1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Pitagorasçılık (Pythagorizm)

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 5 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Pitagorasçılık (Pythagorizm)
    Antikcağ Yunan düşünürü Pitagoras'ın dinsel-felsefesel öğretisi. Antikçağ Yunan düşünürü Pythagoras (İ.Ö. 580-504) İonia'lıdır. Kroton kentinde gizli bir din okulu kurarak öğrencilerine din, töre ve siyasa öğretmiştir. Bu bilimlerin tümüne matemaia'lar adını vermiştir ki ilk anlamı insan bilgisinin tümünü kuşatan demek olan matematik sözcüğü de buradan gelmektedir.

    Pitagoras'a göre evren, bir sayı uyumudur (harmonia). Dünyanın kurucu ilkeleri zıtlıklardır. Ancak doğadaki bütün zıtlıkların kökü bir'le çok arasındaki zıtlıktır. Oysa mutlak bir, ne tek ne çifttir, hem tek hem çifttir. İlk varlık olan bir, noktadır. Nokta, devimle çizgi; çizgi, devimle satıh; satıh, devimle cisim olmuştur. Öyleyse her başka cisim, bir başka sayının karşılığıdır. Duyum, anlak ve zeka işte bu cisimden çıkar (emanatizm). İnsanlar bir'le sayar, bir'le düşünürler.

    Bir, insanla Tanrı arasında ortak bir ilkedir. Bir, bilenle bilineni, düşünenle düşünüleni bileştiren ortak bir ölçüdür. Bir, erkek bir ilkeyle dişi bir ilkenin birleşimidir. Sonsuz alemleri idrakinizle kucaklayınız, orada bulacağınız şey su olacaktır: Yaratıcı düşünce ve o yaratıcı düşünceyle sarmaş-dolaş olmuş ruh, can ve beden. Evrenin her yönünde rastlayabileceğiniz bu üçlükle o üçlüğün ilkesi olan teklikten başka bulabileceğiniz hiç bir şey yoktur.

    Evrensel üçleme, tanrısal birliktelik içindir. Teklik, üçlüğü özetlediği gibi üçlükle birleşerek dörtlük görünüşüne de geçebilir. Sayılar biliminin ana ilkeleri bu ilk dört sayıdadır. Öteki sayılar, bu dört sayının birbirleriyle çarpılması ye toplanması sonunda elde edilebilirler. Örneğin yedi, üçle dördün toplanmasından meydana gelir ve insanın Tanrıyla birliğini belirtir. On, ilk dört sayının toplamına eşittir ve Tanrılığın sürekliliğini anlatır.

    Kalliphon, Demokedes, Alkmeon Eski-Pitagorasçılar adıyla anılırlar. Alkmeon'a göre ölümsüz varlıklara benzediğinden ruh da ölümsüzdür. Ruhun ölümsüzlüğü, sonsuz olarak devimsel olmasındadır. Çünkü bütün tanrısal varlıklar; ay, güneş, yıldızlar ve bütün gök, aralıksız ve sonsuz devingendirler. Görünmeyen şeyleri ancak tanrılar bilir, biz insanlar sadece sonuç çıkarabiliriz. İnsanların yok olup gitmelerinin nedeni, başlangıcı sona bağlayamamalarıdır. İnsan, öteki varlıklardan, biricik kavrayan varlık oluşuyla ayrılır, ötekiler de algılarlar ama kavrayamazlar.

    Pitagorasçılık, İ.Ö. V. ve IV. yüzyıllarda daha da gelişmiştir. Kroton'lu Philolaos, Hipparkhos, Tarent'li Arkhytas, Lokrisli Timaios bu dönemin ünlü düşünürleridir. Bu dönemde Pitagorasçılık şu doğrultuda oluşmuştur; Bilinebilen biçimdir, Biçimse sayıya ve ölçüye özgüdür. Her biçim, bir sayı oranıyla belirlenir. Her uyum da sayıca belirlenmiştir. Sayı bütün nesneleri uyumlu ve böylelikle de tanınabilir kılar. Bilmek, sayıca bilmek demektir. Gerçek, sayıya göredir.

    Pitagoras mezhebinin, Delphoi bilicilik tapmağı (Apollon ve Dionysos ortak tapımı)'yla sıkı ilişkisi kesindir. Bundan başka Pitagorasçılık, aynı çağda doğup gelişmiş olan Orfik din'le de ortak yanlar taşımaktadır. Mitolojik ozan Orpheus’un adına bağlanan Orfik din de, Pitagorasçılık gibi, evren birliği, evrendeki bütün varlıkların birbirlerine yakınlığı ve bundan ötürü de dayanışmaları gerektiği, ruhun göçtüğü ve bu yüzden bütün hayvan ve insan bedenlerinin birinden öbürüne göçen ruhlarla dolu bulunduğu, bu yüzden et yememek ve ruhu ilerde süreceği göksel yaşama alıştırmak için her türlü beden nazlarından uzak yaşamak gerektiği inançlarını yayar.

    Kimi yazarlar da bütün bu dinsel görüşlerin Dionysos tapımından doğduğunu, Orpheus'un bu tapımı arıtıp geliştirdiğini, Pitagoras'ın da Orpheus'culuğu arıtıp ona yeni öğeler kattığını ileri sürmektedirler. Pitagorasçılık, yarı gizemsel ve yarı dinsel bir öğretidir. Bu öğretiye sayı gizemciliği ve matematik simgecilik de denir. İdealisttir, soyut nicelikleri mutlaklaştırır. Pek çok boşinançlara yol açmış ve sonunda Yeni-Platonculuğa karışmıştır.
     

Sayfayı Paylaş