1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Perennial Felsefe - Daimicilik

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Misafir Üye tarafından 17 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. Misafir Üye

    Misafir Üye Usta

    Katılım:
    9 Ekim 2006
    Mesajlar:
    608
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    30 ÇTL
    Perennial Felsefe ya da Perennializm (Daimicilik), evrensel hakikat ilkelerinin tüm insanlar ve kültürlerde ortak olarak mevcut olduğuna dair felsefi düşünüş. 16. yüzyıl teologu Augustine Steuch tarafından De perenni philosophia libri X (1540) kitabında "theosophia perennis" şeklinde kullanılmış ve "düşüş"ten sonra unutulmuş ve tarihte parçalı olarak ortaya çıkan vahyedilmiş mutlak hakikate işaret etmekte kullanılmışsa da Latince "philosophia perennis kazandırmıştır. Yirminci yüzyılda ise terimin literatürdeki kullanımı 1945 yılında "The Perennial Philosophy" adındaki kitabıyla " terimine popüler kullanımını 17.yüzyıl filozofu LeibnizAldous Huxley'a borçludur.
    İlkeleri
    Perennial felsefenin ilkelerine göre farklı kültürlerde ve bölgelerde yaşayan insanlar gerçeklik, benlik, dünya ve mevcudiyetin anlamı ve amacı hakkında benzer kavrayışlara ve tecrübelere sahip olmuşlardır. Bu benzerlikler tüm dinlerin zeminini teşkil eden evrensel ilkelere işaret etmektedir. Kavrayışlar arasındaki farklılıklar beşeri kültürlerdeki farklılıktan kaynaklanır ve kültürel kayıtların ışığında açıklanabilir.

    Aşağıda Perennial Felsefenin ilkelerinden bazıları bulunmaktadır:
    Fiziksel veya fenomenal dünya tek gerçeklik değildir; fiziksel olmayan gerçeklik de mevcuttur. Maddi dünya duyu algılarıyla kavranamayan ancak ruh ve akıl ile kendisine şahit olunan daha yüksek bir gerçekliğin gölgesidir.
    İnsan doğası bu iki taraflı gerçekliği yansıtmaktadır: Maddi beden doğum ve ölümün fiziksel yasalarına tabiyken beşer varlığının müdrike (intellect) veya ruh ile taşahhus eden diğer veçhesi kayıp veya yozlaşmaya tabi değildir ki bu veçhe beşer ruhunun özüdür. Batı'da (ve batı özentisi doğu ülke insanlarında) bu ikinci veçhe çoğunlukla gözönüne alınmak veya bilinmezlikten gelinir.
    Tüm insanlar her ne kadar kullanılmadığı için körelmişse de nihai veya mutlak hakikatin sezgisel bakımdan kavrama yetisine sahiptir. Bu kavrayış insanoğlunun nihai hedefidir ve ona ulaşmak varoluşunun amacıdır. Büyük dinler beşer ruhuyla bu daha yüksek ve nihai hakikat arasında bağ kurmaya çalışırlar. Bu nihai hakikat İbrahimi dinlerde (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) Allah, Tanrı, Yehova şeklinde isimlendirilir. Tanrı tüm mevcudiyetin kendisinden neşet ettiği ve kendisine döneceği Mutlak İlke'dir. Budizm ve Taoizm gibi teistik olmayan dinlerde nihai veya mutlak, özünde aynı olmakla birlikte ibrahimi dinlerden daha farklı şekillerde nitelenir.[/
    COLOR]
    Dinlerde / Mistisizmde Perennializm
    Diğer din mensuplarının da aynı hakikate eriştiğine dair anlayış tarihte apaçık biçimde görünmese de hemen her dinde özellikle mistiklerin bu anlama gelebilecek veya en azından sonraki yazarlarca bu anlamda yorumlanacak sözleri, ifadeleri vardır. Hristiyanlıkta Origen, İskenderiyeli Clement gibi azizler, İslamiyette İbn ArabiMevlana Celaleddin-i Rumi, Abdurrahman el-Çişti gibi bazı sufiler, Hinduizm'de Sri Ramakrishna, Sri Chandrasekharendra Saraswathi gibi swamilerin Perennialistlerce bu manada yorumlanan sözleri bulunmaktadır. Bunlar arasından 19.yüzyılda yaşamış hintli aziz Sri Ramakrishna tüm dinlerin temel ilkelerinin benzerliğine atıf yapmakla kalmamış o dinleri tecrübe ederek hepsinin aynı hedefe ulaştırdığını net bir şekilde ifade etmiştir. Modern dönemde doğuştan müslüman olan Seyyid Hüseyin Nasrın yanısıra kendilerine din olarak İslamiyeti seçen Rene Guenon, Frithjof Schuon ve gibi sufi/yazarlar da çeşitli dinlerin aynı anda nihai hakikate götüren otantik yollar olduklarını.Eğitimide Perennializm
    Perennializm, Türkçe'de Daimicilik olarak da adlandırılır. Eğitimde tüm insanlar için ebediyyen önemli olduğuna inanılan şeylerin öğretilmesi gerektiği düşüncesi. Perennialistler ayrıntılarda değişme olmasına karşın bunların kişi gelişiminde temel hususlar kadar önemli olmadığına inanırlar. Öğrenci insan türünün bir üyesi olduğu için öncelikle insani konular öğretilmelidir onlara göre makineler veya teknikler değil.
    Perennializm özcülüğe (essentialism) çok benzemekle birlikte perennializm kişisel gelişime öncülük verirken özcülük temel beceriler üzerinde dururlar. Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.
    Perennializm içinde iki büyük ayrım vardır: seküler, dini. Her ikisi hedef ve metotlarında farklılık gösterirler.

    Seküler Eğitimde Perennializm

    Seküler perennializm 19.yüzyıl ortalarına kadar giden nispeten yeni bir felsefedir. Mortimer Adler ve Robert Hutchins tarafından desteklenmiştir.
    Seküler perennialistler muhakeme etmeyi öğrenmenin önemi üzerinde dururlar. Onlara göre doğru, bağımsız muhakeme, gelişmiş zihin ve gelişmemiz zihin arasındaki farkı yaratır. Bu sebeple eğitimin ana amacı bu muhakemeyi geliştirmek olmalıdır. Bu görüşün destekleyicileri Batı literatürünün büyük eserlerini sokratik metodu kullanan tartışmalarda destekleyerek okumakla muhakeme etmenin öğretilmesini savunurlar.
    Dini Eğitimde Perennializm
    Dini Perennializm 13.yüzyılda De Magistro, (Öğretmen) eseriyle Thomas Aquinas tarafından geliştirilmiştir.
    Aquinas Tanrı'yı en büyük ve belki de tek Öğretmen görmüştür çünkü yalnızca Tanrı insanların zihinlerindeki fikirleri doğrudan biçimlendirebilir.
     

Sayfayı Paylaş