1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Plotinosçuluk (Plotinizm)

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 5 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Plotinosçuluk (Plotinizm)
    Yeni-Platoncu Plotinos'un ve onu izleyenlerin öğretisi. Mısır Yunanlılarından Plotinos (205-270), Yeni-Platonculuğun, temel öğelerini öğretmeni İskenderiye'li Ammonios Sakkas'tan öğrendiği halde, kurucusu sayılır. Çünkü Platonculuğun gizemsel yanını, antikçağ Yunanlılarının bütün düşünceci düşünürleriyle uzlaştırıp dizgeleyerek, o geliştirmiştir. Bu bakımdan Plotinosçuluk seçmeci bir öğretidir.

    Antikçağ Yunanlılarının bilgi sevgisi, Plotinos'ta tanrı bilgisine dönüşmüştür. Bu bakımdan da Plotinosçuluk, Hıristiyanlığın temellerini atan kilise babalarının başlıca kaynağıdır. Plotinos'un öğretisi türümcü kamutanrıcılık adıyla da anılır, çünkü ona göre evrendeki her şey tanrıdan çıkmıştır ve tanrıya dönecektir. Plotinos, bu çıkışı, güneşin ışınlarının yayılması ya da bir kaynaktan su fışkırmasını dile getiren perilampsis deyimiyle terimler. Perilampsis terimi, Plotinos öğretisinin başkavramıdır.

    Bu yayılma ya da fışkırmayı şöyle anlatır: "Bütün şeylerden önce ve kendinden sonra gelenlerden farklı bir şeyin bulunması gerekir. Bu, bir olan' dır. O, hepsinin ilki olduğuna göre, kendi kendine yeter. Çünkü sonra gelen, önce gelene muhtaçtır ama önce gelen sonra gelene muhtaç değildir. Eğer birbirinden meydana gelen varlıklar varsa tümünün de doğrudan doğruya ondan gelmeleri gerekir. Eğer o bütün varlıkların birincisi ve bir olan'sa, hepsinin en tamı ve en güçlüsü olmalıdır. Tamlık ve olgunluk içinde olansa kendiliğinde kalmaya katlanamaz, başka varlıklar meydana getirir. Bu, sadece düşünen varlıklar için değil, bitkisel, cansız varlıklar için de böyledir

    Örneğin ateş ısıtır, kar soğutur. Özetle hiç bir şey etkin olmamazlık edemez. Öyleyse en tam ve en olgun, nasıl kendiliğinde kalabilirdi?". Bir olan deyimiyle dile getirdiği tanrıcı da söyle tanımlar: "Bir olan, bütün şeylerin hiç biri olmadığı içindir ki bütün şeylerdir. Bütün şeylerin hiç biri onda olmadığı içindir ki ondan gelirler. Bir olan tamdır, çünkü hiç bir şeyi aramaz, bir şeyi yoktur, bir şeye muhtaç değildir. Tam olduğu içindir ki taşar, tasmasıyla da kendinden ayrı bir şey meydana getirir. Böylece her şey bir olandır, ama hiç bir şey bir olan değildir. Her şey bir olandır, çünkü varlığını ondan alır. Oysa kendiliğinde kalır. Nasıl ki çizginin bir önceki noktası bir sonraki noktada yokolmaz".

    Piotinos, bu deyişiyle, tanrının varlıkları meydana getirmekle tözce eksilmediğini anlatmak ister. Şöyle der: "O, hiç bir yerde olmadığı içindir ki her yerdedir". Plotinos'a göre bir olan, gerçekten biriciktir. Çünkü "eşi bulunsaydı, ikisi ancak bir tek şey olmak gerekirdi".

    Plotinos'a göre tanrıdan ilkin us dünyası yayılır, ondan ruh dünyası yayılır, ruh dünyasından da cisimler dünyası yayılır. Evren, böylelikle üç aşamada oluşur. Plotinos bunu şöyle anlatır: "Varlaşma us dünyasıyla başlar. Ondan da ruh dünyası fışkırır. Orada cisimsiz ruhlar vardır, us bütünüyle bulunmaktadır. Us, sonsuza dek bölünmez ve dağılmaz kalır. Orada ruh da bölünmez ve dağılmazdır, ama özünde bölünme vs dağılma vardır. Ruhun bölünmesi, us dünyasından uzaklaşması ve cisimleri meydana getirmesiyle olur. Nitekim bu yüzden, ruh cisimlerde bölünür, denir.

    O halde nasıl olur da, hem de ve aynı zamanda, bölünmez olarak da kalır? Şu anlamda ki, usdan tümüyle uzaklaşmış değildir, kendinin bir bölümü cisimlere girmez, cisimlere girmeyen bu bölümün özüyse bölünmezdir. Platon'un, ruh bölünmez bir özle cisimlerde bölünen bir özden yapılmıştır, sözü şu anlama gelir: Ruh, us dünyasında kalan bir özle bu öze bağlı kalarak, merkezden çıkan bir yarıçap gibi, buraya kadar uzanan bir özden yapılmıştır. Bunun içindir ki hem bölünür, hem de bölünmezdir.

    Ruh cisme, bir bölümüyle değil, bütünüyle girer. Bunun içindir ki bölünmüş değildir. Ama cismin bütününü kanlar, bunun içindir ki bölünmüştür. O, devimsizdir ve bir şey yapmış değildir. Bir yüzün birçok aynalardaki yansısı gibi sadece kendini bütünlüğüyle yansıtmıştır". Ruh. hiç kuşkusuz, Platon'da olduğu gibi, Plotinos'da da ölümsüzdür: "Biz, her birimiz ölmez miyiz? Yoksa bütünüyle mi yokoluyoruz? Ya da varlığımızın kimi bölümleri yokoluyor da kimi bölümleri, varlığımızı gerçekten varlık eden bölümler, sonsuza kadar kalıyor mu? Bunu, doğayı izleyerek, öğrenebiliriz. İnsan basit bir varlık değildir, bir ruhu ve bir bedeni vardır. Bu beden ruhun aletidir. Her ikisinin de doğasın incelersek bedenin karmaşık olduğunu ve sürüp gidemeyeceğini görürüz.

    Usumuz ve duyularımız bunun böyle olduğunu tanıtlıyor. Onun zamanla bozulduğunu, çözüldüğünü, her türlü kayıplara uğradığını ve aslına döndüğünü görüyoruz. Bir cisim başka bir cismi başkasına dönüştürür ve yokeder. Doğan şeylerin her birini ayrı ayrı ele alsak bile onların tek bir bütünlük içinde olmadıklarını görürüz, biçim ve madde olarak ikiye bölünmüşlerdir. En basit cisimler bile bu ikiliği taşırlar. Bundan başka cisim olarak bir büyüklükleri vardır, küçük bölümlere ayrılır ve parçalanırlar, demek ki bozulur ve yokolurlar. O halde eğer beden varlığımızın bir bölümüyse bütünüyle ölmez değiliz.

    Bedenimiz, ruhumuzun bir aleti olduğuna göre ancak belli bir zaman için verilmiştir. Ne var ki insanın temel bölümü, insanın asıl kendisi, bir maddenin biçimi ve bir aletin kullananı gibidir. İki anlamda da insan ruhtur. Hangi sağduyulu kimse böylesine bir varlığın ölmezliğinden kuşkulanabilir?".

    Plotinos'a göre üç basamaktan inerek varlaşan insan, çift yanlı merdivenin öteki üç basamağından çıkarak tanrısına dönecektir. Çıkış basamaklarının birincisi algı, ikincisi us ve üçüncüsü gizemsel sezgidir. İnsan önce duyulur şeyleri algılayacak, sonra anlakalır şeyleri uslamlayacak, sonunda da esirmeyle gizemsel sezgiye erişerek tanrısına kavuşacaktır. İnsan yaşamının ereği budur. Uslamlama, algıyla edindiklerine bağlanan ve bundan ötürü kendilerini de aşağılayan ruhları, tanrılarına döndürecek ve Platon'da olduğu gibi onlara tanrılarını anımsatacaktır.

    Plotinos'a göre mutluluğa sanat, sevgi ve felsefe yollarından varılabilir. Tanrı'yı sanatçı duyulur alemde, seven kişi insan ruhunda, filozof anlaşılır alemde arar. Ne var ki tanrıya ancak felsefesel bir kendinden geçişle varılır, düşünceyle varılan gerçek sanatı ve sevgiyi aşar, sanatla ve sevgiyle varılanın ancak soluk birer gölgeden ibaret olduğunu meydana koyar ve insanı tanrısıyla birleştirir. Anlaşılır aleme götüren yöntem, Platon'da da olduğu gibi, diyalektiktir.

    Diyalektik, Plotinos'ta, Platon'da da olduğu gibi, doğruya vardıran bir mantık'tır: "Anlaşılır'a ulaşıncaya kadar birleştirir, toplar, böler. Diyalektik, felsefe demektir, genele doğru yürüyen bir uslamlamadır, akıl yürütmenin mantıklı olup olmadığını her an denetleyen bir zekadır. Diyalektiğin bilgileri onda araçsız olarak bulunur". Bu sözlerinden açıkça anlaşıldığı gibi diyalektik, Plotinos için, sezgisel bir mantıktır.

    Plotinos, Aristoteles'in biçimsel mantığının yerine, sezgisel bir mantık koymaktadır. Plotinos da, Platon gibi, bilime dayanmayan hayal kuruculuğun en belli örneklerinden biridir.
     

Sayfayı Paylaş