. Tatlıcan, diğer patlıcanlara göre kiloda 30-40 kuruş daha yüksek fiyatla satıldı. Dayanıklılığı da çok iyi düzeyde. Almanya'ya gönderdik, 4-5 gün yolda herhangi bir bozulma olmadı.''

    Kendi kendine döllenme özelliği nedeniyle, çiftçinin, artık, seralarda düşük sıcaklıklarda bile her hangi bir uyarıcıya, hormona ve arıya ihtiyaç duymadan patlıcan (tatlıcan) üretebileceğini vurgulayan İlter, ürünün, özellikle kebapçılar, mangalcılar tarafından tercih edildiğini, genel üretimde yaygınlaşmasının 5 yılı bulabileceğini kaydetti.

    İlter, serada çilek, hıyar ve biber üretiminde de hiç bir hormon kullanılmadığını, bunların kendi kendine döllenen özellikle olduğunu belirtti.

    Uzmanlar, Washington portakalın da kendi kendine döllenen (parthenocarp) bir bitki olduğunu, meyve çekirdeğini bulunmadığını veya çok az olduğunu, meyvenin kendi kendini döllediğini anlattılar.

    Tatlıcanın ıslahçısı Esat Durceylan da ıslah çalışması hakkında şu bilgiyi verdi:


    ''Islah çalışması yaparken, doğadaki çeşitlerden yararlanıyoruz. Hangi özellikleri istiyorsak, ona göre çeşitleri bir araya getiriyoruz. Doğada zaten doğal yoldan bitkiler birbiri ile melezleniyor. Biz istediğimiz özellikleri taşıyan hatları belirliyoruz. Bunlardan birine 'baba hat', diğerine 'ana hat' diyoruz. Önce bu hatları saflaştırıyoruz. Sonra, ana hattan aldığımız polenlerle baba hattı döllüyoruz. Böylece, diyelim ki baba hatta, istediğimiz 7 özellik, ana hatta 8 özellik varsa, elde ettiğimiz hibritte, istediğimiz 8-10 özellik bir arada bulunabiliyor.''

    Hibrit tohum üretiminin kesinlikle GDO çalışmalarından farklı olduğunu vurgulayan Durceylan, doğada doğal şartlarda ve tesadüfen oluşan melezlemelerin, ıslah çalışmalarında, bilimsel disiplin altında ve istenilen çeşitler arasında gerçekleştirildiğini, daha güzel bitki karakterleri elde edildiğini vurguladı.

    Halk arasında, hibrit tohumun ''kısır tohum, katır tohum'' olarak bilindiğine de işaret eden yetkililer, bu bilginin doğru olmadığını belirtirken, ''Hibrit bir tohum ilk ekimde bire 10 verim veriyorsa, bundan elde edilen ürünün tohum olarak kullanılması halinde, verim 5-6'ya düşebilir. Üstelik, ikinci ekimde elde edilen ürün, hibrit tohumun istenilen özelliklerinin hepsini yansıtmayabilir. Bu kalite kaybına, çiftçinin gelirinin düşmesine neden olur. Çiftçiler de gelir kaybına uğramamak için sürekli hibrit tohumu tercih eder'' dedi.

    Hibrit tohumun toplam üretim maliyeti içindeki payının ortalama yüzde 3 olduğunu belirten yetkililer, devletin hibrit tohum, sertifikalı fide ve fidan üretimini destek verdiğini hatırlattı.
     

Sayfayı Paylaş