1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Pozitif Engelleyenler..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve sessiz gemi tarafından 15 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. sessiz gemi

    sessiz gemi Forum Tutkunu

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.643
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    mühendis
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    80 ÇTL
    Ülkemizde çok yeni bir geçmişe sahip olan kişisel gelişimden bahsetmek istiyorum... Kişisel gelişimi bilmeyen kaldı mı? diye sorabilirsiniz.

    Bu konuda verilen seminerler ve yazılan kitaplar dolayısı ile kişisel gelişim ve içeriğinde bulunan kavramlar öylesine bir hal aldı ki, insanların çoğunun bu konuyla ilgili kafası karışık... Kişisel gelişim, ruhsal gelişim, çekim yasası, kuantum düşünce şekli derken bir de kişisel gelişimi psikolojik tedavi yöntemiyle karıştıranlar eklenince herşey birbirine girmiş bir vaziyet aldı.

    Doğaldır ki, her insanın varmak istediği hedefler, gitmek istediği bir yol, bu yolda karşılaştığı büyük küçük problemler, yaşadığı mutluluk ve mutsuzluklar vardır. Bizler hep bu gibi durumlarda sürekli şikayet edip sızlanırız, durumumuzu gözden geçirip, neredeyiz, nereye varmak istiyoruz ve varmak istediğimiz yere ulaşmak için nelere ihtiyacımız var diye hayatımızı gözden geçirmek pek aklımıza gelmez. Sevmediğiniz halde katlandığımız bazı hallerin bir listesini yapıp, kaç zaman ve kaç yerde gerçek duygularımızı ifade edip, kaç kez sözümüzü söyledikten ya da bir davranışta bulunduktan sonra “bu ben miyim?” sorusunu sorduk kendimize? “Kim olduğumu anlatmanın en iyi yolu bu muydu?” diye ne kadar düşündük? Halbuki birey aslında her zaman kendisidir, ancak bunları açığa çıkartacak formülleri bulamaz...

    Kişisel gelişim veya ruhsal gelişim olsun tam da bu noktada devreye girer. Birisi hayatta varmak istediğimiz hedeflerin sınırlarını zorlamamız için bize gereken güven ve desteği verip, kendimizi daha yakından tanımamıza, diğeri de ruhsal anlamda bilincimizi daha üst seviyelere taşımamıza yardımcı olur ve insanın yaşadığı evren ile bağlantısı üzerinde durur... Bilincini en yüksek seviyeye çıkarmak ve “Ben kimim?” “Evrendeki yerim ve önemim nedir?” “Hayatın anlamı nedir?” gibi sorulara cevap bulmaya çalışır... İnsan maddi boyutunun yanı sıra manevi boyutu da olan bir varlıktır... Sadece maddi başarılar insanı mutlu etmeye ve kendisini tam hissetmeye asla yetmez. İnsanın maddi dünyadaki başarı kadar manevi yanının da doyurulması gerekir. Yoksa başarılı ama bir yanı eksik, mutsuz insanlar olup çıkarlar. Demek oluyor ki; kişisel gelişim tek başına bir gelişim şekli değildir.

    Gözlemlerimden edindiğime göre; kişisel gelişim uzmanlarına danışanlar öncelikle psikolojik sorunlarını anlatma çabasında olup, bu kişileri terapist olarak görmeleridir. Halbuki; kişisel gelişim, NLP, Yaşam Koçluğu, Pozitif Düşünce, Kuantum Düşünme Yöntemleri, sosyal hayatta ilerleme ve alanlarında kişiyi motive ederek sınırlarını genişletmek amacı için kullanılan araçlardır. Psikoloji ile bir ilgisi yoktur. Elbette manevi yaşamı günlük yaşantımızdan ayırmak güçtür ve doğru da değildir. Fakat kişisel gelişim uzmanları psikolog değillerse bilinçaltı ile uğraşmazlarlar. Şayet birey manevi inanışları gereği bazı atılımlarda bulunamıyor ve geçmişte aldığı bir yara varsa, bu koçların görevleri bu bireyleri tedaviye ikna etmek ve bunları çabuk atlatabilmesi için yardımcı olmaktır. Kişisel gelişim uzmanlarının ve yaşam koçlarının işi geçmiş sorunları çözmek değil, kişinin gelecekteki hedeflerini belirlemesine yardımcı olmak ve çözüm ortağı olmaktır. Bu nedenle iyi eğitmenleri seçmeniz risk taşımamanız için önemlidir. Kişisel gelişim aksi takdirde yaşamsal gerilemenize neden olabilir. Örneğin; Kişisel gelişim seminerlerine katılıp gelişmeyi düşünüyorsunuz diyelim. Konu iş yaşamınızda ilerleme ve başarıyı yakalama. Bu biraz komik... Çünkü bu gelişim için ekip olmak ilk şarttır, ama uzmanlar herkesi tek tek geliştiği için, tek tip bir insan yetiştirme şekline dönüşür ve ekip olamaz, aksine rakip olur. Aile içinde de aynı olay söz konusuysa tek tip insan olarak kazancımız ne olur?

    Şu anda dünyada ve Türkiye’de kişisel gelişim alanında yayınlanan kitaplar genellikle bilimsel çağrışımlar yapan başlıklarla okuyucu ile buluşuyor. Oysa bu tür kitapların ilk versiyonları daha yalındı: “Nasıl Milyoner Olunur?”, “Kolay Para Kazanma Yolları”, “Nasıl Zengin Oldum”.

    Artık kitap başlıkları daha bilimsel, fakat temel felsefe değişmiş değil... O da, insanları kolay yoldan zengin bir işadamı, başarılı bir politikacı, çok satan bir yazar olabileceklerine inandırmak, uzun eğitim süreçleri, tecrübe ve zaman gibi başarı için gerekli etkenleri yok sayarak insanların umutlarını istismar etmek. Tabii ki kişisel gelişim alanında bu kapsama girmeyen başarılı ve faydalı kitaplar da vardır ve belli bir motivasyon sağlayacağı doğrudur. Fakat birçok kişisel gelişim seminerlerinin vaat ettiğinin aksine belli bir başarıyı yakalamak için, gayretli olma konusunda küçük bir motivasyon sağlama dışında, hiçbir etkisinin olmayacaktır. Çünkü bir alanda başarı elde etmenin yolu hem o alanda ciddi bir eğitim sürecinden geçmiş olmayı, hem bazı yeteneklere sahip olmayı, hem de çeşitli çevresel faktörlerin katkısını gerektirir. Kimse “Nasıl Başarılı Bir Yönetici Olurum?” adlı bir seminere gitmekle başarılı bir yönetici olamaz. Aslında insanlara bu tür kolaycı vaatlerde bulunan eğitimciler, para verip eğitimlere katılan insanları kandırmış ve onların umudunu sömürmüş oluyorlar.

    Altın çağını yaşayan kişisel gelişim akımının uzun vadeli olması çok mümkün değil bence. Zira insan hayatına yön verme amacı taşıyan eğitmenlerin , önce “kainat nedir, neden var olmuştur ve neyi gösterir?” sorularına doğru ve tatmin edici bir cevap vermesi gerekir. Bu “temel” sorulara tutarlı bir cevap veremeyen bir akım, ne kökleşebilir, ne de insanın kökü derinlere uzanan ihtiyaçlarını aldıkları kısa süreli eğitimlerle karşılayabilirler. Geçici bir moda olarak bir süre ortalıkta gezerler sadece.

    Kişisel Gelişim bilinçli değişimi gerektirir ve değişimi istediğimiz anda bunun adının ne olduğunun da bir önemi yoktur aslında. Önemli olan bu dünyada varolan ve olduğunu sandığı kişiden daha farklı bir kişi olabileceğini bilen herkesin, sonunda kendisinin en yüksek halinin olduğu yola adım atmış olmasıdır. Kısacası Kişinin herhangi bir alanda sahip olduğu potansiyeli biraz daha ileri taşıyabilmesi ,kişinin kendini tanıma, keşfetme, bilme, yenilenme, harekete geçmesi belirli bir yola programladıklarında meydana gelir ki, bunu ancak siz yapabilirsiniz, sizin yerinize bir başkası değil. Ne kadar bilgili görünseler de, arabanın direksiyonuna geçtikleri zaman, o bilgi özümsenmemiş yani koordinasyon eksikse, sürmeleride zor olur... Ama kaç model, motoru nasıl çalışır gibi bilgi içerikli soruların hepsini cevap verebilir.O nedenle, kişisel gelişimi bir bilgi hadisesi gibi gösteren bir çok uzmana şunu sormak lazım: Peki senin yaşamında ne oldu? Bilgiyi alıp aktarıyor; bakıyorsun, birçok yerde kendi yaşamın dökülüyor. O bakımdan bu uzmanlara giden insanlara diyorum ki, önce o insanın kendi yaşamına bakın. Mutlu mu, coşkulu mu, başarılı mı, hayatı anlamlı mı? Değilse ilk fırsatta bu kabaca evrimleşme için hayatı anlamlı bulan biri ile konuşmaya çalışın ve yaşadıklarınızın yanlış olduğunu düşünmeden, hatalarınız altında ezilmeden, hepsini yaşanmış olması gereken ve bize en azından bundan böyle ne yapmamanız gerektiğini hatırlatacak birer deneyim olarak kabul edin.

    ASU MANSUR

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Alıntıdır
     

Sayfayı Paylaş